İrhâs: Bir Peygamberin gönderilmesinden önce, gönderileceğine işaret olmak üzere çıkan harikulade haller. (F.Develioğlu-Lügat) Bu demde; daha yedi yüz sene önce gelip Medine’ye ev/evler yapan TÜBBA’yı hatırlayalım. Kâbe’nin çok ziyaretçi toplamasını hazmedemeyen, Habeş Melikinin Yemen Valisi Ebrehe. (S.Suruç:1/36) Kâbe evvelce de, kudsiyetini çekemeyen pek çok kavmin saldırısına maruz kaldı. Ebrehe’den önce, putperest olan Yemen hükümdarla rından üçü daha Kâbe’yi yıkmak istemişti. (O.N.Topbaş:1/41) Bunlardan birisinde Hüzeyleoğulları Yemen kralı Tübba’ı Kâbe’yi yıkıp oradaki hazineyi alması için kışkırttılar. Bunun sebebi Tübba’dan kurtulmak istemeleri idi. Zira Kâbe’nin kutsiyetine inanıyor ve ona saldırının helak sebebi olacağını biliyorlardı. Kâbe’yi yıkmak için yola çıkan Tübba ve cemaati yolda kuma saplanıp kalmışlardı. ‘Ona öyle bir rüzgâr gönderdi ki, rüzgâr, onun ellerini ve ayaklarını büzdü, vücudunda yarıklar açtı. (İbn İshak:83)-(O.N.Topbaş:1/41-42) Bu ve benzeri olaylarla Kâbe’nin Hak katındaki kıymeti zahir olunca, halk katındaki itibarı da yükseldi. Kâbe, Mekke ve Kureyşlilerin ilahi koruma altında oldukları inancı, Arabistan ahalisi tarafından benimsendi. (O.N.Topbaş:1/42)
Efendimizin misafir kaldığı evin geçmişi: Efendimizin kalacağı bu evin önemli bir özelliği daha vardı; bu ev, yüzyıllar öncesinden Tubba Meliki Esadül-Hımyeri’nin, ahir zaman Nebi’si Medine’ye hicret ettiği gün içinde kalsın diye yaptırdığı evdi. (Halebi Sire). Yedi yüz sene evvel, Tübba Ebu Kerib Peygam berimiz Aleyhisselamın Mekke’de zuhur ve Medine’ye hicret edeceğini Yahudi âlimlerinden öğrenince, bu evi daha o zaman yaptır mıştı.(A.Köksal:3-4/56)-(O.N.Topbaş:2/7) Halid İbni Zeyd Yemen Padişahı Tübba meliki neslindendi. Künyesi Ebû Kerib ve adı Esad olan Melik Peygamberimizin geleceği işaret edildiğinde gelip Medine’de bir ev satın almış ve evladından birini içine koymuştu. (K.Davud:699) Evlatları burada oturdular. İşte bu Hz.Eba Eyyub onun bu evde oturan yedinci evladıdır. (K.Davud:699)
Yemen melikinin Medine serüveni: Esadül-Hımyeri, güçlü bir kraldı. Önceleri Medine’yi kuşatmak için gelmiş, karşısına çıkpda kendisine, ‘Sen burayı kuşatamazsın; çünkü burası, ahir zamanda, Kureyş arasından Harem’de çıkacak olan Nebi’nin hicret edeceği yerdir. Burası O’nun evi ve karar kılacağı belde olacaktır’ ‘Çünkü burası, geleceğini beklediğimiz Son Nebi’nin hicret edeceği yerdir’ ‘araya engeller çıkar ve sen bunu asla başaramazsın’ diyen Kureyzaoğullarından iki Yahudi genci de yanına alarak Yemen’e geri dönmüştü. (Taberi Tarih,el-Hindi Kenzul-Ummal) Himyerli Tübba Medine’ye uğradı. O zamanlarda, Medine’de, Yahudiler ile Evs ve Hazrec kabileleri yaşıyorlardı. Tübba ile savaştılar. Gün düz onunla savaşıyorlar; akşam olunca ona ve arkadaşlarına ekmek ve hurma gönde riyorlardı. O da utandı ve barış için bir elçi gönderdi. Evs’li Uhayha b.Celah ile Yahudilerden Bünyamin el-Kurazi/Beni Kureyze’e Yahudilerinden iki âlim zat (Kaab ve Esad-Taberi:2/510), Tübba’ya: ‘Ey Kral! Ne kadar gayret etsen de, bu şehre giremeyeceksin. Biz sana karşı hemen gelecek bir cezadan emin değiliz. Çünkü burası Allah’ın Kureyş’den göndereceği peygamberin yurdudur/Orası bir Nebi’nin hicret edeceği bir yerdir ki, ahir zamanda Kureyş’ten işte bu Harem’den çıkacaktır. Orası onun memleketi ve karar kılacağı yurdu olacaktır.’ dediler. (İbn İshak:81-82)-(İbn İshak, İbn Hişam:1/53-56)-(Taberi:2/509-511) Medineli Yahudiler: ‘Biz kitaplarımızda şöyle okumuşuz ki O Ahir Zaman peygamberi ki, adı Muhammed’dir. Bu şehrin (Medine’nin) halkını O dine davet edecektir. Onun dinini kabul edip Allah’ın birliğini tasdik edeceklerdir!’ dediler. (Taberi:2/511)
Tübba’yı helak ettirmek istediler: Benzer bir durum ’da Tübba için Mekke ile ilgilidir: Bir gün Tübba Mekke’den iki gece uzaklıkta bulunan Cemedan bölgesindeki Def’e geldi. ‘Usfan ve Emec’in arasında olduğu zaman’ Burada oturmakta olan Hüzeyl b.Müdrike kabilesinden insanlar gelerek Kral’a: ‘Ey Kral! Sana altın, inci, yakut ve zebberreç dolu bir ev gösterelim mi? onu ele geçir, bize de verirsin’ dediler. ‘Hüzeliler böylelikle onun helakına kast etmişlerdi’ Tübba Kâbe’yi yıkma niyetiyle yola koyuldu.”(İbn İshak:82-83)-(İbn İshak, İbn Hişam:1/57/58) Tübba Yemen’e giderken yolda Mekke’ye yaklaşınca Hüzeyloğulları Araplarından birkaç kişi Tübba’yı öldürmek istediler. Ona: ‘Mekke şehrinde define ve hazine vardır. Bu kadar mal almak yeğ değilmidir?’ Tübba Hazine ve define sözlerini işitince onlara tamah eyledi. Araplar onun Mekke’yi alamayacağını bilmekteydi. Maksatları onun öldürülmesi ve mallarını yağma etmekti. Tübba bilginlerine danıştı. Onlar da: ‘Bu Arapların dileği seni Allah’a helak ettirmektir. Çünkü burası Allah’ın evidir. O evi yıkmayı dileyenleri helak eyler!’ dediler. Sonra: ‘Bu evi ziyaret et, tavaf kıl, başını traş et, bağışta bulun ve kurban kes!’ dediler. (Taberi:2/511-512) Fakat Allah Teâlâ, ona öyle bir rüzgâr gönderdi ki, bu rüzgâr, onun ellerini ve ayaklarını büzdü, vücudunda yarıklar açtı. Başına gelenleri beraberindeki Yahudilere sordu. Onlar da ona: ‘O, Allah’ın mukaddes evidir. Kim onu yıkmak isterse, helak olur’ dediler.”(İbn İshak:82-83) Tübba bu konuda şu şiiri söyledi:Cemedan’ın Deff’inde yükselen bir başarı vardı, Hüzeyl’den bazı adamlar bana gelinceye kadar. Bana Beyt’ten bahsedilip dediler ki: ‘Onun hazinesi, İnci, yakut ve zeberceddir.’ Bir şey yapmak istedim, fakat Rabbim onu yapmaya engel oldu. Rab, Mescid’in harab olmasını engeller. (Tübba (İbn İshak:83)
Kâbe’yi tavaf etti örtü örttü: Tübba, Askeri ile birlikte Mekke’ye girdi. Kâbe’yi tavaf eyledi. Kâbe’ de ne kadar putlar varsa çıkarttı. Beytullah’ı temizletti, bakıldı. Ondan önce Kâbe’ye hiç kimse örtü örtmemişti. İlk örtüyü Kâbe’ye Tübba giydirdi. (Taberi:2/512) Onların (İki Yahudi din âlimlerinin) tavsiyesine uyup Kâbe’yi tavaf etti. Kâbe’ye ilk defa örtü örttü, devamlı örtmeleri için Cürhüm’lü valilere emretti. Kâbe’ye bir de kapı ve anahtar yaptırdı. Mekke’de altı gün kaldı. (İbn İshak:83-87)-(İbn İshak, İbn Hişam:1/58-59) Yemen’e giderken Hacerül-Esvedi yanında götürmek istedi. Kureyşliler Hüveylid b.Esed b.Abdüluzza b.Kusay başkanlığında bunu engellediler. (İbn İshak:84-85) Yemen padişahı Esad, Yemen’den Mekke’ye gelip Beytullah’ı kisve ile tazim eden o dur. Yine yedi türlü örtü ile örten de odur. (K.Davud:698)
Yemenin yolunu tuttu: Sonra Mekke’den çıktı Yemen’in yolunu tuttu. Oraya gelince Yemen halkı Tübba’nın Yahudi dinine girdiğini gördü. ‘Sen babanın, atanın, dedenin dinini unutttun’ diyerek yeni kral aramak istediler. Tübba hakkı batıldan ayıran ateşin bulunduğu mağaradada imtihan oldular. Halk putlarını kitaplarını, ilim ve din adamlarını aldı mağaraya götürdü. Ateş bunların putlarını, bakıcılarını yakmış ve kül etmişti. Yemen halkı da böylece Yahudi dinine geçip Tevrata tabi olmuşlardı. (Taberi:2/512-513) Esedül Himyeri Hem de onların dinini kabul etmiş olarak… Böylelikle, Hımyer halkının çoğunluğu, bu dini kabul etmiş ve ilk defa Yemen’e Yahudilik girmişti. Artık o ehli imandı. (Taberi Tarih) Bu sırada bir haberci: ‘Allah, Yemen’e bir ateş göndermiş, uğradığı her şeyi yakıyormuş’ dedi. Bunun üzerine Tübba Bünyamin de bulunduğu bir Yahudi topluluğu ile birlikte Yemen’e döndüler. (İbn İshak:81-82) Tübanı Esad Ebu Kerib bunun üzerine Medine halkını helak etmekten vazgeçti ve kendilerinde ilim olduğunu gördü. Medine’den ayrıldı ve Yahudi Beni Kureyzeden o iki âlimin dinlerine tabi oldu. (İbn İshak, İbn Hişam:1/54-55-56) Bazı Himyeri melikleri Yahudi dinine girdi. Bu yüzden insanlardan bazıları, Tübba’ın da Yahudi dinine girdiğini zannetmektedirler. İbni Abbas: ‘Tübba’ın durumu sizi şaşırtmasın; O müslümandı’ demiştir. (İbn İshak:86-87)
Tübba tahtını terk edip Medine’ye geldi son nebiyi bekledi: Sonra gün gelecek Tübba meliki Ebu Kerb saltanatını, tacını tahtını terk ederek, O’nun hicret edeceği günü beklemek amacıyla ve Son Nebi’yi müjdelemek için Medine’ye hicret edecekti. Medine’ye, gelecek Nebi’nin evini inşa etme niyetiyle sıradan bir insan olarak geliyordu. Esadül-Hımyeri, bir gün tacını ve tahtını Yemen’de bırakarak, gelecek Son Nebi’nin hicret edeceği belde olarak bildiği Yesrib’e (Medine’ye) gelmişti. Geldiği zaman da, O’nun geleceğinden sadece kendisinin haberdar olmadığını ve nice samimi gönüllünün O’nu burada beklediğini görmüş ve kendisi de burada kalmaya karar vermişti. Daha sonra Medine’ye gelen bu kral, burada dört yüz din âlimini kendisini beklerken bulacak ve bunun sebebini sorduğunda ise: ‘Bu beldenin şerefi, burada Muhammed adında ortaya çıkacak bir Nebi’den dolayıdır; burası da O’nun hicret edeceği yer’ cevabını alacaktı. Es’adül Hımyeri Medine’ye geldiğinde burada dört yüz kadar din âlimi vardı; bunların hepsi de, geleceğini bidikleri Son Nebi’yi beklemeye durmuşlardı. Sebebini sorduğunda kendisine, ‘Biz kitaplarımızda görüyoruz ki, Allah’ın göndereceği son peygamber Muhammed, buraya hicret edecek. Biz de, O’nu burada karşılamak için bekli yoruz’ diyorlardı. (Salihi, Sübülül-Hüda ver-Reşad) Dört yüz âlim bu samimi hallerini görünce, her birisine birer ev yaptıran Hımyeri, bu şahısların diğer ihtiyaçlarını da giderecek ve Efendisi’ne hasret gönüllerin böylelikle gönüllerini almaya çalışacaktı. (Salihi, Sübülül-Hüda ver-Reşad)Kendisine de bir ev yapmıştı:Daha sonra bu zat Medine’de kalacak ve herkesin bekle diği son Nebi için, buraya hicret ettiği gün içinde kalması için evini inşa edecekti. Kendisini görmeden Efendimiz’e olan bağlılığını ilan edecekti. (el-Hindi Kenzul-Ummal) Çok geçmeden, samimi bir niyetle bir ev inşa ettirecek ve bu evde, gelecek Son Nebi’yi misafir etmek isteyecekti. (Salihi, Sübülül-Hüda ver-Reşad)
Tübba son nebi gelmeden vefat etti: Bir arsa satın alıp ev inşasına başlamıştı. Geliş sebebini açıklama mecburiyetinde kalan Ebu Kerb: ‘Ben, kadim kitaplarda gördüm ki, çok geçmeden Fârân dağlarının arasından bir Nebi zuhur edecek ve bu Peygambere Mekke, sahip çıkmadığı gibi, çok haşin davranacak. O peygamber, bu beldeyi terk etmek zorunda kalacak. Sonrasında ise, buraya, Medine’ye hicret edecek. İşte ben, o Nebi, hicretle buraya geldiğinde, içinde kalsın diye, bu günden O’nun evini inşa ediyorum’ açıklamasını yapmıştı, ta o zaman. Günler geçti, ama Melikin beklediği Son Nebi henüz ortalarda yoktu. Derken kader, onun içinde hükmünü icra edecekti. O’nun gelişini bekleyerek ve orada fani olacaktı. Çocuklarına miras kaldı Melik’in evi… Onlar da başkalarına sattılar onu! (Ayni Ümdetül-Kari)
Tübba Son Nebiye mektup bıraktı: Yazıp altını mühürle mühürlediği bir mektubu da Peygamberimize takdim edilmek üzere Medine âlimlerinin en büyüğüne vererek, kendisi erişemezse çocuğundan veya çocuğunun çocuğun dan erişecek olan aracılığıyla takdim edilmesini istemişti. (A. Köksal:3-4/56)-(O.N.Topbaş:2/8-9) Ölüm emareleri belirince, bilge adamına bir mektup bıraktı. Zamanına yetişipte göremediği son Nebi’ye vermesini istiyordu. Şayet o da göremezse, görebilecek birisine emanet etmesini ve aradakilere de vasiyet ediyordu. (Halebi Sire) Ömrünün sonunda da oğluna Peygamber Efendimize hitap eden bir vasiyet (mektup) bırakmıştı. Evlatlarına da: ‘Her biriniz bu vasiyeti birbirine devrederek ta… Mekki, Haşimi, Kureyşi Muhammed Mustafa (s.a.v) nübüvvet ve risaletle, kavminin eziyetinden ötürü, buraya hicret ile geldiğinde ona teslim edilsin’ diye. (K.Davud:698-699)Yedi yüz yıl önce iman ettiğini mektupta belirtti:İşte bu ev; babadan evlada geçe geçe, Tüban’ın mektubuyla iman etmiş Medine âlimlerinden birinin soyundan gelen Ebu Eyyub Halid b.Zeyd’n eline geçmişti. Tüban Ebu Kerib Esad, mümindi; Peygamberimiz Aleyhis selama yedi yüz yıl önce iman etmişti. (A.Köksal:3-4/56)-(O.N.Topbaş:1/8) Peygamberimiz Aleyhisselamın Medine’ye gelince içinde yedi ay oturduğu mübarek ev; Mescidin doğusunda olup; yedi yüz yıl önce Medine’ye gelen, Yemen hükümdarlarından Tübba’ Ebu Kerib’e aittir. (A.Köksal:3-4/56)-(O.N.Topbaş:7-8)
Bu ev son nebiyi misafir edecekti: Esadül-Hımyeri’nin çocukları Lemis ve Vahabi bu evi, satacaklardı. İşte bu ev, mirasla el değiştire değiştire şimdi Eba Eyyub’a intikal etmiş ve onun eviydi. Belki Yemen Meliki Esadül-Hımyeri O’nu misafir edememişti; ama Allah (c.c), onun samimi ve yürekten bu gayretini boşa çıkarmamış, hicret ettiği gün içinde kalsın, diye yaptırdığı bu evde şimdi Resulünü ağırlıyordu. Kâinatta tesadüfe yer yoktu ve: ‘Devenin yularını serbest bırakın; çünkü o memurdur’ sözünün anlamı, şimdi daha iyi anlaşılıyordu. Çocuklarıda tevhit üzere vefat etmişlerdi:Yıllar sonra Sana’da ortaya çıkan Tübba’nın çocuklarına ait bir mezarda çıkan gümüş levhanın üzerinde altın harflerle şunlar yazılıydı: ‘Bu, Tübba’nın çocukları Lemis ve Vahabi’nin kabridir. Bu iki kardeş de, kendilerinden önceki Salih kimseler gibi, ‘Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerike leh’ inancı üzere vefat etmişlerdir. (Süheyli Ravdül-Ünf) Hz.Ömer’in Hilafeti zamanında ‘Sana’da’ Necranlı bir adamın’ın bağ ve bahçelerinde yaptığı kazıda çıkan bozulmamış bir erkek cesedinin parmağındaki yüzüğün üzerinde: ‘Rabbim Allah’tır’ yazıyordu. Bu adamın, Abdullah İbnü’s-Samir, Abdul lah b.et-Temiri/es-Samir olduğu söylenmektedir. O zat İsa’nın dini üzerineydi.(İbn İshak:100)-(İbn İshak, İbn Hişam:1/71)
Tübba’nın mektubunu istedi: Mektubu elinde bulunduranlar, Peygamberin Medine’ye gelmekte olduğunu işitince; ona teslim etmek üzere Süleym kabilesinden Ebu Leyla ile gönderdiler. Ebu Leyla Mekke yolunda Peygamberimizi buldu. Onu görünce yanına çağırdı: ‘Sen, Ebu Leyla mısın?’ diye sordu. ‘Evet!’ dedi. Yanındaki Tüba’ın mektubunu bana ver!’ buyurdu. Ebu Leyla: ‘Doğru su, şaşılacak şey’ dedi. Kim olduğunu öğrenince mektubu verdi. (A.Köksal:3-4/56-58)-(O.N.Topbaş:2/8) Zayıf bile olsa bazı rivayetlerde Eba Eyyüb el-Ensari’nin, evine teşrif ettiklerinde bizzat, bu şiirleri Efendimize verdiği yahut zuhur ettiğini duyunca, Ebu Leyla adındaki bir elçi ile bu mektubun Efendimize ulaştırıldığı anlaşılmak tadır. Ebu Leyla ile karşılaşan Allah Resulü (s.a.v): ‘Sen, Tübba Meliki’nin mektubunu getiren Ebu Leyla mısın?’ diye soracak ve o da: ‘peki sen kimsin?’ diye mukabele edecektir. ‘Ben, Muhammed’im. O mektubu getir!’ dedikten sonra da alıp onu okutacaktır. (Salihi, Sübülü’-Hüda ver-Reşad)-(Halebi Sire)Mektupta yazılanlar:Ya Muhammed! Ben, sana, Senin ve her şeyin Rabbine, Rabbin den getirdiğin her şeyin iman ve İslam şeairi olduğuna iman ettim. Bunun sebebi ise, bu kitap vesilesiyle Sana ulaşıp yarın ahiret gününde bana şefaat etmen ve beni unutmaman içindir. Şunu bil ki ben, daha Sen gelmeden ve Allah, daha seni göndermeden önce sana iman etmiş öncüler denim. Ben, Senin ve İbrahim’in dini üzere yim’. (Salihi, Sübülü’-Hüda ver-Reşad)-(Halebi Sire) Tübba meliki Esad’ın Peygamberimize ulaştırılmak üzere bıraktığı vasiyet: ‘Beni kabul eyleyip Kıyamet Günün’de sancağının altına al ve beni de ümmetinin içine dâhil et’ şeklin de idi. (K.Davud:698-699) Tüban Ebu Kerib Esad, mümindi. Çünkü o manzum mektubunda ‘Ben, Hz.Ahmed’in Allah tarafından gönderileceğine kesin olarak kanaat getirdim. Ömrüm onun ömrüne uzansaydı, muhakkak ona, o amcamın oğluna vezir ve yardımcı olurdum. ‘ve yanındaki amcaoğlu gibi olacağım, olurdum.’ Yeryüzündeki Arapları ve Arap olmayanları, herkesi ona boyun eğmeye mecbur kılardım. Kılıç çeker, onun düşmanlarıyla çarpışır, kalbinden her kederi dağıtırdım. Zebur’da onun ümmeti ismen anılmıştır. Onun ümmeti, ümmetlerin hayırlısıdır.’ (Tüba/Tübban Ebu Kerib)Demektedir. ‘Bu şiirde, yıllar öncesinden, Allah’ın Son Nebi’si geldiğinde içinde kalsın diye bu evi inşa eden Esadül Hımyerî’ye ait bir şiirdi. (A.Köksal:3-4/56-57)-(İ.Çetişli:40) Yukarıdaki Ebu Kerib’e ait olan şiir İslam dünyasında Hz.Peygamber’le ilgili edebiyatın ilk örnekleri (daha çok ‘medh’ kavramıyla karşılanır), tabii olarak Arap edebiyatında görülür. O’nun edebiyata konu olmaya başlaması ve hakkında şiirler söylenmesi, dünyaya gelişinden yedi asır önce söz konusu olmaya başlamıştır. İlk manzu me de Esad Ebu Kerib el-Himyeri’ye aittir. (İ.Çetişli:40) Arap edebiyatında Hz.Peygamber hakkında hayatında ilk methiyeyi, El-Aşa’nın söylediği kabul edilir. Hicretten sonra Medine’de yeni bir devlet kuran Hz.Peygamberin cömertliğini duyan şair ihsan elde edebilmek için bir methiye yazıp yola düşer. Yolu Ebu Süfyan tarafından kesilip maksadı anlaşılınca 100 deve verilince vazgeçip döner.(İ.Çetişlli:40-41)
Çünkü o Müslümandı: Hz.Ebubekir mektubu okuyunca Peygamberimiz Aleyhisselam üç kere: ‘Merhaba=Hoş geldin, safa geldin Salih kardeşTübba’ buyurdu. (A.Köksal:3-4/57-58)-(O.N.Topbaş:2/9) Mektubu okuduktan sonra, ‘Başlangıcında da sonuç itibariyle de her iş Allah’a aittir, manasındaki ayeti okuyan Efendimiz, üç kere: ‘Sanada merhaba ey Tübba beldesindeki Salih kardeş’ diye mukabelede bulunacaktı. (Halebi Sire) “Peygamberimiz (s.a.v): ‘Tübba’a sövme yiniz! Çünkü o Müslüman olmuştu’ (Ahmed b.Hanbel, 5/340) buyurmuştur. (A.Köksal:3-4/58) Allah Resulü’de; ‘Tübba hakkında olumsuz şeyler söylemeyin. Zira o, Müslüman idi. Kâbe’ye ilk defa örtüsünü giydiren de, Esadü’l-Hımyeri idi’ (Ahmed b.Hanbel, Müsned, 4/340) diyerekte onun faziletini anlatacak, ‘Nebimidir yoksa değilmidir bilmiyorum’ (el-Hindi, Kenzu’l-Umal 12/81) diyerek de iltifat buyuracaktı.
Misafir kaldığı evin akıbeti: Ebu Eyyub’un bu evi, ondan sonra azadlısı Efleh’a intkal etti. Harab bir vaziyette iken onu ondan Mugıre b.Abdurrahman b.Haris b.Hişam bin Dinara satın aldı, tamir ettirdi Medine’nin fakirlerinden bir aileye sadaka verdi. (İbn İshak, İbn Hişam:2/168) Peygamberimiz Aleyhis selamın yedi ay kaldığı Ebu Eyyub Halid b.Zeyd el-Ensari’nin evi sonradan azaldı kölesi Eflah’a geçti. Mugıre b.Abdurrahman b.Haris b.Hişam onu Eflah’ın oğlundan bin dinara (altına) satın alarak vakfetti. Zamanla harap olup arsa haline gelen bu ev tekrar satılınca, Melik Muzaffer Şihabüddin Gazi b.Melik Adil Seyfüddin Ebi Bekr b.Eyyub b.Sadi onu satın alıp üzerine dört mezhep öğrencisinin okuyacağı bir medrese yaptırdı. Sonraları, bakımsızlıktan harab olup küçük bir zaviye haline gelen ve hicretin 1259. yılında Sultan Abdülmecid tarafından yıktırılıp yeniden yaptırılan bu zaviye: ‘Zaviyei Cüneydiyye’ adıyla anılır ve ziyaret edilirdi. (A.Köksal:3-4/58)
Selam ve dua ile…
























Yorum Yazın