Meteoroloji uzmanları ve hava raporları bu kışın oldukça sert ve çetin geçeceğinin altını çiziyor.
Eylül ayının son haftası ve Ekim ayının ilk haftası da bize gösterdi ki verimli, yağışlı, 2025 yılında yaşanan kuraklıktan uzak, aksine bereketli bir kış mevsimi geçireceğiz.
Peki ama bu çetin ve bol yağışlı hava durumuna, yaklaşık 6 milyon nüfusun yaşadığı Ankara ne kadar hazırlıklı?
Bu sorunun cevabını bulmak hiç de zor değil.
Eylül ayının son haftasında görülen iki ayrı sağanak yağış, Ankara'nın bazı bölgelerinde altyapının hâlâ ciddi bir sınav verdiğini bir kez daha gösterdi.
Özellikle Keçiören bölgesinde sel suları etkili oldu.
Geçtiğimiz yıllarda da benzeri görüntüler yaşanmıştı. Ancak bu defa kamuoyundaki tepki daha da büyüktü.
Çünkü Keçiören'de yaklaşık 1,5 yıldır devam eden altyapı çalışmalarının bulunduğu bölgelerde yağışın ardından ortaya çıkan görüntüler, ister istemez şu soruyu gündeme getirdi:
Bu çalışmalar Ankara'yı kışa hazırlıyor mu, yoksa çalışmalar devam ederken yeni riskler mi ortaya çıkıyor?
Keçiörenlilerin deyimiyle “bir türlü bitmeyen” çalışmaların artık sonuç vermesi bekleniyor.
Çünkü vatandaşın görmek istediği şey hafriyat, kazı ve şantiye görüntüsü değil.
Vatandaş yağmur yağdığında sokağının göle dönmemesini, aracının sel sularında kalmamasını, evine ve iş yerine su girmemesini istiyor.
Ve bu beklenti son derece haklı.
KAĞIT ÜZERİNDEKİ YATIRIM, SAHADA NE KADAR KARŞILIK BULUYOR?
Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ son yıllarda yağmur suyu altyapısına yönelik çok sayıda çalışma gerçekleştirdi.
Yeni yağmur suyu hatları yapıldı.
Dere ıslahları gerçekleştirildi.
Sel kapanları ve yağmur suyu ızgaraları temizlendi.
Bazı kritik bölgelerde büyük çaplı kolektör ve yağmur suyu hatları devreye alındı.
Bunların tamamı önemli yatırımlar.
Ancak şehir yönetimlerinde başarının ölçüsü sadece yapılan yatırımın miktarı değildir.
Asıl ölçü, yağmur yağdığında vatandaşın bunu hissedip hissetmediğidir.
Eğer milyonlarca lira harcanarak altyapı yapılıyor ama ilk kuvvetli yağışta aynı bölgelerde yeniden su baskınları yaşanıyorsa, burada oturup sistemi yeniden sorgulamak gerekir.
Çünkü mesele artık “çalışma yapıldı mı?” sorusu değildir.
“Yapılan çalışma ihtiyacı karşılıyor mu?”
Asıl soru budur.
KEÇİÖREN NEDEN YİNE GÜNDEMDE?
Keçiören'in bazı bölgelerinde yağmur suyu ve taşkın problemi yeni değil.
Yıllardır bilinen bir sorun.
Üstelik ASKİ'nin 2026 yılında Basınevleri bölgesindeki yaklaşık 40 yıllık sel sorununu çözmek amacıyla yeni bir altyapı çalışması yürüttüğünü açıklaması da bunun tesadüfi olmadığını gösteriyor.
Demek ki Ankara'nın bazı bölgelerinde geçmişten gelen altyapı problemleri hâlâ tamamen çözülebilmiş değil.
Burada kimseye “neden yapmadınız?” demek kolay.
Ancak asıl önemli olan bundan sonrası.
Çünkü Ankara'nın nüfusu artıyor.
Yeni yollar yapılıyor.
Yeni binalar yükseliyor.
Betonlaşmış alanlar genişliyor.
Toprağın yağmur suyunu emebileceği alanlar azalıyor.
Buna karşılık kısa sürede çok miktarda yağış geldiğinde suyun gideceği güzergâh değişmiyor.
Su yine aşağıya doğru akıyor.
Ve altyapının kapasitesi yetmediğinde ortaya çıkan tabloyu hep birlikte izliyoruz.
BEREKETİN DE BİR BEDELİ VAR
Ankara yıllardır kuraklıkla mücadele ediyor.
Barajların doluluk oranlarını konuşuyoruz.
Su tasarrufu çağrıları yapıyoruz.
Yağmur yağsın diye bekliyoruz.
Şimdi ise yağışlı bir döneme girme ihtimali konuşuluyor.
Aslında bu Ankara açısından sevindirici bir gelişme.
Ancak bereketli yağışın da bir hazırlığı olması gerekiyor.
Çünkü kuraklık döneminde yağmur bekleyen Ankara'nın, yağmur geldiğinde sel ile karşı karşıya kalması büyük bir şehircilik paradoksu.
Su Ankara için hem ihtiyaç hem de tehdit haline gelebiliyor.
Mesele yağmurdan korkmak değil.
Yağmuru yönetebilmek.
ANKARA'NIN ÖNÜNDEKİ ASIL SINAV
Bu kış gerçekten de uzmanların öngördüğü gibi bol yağışlı geçerse Ankara Büyükşehir Belediyesi ve ASKİ'nin önünde ciddi bir sınav olacak.
Özellikle geçmişte taşkın yaşanan bölgeler yakından takip edilmeli.
Keçiören...
Mamak...
Yenimahalle...
Etimesgut...
Sincan...
Akyurt...
Ve Ankara Çayı'nın beslediği ana drenaj havzası...
Bu bölgelerin her birinde aynı sorun yok.
Ancak ortak bir gerçek var:
Ankara'da yağmur suyunun yönetimi artık yalnızca altyapı meselesi değil, şehir güvenliği meselesidir.
Bir bölgede yapılan çalışma diğer bölgede yaşanan sorunu çözmeyebilir.
Bir mahallede genişletilen yağmur suyu hattı, yukarı havzadan gelen suyun miktarını tek başına kontrol edemez.
Bir dere ıslahı, dere yatağının tamamındaki yapılaşma ve drenaj problemini ortadan kaldırmayabilir.
Bu nedenle Ankara'nın artık mahalle mahalle değil, havza havza planlanması gerekiyor.
VATANDAŞIN BEKLENTİSİ ÇOK BASİT
Ankaralı belediyeden mucize istemiyor.
Yağmur yağmasın da demiyor.
Tam tersine yağmur yağsın istiyor.
Çünkü Ankara'nın suya ihtiyacı var.
Ancak vatandaş şunu soruyor:
“Yağmur yağdığında neden benim sokağım göle dönüyor?”
Bu sorunun cevabı vatandaşa anlatılmalı.
Hangi bölgede altyapı yetersiz?
Hangi bölgede çalışma devam ediyor?
Hangi bölgede çalışma tamamlandı?
Tamamlanan çalışmanın kapasitesi ne?
Hangi bölgeler bu kış için riskli?
Ve en önemlisi:
Aşırı yağış senaryosunda Ankara'nın hangi bölgelerinde alarm verilecek?
Bunların tamamı kamuoyuyla açık biçimde paylaşılmalı.
ARTIK TEST ZAMANI
Ankara'da altyapı yatırımlarının gerçek testi önümüzdeki aylarda yapılacak.
Çünkü yağış başladığında basın açıklamalarının, proje görsellerinin veya ihale rakamlarının bir anlamı kalmıyor.
O anda önemli olan tek şey var:
Su nereye gidecek?
Eğer su güvenli şekilde uzaklaştırılıyorsa yatırım amacına ulaşmış demektir.
Eğer yollar, alt geçitler, işyerleri ve evler yeniden su altında kalıyorsa, o zaman oturup yapılan yatırımların neden beklenen sonucu vermediğini konuşmak gerekir.
Ankara artık yeni bir kışa hazırlanıyor.
Bu kışın kurak değil, bereketli geçmesi Ankara için büyük bir fırsat olabilir.
Ama aynı zamanda büyük bir sınav da olabilir.
Çünkü yağmur Ankara'nın düşmanı değil.
Düşman olan;
hazırlıksız yakalanmak.
Ve şimdi Ankara'nın önünde çok net bir soru duruyor:
BAŞKENT, YAĞMURA HAZIR MI?
Bu sorunun cevabını artık ne belediye açıklamaları ne de siyasi tartışmalar verecek.
Cevabı yağmur verecek.
Ve o cevap, bu kış Ankara'nın sokaklarında görülecek.
























Yorum Yazın