Peygamber Efendimiz beş-altı yaşında iken annesi Âmine ile birlikte babasının kabrini ve babasının dayılarını ziyaret etmek için Medine’ye gelmiş, burada bir ay kaldıktan sonra Mekke’ye dönmek için yola koyulmuştu. Yolda Ebva denen yerde anne Âmine rahatsızlanmış, 6 yaşındaki çocuğunun gözleri önünde vefat etmişti. Yanında sadece dadı Ümmü Eymen vardı. Annesi yedi aylık hamile iken babası Ticaret için gittiği Medine’de rahatsızlaşıp vefat ettiği için O da Medine’ye defnedilmiş ve kabri de Medine’deDarun Nabiga denilen yerdedir. Annesi her yıl Medine’ye gidip babasının mezarını ziyaret ederdi. İşte annesi efendimizi de yanına alarak dadısı Ümmi Eymenle birlikte babasının mezarını ziyaret etmek için Medine’ye gitmişti. Dönüşlerinde Ebva kasabasında annesi rahatsızlanıp orada vefat etmiş ve Ebva ’ya defnedilmiştir. İşte ben bu yolculuğun ayrıntılarını anlatacağım.
Medine’ye gidiş
Muhammed’i (s.a.v) Anası Âmine hatunun halaları, kardeşleri Neccaroğu kabilesinden idi. Anası onu karnında taşırken ve yedi aylıkken; babası Abdullah ticaret için gittiği Medine’de hastalanıp ölmüştü. Kabri Medine’de Darun Nabiga denilen yerdedir.
Âmine Hatun Abdülmuttalib’den izin alarak dadısı Ümmi Eymen ile birlikte,Kuzeye giden bir kervana katılarak, Abdullah’ın ayrılık acısını hafifleten tek teselli kaynağı biricik oğlu Muhammed’i (s.a.v) aldı Medine’ye gitti.Âmine’nin Medine’ye gidişi kocasının mezarını ziyaret içindi. Zaten her yıl kocasının kabrini ziyaret ederdi. Onu Nübüvvetten 33 yıl önce Miladi 575 veya 577 Medine’ye götürdü. Resulullah’ın (s.a.v) annesi, Resulullah’ı (s.a.v) Medine’de yaşayan Beni Adiyy b.en-Neccar’dan olan dayılarının yanına getirdi. Peygamber’in (s.a.v) ilk yolculuğu bu idi. Medine’de bir ay (Taberi’ye göre bir yıl)oturdular.
Medine Yolunda anne…
Ve yanında Nur çocuk…(N.Fazıl:34)
Misafirler Medine’de kalmışlardı bir ay kadar,
Mezuniyet sona erdi, bir gün ordan ayrıldılar:(A.Köksal, Peygamberimiz)
Neccaroğulları, dedesi Abdülmuttalib’in de dayıları idi. Abdi Menaf’ın oğlu Haşim Medine’ de Beni Neccarlardan Amr’ın kızı Selma ile evlenmiş, Abdülmuttalib, Selma’dan doğmuştu. Peygamberimizin büyük dedesi Haşim Ticaret için gittiği Gazze’de vefat etmiş olup kabri Gazze’dedir.
Aziz Annenin dönüşü ve vefatı (ölümü)
Medine’den Mekke’ye dönmelerine yazının içerindeki diğer sebeplere şunuda ekleyelim O vakit Medine’deki Yahudi kâhinleri, onun şekil ve şemailine bakıp ‘Bu ümmetin Peygamberi işte bu çocuk olsa gerektir. Burası da, onun hicret yurdudur.’ derlerdi.
Hepimiz için çek çileyi
Ey babasız büyümüş
Görünüp kaybolan bir hayal gibi yitirmiş anneyi
İki dünya
Cin ve melek beyi
Şairlerin örtüsüne özendiği
Gölgesiz peygamber(Sezai Karakoç:)
Anne Amine’nin, ziyareti, sılai rahim ve kocası Abdullah’ın mezarında dua etmekti. Efendimiz, dünya gözüyle görmediği babasını, mezarı başında ziyaret ediyor ve ona dua ediyordu. Hz.Amine, oğluyla Medine’de bir ay kaldıktan sonra, Mekke’ye dönmeye karar verdi. Vedalaşarak ayrıldılar. Çöl seccadesinde üç yolcu: Hz.Amine, Şanlı Evladı ve Ümmi Eymen. Hz.Amine, dönerken yolda hastalandı. Aniden rahatsızlandı. Hz.Amine Ebva Köyü yakınlarında bir ağacın gölgesinde konakladılar. Kısa bir sür sonra Âmine hastalandı ve kervandan ayrılıp Ebva’da istirahat etmek zorunda kaldılar.Diğer bir rivayete göre Medine’de hastalandı. Yola çıktı: Çok geçmeden, anne Âmine de burada hastalandı. Hastalığı, gittikçe arttı ve ağırlaştı. Medine’ye geleli, bir ay olmuştu. Mekke’ye dönmeleri gerekiyordu. Zorluğa rağmen yola çıktılar. Ebva denilen köyün yakınlarında bir ağacın altında konakladılar.
Ve yanında Nur çocuk…
Dönüşünde, bet beniz uçuk,
Bir menzile varıp yatağa düştü.
Geleceği, rüyasında, açık görmüştü:
Onun oğlu, onun oğlu, beklenilen Peygamber;
Fanileri sonsuzluğa erdirici son rehber…(N.Fazıl:34)
Yetim olan biricik oğlunu, bu ıssız çöllerde Bir de öksüz bırakıp gitmesi an meselesiydi. Yanaklarına süzülen gözyaşları Ümmi Eymen ve oğlunu da ağlatmış, Ebva mateme bürünmüştü.Aziz Anne, annelerin azizi Hazreti Âmine, Nur çocuk beş-altı yaşlarındayken veda etti. Babadan öksüzü, anneden de yetim bıraktı. Âlemde hiçbir genç annenin ölümü, Âmine Hatun’un ölümü kadar hisli değildir. Mekke’ye dönerken o kadar fenalaştı ki, Yola devam edemez oldu ve Oracıkta ölüm döşeğine uzandı. Şefkat ve rikkat dolu gözlerini Kâinatın özü, mukaddes oğlunun Nur merkezi güzel yüzüne dikmiş. Oradan hiç ayırmaksızın ruhunu teslim etti. Mukaddes evlat, ruhunu teslim etmek ve Kendisini iki taraflı öksüz bırakmak üzere bulunan Hz. Âmine’nin başında telaş ve ıstırapla dolanırken, Aziz anne, yaşlı gözleri daima Âlemlerin Nurunda, Ruhunu teslim etmeden evvel şu mısraları okuyordu:
Rüyalarda gördüğüm gerçek…
‘Oğlum, sen insanlığa gönderilecek Peygambersin!
‘Helal ve haram bildirmeğe,
‘Ve ceddin İbrahim’in dini İslamlığı ihyaya memursun!
‘Çünkü Allah İbrahim gibi seni de,
‘Putlara ve puta tapanlara uymaktan korudu.(Hz. Âmine)-(N.Fazıl:)
Rüyalarda gördüklerim çıkar ise doğru eğer,
Cinler ile insanlara olacaksın Sen, Peygamber!
Ulu atan İbrahim’in hak dinini öğretmekçin,
Gönderecek Allah, Seni, doğru yola sevketmekçin
Milletleri, asırlarca oyaladı puta tapmak,
Fakat Seni böyle şeylerden korur elbet Cenab-ı Hak. (A.Köksal, Peygamberimiz:)
Âmine, başucundaki oğlunun yüzüne baktı: ‘Eğer rüyada gördüklerim doğru çıkarsa, sen celal ve ikram Sahibi tarafından ‘bütün varlığa gönderilecek, beklenen Nebi olacaksın Âdemoğullarına helal ve haramı bildirmek üzere gönderileceksin! Allah, seni, milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de esirgeyecek, alıkoyacaktır!’Ve Aziz anne, ruhunu teslim etmeden şu mısraları da söyledi:
‘Her diri ölür,
Her yeni eskir,
Her yaşlı göçer,
Bende öleceğim;
Fakat senin gibi temiz bir vekil bırakacağım için,
Adım asla ölmeyecek.’(Hz. Âmine)
Genç annenin dudağında bir hazin şiir:
Her diri can verir, her yeni eskir;
Öleceğim bende hakikat!
Kalacak ismim fakat.
Büyük toplumda,
Oğlumda… (N.Fazıl:34)
Ölür yavrum! Er geç diri, eskir, çürür bir gün, yeni,
Her yaşlanan geçer, göçer, sanma Sen de kalır beni.
Ne mutlu ki Senin gibi bir oğul terkediyorum:
Adım, sanım anılacak, gerçi ölüp gidiyorum. (A.Köksal, Peygamberimiz)
Ebva’ya defnedildi
Amine’nin gözleri kapanacak ve son nefesini verecekti. Böylece Ebva’da bir imza atılmış oluyordu.Mukaddes çocuğun gözü önünde, sakin ve müsterih, yanaklarına gözyaşla rından izler, ölüm uykusuna daldı. OrayaEbva’ya gömüldü.Hz.Amine toprağın bağrına tevdi edildi. Anadan da yetim kaldı. Artık babadan yetim, anneden öksüz kaldı.
Kefenimi biçseydi Ebva’da esen rüzgâr (N.Genç-Yağmur)
Elveda!
Dinmekte seda.
Ve açılmakta kafes…
Nur-Çocukta gözü, son nefes…
Yanakları ıslak, eriyiş, bitim…
Anneden de öksüz kaldı babadan yetim. (N.Fazıl:35)
Ey Ebva’da yatan ölü!
Bahçende açtı dünyanın,
En güzel gülü;
Hatıran, uyusun çöllerin ılık kumlarıyla örtülü (A.Nihat Asya)
Ebva; Medine’ye daha yakın bir köy. Hz. Âmine 30 yaşında veya 26 yaşında vefat etti. Nübüvvetten 58 yıl önce/Miladi 552 de Mekke’de doğdu. Nübüvvetten 33 yıl önce/Miladi 576 veya 577 yılında vefat etti.Resulullah, yapayalnız kalıvermişti. Artık, Nur Çocuk ayağını nereye basarsa, orada Ümmi Eymen’in yumuşak elleri var.
Ümmi Eymen’le Mekke’ye döndüler
Ümmi Eymen, sevgili dadı,
Onu yanına aldı. Yön. Kutlu ülke,
Yol, Mekke…(N.Fazıl:35)
‘Dadısı Ümmi Eymen Mekke’den binip gelmiş oldukları iki deveden birisine bindi, ötekini yedeğine alarak, beş günde Mekke’ye getirip Abdülmuttalib’e kavuşturdu.’(A.Köksal:1-2/55) ‘iki taraftan da yetim olan çocuğu Ümmi Eymen bazı yolcuların yardımıyla Mekke’ye getirmeyi başardı.’(E.Siraceddin:32)‘Peygamberimizi (s.a.v), kervan halkı, aldılar Abdülmuttalib’e getirdiler.’ (Taberi:3/15)
‘Bu küçük kafileden Âmine de ayrılmıştı,
Ümmi Eymen, Muhammed’e anne olmuş, sarılmıştı.
Ağladıkça ağlıyordu öksüz kalan yetim için;
Ağlıyordu gökler dahi hiç şüphesiz için için.
Aziz dadı Ümmi Eymen, öksüz, yetim Muhammed’i
Alıp geldi dedesine: ‘Ey Ulu! Sen, beni, dedi
Muhammed’in hizmetinden ayırma hiç, bana acı!
Ona köle olayım ben, olsun bana, O, baş tacı!’
Ümmi Eymen, annesini aratmadı Muhammed’e:
Oldu Ona hem arkadaş, hem bir dadı, hem valide!’ (A.Köksal, Peygamberimiz:38)
Melek dedi: ‘Sahibi yok, sevgilinin, Yarabbi!’
Dedi Allah: ‘sevgilimin ancak benim sahibi!’ (N.Fazıl:35)
Allah Resulünün anneden ve babadan öksüz kalışlarındaki hikmeti, Caferi Sadık Hazretleri belirtiyor: ‘Üzerinde hiçbir kul hakkı kalmasın diye böyle oldu.’
Üzerinde hiç kul hakkı kalmasın diye,
Bu nasip Allah’tan O’na hediye.(N.Fazıl:35)
Baba ve Annenin imanı: Baba ve anneleri, Hz. İbrahim’ den gelen inanç ve ibadetlerle amel eden ‘Haniflerdendirler. Henüz tebliğ döneminin başlamadığı ‘Fetret’ döneminin insanlarıydı. Efendimize peygamberlik verilmeden çok önce vefat etmişlerdir. ‘Fetret’ devrinde yaşamışlardır ve ‘Ehli Fetret’ten sayılırlar. Ehli necattır ve ehli cennettir ve ehli imandır. Fetret devrinde vefat edenlere ise azap yoktur.‘Kendisine bir peygamberin daveti ulaşmayan kimsenin ahrette azap görmeyeceği ayet (İsra:15):‘… Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.’Peygamberimiz: ‘Ben mütemadiyen temiz babaların sulbünden, temiz anaların rahminden naklolunageldim’ hadisisabittir. Onlar da necat ehlidirler ve ahrette azap görmeyeceklerdir.Cenabı Hak Habibi Ekreminin kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendane (Oğula yakışacak suretteşefkatini elbette rencide etmez. S.Nursi Mektubat) Allah yalnız bırakmadı. Önce dedesinin, sonra da amcası Ebu Talib’in bağrına bastırdı. Duha suresinin 6.ayetinde: “‘Rabbin, seni yetim bulup da barındırmadı mı?’ buyrularak bu gerçek hatırlatılır.
Amine’nin kabrini ziyareti: Efendimiz; Hudeybiye umresine giderken, Ebva köyüne uğramıştı. Annesinin kabrini ziyaret için Yüce Allah’tan izin istemiş, izin verilince de gidip kabrin üzerini eliyle düzlemiş, ağlamış, yanındakileri de ağlatmıştı. Sendemi ağlıyorsun sörusuna Efendimiz ‘Gözyaşı Allah’ın rahmetidir. Onu sevdiği kuluna nasip eder’ demiş ve ‘Annemin şefkat ve merhameti gözümün önüne geldi de onun için ağladum’ demiştir. Hicri Zilkade 6/Miladi Mart-Nisan 628 Efendimizin (s.a.v) Ebva’da annesinin kabrini ziyaret edişi. (M.Emin Yıldırım atlas)
Selam ve dua ile…
























Yorum Yazın