Hurma çekirdeği Bedir’in habercisi
Hicretin ikinci yılında Mekke müşrikleri Ebu Süfyan’ın başkanlığında Bir ticaret kervanını Şam’a gönderdi. Resulullah (s.a.v) kervanın dönüşünü haber aldı. Kendilerini yurtları Mekke’den çıkarmış olan Kureyş’in kervanını vurmak istedi. Üç yüzden fazla arkadaşı ile yola çıktı. Fakat durumdan haberdar olan Ebu Süfyan Kervanı kurtarmak için Kureyş’e ‘yetişin’ haberini gönderdi. Diğer taraftanda yolunu değiştirerek kervanı kurtardı. Müşrikler bin kişilik bir ordu ile yola çıktılar. Müslümanlar artık kervanla değil Küreyişlerle karşılaşacaklardı. Ashaptan bir kısmı ‘Biz kervanı yakalamak için çıktık, Böyle bir savaşa hazırlıklı değiliz’ diyerek çekingenlik gösteriyorlardı. Sonuçta savaşmak üzere ittifak ettiler. Gerçekten de zafer Müslümanların oldu.
Bedir’e sebep olan Kervanın Şam’a gidişi
Bedir muharebesi, Önceden düşünülüp taşınılmış bir muharebe değildi. Rastgele büyük bir hadise oldu. Hicretin ikinci yılında Şam’a giden kervana Küreyiş kabilelerinden kadın erkek herkes sermaye ve mal koyarak katılmıştı. Herkes hisselerine göre ortak idiler. Üstelik kervandaki mallar; Muhacirlerin Mekke’de bırakmak zorunda kaldıkları ve Müşriklerin el koyduğu mal ve mülkler idi. Ticaret açısından kıymetli gördüklerini de Satmak üzere Şam’a götürmek istiyorlardı. Kısaca Müslümanların mallarıyla yine Müslümanları vurma planları yapılıyordu.
Savaş malzemeleri alacaklardı
Kervan 1000 deveden oluşuyordu. Bunda 50.000 dinarlık mal vardı. Kervanın tümü onların kontrolündeydi. Mekke’den Şam’a giden ve Bedir savaşına sebep olacak ticaret Kervanın daki malın çoğu Mekke’nin zenginlerinindi. Küreyiş kabilelerinden herkesin Sermaye ve mal koyarak katıldığı 50.000 dinar kadar sermayeli, 1000 develik mal yüklü büyük ticaret kervanı Şam’ın Gazze pazarına gönderilmişti. Bu servet, savaş için yığınak yapan Mekke için karşı konulmaz bir güç demekti. Ve bu güç, doğrudan Medine’ye karşı kullanılacaktı. İşin garip tarafı, gelen bu tehlike, Medine yakınlarından geçerek Mekke’ye ulaşacaktı. Müs lümanların, daha erken bir hamle ile önceden Bu tehlikeyi engelleme imkânları vardı. Büyük ticaret kervanının satılan malları karşılığında Harbe hazırlık için silah alınacaktı. Kervanın yola çıkarılmasındaki asıl maksat bu idi.
Kervan Ebu Süfyan tarafından yönetiliyordu
Kervanı müşriklerinden oluşan 70 kişi koruyordu. Ebu Süfyan’ın sorumluluğundaki Bu kervan mutlaka engellenmeliydi. Şam’a giden Küreyiş kervanına yetişmek üzere Resuli Ekrem Uşeyre denilen yere kadar gitmiş, Ancak Küreyiş kervanı kaçmıştı. Medine’ye geri dönmüştü. Fakat Ebu Süfyan, Suriye’den dönecekti. Allah dilerse, onları bu defa kaçırma yacaklardı.
Kervanın Şam’dan dönüşü
Mahreme b.Nevfel’in bildirdiğine göre; Şam’dan korku içinde yola çıktılar. Şam’dan epeyce mal alarak geri döndüler. Dönüşleri duyuldu. Resulullah (s.a.v) Şam’dan döndüğünü işitti. Cebrail Peygamberimize ‘Zafer sizindir! Çıkın’ dedi.
Ganimet için ashabı heveslendirdi
Hz.Resul de bu haberi ashabına bildirdi. ‘Hazırlık yapınız! Ve hem sizlere müjde. Hak Teâlâ size Nusret vaat eyledi!’ dedi. Resûli Ekrem, o malları ganimet olarak Ele geçirme leri için, ashabı heveslendirdi.
Müşrikler de endişeliydi
Onların da Şam ticaret yollarını kesmek isteyeceklerini biliyorlardı. Ebucehil, zamanında Sa’d b.Muaz’ın Kâbe’yi tavafını engellemek istediğine Muaz’ın ‘engellersen bende sizin ticaret yolunuzu keserim’ dediğini unutmamıştı. Mekkeli müşrikler ticaret kervanları hakkın da Uyanık ve tedbirli olmaya çalışıyorlardı.
Öncü gönderdi
On gün önce; Talha b.Ubeydullah ile Said b.Zeyd’e, Küreyiş kervanını gözetleme görevi verildi. Talha ve Said Havran’da, yüksekçe bir yerden Kervanı gözetlemeye başladılar. İşte bu kervan Mekke’ye ulaşmamalıydı. Müslüman varlığının ağırlığını Hicaz’da hissettirme liydi. Resulullah düşmana karşı çıkılmak üzere Gönüllülerden oluşan 312 mevcutlu ordusuyla Şehrin dışına doğru yürüyüşe geçti. Kervan Bedir mevkkinde karşılanacaktı. Burası Mekke, Medine ve Şam’a giden Yolların birleştiği stratejik bir noktaydı.
Bedir civarına gözcü gönderdi
Peygamber (s.a.v) Medine’den hareketle Suriye’den Mekke’ye giden sahil yolu üzerindeki
Bedir’e yönelmişti. Kervanı Bedir’de yakalamak istiyordu. Henüz kervanın geçmediği haberi alındı. Peygamber de (s.a.v) kervanı gözetlemeye başladı. Safra yakınında Müttefik lerinden Cuheynelilerden Oraları iyi tanıyan iki adamı gözcü olarak gönderdi. Gözcüler Bedirde bir tepede konakladılar.
Kervanın gelişini öğrendiler
Gözcüler Bedir’e gelip develerini bir tepeciğe ıhtırdılar, Suyun başına vardılar. Araplar bir kervanın geleceği vakitte, Yol üzerinde yemek ve otlar hazır ederler, Onları kervan yolcu larına satarlardı. Gözcüler subaşına geldiklerinde, Orada bulunan iki kişi alacak verecek yüzünden Birlerini sıkıştırıyorlardı. Borçlu olan: ‘Yarın, ya da daha sonra kervan buraya gelir, O zaman bana iş çıkar, elimdekini satar, Sana olan borcumu öderim!’ dediğini işittiler. Subaşında bulunan Mecid de‘Doğru söylüyorsunuz’ demişti. Su doldurup geriye döndüler. Dönüp bilgilendirdiler. İki gözcü Peygamber’e (s.a.v) kervanın ertesi gün Veya iki gün sonra geleceği haberini ulaştırdılar. Gözcüler bunları duyunca acele ettiler. Bir müddet daha kalmış olsalardı, Öncü olarak kontrola gelen Ebu Süfyan’ı göreceklerdi.
Ebu Süfyan haberi erken öğrendi
Karşı tarafta Allah Resulünün hareketini haber aldı. ‘Müslümanlar kervanı ele geçirmek için yola çıkmışlar’. Ebu Süfyan, Şam’dan dönen kervandan önce suyun başına geldi. Öncü olarak gelen Ebu Süfyan suyun başındakilere: Bir yabancı görüp görmediğini’ sordu. Onlar da: iki yabancı develerini şu tepeciğe hayvanlarını Ihtırdıktan sonra su alıp gittiler’ dedi.
Hurma çekirdeği
Ebu Süfyan tepeciğe vardı, develerin kığılarını (kıhağını) aldı ezdi. Bir de baktı ki, onda hurma çekirdeği var! ‘Bu vallahi Medine yemleridir!’ dedi. Ebu Süfyan ve Amr İbn As yolda deve dışkılarını gördüler. Baktılar dışkının içinden hurma çekirdeği buldular. ‘Medine devesi hurma çekirdeği yer! Muhammed, yolumuzun üstündedir’ dediler. Kafileyi geri döndürdüler.
Kervanı kaçırırken Mekke’ye haberci gönderdi yetişin!
Mekke’ye haberci gönderdi: ‘Yetişin’ mallarınızı koruyun. Kervanın yolunu değiştirdi. Hiç konaklamadan Kızıl Deniz sahilinden Bedir’e uğramadan Mekke’ye doğru yol aldı. Gönder diği haberci Mekke’ye varıp Küreyişi telaşa düşürmüştü. Mekke çalkalandı. Haliyle bu haber Kureyş’in infialine sebep oldu. Zira kervanda hemen hemen her ailenin malı vardı. Kureyşliler derhal toplandılar. Süratle hazırlığa başladılar. Savaşmak için elinde imkân olmayanlara zenginler imkân sağlıyorlardı. Hemen bin kişilik bir ordu toplandı. Mekke halkı da Ebu Cehil’le yola çıktılar.
Müşrik ordusunun harekâtını öğrendi
Resuli Ekrem, Kureyş’in savaşmak için yola çıktığını haber almış ve işin rengi bir anda değişivermişti. Savaş niyetiyle yola çıkmamışlardı. Kervanın arkasından gidilse bu ordu ile karşılaşılma riski vardı. Geri dönülmek ise, utanılacak bir şeydi.
Ashabıyla istişare etti
Peygamber (s.a.v), devam etme veya geriye dönmek için bir karar verme gereğini hissetti. Böylesine kritik bir noktada ashabının görüşüne başvurdu.
Efendimiz vaziyeti ashabına haber verdi,
‘Uğrunda can vermek kadar nimet mi var!’ demişlerdi.
Ya kervan ya Küreyiş ordusu
Allah Resulü sahabelerine: Küreyiş ordusu Mekke’den çıkmış, size doğru geliyor! Ne dersi niz? Allah iki nimetten birinin bizim olduğunu haber verdi, Ya kervan, ya Küreyiş ordusu.
Kervana meylettiler
Onlar da: ‘Biz kervan niyetiyle çıktık. Aksini bilseydik daha hazırlıklı çıkardık’ diyerek ker van tarafına meyil gösterdiler.
‘Hani, Allah, size iki taifeden (kervan veya Küreyiş ordusundan) birinin muhakkak sizin olacağını va’d etmişti. Siz ise, kuvveti ve silahı bulunmayanın (ticaret kervanının) size nasip olmasını arzu ediyordunuz. Hâlbuki Allah, emirleriyle, hakkı açığa vurmayı, kâfirlerin kökünü kesmeyi, hakkı yerleştirmeyi, batılı ortadan kaldırmayı istiyordu. Mücrimler hoşlanmasa da!’ (Enfal:7-8)
Kervan kaçtı Küreyiş ordusu geliyor
Peygamberimiz Aleyhisselamın yüzünün rengi değişti ve ‘Küreyiş ordusu Mekke’den çık mış size doğru geliyor! Kervan deniz sahiline doğru geçti gitti. Şu Ebu Cehil ise, üzerinize geliyor!’ buyurdu. Ya Resulullah! Sen kervana bak! Düşmanı bırak!’ dediler. Peygamberi miz (s.a.v) kızdı ayağa kalktı.
Muhacirler
Müşriklerin üzerine yürüyelim. Allah’ın emri ne ise biz ona uyarız ve seninle beraberiz. Dünyanın neresine gitsen, seninle beraber gideriz’. Biz, sana, İsrail oğullarının Yahudilerin Musa Aleyhisselama dediği gibi: ‘Sen ve Rabbin gidin savaşın! Biz muhakkak burada oturucuyuz!’ (Maide:24) demeyiz.
Mikdad da: ‘Ya Resulallah! Etrafında, demişti, biz
Düşmanlarla çarpışmağa, boğuşmağa amadeyiz! (A.Köksal, Peygamberimiz:138)
Medineliler Akabe’de, onu, kendi sınırları içinde korumak üzere söz vermişlerdi. Ancak kendi ülkelerinde koruyacaklardı. Acaba Medine dışındaki bir düşmana karşı da O’nu koru maya hazırmıydılar?
Ensarın cevabı
Ensar namına Sa’d bin Muaz ‘Ey Allah’ın Resulü! Bizim başımız, canımız, malımız senin yoluna feda olsun. ‘Al bizi ne yana dilersen sür’ dedi. Kur’an’ın ifadesiyle ‘Ölümün ağzına girmeyi’ (Enfal:5-6) seve seve göze alıyorlardı. Neticede savaşmak konusunda ittifak ettiler ve gerçekten de Bedir de zafer Müslümanların oldu.
O sırada Muaz oğlu Sa’d kalktı silkinerek
Demişti: ‘Ya Resulallah! Bize, ne can, ne ten gerek!
Allah’a and içerim ki emredersen şimdi bize
Bir an bile düşünmeden atılırız hep denize! (A.Köksal, Peygamberimiz:138)
Öyleyse haydi yürüyünüz ileri
Sa’d b.Muaz’ın sözleri üzerine Peygamberimiz Aleyhisselam: ‘Haydi, yürüyünüz ileri. Şimdiden düşmanı yenilmiş bir halde görüyorum’ buyurdu. Bedir’e doğru ilerliyorlardı. İşte Küreyişin tek tek düşüp uzanacağı yerleri şimdiden görür gibiyim.
Ebu Süfyan kervan kurtuldu geri dönün
Ebu Süfyan, ticaret kervanını kurtardığı zaman, Küreyişe Ordunun geri dönmesi için haber gönderdi. Ben selametle Mekke’ye geldim, geri dönünüz!’ dedi. Geri dönmediler. Allah Müslümanlara büyük bir zafer nasip etti. 1400 yılın örsü idi, bu zafer.

























Yorum Yazın