Üçüncü Mustafa’nın veziri Ragıp Paşa,
Şair Haşmet’e soru sorup karıştı işe.
Konuşma ilerledikçe oruca geçildi,
Söz Ramazan Orucunun borcundan açıldı.
Koca Ragıp Paşa Haşmet’e dönerek durdu,
Sen’inde bir borcun var mı Haşmet diye sordu.
Evet, söylememiz ayıp olmaz ise tabi,
Mahalle bakkalına bin kuruş borç var dedi.
Haşmet’in verdiği cevaba bir gülümsedi,
Ragıp Paşa onu sormuyorum yahu dedi.
Durduğu yerden biraz daha aşağı indi,
Haşmet, Ragıp Paşaya dönüp şöyle seslendi,
Paşam oruç borcunu Hak soracaktır size,
Sormanız gereken kul borcudur bize. (Koca Ragıp Paşa)
Ne kimse hikmetin anlar
Ne Ragıp illetin söyler.
Şecaat arz ederken
Merdi Kıpti sirkatin söyler.
Muafıkıdır yine elbet mizaca
Şive-i hikmet.
Tabibin olsa da kizbi marizin
Sıhhatin söyler
Hikmetli iş yapanların gidişatı yaratılışa uygun düşer. Hani doktorlar yalanda olsa hastanın İyileşeceğinden bahseder ya, onun gibi.
Turfe dükkânı hikemdir bu
Kühen fak-ı felek
Ne ararsan bulunur derde
Devadan gayrı
Şu dokuz kat felek sanki yepyeni bir Hikmet veya hekimlik dükkânıdır da Derde devadan gayrı ne ararsan bulunur. (Koca Ragıp Paşa)
Ünlü hekim Abdüllah Molla’nın bu beyti Ecza dolabının üzerine yazdırttığı rivayet olunur.
Cemil Meriç’in Kırk Ambar isimli eserinin İlk bölümünde Ne ararsan bulunur derde deva dan gayrı cümlesi yazılı olduğunu hatırlar gibiyim.
Ziya Paşa’dan
Bi baht olanın bağına bir katresi düşmez,
Baran yerine dürr-ü Güher yağsa semadan.
Talihsiz olanın bağına bir damlası düşmez, Yağmur yerine inci ve mücevher yağsa semadan.
Dursun kef-i hükmünde terazu-yı adalet,
Havfun var ise mahkeme-i ruz-ı cezadan.
Kararlarında adalet terazisi elinde olsun, Eğer mahşer gününde hesap vermekten korkuyorsan.
Nush ile uslanmayan etmeli tekdir,
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.
Baki (Mahmud Abdülbaki)den
Kadrini Sengi Musallada bilüp ey Baki,
Durup el bağlayalar karşına yaran saf saf.
Ey Baki dostların senin kıymetini ancak musalla taşına Yatırıldığın zaman (cenaze namazını kılarken) bilip karşında saf saf el bağlayacaklar.
Hikâyesi: Sunullah Efendi, İskilipli Molla Cafer Çelebi’n in oğludur. Amcazadesi Ebüssuud Efendiye intisabıdır. Sunullah Efendi de, Baki de Şeyhülislam olmak arzusunda imişler. Ancak Sunullah Efendi bu makama atanmış ve Baki vefat edince onun namazını kıldırmış ve Kendinden başka kimsenin bilmediği Baki’nin bu mısraını okumuştur.
Nefi (Ömer) den
Müftü efendi bize kâfir demiş
Tutalım ben O’na diyem müselman
Lakin varıldıktan ruz-ı mahşere
İkimizde çıkarız orda yalan
Müftü Tahir Efendi bunu cevaplamakta zorlanınca küfüre sarılıp, şairi kelp ilan edi yor. Nefi’de buna karşılık:
Tahir Efendi bana kelp demiş,
İltifatı bu sözde zahirdir,
Maliki mezhebim benim zira
İtikadımca kelp tahrirdir.
Tahir Efendi bana köpek demiş, belli ki bana iltifat ediyor, çünkü benim mezhebim Malikilik te köpek tahir dir/temizdir.
Tevfik Fikret’ten
Han-ı yağma
Bu harmanın gelir sonu,
Kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner
Bu gün çatırdayan ocak
Bu gün mideler kavi,
Bu gün çorbalar sıcak
Atıştırın, tıkıştırın,
Kapış kapış, çanak çanak
Yiyin efendiler yiyin,
Bu han-ı pür-neva sizin
Doyuncaya, tıksırıncaya,
Çatlayıncaya kadar yiyin.
Üstat Necip Fazıl’dan
Bizim Şarkımız
Kırılır da bir gün bütün dişliler,
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim.
Gökten bir el yaşlı gözleri siler,
Şenlenir evimiz barkımız bizim
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze,
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze.
Sapan taşlarının yanında füze,
Başka âlemlerden farkımız bizim.
Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman.
Görürler nasılmış neymiş kahraman.
Yer ve gök su vermem dediği zaman,
Her tarlayı sular arkımız bizim.
Gideriz nur yolu izde gideriz.
Taş bağırda, sular dizde, gideriz
Bir gün akşam olur, bizde gideriz.
Kalır dudaklarda şarkımız bizim (N.Fazıl Kısakürek)
Ve Sezai Karakoç’tan
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır.
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Yoktanda vardanda ötede bir var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem
Kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili (Sezai Karakoç)
Sezai Karakoç’u halk fazla bilmezdi. Onu okumuş kişiler erbapları bilirdi. Sezai Karakoç’u halka tanıtan Reis olmuştur. Onun şiirlerini özelliklede bu şiirini okuyarak. Ona da yazının sonunda bir teşekkür edelim.
























Yorum Yazın