Özel perspektif
İran konusu Humeyni ve ekibi Şahı devirmesinden sonra dünyada gündem oldu ve ön plana çıktı. Şahsen benim o zamanda da bu zamanda da İran için kafam ve düşüncem fulü idi. Tarihi geçmişi, ağır mezhepçilikleri, Ehlibeyt konusundaki aşırılıkları ve anlayış farklılığımız, Dört Halifeler arasında başta Hz. Ömer olmak üzere ayrımcılık yapmaları, Yavuz Sultan Selim - Şah İsmail çekişmeleri, Ehli Sünnet dışı sayılmaları ila ahir…
Genel Perspektif
Genel Perspektife, büyük resme baktığımızda; her ne sebeple olursa olsun ümmet birliğini, Halkı Müslüman olan devletlerin işbirliğini dayanışmalarını savunduğumuzu da belirtmek isterim.
İran konusunda bakış açımızda da küçük ayrıntılardan ziyade genel bakışımızın İran lehine artı tolerans olarak değişme göstermektedir. ‘İran şöyle böyle, ABD ve İsrail ile danışıklı dövüş yapıyorlar’ diye süre gelen bir görüşün de kıymeti harbiyesinin kalmadığı anlaşılmaktadır. Yahu bu nasıl bir danışıklı dövüş ki; adamların Başbakan ve bakanlarının uçağı düşürülüyor. Dini liderleri Ali Hamaney, Genelkurmay başkanı, savunma Bakanı, devrim Muhafızları komutanı, Eski Cumhurbaşkanı ve kırk sekiz üst düzey general ve yöneticileri katlediliyor. Ayrıca Hamaneyin aile fertlerinin yarıdan çoğu öldürülüyor. Böyle danışıklı dövüş mü olur. Buna gizli anlaşma mı denilir. El insaf yahu. Bu tamamen anlaş masız bir savaştır.
Uyutuldular
Yalnız ABD ve İsrail müzakere yapıyoruz diye İran’ı kandırdı ve oyaladı. Meğer o zamanlar hazırlıklarının eksiğini tamamlıyorlarmış. Zaman kazanma taktiği oynuyorlarmış. İran da, savaş olmaz ihtimali ile daha ağırdan alıyormuş.
Siyaseten baktığımızda rahmetli HOCA ve REİS’İN İran konusunda paralel düşünce ve görüş içerisinde olduklarını da aşikâr etmek lazım. Ne yapılması lazım geldiğine dair geçmiş düşünceleri takdire şayandır.
Bu günlerde özellikle sosyal Medyada Hoca’nın ve Reis’in ne yapılması gerektiğine dair anlatım videolarını izlemekteyiz. İsrail’e ve dünyaya karşı ümmeti Muhammed’in ortaklaşa hareket etmeleri ve birleşmelerini söylediklerini gerekliliklerini görmekteyiz. Bu genel tavsiyelerin ve olması lazım gelenlerin kuvveden fiile çıkarılması asıl eksikliğimiz olsa gerek.
Şu anda dünyada ve özellikle mazlum coğrafya da, mazlum milletlerin hakkını savunmada Reis maşallah kuvve den fiile çıkarma konusunda eşi benzeri az görülen bir mücadele içerisindedir. Öyleyse bu olguya arka çıkmamız lazım. Aksi lafta kalır ve havanda su döv müş olunur.
Zamanında Milli Harp Sanayimizi kurmamız lazım. Ağır sanayii de öyle. Elektro Mekanik sanayie geçmemiz gerekli dediğimiz günler oldu ve geride kaldı. CHP nin başbakanının Uçak fabrikasını yaktırdığı halk arasında söylenegelmektedir. Yetmişli yıllarda CHP li vekillerin Hoca’nın attığı temelleri söküp arabalarının bagajına koyup Ankara’ya getirdik lerini hatırlayacak yaştayız.
Şimdi Savunma sanayimiz özlediğimiz noktaya doğru yol almaktadır. Daha da güçlü olacağımızın müjdesini herkes birbirine söylemektedir. Gazze, İran, bu savaşlar gözlerimizi daha da büyük açmamızın gerekliliğine işaret etmektedir. Bir biz değil dünya devletleri de bu kanaate varmışlardır. Amma ABD korkusundan film icabı içinden söylemekteler.
Trump ağa, yani Modern ağa daha da yani demokrasi ağası, hürriyet, özgürlük, adalet, görevi ehline verme ağası ila ahir. Hep tekil konuşuyor. ‘Yaptım ettim’ gibi. Venezüella faydalı bir hükümet kurduklarını, İran da lider seçiminindi kendilerinin dışında olamaya cağını ifade etmektedir.
İçerinin arındırılması çok önemliydi
Terörsüz Türkiye sloganı ile yapılan hareketin çok doğru olduğu şimdi daha iyi anlaşılıyor. Yöneticilerimizin öngörüleri isabetli oldu. İçeriyi arkamızı dönebileceğimiz şekilde arındır mamız desteklenecek bir hareket oldu. Bu konuda yan çizenler veya ağırdan alanlar veyahut gönülsüzlük gösterenler yanıldılar. Hangi ad altında olursa olsun, ayrıcalıklı hare ketler milli menfaatlerimize zarar veriyor. Terörsüz Türkiye’nin dışındaki gelişmeleri irdele yecek olursak: ‘Birlik olamıyoruz diye Arap ve İslam devletlerini suçluyoruz. Doğru: Uyum suzluk yapanları tekli Trump kararnamesiyle görevden alırlar. Bunu bildikleri için ABD ve İsrail korkusu Arap toplumunu kalleş, sözüne güvenilmeyen topluluklar durumuna düşürdü.
Biz ne yapıyoruz
Biz hala siyaset yapıyoruz. CHP nin eteğini toplamada, döküntülerini yerine koyma ve eksiğini tamamlamakla meşgulüz. Demiştik, dediydik demek üzereydik diye eskilerin sözler ini ön plana çıkararak bir gruba puan toplama peşindeyiz. Rahmetli Hoca’nın söyledikleri önerdikleri, öngörüleri çok güzeldi hep beraber yaşadık. Ama geride kaldı. Şimdi uygulama zamanı bunları savunma sanayinde Reis yapıyor. Terörsüz Türkiye öngörüsünden dolayı Reis alkışlanıyor. Ancak muhalefetin öngörüsüzlüğünü Reis önleyemiyor. Oysa Hoca’nın tavsiyelerini bir bir yerine getiriyor Reis. O zaman Reis’in etrafında kenetleneceğiz. Demez ler mi; Arap devletlerini haklı olarak suçluyorsunuz. Ancak devletin ali menfaattarı için Reise destek niye vermiyorsunuz. Ele talkın vereceğinize ya içeride CHP den üç beş mebus amorti alabilir miyiz diye ümmetin menfaatlerini göz ardı edemezsiniz. Siz daha kendi içinizde birlik olamıyorsunuz.
Vur abalıya (Araplara)
Bizim gençlik yıllarımızda, istiklal harbinden sonra, ümmetin kandırıldığı, aldatıldığı, oyuna getirildiği kanaatiyle; ‘harbi biz yaptık, biz şehit olduk, biz kazandık. Sonucunda devrim duvarı üstümüze yıkıldı, devrimlerin altında biz kaldık ezildik’ tezini savunurken; Atatürk’e bir şey diyemeyenler İsmet İnönü’ye vururlardı. İsmet İnönü’yü ‘Vur abalıya’ cinsinden günah keçisi haline getirilirdi. Devrimi tenkit ederken bile adil davranılamıyordu. Neden. Korku belasından. Onlar nasıl o zaman İngilizlerin baskısı ve korkusuyla hareket ettikleri için masum sayılamazlar ise. Bu günde Araplar ve İslam dünyası Amerika korkusundan kispete vuruyorlar ise bunlar da o kadar masum değiller elbette. Arapları suçlamada da sanki adil davranmıyoruz galiba.
Biz içimizde adilmiyiz
Arapları suçlamak en kolay iş. Biz içimizde birlik miyiz? Kendi kendimize bir öz eleştiri yapalım: Ecevit’in Clinton’un karşısında duruş resmini hatırlayanlarınız vardır elbette. İşte Reis’e kadar bizim yöneticilerimiz önce İngilizlere karşı, sonra ABD ye karşı aynı durumdaydı. Yani Arapların Trump’ın karşısında durdukları gibiydi. Reis ile bu değişti. En azından eşit davranış biçimi oluşturuldu. Şu anda gönlünüzden geçen CHP yi işbaşına getirmek için çalışan ortaklara sözüm. O zaman Araplara dönersiniz, Ecevit’in duruşuna geri dönersiniz. Bunları bildiğiniz halde bu gayretiniz niye. Adil olmak gerekirse Dik duran bir yöneticiye kavuşmuşken, eski tarzlara geri dönmek gayreti adil mi sizce. Nasrettin Hoca’ya sormuşlar ayı ne yapıyorsunuz? Diye. Kesip kesip yıldız yapıyoruz demiş. Otuz aydan kırk bayram çıkardığımız gibi. Sırtınız kaşınsa parti kuruyorsunuz ve konuşurken ‘Küçük dağları ben yarattım, büyüklere de tesirim oldu’ diyerek böbürleniyorsunuz. Önce kendinize adil olun. Hakikaten öylemizsiniz. Estek misiniz köstek misiniz? Cüceyi dev yapmanın âlemi var mı? Önce kendimizi tarif ederken adil olalım. Nejat Uygur’un ‘Donumu çaldılar’ tiyatrosundaki gibi olursunuz. ‘Yamalığı da İngiliz kumaşı idi’ diyor. Vazgeçin bu CHP ye İngiliz kumaşı yamalığı olmak için parti kurmalarından. Hatta kurulanları da kapatın. Dünya masrafı var 81 il 980 küsur ilçe bir o kadar belde. Değer mi bu kadar parayı harcamaya yamalık olmak için.
Bir sözüm de özgürlükçü gençlere
İttihat ve Terakkinin üç unsuru vardı;
Adalet, Müsavat (eşitlik), Hürriyet.
Genç liseyi bitirip Üniversiteye geçince aynen İttihat ve Terakkici gibi oluyor:
‘Adalet, Eşitlik, Hürriyet’ diye.
Asi oluyorlar. Karşıt oluyorlar, isyankâr oluyorlar. Ne kadar olumsuzluk varsa onu benim siyor ve savunuyorlar. Bunları temel hakları sayıyorlar. Yürüyüş yapıyorlar, toplantılar, protestolar yapıyorlar. Ayrıcalıklarını gösteriyorlar. Adeta kendilerine hak sayıyorlar.
Maoculuk bitti
Lenincilik bitti
Kominizim bitti
Kapitalizm çöktü
Savunacağınız sistem kaldı mı?
Sadece uçkur sistemi kaldı.
O da zaten serbest.
Neyin savunuculuğunu yapacaksınız artık.
Sizlerde adil değilsiniz. Hem de hiç adil değilsiniz.
Eskiden solcular ABD ye karşı idiler. Büyüyünce de kapitalist olurlardı. Sizde bu adalet sizliği adalet saymanızı, bizim dindar muhafazakârların gençliğinden ve akillerinden öğrendiniz. Sizleri de fazla suçlamamak gerek. Bakın İBB de trilyona yakın yolsuzluk oluyor; bizim dindar kesimin gençliğinden Akillerinden bir soluk çıkıyor mu: âdete Lal kesiliyorlar. Pısıyorlar. Kafalarını kuma gömüyorlar üç beş amorti mebus için uşak olmaya dünden razılar da onun için. Sizler iyi kötü bazen ‘bu kadar da olur mu canım demeye getiriyorsunuz’ ama bizimkilere bakınca elinizin kolunuzun zihniniziniz dermanı kalmıyor. Yoksa özgürlükçü gençlik İBB yolsuzluğuna bigâne kalırlar mıydı? Onlarca yürüyüş, toplantı, nümayiş, gösteri yaparlardı yoksa. Bizim pısırıkları, İngiliz yamalıkları örnek almasalardı veya bizim yamalıklılar onlara örnek olmasalardı.

























Yorum Yazın