<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>24 Saat  Ankara Haberleri I Redaktör Haber</title>
        <link>https://www.redaktorhaber.com/</link>
        <description>Ankara Son Dakika Haberleri 24 Saat Kesintisiz Güvenilir Doğru Haberle Sizlere İletiyoruz. Ankara Polatlı, Gölbaşı, Yenimahalle ve Mamak Haberleri Takip Edin.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kadın Doğum Uzmanı Banu Çiftçi’den Menopoza Bilimsel Bakış: Doğal Bir Süreç Ama Göz Ardı Edilmemeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/kadin-dogum-uzmani-banu-ciftciden-menopoza-bilimsel-bakis-dogal-bir-surec-ama-goz-ardi-edilmemeli-22858</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/kadin-dogum-uzmani-banu-ciftciden-menopoza-bilimsel-bakis-dogal-bir-surec-ama-goz-ardi-edilmemeli-22858</guid>
                <description><![CDATA[Op. Dr. Banu Çiftçi’nin “Menopoz & Hormon Tedavisi” kitabı, menopozla ilgili doğru bilinen yanlışları güncel bilimsel verilerle açıklayarak sürecin doğru tedaviyle yönetilebileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Banu Çiftçi, menopoz dönemine ilişkin yaygın yanlış inanışları bilimsel verilerle ele aldığı yeni kitabı “Op. Dr. Banu Çiftçi’yle Menopoz &amp; Hormon Tedavisi” ile raflardaki yerini aldı. Destek Yayınları etiketiyle çıkan kitap, kadınların yaşam döngüsündeki bu kritik evreyi hem tıbbi hem de toplumsal yönleriyle değerlendiriyor.<br />
250 sayfalık eser; menopoz belirtilerinden hormon yerine koyma tedavisine, kalp-damar sağlığından kemik erimesine, ruhsal değişimlerden cinsel yaşama kadar geniş bir perspektif sunuyor. Güncel uluslararası kılavuzlara dayanan kitap, menopozun “katlanılması gereken” bir dönem değil, doğru tedaviyle yaşam kalitesinin sürdürülebileceği bir süreç olduğunun altını çiziyor.<br />
<strong>“Menopoz Sadece Ateş Basmasından İbaret Değil”</strong><br />
Kitabın arka kapak yazısında Çiftçi, menopozun etkilerinin yıllar sonra kalça kırığı, kalp krizi veya bilişsel bozukluklar olarak karşımıza çıkabileceğine dikkat çekiyor. Östrojen eksikliğinin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Çiftçi, 2002’deki bilimsel tartışmalar sonrası birçok kadının hormon tedavisi fırsatından mahrum kaldığını ifade ediyor.<br />
<strong>“Bir Nesil Kadın ve Doktor Bu Konuda Kaybedildi”</strong><br />
Çiftçi, menopozla birlikte uygun hastalarda zamanında başlanacak hormon tedavisinin, yaşamın ilerleyen dönemlerinde görülen pek çok hastalığın riskini azaltabileceğine vurgu yapıyor. Kitabın amacı ise hem kadınlara hem de sağlık profesyonellerine bilimsel temelli, anlaşılır bir rehber sunmak.<br />
<strong>Kitap künyesi:</strong><br />
Eser Adı: Menopoz ve Hormon Tedavisi<br />
Yazar: Op. Dr. Banu Çiftçi<br />
Editör: Devrim Yalkut<br />
Yayınevi: Destek Yayınları<br />
Tür: Sağlık<br />
Fiyat: 580 TL<br />
Sayfa Sayısı: 250</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2026/02/kadin-dogum-uzmani-banu-ciftciden-menopoza-bilimsel-bakis-dogal-bir-surec-ama-goz-ardi-edilmemeli-1770112247.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara Sincan&#039;da Doğal Doğumla Yeni Bİr Dönem Başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ankara-sincanda-dogal-dogumla-yeni-bir-donem-basladi-22737</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ankara-sincanda-dogal-dogumla-yeni-bir-donem-basladi-22737</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, anne adaylarına daha konforlu ve doğal bir doğum deneyimi sunmak amacıyla kurduğu Suda Doğum Ünitesinde ilk doğumu başarıyla gerçekleştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’nın sağlık alanındaki önemli merkezlerinden Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern doğum uygulamalarına bir yenisini ekleyerek Suda Doğum Ünitesini hizmete açtı. Hastanede kurulan yeni ünite, anne adaylarına daha konforlu, doğal ve güvenli bir doğum deneyimi sunmayı hedefliyor.</p>

<p>İlk doğum ise Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Nazlı Yıldırım ve doğumhane ekibinde görevli deneyimli ebeler eşliğinde başarıyla gerçekleştirildi.</p>

<p><strong>Suda Doğum Ünitesi Hizmete Açıldı</strong></p>

<p>Hastane yönetimi, anne adaylarına modern ve konforlu bir doğum ortamı sunmak amacıyla Suda Doğum Ünitesi’ni kurdu. Özel donanım ve deneyimli sağlık personeliyle hizmet veren ünitede, anne ve bebek sağlığı ön planda tutuluyor.</p>

<p>İlk doğumun sorunsuz şekilde tamamlanması, hem ünitenin teknik altyapısının hem de sağlık ekibinin deneyiminin başarısını ortaya koydu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/1jpg.png" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong>Uzman Ekip Eşliğinde Güvenli ve Konforlu Doğum</strong></p>

<p>Doğumu gerçekleştiren Dr. Nazlı Yıldırım, anne adayının doğum sürecinin başından sonuna kadar profesyonel bir ekip tarafından takip edildiğini belirtti. Deneyimli ebelerin desteğiyle gerçekleşen suda doğum, hem annenin hem de bebeğin sağlığını önceliklendiren bir yaklaşım sergiledi.</p>

<p>Suda doğumun sağladığı avantajlar arasında, anne adayının stresinin azalması, rahatlaması ve doğum sürecinin daha doğal ilerlemesi öne çıkıyor.</p>

<p><strong>Anne Dostu Sağlık Hizmetlerinde Yeni Adım</strong></p>

<p>Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri, suda doğum uygulamasının anne dostu sağlık hizmetleri kapsamında sunulan önemli bir yenilik olduğunu belirtti.</p>

<p>İlk doğumun başarıyla tamamlanması, üniteye olan talebin artacağı ve hizmetlerin devamlılık göstereceğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Hastane, gelecekte anne adaylarına daha fazla doğal doğum seçeneği sunmayı&nbsp;hedefliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 12:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/12/ankara-sincanda-dogal-dogumla-yeni-bir-donem-basladi-1764669899.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara Sincan’da Çocuk Akademisi Başladı Sağlıklı ve Güvenli Gelecek İçin İlk Adım</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ankara-sincanda-cocuk-akademisi-basladi-saglikli-ve-guvenli-gelecek-icin-ilk-adim-22712</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ankara-sincanda-cocuk-akademisi-basladi-saglikli-ve-guvenli-gelecek-icin-ilk-adim-22712</guid>
                <description><![CDATA[Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi, 20 Kasım Dünya Çocuk Günü kapsamında başlattığı Çocuk Akademisi Eğitimi ile çocukların güvenli, bilinçli ve sağlıklı bireyler olarak yetişmesine katkı sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi, 20 Kasım Dünya Çocuk Günü kapsamında “Çocuk Akademisi” eğitim programını başlattı. Çocukların sağlıklı, bilinçli ve güvenli bireyler olarak yetişmesini amaçlayan program, ilk günden yoğun ilgi gördü. Eğitimleri başarıyla tamamlayan tüm katılımcılar tebrik edildi.</p>

<p><strong>Çocukların Güvenliği ve Sağlığı İçin Kapsamlı Eğitim İçeriği</strong></p>

<p>Çocuk Akademisi’nde verilen eğitimler; çocukların fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerini desteklemenin yanı sıra, günlük yaşamda karşılaşabilecekleri risklere karşı farkındalık kazandırmaya odaklandı. Program kapsamında bağımlılıkların zararları, kişisel güvenlik, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, afet bilinci, duygusal dayanıklılık, kendini tanıma ve çevresel risklerin fark edilmesi gibi geniş bir yelpazede eğitimler verildi.<br />
Uzmanlar, çocuklarda güvenli yaşam kültürünün erken yaşlarda kazandırılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<p><strong>Ailelerin de Dahil Olduğu Eğitim Modeli</strong></p>

<p>Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından yürütülen Çocuk Akademisi, hem çocukların hem de ailelerin katılımına açık yapısıyla dikkat çekiyor. Anne ve babaların çocuklarıyla birlikte eğitime dahil olması, programın etkisini artırırken sağlıklı ve güvenli yaşam kültürünün aile içinde yerleşmesine katkı sunuyor.<br />
Eğitimlere katılmak isteyenler, Sincan SHM’ye doğrudan başvurabilir ya da 0312 263 97 28 numarası üzerinden kayıt yaptırabiliyor.</p>

<p><strong>Sağlıklı Bir Gelecek İçin Ortak Adım</strong></p>

<p>Merkez yetkilileri, çocukların güvenli bir çevrede büyümesi, güçlü bir zihinsel yapı geliştirmesi ve yaşam boyu sürdürülebilir sağlık alışkanlıkları edinmesi için bu tür programların hayati önem taşıdığını belirtti.<br />
“Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek” anlayışıyla hazırlanan eğitimlerin, yıl boyunca farklı temalarla devam edeceği&nbsp;ifade&nbsp;edildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Nov 2025 11:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/11/ankara-sincanda-cocuk-akademisi-basladi-saglikli-ve-guvenli-gelecek-icin-ilk-adim-1764145469.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara’da Sağlıklı Yaşam Hizmetlerine MHRS Kolaylığı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ankarada-saglikli-yasam-hizmetlerine-mhrs-kolayligi-22631</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ankarada-saglikli-yasam-hizmetlerine-mhrs-kolayligi-22631</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, vatandaşların koruyucu sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşması için önemli bir yenilik başlattı. Ankara’daki Sağlıklı Hayat Merkezlerinden artık MHRS veya Alo 182 üzerinden randevu alınabilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), artık Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alınabilecek.<br />
Ankara genelinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezleri, vatandaşların koruyucu sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilmesi için yeni bir uygulamayı hayata geçirdi.</p>

<p>Artık Sağlıklı Hayat Merkezlerinden hizmet almak isteyen vatandaşlar, MHRS mobil uygulaması, mhrs.gov.tr adresi veya Alo 182 hattı üzerinden randevu oluşturabilecek.</p>

<p><strong>Koruyucu Sağlık Hizmetlerine Kolay Erişim</strong></p>

<p>Yeni uygulamayla birlikte Sağlıklı Hayat Merkezleri, toplumun genel sağlık düzeyini yükseltmek, hastalıkları erken dönemde önlemek ve koruyucu sağlık hizmetlerini daha erişilebilir hale getirmek amacıyla önemli bir adım attı.</p>

<p><strong>Vatandaşlara Diyetisyen, Psikolog ve Fizyoterapist Desteği</strong></p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezleri, yalnızca muayene hizmetiyle sınırlı kalmadan vatandaşlara çok yönlü destek sunuyor.<br />
Merkezlerde diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, kadın sağlığı ve çocuk sağlığı birimleri bulunuyor. Ayrıca sigara bırakma poliklinikleri de hizmet veriyor.<br />
Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlar uzman hekimler eşliğinde profesyonel danışmanlık alabiliyor; sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve stres yönetimi konularında bireysel rehberlikten yararlanabiliyor.</p>

<p>Sağlık profesyonelleri, bu hizmetlerin toplum genelinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmayı hedeflediğini vurguluyor.</p>

<p><strong>Hastalıkları Önlemede Etkin Rol</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen Sağlıklı Hayat Merkezleri, bireylerin mevcut sağlık sorunlarına çözüm sunmanın yanı sıra, hastalıkları ortaya çıkmadan önlemeye yönelik farkındalık çalışmaları da yürütüyor.<br />
Toplum sağlığının korunması, kronik hastalıkların azaltılması ve sağlık bilincinin geliştirilmesi amacıyla merkezlerde eğitim ve danışmanlık faaliyetleri düzenleniyor.</p>

<p>Yetkililer, vatandaşları düzenli sağlık kontrollerini aksatmamaya ve bu merkezlerde sunulan ücretsiz hizmetlerden yararlanmaya davet ediyor.</p>

<p><strong>Ankara’da Hizmet Veren Sağlıklı Hayat Merkezleri</strong></p>

<p>Ankara’nın Sincan ilçesinde iki önemli merkez vatandaşlara hizmet vermeye devam ediyor:</p>

<p>&nbsp;Törekent Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi<br />
Adres: Törekent Mahallesi 330. Cadde No:18 Kat:2 Sincan / Ankara<br />
Tel: (0312) 263 97 28</p>

<p>&nbsp;100. Yıl Sağlıklı Hayat Merkezi<br />
Adres: Yunus Emre Mahallesi Devrimler Caddesi No:19 Sincan / Ankara<br />
Tel: (0312) 552 20 38</p>

<p>Her iki merkez de hafta içi mesai saatlerinde hizmet veriyor.</p>

<p>Sağlıklı Bir Gelecek İçin Önemli Bir Adım</p>

<p>Yetkililer, MHRS üzerinden randevu sisteminin vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracağını, özellikle kronik rahatsızlıkların önlenmesi ve sağlık okuryazarlığının artması açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Toplumun genel sağlığını korumayı hedefleyen Sağlıklı Hayat Merkezleri, vatandaşlara ücretsiz ve bütüncül sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor.<br />
Bu merkezler sayesinde bireyler sağlıklı yaşam biçimlerini öğreniyor, daha bilinçli ve dengeli bir yaşam tarzı benimsemeye teşvik&nbsp;ediliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Oct 2025 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/10/ankarada-saglikli-yasam-hizmetlerine-mhrs-kolayligi-1761828799.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sincan’da Kanser Taramasına Farkındalık Etkinliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/sincanda-kanser-taramasina-farkindalik-etkinligi-22591</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/sincanda-kanser-taramasina-farkindalik-etkinligi-22591</guid>
                <description><![CDATA[Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi, kolorektal kanserin erken teşhisine dikkat çekmek amacıyla farkındalık etkinliği düzenledi. Yavuz Sultan Selim Camii önünde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara ücretsiz GGK (Gaitada Gizli Kan) test kitleri dağıtıldı. Sağlık ekipleri, kanser taramalarının erken evrede tanı ve tedavide kritik rol oynadığını vurgulayarak, özellikle 40 yaş üzeri bireyleri düzenli tarama programlarına katılmaya davet etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü, kanser taramalarına dikkat çekmek için farkındalık etkinliği düzenledi. Vatandaşlara GGK test kiti dağıtıldı, kolorektal kanserin erken teşhisinin önemi anlatıldı.<br />
Ankara Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi, erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık çalışması düzenledi. Yavuz Sultan Selim Camii önünde açılan bilgilendirme standında vatandaşlara GGK testi dağıtılarak kolorektal kanser taraması hakkında bilgilendirme yapıldı.</p>

<p><strong>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong></p>

<p>Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, etkinlik kapsamında vatandaşlara kolorektal kanser hakkında bilgi vererek erken teşhisin hayat kurtardığını hatırlattı.<br />
Uzman sağlık personelleri, kanser taramalarının ücretsiz olarak yapılabildiğini ve testlerin erken tanı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Yapılan bilgilendirmede, kolorektal kanserin Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekilerek, 40 yaş üzeri bireylerin düzenli tarama programlarına katılması gerektiği ifade edildi.</p>

<p><strong>KETEM’den Ücretsiz GGK Testi ve Bilgilendirme</strong></p>

<p>Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi, vatandaşlara GGK (Gaitada Gizli Kan) test kitleri dağıtarak testin nasıl uygulanacağı hakkında bilgilendirme yaptı.<br />
GGK testinin, dışkıda gizli kan varlığını tespit ederek kolorektal kanserin erken evrelerinde tanı koymayı mümkün kıldığını belirten sağlık ekipleri, vatandaşların testleri evde uygulayıp en yakın sağlık merkezine teslim edebileceklerini hatırlattı.</p>

<p>Yetkililer, erken tanının tedavi sürecinde büyük fark yarattığını belirterek, testlerin düzenli aralıklarla yapılmasının önemine dikkat çekti.</p>

<p><strong>Cami Önündeki Stand Yoğun İlgi Gördü</strong></p>

<p>Etkinlik için Yavuz Sultan Selim Camii önünde kurulan bilgilendirme standına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.<br />
Sağlık çalışanları, broşürler ve görsel materyallerle kanser taramaları hakkında bilgilendirme yaptı, merak edilen soruları yanıtladı.</p>

<p>Vatandaşlar, etkinlik sayesinde kolorektal kanser taramalarının ücretsiz ve kolay ulaşılabilir olduğunu öğrenerek test kitlerini temin etti.</p>

<p><strong>Sincan’da Sağlıklı Yaşam Bilinci Güçleniyor</strong></p>

<p>Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü, toplumun sağlığını korumak amacıyla düzenli aralıklarla benzer farkındalık etkinlikleri düzenlemeye devam ediyor.<br />
Yetkililer, Sincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nin, bölge halkının kanser taramaları, sigara bırakma danışmanlığı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları konularında hizmet verdiğini&nbsp;hatırlattı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Oct 2025 19:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/10/sincanda-kanser-taramasina-farkindalik-etkinligi-1760804216.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çölyak Hastalığı Nedir? Sebepleri, Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/colyak-hastaligi-nedir-sebepleri-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-22571</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/colyak-hastaligi-nedir-sebepleri-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-22571</guid>
                <description><![CDATA[Gluten intoleransı ile ortaya çıkan çölyak hastalığı, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle gelişiyor. Belirtileri hafif veya sinsi seyredebilir, ancak glutensiz diyetle semptomlar kontrol altına alınabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çölyak hastalığı, buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan gluten adlı proteine karşı bağışıklık sisteminin anormal bir tepki vermesiyle ortaya çıkan, ömür boyu süren bir sindirim sistemi hastalığıdır. Glutenin sindirilememesi, ince bağırsaklarda hasara yol açarak besin emilimini bozar ve çeşitli sağlık sorunlarına neden olabilir.</p>

<p><br />
<strong>Çölyak Hastalığının Sebepleri</strong></p>

<p>Çölyak hastalığının kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle geliştiği düşünülmektedir:</p>

<p>Genetik Yatkınlık: Çölyak hastalığı, genetik bir hastalıktır. HLA-DQ2 ve HLA-DQ8 genetik yapılarına sahip bireylerde hastalığın gelişme riski daha yüksektir. Ayrıca, çölyak hastalığı bulunan kişilerin 1. derece yakınlarının da hastalığa yakalanma olasılığı %10 civarındadır.&nbsp;</p>

<p><strong>Çevresel Tetikleyiciler: </strong>Bazen bir ameliyat, hamilelik, doğum, viral enfeksiyon veya şiddetli duygusal stres gibi çevresel faktörler, çölyak hastalığının ortaya çıkmasına veya mevcut hastalığın alevlenmesine neden olabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;Çölyak Hastalığının Belirtileri</strong></p>

<p>Çölyak hastalığının belirtileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve bazen hafif seyreder. Ancak en yaygın belirtiler şunlardır:</p>

<p>Kronik ishal veya kabızlık</p>

<p>Kilo kaybı</p>

<p>Karın ağrısı ve şişkinlik</p>

<p>Bulantı ve kusma</p>

<p>Yorgunluk ve halsizlik</p>

<p>Büyüme geriliği ve boy kısalığı (özellikle çocuklarda)</p>

<p>Kemik veya eklem ağrıları</p>

<p>Ağız içinde yaralar</p>

<p>Ciltte kaşıntılı döküntüler</p>

<p>Açıklanamayan demir eksikliği anemisi</p>

<p><strong>Depresyon veya anksiyete</strong></p>

<p>Periferik nöropati (ellerde ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma veya ağrı)</p>

<p>Kadınlarda adet düzensizliği, kısırlık veya tekrarlayan düşük</p>

<p><strong>&nbsp;Tanı Yöntemleri</strong></p>

<p>Çölyak hastalığının tanısı, genellikle kan testleri ve ince bağırsak biyopsisi ile konur:</p>

<p><strong>Kan Testleri: </strong>Gluten karşı oluşan antikorları (özellikle anti-tTG ve endomysial antikorlar) tespit etmek için yapılır.</p>

<p><strong>İnce Bağırsak Biyopsisi:</strong> Tanıyı kesinleştirmek için, ince bağırsaktan alınan örneklerde villus hasarı ve emilim bozukluğu aranır.</p>

<p><strong>Tedavi Yöntemleri</strong></p>

<p>Çölyak hastalığının kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Ancak ömür boyu sürecek bir glutensiz diyet, hastalığın yönetilmesinde en etkili yöntemdir:</p>

<p><strong>Glutensiz Diyet:</strong> Buğday, arpa, çavdar ve yulaf içeren tüm gıdalardan tamamen kaçınılmalıdır. Gluten içermeyen gıdaların tüketilmesi, ince bağırsakların iyileşmesine ve semptomların azalmasına yardımcı olur.&nbsp;</p>

<p><strong>Diyetisyen Desteği: </strong>Glutensiz diyete geçişte, beslenme düzeninin dengeli ve yeterli olmasına dikkat edilmelidir. Bu nedenle bir diyetisyen rehberliğinde beslenme planı oluşturulması önerilir.</p>

<p><strong>Takviyeler:</strong> Eksik vitamin ve minerallerin yerine konması için doktor tarafından önerilen takviyeler kullanılabilir.</p>

<p><strong>&nbsp;Çocuklarda Çölyak Hastalığı</strong></p>

<p>Çölyak hastalığı, her yaşta görülebilir ancak özellikle çocukluk döneminde daha belirgin semptomlar gösterebilir:</p>

<p><strong>Bebeklerde:</strong> Ek gıdaya geçişle birlikte, ishal, iştahsızlık, karın şişliği ve büyüme geriliği gibi belirtiler görülebilir.</p>

<p><strong>Çocuklarda: </strong>Boy kısalığı, ergenlikte gecikme, ağız ve diş sağlığı sorunları, dikkat eksikliği ve öğrenme güçlükleri gibi belirtiler ortaya çıkabilir.</p>

<p>Çölyak hastalığı, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle gelişen, ömür boyu süren bir hastalıktır. Gluten içeren gıdalardan kaçınılarak uygulanan sıkı bir diyetle hastalık yönetilebilir ve semptomlar kontrol altına alınabilir. Erken tanı ve tedavi, komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşır.</p>

<p>Daha fazla bilgi ve destek için, uzman bir gastroenterolog veya diyetisyen ile görüşmeniz&nbsp;önerilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 17:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/10/colyak-hastaligi-nedir-sebepleri-belirtileri-ve-tedavi-yontemleri-1760451931.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sincan’da Çölyak Farkındalığı ve Keyifli Buluşma</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/sincanda-colyak-farkindaligi-ve-keyifli-bulusma-22566</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/sincanda-colyak-farkindaligi-ve-keyifli-bulusma-22566</guid>
                <description><![CDATA[Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, ilçede yaşayan çölyak hastaları ve aileleriyle Eko Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde düzenlenen özel piknikte bir araya geldi. Etkinlikte, glütensiz ikramlar, oyun alanları ve sohbetlerle hem farkındalık artırıldı hem de keyifli bir gün yaşandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sincan Belediyesi, çölyaklı vatandaşların glutensiz gıdaya kolay erişimini sağlamak ve farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği geleneksel piknik etkinliğini bu yıl Eko Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirdi.</p>

<p>Başkan Murat Ercan, etkinlik boyunca çölyak hastalarıyla tek tek ilgilenerek sohbet etti ve hatıra fotoğrafları çektirdi. Pikniğe 350 kişi katıldı; çocuklar tamamı geri dönüşüm malzemelerinden yapılan parkta oynarken, yetişkinler doğayla iç içe keyifli vakit geçirdi.</p>

<p>Etkinlikte, glutensiz ekmek yardımı ve üç ayda bir sağlanan sosyal destek kartı ile çölyaklı vatandaşların temel beslenme ihtiyaçlarına ulaşımı kolaylaştıran Sincan Belediyesi, vatandaşlara verdiği desteği bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/3%20(3).jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Başkan Murat Ercan, etkinlikle ilgili olarak şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Günlük ekmek temini, glütensiz gıda desteği ve her 3 ayda bir destek kartı aracılığıyla ilçemizde yaşayan çölyak hastası vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Çölyak bir yaşam biçimidir ve biz de her fırsatta yanlarında olduğumuzu gösteriyoruz. Bugün de güzel bir piknikte bir araya geldik. Katılımlarınızdan dolayı teşekkür ederim. İhtiyaç duyduğunuz ürünlere ulaşmanız için elimizden geleni yapacağız.”</strong></em></p>

<p>Etkinlik, hem çölyak konusunda farkındalığı artırmayı hem de Sincanlı vatandaşların sosyal yaşamını desteklemeyi amaçlayan anlamlı bir buluşma olarak&nbsp;tamamlandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 12:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/10/sincanda-colyak-farkindaligi-ve-keyifli-bulusma-1760435155.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cam Kemik Hastası Hamza, Doktorluk Hayaline Adım Adım Yaklaşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/cam-kemik-hastasi-hamza-doktorluk-hayaline-adim-adim-yaklasiyor-22532</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/cam-kemik-hastasi-hamza-doktorluk-hayaline-adim-adim-yaklasiyor-22532</guid>
                <description><![CDATA[Cam kemik hastalığına rağmen doktorluk hayalini gerçeğe dönüştüren Lokman Hekim Üniversitesi öğrencisi Hamza Mesut Ağır, azmiyle herkese ilham oluyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Doğuştan cam kemik hastalığı (osteogenesis imperfecta) ile yaşamını sürdüren 24 yaşındaki Lokman Hekim Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Hamza Mesut Ağır, tüm zorluklara rağmen hekim olma hayalini gerçeğe dönüştürdü.</p>

<p>Çocuklukta Başlayan Hekimlik Hayali</p>

<p>Çocukluk yıllarında sık sık hastanelerde tedavi gören Hamza, bu süreçte edindiği deneyimlerle “hekimlik” mesleğine ilgi duymaya başladı. Bugün ise Tıp Fakültesi’nin 6. sınıfında intörn doktor olarak görev yapıyor.</p>

<p><strong>“Empatiyi Öğrendim”</strong></p>

<p>Hamza Mesut Ağır, yaşadığı zorlukların kendisine en büyük kazanımı “empati”yi öğrettiğini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<p>&nbsp;“Çocukken hastanelerde geçirdiğim günler, bugün insanlarla daha kolay bağ kurabilmeme vesile oldu. Psikiyatri alanında uzmanlaşmak ve özellikle engelli bireylere ‘başarının mümkün olduğunu’ göstermek istiyorum.”</p>

<p><strong>En Büyük Destek Annesinden</strong></p>

<p>Eğitim sürecinde en büyük desteği annesi Hatice Ağır’dan gördüğünü ifade eden Hamza, birlikte verdikleri mücadelenin hayatına yön verdiğini belirtti.<br />
Anne Hatice Ağır ise oğlunun beyaz önlük giymesini büyük bir gururla izlediğini dile getirerek, benzer durumdaki ailelere “asla pes etmeyin” mesajı verdi.</p>

<p><strong>Üniversiteden Destek ve Erişim Kolaylığı</strong></p>

<p>Lokman Hekim Üniversitesi Ankara Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Barış Ecevit Yüksel, engelli öğrencilerin eğitim hayatını kolaylaştırmak için yapılan düzenlemeleri anlattı:</p>

<p>“Görme, duyma ve fiziksel engelliler için tüm engelleri kaldırdık, öğrencilerimizin her alana rahatça erişimini sağladık. Hamza’nın eğitim yolculuğu bunun en somut örneğidir.”</p>

<p><strong>İlham Veren Bir Başarı Hikâyesi</strong></p>

<p>Lokman Hekim Üniversitesi yönetimi, tüm öğrencilerinin hayallerine ulaşması için fırsat eşitliğini sağladığını vurgulayarak, Hamza’nın azim ve kararlılığının herkese ilham olacağına inandıklarını&nbsp;açıkladı.</p>

<p><strong>Cam Kemik Hastalığı (Osteogenesis Imperfecta) Nedir?</strong></p>

<p>Tıpta osteogenesis imperfecta olarak bilinen cam kemik hastalığı, genetik bir bağ dokusu bozukluğudur. Kemiklerin normalden çok daha kırılgan olmasına yol açar. Çocukluk çağından itibaren sık kırıklarla kendini gösterir. Kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, ilaç tedavileri, fizik tedavi, cerrahi yöntemler ve destekleyici yaklaşımlar sayesinde hastaların yaşam kalitesi artırılabilmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Oct 2025 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/10/cam-kemik-hastasi-hamza-doktorluk-hayaline-adim-adim-yaklasiyor-1759329113.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ATO, Türk Sağlık ve Teknolojilerini Global Arenaya Taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ato-turk-saglik-ve-teknolojilerini-global-arenaya-tasiyor-22521</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ato-turk-saglik-ve-teknolojilerini-global-arenaya-tasiyor-22521</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Ticaret Odası, 27-30 Ekim 2025 tarihlerinde Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde düzenlenecek Global Health Exhibition 2025’te Türk sağlık ve sağlık teknolojileri sektörünü uluslararası platformda tanıtacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Ticaret Odası (ATO), Türk sağlık ve sağlık teknolojileri firmalarını uluslararası arenada tanıtmak amacıyla Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da 27-30 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek Global Health Exhibition 2025 fuarına katılacak.</p>

<p>ATO yetkilileri, fuarın Türk sağlık sektörüne yeni pazar fırsatları sunacağını belirterek, planlamaların titizlikle yürütüldüğünü vurguladı. ATO Yönetim Kurulu Üyesi Baran, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:</p>

<p>“Bölgenin sağlık altyapısının güçlendirilmesi, yapay zekâ ve dijital sağlık çözümlerine yönelik yatırımlar, Türk sağlık firmaları için önemli fırsatlar yaratıyor. ATO olarak sektörün bu fırsatları en verimli şekilde değerlendirebilmesi için hazırlıklarımızı büyük bir titizlikle sürdürüyoruz.”</p>

<p>Fuar programına Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi de destek veriyor. Bu iş birliği, Türk firmalarının Körfez yatırımcılarıyla doğrudan buluşmasına ve iş birlikleri kurmasına katkı sağlayacak.</p>

<p>ATO’nun bu organizasyonu, Türk sağlık sektörünün uluslararası alandaki görünürlüğünü artırmayı ve sektöre yeni iş fırsatları kazandırmayı hedefliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 16:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/09/ato-turk-saglik-ve-teknolojilerini-global-arenaya-tasiyor-1759152815.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara’da Avrupa Spor Haftası Sağlıkla Kutlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ankarada-avrupa-spor-haftasi-saglikla-kutlandi-22500</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ankarada-avrupa-spor-haftasi-saglikla-kutlandi-22500</guid>
                <description><![CDATA[“Avrupa Spor Haftası, Ankara’nın Sincan ilçesinde spor ve sağlığı bir araya getirdi. Sincan Kent Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte Mobil Sigara Bırakma Aracı vatandaşlarla buluştu, karbonmonoksit ölçümleri yapıldı ve Sağlıklı Hayat Merkezleri tanıtıldı.”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa Spor Haftası kapsamında Sincan Kent Meydanı’nda düzenlenen etkinlikler, hem spor hem de sağlık alanında farkındalık oluşturdu. Sincan Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü öncülüğünde gerçekleşen programa, Sincan İlçe Sağlık Müdürlüğü de destek verdi.</p>

<p><strong>Mobil Sigara Bırakma Aracı Yoğun İlgi Gördü</strong><br />
Etkinlikte vatandaşlarla buluşan Mobil Sigara Bırakma Aracı, en çok dikkat çeken noktaların başında geldi. Araçta görevli doktorlar ve sağlık personelleri, sigaranın zararları konusunda bilgilendirmeler yaparken, vatandaşlara sigarayı bırakmaları için danışmanlık sundu.</p>

<p>Karbonmonoksit Ölçümüyle Somut Veriler Sunuldu<br />
Program kapsamında vatandaşların karbonmonoksit ölçümleri yapıldı. Ölçüm sonuçları sayesinde sigaranın solunum sistemi üzerindeki olumsuz etkileri somut verilerle ortaya konuldu. Katılımcılar, sigaranın vücuda verdiği zararı doğrudan görme fırsatı buldu.</p>

<p><strong>Sağlıklı Hayat Merkezleri Tanıtıldı</strong><br />
Sigara bırakmak isteyen vatandaşlara Sağlıklı Hayat Merkezleri’nde sunulan ücretsiz danışmanlık hizmetleri ve sigara bırakma programları hakkında bilgi verildi. Sağlık ekipleri, destek almak isteyen vatandaşları bu merkezlere yönlendirdi.</p>

<p><strong>Vatandaşlardan Memnuniyet</strong><br />
Etkinliğe katılan vatandaşlar uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirdi. 55 yaşındaki bir Sincanlı, “Yıllardır sigara içiyorum ama bu ölçüm cihazı sayesinde vücuduma verdiğim zararı ilk kez bu kadar net gördüm. Sağlık görevlileri çok ilgiliydi. En kısa sürede Sağlıklı Hayat Merkezi’ne gitmeyi düşünüyorum.” sözleriyle düşüncelerini paylaştı.</p>

<p>Sincanlılar, hem spor hem de sağlık odaklı etkinliklerin daha sık düzenlenmesi gerektiğini&nbsp;vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Sep 2025 10:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/09/ankarada-avrupa-spor-haftasi-saglikla-kutlandi-1758700830.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okul Öncesi Göz Taraması Altındağ’da Devam Ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/okul-oncesi-goz-taramasi-altindagda-devam-ediyor-22412</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/okul-oncesi-goz-taramasi-altindagda-devam-ediyor-22412</guid>
                <description><![CDATA[Altındağ Belediyesi, çocukların eğitim hayatına sağlıklı bir başlangıç yapabilmeleri için ilçedeki Gençlik Merkezlerinde ücretsiz göz sağlığı taraması uyguluyor. Belediye Başkanı Dr. Veysel Tiryaki’nin de katıldığı taramada, çocukların göz sağlığının önemi vurgulanırken, Tiryaki velilere “Altındağlı yavrularımızın göz sağlığı da bizlere emanet, onlara gözümüz gibi bakıyoruz” diyerek çocuklarını taramalara getirmeleri çağrısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Altındağ Belediyesi ile Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen ücretsiz göz taraması uygulaması devam ediyor. Belediye Başkanı Dr. Veysel Tiryaki, Sezai Karakoç Gençlik Merkezi’nde çocuklarla bir araya gelerek taramalara katıldı ve doktorlardan bilgi aldı.</p>

<p><strong>Okul Öncesi Sağlık Desteği</strong></p>

<p>Altındağ Belediyesi’ne bağlı tüm Gençlik Merkezlerinde sürdürülen göz taramasıyla, çocukların eğitim hayatına daha sağlıklı başlamaları hedefleniyor. Başkan Tiryaki, “Altındağlı yavrularımızın göz sağlığı da bizlere emanet… Onlara gözümüz gibi bakıyoruz. Okul başarısı için göz sağlığı çok önemli. Doktorlarımız yakın görme, uzak görme oranını ve göz tembelliğini tespit ediyor. Sorun yaşayan çocuklarımızı hastaneye yönlendiriyor” dedi.</p>

<p><strong>“Veliler İhmal Etmesin” Çağrısı</strong></p>

<p>Daha önce de ücretsiz diş sağlığı taraması yapıldığını hatırlatan Başkan Tiryaki, tüm velilere çağrıda bulunarak:<br />
“Çocuklarımızın göz sağlığını ihmal etmeyelim. Tüm velilerimiz çocuklarını bu taramalara mutlaka getirsinler” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Vatandaşlardan Teşekkür</strong></p>

<p>Taramanın çocuklar için büyük bir fırsat olduğunu söyleyen Şengül Köylü ise, “Torunlarıma göz muayenesi yaptırmak istiyordum. Gençlik Merkezinde tarama olduğunu öğrenince çok sevindik. Hizmetten çok memnun kaldık. Belediye Başkanımıza teşekkür&nbsp;ediyoruz”&nbsp;dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 13:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/08/okul-oncesi-goz-taramasi-altindagda-devam-ediyor-1756462106.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Psikolojide Yeni Bir Tanım: ‘Otrovert’ Kişilik Tipi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/psikolojide-yeni-bir-tanim-otrovert-kisilik-tipi-22411</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/psikolojide-yeni-bir-tanim-otrovert-kisilik-tipi-22411</guid>
                <description><![CDATA[ABD’li psikiyatrist Rami Kaminski, grup aidiyetine mesafeli, bağımsız düşünen bireyler için ‘otrovert’ adını verdiği yeni bir kişilik tipi tanımladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ne içe dönük, ne dışa dönük: Bağımsız ruhlar için yeni kavram</strong></p>

<p>Psikoloji literatürüne yeni bir kavram eklendi. ABD’li psikiyatrist Rami Kaminski, grup aidiyetine mesafeli, bağımsız düşünebilen ve topluluk baskısına ihtiyaç duymadan sosyal bağ kurabilen bireyler için “otrovert” adını verdiği yeni bir kişilik tipi tanımladı.</p>

<p><strong>Introvert ve Extrovert’in Ötesinde</strong></p>

<p>Yıllar süren klinik gözlemlerine dayanarak bu kavramı geliştirdiğini belirten Kaminski, kişilik tiplerini yalnızca “içe dönük” (introvert) ya da “dışa dönük” (extrovert) ayrımıyla sınıflandırmanın yetersiz kaldığını ifade ediyor.</p>

<p>Kaminski’ye göre otrovert’ler, bir gruba ait olma ihtiyacı duymadan da derin sosyal ilişkiler kurabiliyor. Ona göre aslında hepimiz doğuştan otrovert’iz; ancak çocukluktan itibaren kültürel koşullanmalar, aidiyet duygusunu güçlendirerek bizi grup kimliklerine yönlendiriyor. Otrovert bireyler ise bu sürece doğal bir mesafe koyuyor.</p>

<p><strong>Otrovert’lerin Belirgin Özellikleri</strong></p>

<p>Grup kurallarına bağlı kalmadan özgün ve bağımsız düşünce geliştirebiliyorlar.</p>

<p>Dış onaya ihtiyaç duymuyor, duygusal bağımsızlıklarını koruyorlar.</p>

<p>Sosyal reddedilme korkusu taşımıyorlar.</p>

<p>Popüler kültür, politik kutuplaşma veya grup baskısından uzak durarak daha derin bireysel bağlar kurabiliyorlar.</p>

<p><strong>Bağımsız Ruhlar, Tarihten Bugüne</strong></p>

<p>Kaminski, tarihte grup fanatizmine karşı durmuş bağımsız düşünürlerin —örneğin George Orwell gibi isimlerin— aslında “otrovert” tanımına uyduğunu belirtiyor. Ona göre bu kişilik tipi, toplumun birliktelik kültürünü tamamladığı gibi, tribalizmin (aşırı grup bağlılığının) tehlikelerine karşı da uyarıcı bir rol üstlenebilir.</p>

<p><strong>Psikoloji Literatüründe Yeni Bir Adım</strong></p>

<p>Kişilik sınıflamaları psikoloji tarihinde uzun süredir tartışılıyor. Hans Eysenck’in üç boyutlu modeli ya da Gerard Heymans’ın “küp tipolojisi” gibi farklı yaklaşımların yanına, Kaminski’nin “otrovert” kavramı da eklenmiş oldu. Bu yeni tanım, özellikle modern toplumlarda artan bağımsız birey olma arayışına ışık tutmasıyla&nbsp;dikkat&nbsp;çekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Aug 2025 12:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/08/psikolojide-yeni-bir-tanim-otrovert-kisilik-tipi-1756460227.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altındağ’da Çocuklar İçin Ücretsiz Göz Sağlığı Taraması Başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/altindagda-cocuklar-icin-ucretsiz-goz-sagligi-taramasi-basladi-22392</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/altindagda-cocuklar-icin-ucretsiz-goz-sagligi-taramasi-basladi-22392</guid>
                <description><![CDATA[Altındağ Belediyesi, 6-7 yaş arası çocuklar için ücretsiz göz sağlığı taraması başlattı. Uzman hekimler tarafından gerçekleştirilen taramada şaşılık, göz tembelliği ve göz kayması testleri yapıldı; gerekli yönlendirme ve tavsiyeler sunuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Altındağ Belediyesi, çocukların göz sağlığını korumak ve eğitim başarısını desteklemek amacıyla Altındağlı çocuklar için ücretsiz göz taraması başlattı. 6-7 yaş arası çocuklara yönelik uygulamada şaşılık, göz tembelliği ve göz kayması testleri yapıldı.</p>

<p><strong>Uzman Hekimler Tarama ve Yönlendirme Sağlıyor</strong></p>

<p>Altındağ Belediyesi ile Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi iş birliğiyle yürütülen taramada, uzman hekimler testlerin ardından gerekli yönlendirme ve tavsiyelerde bulundu. Ücretsiz göz taramasından memnuniyet duyan Altındağlı aileler, belediye ve Başkan Tiryaki’ye teşekkürlerini iletti.</p>

<p><strong>“Okullar Açılmadan Önce Göz Sağlığı Taraması Önemli”</strong></p>

<p>Altındağ Belediye Başkanı Dr. Veysel Tiryaki, taramanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi:<br />
“Göz sağlığı bozuk olan, iyi göremeyen çocukların okul başarısı düşer. Çocuk iyi göremezse iyi okuyamaz. Okula adapte olmaları ve başarılı olmaları için göz sağlığının yerinde olması çok önemli. Bu nedenle, okullar açılmadan önce mutlaka göz sağlığı taraması yapılmalı.”</p>

<p><strong>Altındağlı Vatandaşlar İçin Sürekli Sağlık Hizmetleri</strong></p>

<p>Başkan Tiryaki, Altındağ Belediyesi’nin yıl boyunca diyabet, kanser ve geriatri taraması gibi çeşitli sağlık hizmetlerini ücretsiz olarak sunduğunu belirtti. Ücretsiz göz taramalarının, Altındağ Belediyesi’ne bağlı tüm Gençlik Merkezleri ve kreşlerde devam edeceğini de sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>Başkan Tiryaki’den Teşekkür Mesajı</strong></p>

<p>“Göz sağlığı taramasına ilgi gösteren, çocuklarını getiren tüm Altındağlı ebeveynlerimize, Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ve kıymetli hekimlerimize teşekkür ediyorum” diyen Başkan Tiryaki, projenin devam edeceğini&nbsp;vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Aug 2025 12:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/08/altindagda-cocuklar-icin-ucretsiz-goz-sagligi-taramasi-basladi-1756199852.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çankaya Belediyesi’nden Vatandaşlara Evde Sağlık ve Bakım Desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/cankaya-belediyesinden-vatandaslara-evde-saglik-ve-bakim-destegi-22383</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/cankaya-belediyesinden-vatandaslara-evde-saglik-ve-bakim-destegi-22383</guid>
                <description><![CDATA[Çankaya Belediyesi, sağlık kuruluşlarına gidemeyen vatandaşlar için Evde Sağlık ve Bakım Hizmetini sürdürüyor. Pansuman, enjeksiyon, tansiyon ölçümü gibi tıbbi hizmetlerin yanı sıra kişisel bakım desteği de veriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çankaya Belediyesi, sağlık kuruluşlarına gidemeyecek durumda olan vatandaşlara yönelik Evde Sağlık Hizmetini aralıksız sürdürüyor. Belediye ekipleri, ücretsiz olarak sundukları pansuman, enjeksiyon, tansiyon ölçümü, kan tetkiki için kan alma gibi birinci basamak sağlık hizmetlerinin yanı sıra yaş almış ve engelli vatandaşlara kişisel bakım desteği de veriyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/2025_08_19_Sosyal%20Yard%C4%B1m_Evde%20Bak%C4%B1m%20Hizmeti%20(5).jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong>Sosyal Belediyecilik Anlayışıyla Evde Sağlık</strong></p>

<p>Belediye, Evde Bakım Hizmetleri kapsamında yaş sınırı olmaksızın hasta ve engelli vatandaşlara, ayrıca 65 yaş üstü ve ekonomik zorluk yaşayan Çankayalılara hafta içi evde sağlık hizmeti sağlıyor. Hizmetler arasında pansuman ve enjeksiyon gibi tıbbi uygulamaların yanı sıra tansiyon ölçümü ve laboratuvar tetkikleri için kan örneği alma da bulunuyor.</p>

<p><strong>Kişisel Bakım Hizmeti de Sunuluyor</strong></p>

<p>Çankaya Belediyesi, sadece sağlık desteğiyle sınırlı kalmayıp yaşlı ve engelli vatandaşlara kuaför, berber, tırnak kesimi, kaş alma gibi kişisel bakım hizmetleri de sunuyor. Böylece hem fiziksel sağlık hem de kişisel ihtiyaçlar gözetilerek vatandaşların yaşam kalitesi artırılıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/2025_08_19_Sosyal%20Yard%C4%B1m_Evde%20Bak%C4%B1m%20Hizmeti%20(2).jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong>Başvurular Telefonla Yapılıyor</strong></p>

<p>Belediyenin Evde Sağlık Hizmeti’nden yararlanmak isteyen Çankayalılar, 444 06 01 veya 458 89 00/1179 numaralı telefonları arayarak başvuru yapabiliyor. Başvurular, program dahilinde değerlendirilerek hizmet vatandaşların adresine ulaştırılıyor.</p>

<p>Çankaya Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürdüğü bu çalışmalarla hem sağlık hizmetine erişimde güçlük yaşayan hem de kişisel bakım ihtiyacı olan vatandaşların yanında olmaya&nbsp;devam&nbsp;ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 13:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/08/cankaya-belediyesinden-vatandaslara-evde-saglik-ve-bakim-destegi-1755859402.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MİA Yaşam Merkezi&#039;nde Sadece Bakım Değil Sevgi ve Güvende Veriliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/mia-yasam-merkezinde-sadece-bakim-degil-sevgi-ve-guvende-veriliyor-22354</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/mia-yasam-merkezinde-sadece-bakim-degil-sevgi-ve-guvende-veriliyor-22354</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Gölbaşı İncek’te hizmet veren MİA Yaşam Merkezi, sunduğu kaliteli bakım, sağlık ve eğitim hizmetleriyle hem Ankara’daki hem de şehir dışı ve yurt dışından gelen misafirlerin ihtiyaçlarını karşılıyor, misafirlerine güven ve huzur dolu bir yaşam alanı sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gölbaşı İncek’te modern mimarisi ve geniş alanıyla dikkat çeken MİA Yaşam Merkezi, misafirlerine sunduğu kapsamlı hizmetlerle adından söz ettiriyor. Toplam 25.000 m²’lik kapalı alanıyla hizmet veren merkez, huzurevi, bakım merkezi, özel eğitim ve rehabilitasyon birimleri, tıp merkezi ve konaklamalı fizik tedavi birimleriyle fark oluşturuyor.</p>

<p>MİA Yaşam Merkezi, 7/24 sağlık ve bakım hizmeti, profesyonel eğitim ve rehabilitasyon programları ile misafirlerinin fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını eksiksiz karşılıyor. Özellikle Ankara’da yaşayanların yanı sıra şehir dışı ve yurt dışından gelen misafirler için de büyük bir ihtiyaç karşılayıcı olarak öne çıkıyor. Merkez, hasta ve yakınlarının hayatını kolaylaştırarak, güvenli ve huzurlu bir ortam sunuyor.</p>

<p>Merkezin yöneticileri ve tüm personeli, sıcak ve samimi yaklaşımlarıyla misafirlerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlıyor. “Burada sadece bakım vermiyoruz, aynı zamanda misafirlerimiz için adeta ikinci bir ev yaratıyoruz. Herkesin burada kendini özel ve değerli hissetmesini önemsiyoruz” ifadelerini kullanıyorlar.</p>

<p>Özel eğitim ve rehabilitasyon alanında sunduğu hizmetlerle de fark oluşturan&nbsp;MİA, MEB Halise Arslan Özel Eğitim Proje Okulları ve Halise Arslan Özel Eğitim Merkezi ile çocuk ve gençlerin gelişimine katkı sağlıyor.</p>

<p>MİA Yaşam Merkezi, modern altyapısı, deneyimli personeli ve sıcak yaklaşımıyla hem misafirlerin hem de ailelerin gönlünde taht kurmayı sürdürüyor. Ankara’da ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen misafirler için güven ve huzur dolu bir yaşam sunmasıyla öncü bir merkez olarak öne&nbsp;çıkıyor.</p>

<p>Adres ve İletişim:<br />
MİA Yaşam Merkezi<br />
Kızılcaşar Mahallesi 4528 Sokak No:5, İncek,&nbsp;Gölbaşı,&nbsp;Ankara</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Aug 2025 17:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/08/mia-yasam-merkezinde-sadece-bakim-degil-sevgi-ve-guvende-veriliyor-1755183883.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Keçiören Belediyesi&#039;nden Hayat Kurtaran Adım Kan Bağışı Kampanyası</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/kecioren-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-kan-bagisi-kampanyasi-22017</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/kecioren-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-kan-bagisi-kampanyasi-22017</guid>
                <description><![CDATA[Keçiören Belediyesi, Türk Kızılayı iş birliğiyle düzenlediği kan bağışı kampanyasıyla toplumsal duyarlılığı artırmayı hedefliyor. Başkan Özarslan’ın katılımıyla gerçekleşen etkinlik, vatandaşları kan bağışında bulunmaya teşvik etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi, toplumsal sorumluluk bilincini artırmaya yönelik anlamlı bir adım attı ve Türk Kızılayı ile birlikte "Hayat Kurtarmak Elinizde" sloganı altında kan bağışı kampanyası başlattı. Kampanya, hem Keçiören Belediyesi çalışanlarını hem de vatandaşları kan bağışına teşvik ederek, bu hayati konuda farkındalık oluşturdu. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın da katıldığı etkinlik, ilçede önemli bir dayanışma örneği sergiledi.</p>

<p>Başkan Özarslan’dan Kan Bağışına Davet</p>

<p>Kan bağışının hayat kurtaran bir eylem olduğunu belirten Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, etkinlikte yaptığı konuşmada, "Acil kan ihtiyacının karşılanması, sadece hastanelerimiz için değil, tüm toplum için çok önemli bir konu. Bu anlamlı sürece katkı sunmak, bir hayatı kurtarmak demek. Keçiören Belediyesi olarak, düzenli kan bağışında bulunmayı her zaman teşvik ediyoruz" dedi. Başkan Özarslan, kan verebilecek herkesin bu kampanyaya katılmasını istedi.</p>

<p>Kan Bağışının Sağlığa Faydaları</p>

<p>Kan bağışının yalnızca ihtiyaç sahiplerine değil, bağışçılara da sağlık açısından faydalar sunduğuna dikkat çekildi. Türk Kızılayı ekipleri, kampanya boyunca gönüllü bağışçılara ulaşarak, kan bağışının kemik iliğini yenileme gibi olumlu etkileri olduğunu bilimsel olarak açıklıyor. Ayrıca düzenli kan bağışının, bağışçıların bazı sağlık risklerini azaltmaya yardımcı olduğu da yapılan araştırmalarla kanıtlanmış durumda.</p>

<p>Birlikte Güçlüyüz: Keçiören Belediyesi’nden Örnek Davranış</p>

<p>Keçiören Belediyesi'nin başlattığı bu kampanya, sadece kan bağışına olan ilgiyi artırmakla kalmadı, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da pekiştirdi. Keçiören'de bir araya gelen çalışanlar ve vatandaşlar, kan bağışında bulunarak, acil durumlar için kan stoklarının sağlanmasına katkı sağladılar. Keçiören Belediyesi'nin bu örnek davranışı, diğer kurumlar için de ilham&nbsp;kaynağı&nbsp;oldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 14:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/04/kecioren-belediyesinden-hayat-kurtaran-adim-kan-bagisi-kampanyasi-1745842111.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara Büyükşehir Belediyesinden Kas- İskelet sağlını korumaya yönelik proje başladı...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ankara-buyuksehir-belediyesinden-kas-iskelet-saglini-korumaya-yonelik-proje-basladi-21905</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ankara-buyuksehir-belediyesinden-kas-iskelet-saglini-korumaya-yonelik-proje-basladi-21905</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi, kadınların sağlık ve hareket konusunda bilinçlenmesini sağlamak amacıyla özel bir program düzenliyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi Dikmen Kadınlar Lokali’nde düzenlenen, “Kas İskelet Sistemi Sağlığı” projesi kapsamında; kas- iskelet sağlığını korumaya yönelik eğitimler fizyoterapistler eşliğinde verildi.

 ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Ankara Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen,&nbsp;<strong>“Kas İskelet Sistemi Sağlığı”</strong>&nbsp;projesi ile kadınlar, duruş bozuklukları ve kas-iskelet sistemi sağlığı konusunda bilinçleniyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan duruş bozuklukları, bel ve boyun ağrıları gibi sorunların önüne geçmek için Dikmen Kadınlar Lokali’nde gerçekleştirilen etkinlikte, kas-iskelet sistemini güçlendirmeye yönelik bilgiler de paylaşıldı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanlığı ile haftalık olarak planlanan eğitimler, Ankara’nın farklı noktalarında bulunan Kadınlar Lokali’nde düzenlenmeye devam edecek.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">EĞİTİMLER FİZYOTERAPİSTLER EŞLİĞİNDE</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<h2 style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#111111">Fizyoterapistler eşliğinde verilen egzersiz eğitimleri ile kadınların günlük yaşamlarında bedenlerini daha sağlıklı kullanmalarını sağlamayı amaçladıklarını belirten İş Güvenliği Uzmanı Ayşe Güleryüz Aktaş, proje ile ilgili şu bilgileri verdi:</span></span></span></span></span></span></h2>

<h2 style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#111111">“Günümüzde özellikle masa başı çalışanlar, ağır işlerde çalışanlar ve hareketsiz yaşam tarzını benimseyen bireylerde kas iskelet sistemi rahatsızlıkları oldukça yaygındır. Biz de Sağlık İşleri Daire Başkanlığı olarak Hacettepe Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü iş birliğiyle bu projemizi başlattık ve geniş kitlelere ulaştırmak istedik. Projemizi Kadın Lokallerine taşıdık. Kas iskelet sağlığını korumaya yönelik eğitimler, doğru duruş ve hareket alışkanlığı ile ilgili bilgiler verilmekte fizyoterapistler eşliğinde uygulamalı eğitimler verilerek kadınların günlük yaşamda bedenlerini daha sağlıklı kullanmalarını sağlamaya çalışıyoruz.”</span></span></span></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Kas İskelet Sistemi Sağlığı projesi kapsamında Dikmen Kadınlar Lokali’nde eğitim veren Uzman Fizyoterapist Yasemin Özel Aslıyüce,&nbsp;<strong>“Biz Hacettepe Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Fakültesi’nden Büyükşehir Belediyesinin iş birliğiyle Kadınlar Lokali’ne geliyoruz. Bilgilendirici seminerler yapıyoruz. Omurga sağlığı, bel boyun ağrılarından korunma yöntemlerini anlatıyoruz. Hangi egzersizleri yapması gerekiyor, hangi kaslarını kuvvetlendirmesi gerekiyor, günlük yaşamda neye dikkat etmesi gerekiyor bunlara yönelik bilgilendirme eğitimi veriyoruz”&nbsp;</strong>diye konuştu.</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Mar 2025 16:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/03/ankara-buyuksehir-belediyesinden-kas-iskelet-saglini-korumaya-yonelik-proje-basladi-1743083993.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnfluenza Nedir? İnfluenza Belirtileri Nelerdir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/influenza-nedir-influenza-belirtileri-nelerdir-21883</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/influenza-nedir-influenza-belirtileri-nelerdir-21883</guid>
                <description><![CDATA[İnfluenza, Orthomyxoviridae familyasından olan, negatif yönlü, tek zincirli, RNA virüsüdür. Halk arasında grip olarak bilinen influenza hastalığı, influenza virüslerinin burun, boğaz ve akciğerleri enfekte ettiği bulaşıcı bir akut solunum yolu hastalığıdır. Influenza belirtileri, ateş, titreme, eklem ve kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve yorgunluktur.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnfluenza, influenza virüslerinin neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. A, B ve C tipleri bulunan&nbsp;influenza virüsü solunum yollarının parçası olan burun, boğaz ve akciğerleri enfekte eder.&nbsp;Daha çok mevsimsel olarak ortaya çıkan influenza&nbsp;halk arasında grip olarak bilinen hastalığa neden olan virüstür. İnfluenza'nın A ve B tipi yaygın olan türü&nbsp;olup, A türü&nbsp;influenza salgınlara neden olabilenidir. C tipi ise daha hafif belirtilere neden olan türüdür. İnfluenza virüsünde kişilerde ateş, vücut ağrısı, boğaz ağrısı, titreme ve&nbsp;yorgunluk belirtileri görülür.</p>

<p>Solunum sistemine saldıran ve vücudu olumsuz etkileyen bir virüs olan influenza, genellikle bağışıklık sistemi düşük olan hasta, çocuk ve yaşlı bireyleri daha çok etkiler. Diğer yandan influenza insanla birlikte domuz, at, kuş ve deniz memelileri üzerinde de hastalıklara sebep olabilir.</p>

<p>İnfluenza hastalığının en yaygın belirtileri olarak kişide ateş, boğaz ağrısı, öksürük, titreme, kas ağrıları ve yorgunluk ortaya çıkarmasıdır. Bu belirtilerin şiddeti hastalığın seyrine ve kişinin mevcut sağlık durumuna göre değişebilir. Bağışıklık sistemi güçlü olan bireyler hastalığı daha hafif ve kısa sürede atlatırken, 65 yaş üstü, kronik akciğer hastalığı olan ve bağışıklığı zayıf olan kişiler virüsten daha çok etkilenir.&nbsp;</p>

<p>Genellikle belirtiler ortaya çıktıktan ve teşhis konduktan sonra başlanan antiviral ilaçlarla hastalığın önüne geçilebilir ve kişi eski sağlığına kavuşur. Ancak akciğerleri ciddi oranda enfekte eden ve akut solunum yolu hastalığına yol açan bir influenza ile karşı karşıya kalındı ise doktor kontrolünde tedavi gerekebilir. Özellikle astım ve KOAH gibi hastalığı olan yaşlı bireylerin bu süreci doktor gözetiminde geçirmesi tavsiye edilir.</p>

<h3><strong>İnfluenza A nedir?</strong></h3>

<p>Vücutta ateş, vücut ağrısı ve yorgunluk gibi semptomlar ortaya çıkaran influenza a; genellikle daha şiddetli seyreden influenza çeşididir, yaygın şekilde bulaşı oluşturabilir ve tedavi gerektirir. İnfluenza b daha hafif seyreden influenza çeşidi olarak bilinirken, influenza c ise daha çok hayvanlarda rastlanan bir türdür.</p>

<h3><strong>İnfluenza B nedir?</strong></h3>

<p>Yalnızca insandan insana yayılan influenza B, influenza’nın 3 ana türünden biri olan, 37.8 derece ve üzeri ateşe neden olan, bulaşıcı bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. İnfluenza B virüsü ile enfekte olan kişilerde ateş yanı sıra, titreme, boğaz ağrısı, yorgunluk ve öksürme görülür. İnfluenza B virüsü olan kişiler bol su içmeli ve bolca dinlenmelidir.</p>

<h3><strong>İnfluenza C nedir?</strong></h3>

<p>İnfluenza C virüsü A ve B virüsüne nazaran daha hafif belirtilerin görüldüğü influenza türüdür. Bu türde çok ciddi komplikasyonlara rastlanmaz.</p>

<h3><strong>İnfluenza D nedir?</strong></h3>

<p>İnfluenza D ise A, B ve C virüsünün aksine insanlara bulaşmayan influenza türüdür. Bu virüs insanları enfekte etmez ve herhangi bir şikayete yol açmaz. İnsanlara bulaşmayan influenza D virüsünün sığır ve domuz gibi hayvanlara bulaştığı bilinir. Diğer hayvanlara bulaşma riski ise sığırlardan gelir. Sığırlarda birtakım belirtiler gösteren influenza virüsü bu yolla diğer hayvanlar arasında da bir geçiş yolu elde etmiş olur.</p>

<h2><strong>İnfluenza Neden Olur?</strong></h2>

<p>Bir RNA virüsü olan ve halk arasında grip olarak adlandırılan influenza, damlacık ve temasın virüsü bulaştırması sonucu burun, boğaz ve akciğerlerin enfekte olmasıyla meydana gelir. Kimi zaman hafif geçirilen influenza kimi&nbsp; zaman da şiddetine bağlı olarak hayati tehlike yaratabilir.&nbsp;</p>

<p>İnfluenza hastalığını tetikleyen risk faktörleri şöyle sıralanabilir:</p>

<ul>
	<li>Bağışıklık sisteminin düşüklüğü</li>
	<li>Astım ve KOAH gibi kronik hastalıklar</li>
	<li>Şeker hastalığı</li>
	<li>Obezite</li>
	<li>Orak hücreli anemi gibi kan hastalıkları</li>
	<li>Kanser&nbsp;</li>
	<li>Sigara ve alkol tüketimi</li>
	<li>Hamilelik süreci</li>
</ul>

<h3><strong>Bağışıklık sisteminin düşüklüğü</strong></h3>

<p>Bağışıklık sistemi, vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasında önemli bir rol oynar. Bağışıklık yetmezliği veya bağışıklık sisteminin zayıflaması, diğer birçok hastalığa neden olduğu gibi influenza virüsüne karşı da vücudun direncini azaltır ve hastalığın vücutta daha kolay yol almasına ve daha şiddetli seyretmesine neden olabilir.</p>

<p><strong>Bağışıklık yetmezliği ve influenza arasındaki ilişkisi</strong></p>

<p>Bağışıklık sisteminin zayıf olması artan enfeksiyon riski ile doğru orantılıdır. Bağışıklık sistemi zayıflamış bireyler, influenza virüsüne daha kolay yakalanır. Bu kişilerin vücudun savunma mekanizmaları yeterince güçlü değildir. Bu da virüsün solunum yollarına daha kolay yerleşmesini ve vücutta çoğalmasını kolaylaştırır.</p>

<p><strong>Hastalığın şiddetli seyretmesi</strong></p>

<p>Bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde influenza genellikle daha ağır belirtilerle seyreder. Şiddetli influenza semptomlarına yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları, uzun süreli yorgunluk gibi belirtiler örnek verilebilir.</p>

<p><strong>Komplikasyon riski ve influenza</strong></p>

<p>Bağışıklık sisteminin zayıf olması komplikasyon riskini de beraberinde getirir. İnfluenza, zatürre (pnömoni), bronşit, sinüzit ve orta kulak enfeksiyonları gibi ikincil bakteriyel enfeksiyonlara yol açma riskini tetikler. Ayrıca, kronik hastalıkların (örneğin astım, diyabet) görülmesine de neden olabilir.</p>

<h3><strong>Astım ve KOAH gibi kronik hastalıklar</strong></h3>

<p>Astım ve KOAH hastalığı, solunum yollarında meydana gelen kronik inflamatuvar hastalıklardır. Akciğere ciddi zarar verebilen bu hastalıklar, influenza virüsü enfeksiyonlarına karşı da kişiyi daha hassas bir hale getirir ve enfeksiyonun görülme seyrini olumsuz etkileyebilir.</p>

<p><strong>Astım ve influenza ilişkisi</strong></p>

<p>Astım hastalarında influenza enfeksiyonu, solunum yollarında meydana gelen iltihaplanmayı artırarak astım ataklarını tetikleyebilir. Meydana gelen bu durum hastaneye yatış gerektiren ciddi solunum problemlerine yol açabilir. Bu yüzden astım ve KOAH hastalarının influenza riskine karşı daha dikkatli olmaları gerekir.</p>

<p><strong>Komplikasyonlar:</strong>&nbsp;İnfluenza, astım hastalarında zatürre gibi ikincil bakteriyel enfeksiyonların gelişme riskini artırır. Ayrıca, kronik solunum yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.</p>

<p><strong>KOAH ve influenza ilişkisi</strong></p>

<p>KOAH hastalarında görülen influenza enfeksiyonu, hastalığın daha şiddetli seyretmesine ve solunum fonksiyonlarının daha da bozulmasına yol açabilir. Bu durum da, hastaneye yatış ve yoğun bakım ihtiyacını artırır. KOAH hastalarının da influenza hastalığına karşı dikkat etmesi önemlidir.</p>

<p><strong>Vefat riski:</strong>&nbsp;KOAH’lı bireylerde influenza, vefat riskini artırabilir. Ancak bu durumun yaşanması hastalığın şiddetine bağlıdır. Akciğerlerin ciddi zarar gördüğü ve solunum yollarını şiddetli etkilediği senaryolar için bu geçerlidir. Özellikle ileri yaşta olanlar ve farklı hastalıkları bulunan kişilerde bu risk daha da yüksektir.</p>

<p><strong>Korunma ve aşılama</strong></p>

<p>İnfluenza aşısı: Astım ve KOAH hastalarının her yıl influenza aşısı yaptırmaları önerilir. Yapılan bu aşılar, hastalığın şiddetini azaltabileceği gibi komplikasyon riskini de düşürebilir.</p>

<p><strong>Pnömokok aşısı:</strong>&nbsp;Pnömokok aşısı aynı zamanda zatürre aşısıdır. KOAH hastalarında pnömokok aşısı da hastalık riskine karşı önerilir. Bu aşı, pnömokokal enfeksiyonlara karşı vücutta koruma sağlar ve solunum yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığını azaltabilir.</p>

<p>Sonuç olarak astım ve KOAH hastalarının, kış aylarının geldiği dönemlerde influenza hastalığı için ekstra önlemler alması ve düzenli olarak sağlık kontrollerini yaptırması önemlidir. Ayrıca, sigara kullanımının bırakılması, solunum yollarını tahriş edebilecek ortamlardan kaçınmak, kimyasal maddelerden uzak durmak da hastalığın seyrini olumlu etkiler. Ancak temelde hastalığa yakalanmamak için güçlü bir bağışıklık sistemi öncelikli korunma yöntemidir.</p>

<p>Bağışıklık sistemi düşük olan kişiler influenza virüsünü daha kolay kapar ve vücudun savunma sistemi virüslere karşı fazla dayanıklı olmaz. Bunun sonucunda akciğerler enfekte olur ve hastalık meydana gelir. Bununla birlikte kronik akciğer hastalıklarından olan astım ve KOAH da influenza virüsünü doğrudan tetikler. Ayrıca diyabet,&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/vucut-kitle-indeksi-hesaplama-vucut-kitle-indeksi-nasil-hesaplanir">boy kilo endeksi</a>&nbsp;yüksekliği olarak ifade edilen obezite, kan hastalıkları, kanser, sigara-alkol tüketimi ve hamilelik de influenza riskini artıran faktörler arasında yer alır.</p>

<h2><strong>İnfluenza Nasıl Bulaşır?</strong></h2>

<p>İnfluenza hastalığının bulaşması için virüsle enfekte olan kişi ile yakın temas etmek yeterlidir. Bu yakın temas sırasında kişideki damlacıklar hava yolu ile karşısındakine geçebilir. Eğer kişi dayanıksız ve özellikle bağışıklık sistemi zayıf ise hastalığın bulaşmasının önü açılır. Diğer yandan tokalaşma sonucu ve hasta bireyin dokunduğu yüzeylere dokunarak da hastalık kapılabilir. Bu konuda da dikkatli olmak önemlidir. Çünkü tokalaşma, eşya ile temas etme veya yüzeylere dokunmanın ardından ellerle yüz, göz veya burna temas edilirse virüs kendisine yayılım alanı bulur ve hücrelere tutunmaya başlar. Bunun sonucunda da vücut virüsle karşılaşmış olur.</p>

<p>Temas veya damlacık başta olmak üzere herhangi bir faktör sonucunda vücuda giren influenza virüsü hücre dokularına ulaşır ve hücrelere&nbsp;tutunarak vücuttan içeri girer. Ardından insan hücrelerinin çoğalma mekanizmalarını fırsat bilerek kendini kopyalar ve sayısını hızla artırır. Dokulardaki sayıları hızla artan virüsler beraberinde birçok hücreyi de enfekte etmeye başlar&nbsp;ve virüs böylelikle hastalığa dönüşmüş olur. Bu süreçte artık kişide influenza belirtileri ortaya çıkmaya başlar.&nbsp;</p>

<p>Virüslerin dokulara girmesiyle birlikte bağışıklık sistemi hücreleri harekete geçer ve virüslerle mücadele etmeye başlar.&nbsp;Birkaç gün boyunca bağışıklık sistemi ve dokulardaki virüsler arasında mücadele yaşanır. Eğer kişinin bağışıklık sistemi güçlü ise bu mücadele olumlu sonuçlanır. Tüm virüsler yok edildiğinde ise iyileşme gerçekleşmiş olur. Ancak yorgunluk ve hâlsizlik gibi birtakım semptomlar virüsler ortadan kaybolduktan sonraki kısa bir süre de devam edebilir ancak kalıcı olarak sürmez.</p>

<h2><strong>İnfluenza Belirtileri Nelerdir?</strong></h2>

<p>İnfluenza hastalığında aniden başlayan ateş, kuru öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrısı, burun tıkanıklığı ya da akıntısı, yorgunluk ve&nbsp;halsizlik yaygın görülen belirtilerdir.&nbsp;İnfluenza belirtileri genellikle 1 hafta sonra yatışmaya başlar.</p>

<p>İnfluenza belirtileri şunları içerir:</p>

<ul>
	<li>Ateş</li>
	<li>Boğaz ağrısı</li>
	<li>Öksürük (genellikle kuru öksürük)</li>
	<li>Burun akıntısı&nbsp;ya da&nbsp;burun tıkanıklığı</li>
	<li>Kas, eklem ve vücut ağrısı</li>
	<li>Halsizlik</li>
	<li>Hapşırma</li>
	<li>İştahsızlık</li>
	<li>Titreme</li>
	<li>Baş ağrısı</li>
	<li>Özellikle çocuklarda&nbsp;kusma ve ishal</li>
	<li><strong>Çocuklarda influenza belirtileri nelerdir?</strong></li>
	<li>
	<p>İnfluenzanın klasik belirtileri&nbsp;ateş, baş ağrısı, kas ağrıları (miyalji) ve halsizlikle başlar. Bu ilk belirtileri boğaz ağrısı, öksürük ve burun akıntısı izler. Çocuklarda iştahsızlık, bulantı-kusma gibi mide-bağırsak yakınmaları daha sık ve ateşli havale görülebilir,&nbsp;öksürük haftalarca devam edebilir.</p>

	<p>İki yaşın altındaki çocuklar, kronik hastalığı olanlar (astım, diyabet, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, kan hastalıkları vs.), bağışıklığı baskılanmışlar, aşırı obezler ve bakımevlerinde yaşayanlar; komplikasyonlu (yaşamı tehdit eden) influenza geçirme ihtimali yüksektir.</p>
	</li>
	<li>
	<h2><strong>İnfluenza Nasıl Teşhis Edilir?</strong></h2>

	<p>İnfluenza tanısı için öncelikle doktor tarafından hastanın fizik muayenesi gerçekleşir. Hastanın ateş, boğaz ağrısı, üşümeyle birlikte titreme, kas ağrıları ve yorgunluk gibi belirtilerin kontrol edilmesi sonrası&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/pcr-testi-nedir-covid-test-sonucu">PCR testiyle</a>&nbsp;sürüntü alınarak vücuttaki influenza virüsünün varlığı belirlenir. İnfluenza virüsüyle birlikte aynı zamanda kişi PCR testi sonucunda&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/covid-19-koronavirus-belirtileri" target="_blank">koronavirüs’e</a>&nbsp;yakalanmış da olabilir.</p>

	<p>Ayrıca doktor PCR testinin yanı sıra vücuttaki enfeksiyon varlığının kontrolü ve detaylı değerler için kan tahlili de isteyebilir.</p>

	<p>İnfluenza hastalığının diğer adı griptir ve akut bir viral solunum yolu enfeksiyonu olarak görülür. İnfluenza hastalığının teşhisi, klinik belirti ve şikayetlerin değerlendirilmesi ile birlikte laboratuvar testlerini içerir. Hastalık için öncelikle klinik değerlendirme yapılır.</p>

	<h3><strong>Klinik değerlendirme süreci</strong></h3>

	<p>İnfluenza genel olarak kişide ani başlayan ateş, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı-tıkanıklığı, kas ağrıları,&nbsp;<a href="http://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/bas-agrisi-nasil-gecer-bas-agrisina-ne-iyi-gelir">baş ağrısı</a>, titreme ve yorgunluk gibi belirtiler gösterir. Bazı influenza vakalarında kusma ve ishal de ortaya çıkabilir ancak bunlar daha çok çocuklarda görülen belirtiler arasındadır. İnfluenza hastalığında ortaya çıkan bu belirtiler, diğer solunum yolu enfeksiyonlarıyla benzerlik gösterebilir. Bu nedenle influenza hastalığının kesin teşhisi için laboratuvar testleri fark yaratır.</p>

	<h3><strong>Laboratuvar testleri</strong></h3>

	<p>İnfluenza virüsünün tespiti için moleküler testler, RT-PCR testi, antijen tespit testleri gibi çeşitli laboratuvar testleri mevcuttur. Bu laboratuvar testleri şu şekilde detaylı olarak açıklanabilir:</p>

	<p>Moleküler testler: Üst solunum yolu örneklerinde influenza viral RNA’sını 15-30 dakika içinde tespit edebilen hızlı mokelüker testler söz konusudur. Bu testler yüksek duyarlılığa sahip olmasıyla öne çıkar ve hızlı sonuç verir. Böylelikle influenza tanısı rahatlıkla konabilir.</p>

	<h3><strong>RT-PCR testleri</strong></h3>

	<p>RT-PCR testleri, influenza virüsünün genetik materyalini tespit eder. Yüksek duyarlılığa sahip olan bu testlerin sonuçları genellikle birkaç saat içinde elde edilir ve kesin teşhis ortaya çıkar.</p>

	<h3><strong>Hızlı influenza tanı testleri</strong></h3>

	<p>Hızlı influenza tanı testleri, solunum yolu örneklerinde influenza A ve B virüslerinin nükleoprotein antijenlerini tespit etmeye yarayan test yöntemleridir. Bu testlerin sonuçlar 10-15 dakika gibi daha kısa bir süre içinde alınabilir ancak duyarlılıkları moleküler testlere göre daha düşüktür. Bu yüzden sonuçların güvenirliliği değişkenlik gösterir.</p>

	<h3><strong>Viral kültür</strong></h3>

	<p>Virüsün izole edilip çoğaltılmasıyla yapılan viral kültür testi özellikle halk sağlığı için büyük önem arz eder. Ancak klinik değerlendirme açısından sonuçların alınması uzun sürdüğü için rutin bir işlem olarak kullanılmaz.</p>
	</li>
	<li>
	<h2><strong>İnfluenza Tedavisi Nasıl Yapılır?</strong></h2>

	<p>İnfluenza tedavisinde antiviral ilaçlar tedavinin temelini oluşturmaktadır. Ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar, burun akıntısını ve tıkanıklığını giderici ilaçlar, yatak istirahati, bol sıvı alınması, hasta odasının sık sık havalandırılması tedavinin kısa sürede gerçekleşmesine yardım eder.&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/c-vitamini-faydalari-nelerdir">C vitamini</a>&nbsp;takviyeleri de virüsün vücuttan atılması için önerilen tedavi yöntemlerindendir.</p>

	<p>İnfluenza tedavisinde kullanılan antiviral&nbsp;ilaçlar, virüsün vücutta çoğalmasını engelleyerek hastalığın süresini kısaltmayı ve semptomları hafifletmeyi amaçlar. Bu ilaçlar aynı zamanda grip tedavisinde de kritik bir rol oynar.</p>

	<h3><strong>Antiviral ilaç tedavisinin etkisi</strong></h3>

	<p><strong>İnfluenza hastalığının süresini kısaltır:</strong>&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/antiviral-ilaclar">Antiviral ilaçlar</a>, belirtiler başladıktan sonra mümkün olan en kısa sürede doktor reçetesi ile birlikte kullanılmalıdır. İlaçların en etkili oldukları dönem, genellikle semptomların ortaya çıkmasından sonraki ilk 48 saattir. Bu süre zarfında kullanılan antiviral ilaçların etkisi çok daha fazla görülür.</p>

	<p><strong>Komplikasyon riski azalabilir:</strong>&nbsp;İnfluenza tedavisi için alınan antiviral ilaçlar, influenzaya bağlı görülen zatürre ciddi komplikasyonların riskini düşürebilme etkisine sahiptir. Özellikle bağışıklığı zayıf bireylerde veya kronik hastalığı olan kişilerde komplikasyonların önlenmesinde antiviral ilaçların etkisi büyüktür.</p>

	<p><strong>Hastalığın şiddetini azaltır:</strong>&nbsp;İnfluenza tedavisi için eğer antiviral ilaçlara erken başlanmışsa ateş, kas ağrıları ve yorgunluk gibi semptomlar daha hafif seyreder. İlaçlar aynı zamanda solunum yollarındaki inflamasyonu azaltma etkisi göstererek solunum problemlerinin şiddetli görülmesini önleyebilir.</p>

	<h2><strong>İnfluenza Hastalığına İyi Gelen Doğal Yöntemler Nelerdir?</strong></h2>

	<p>Tavuk suyu çorbası, sebze çorbası ve kelle paça içmek, sarımsak tüketmek, C vitamini içeren besin veya takviyeler almak,&nbsp;nane-limon, ıhlamur veya ballı zencefil çayı tüketmek, buhar solumak, bol bol su içmek ve dinlenmek influenza hastası olan bir kişinin evde uygulayabileceği doğal yöntemlerdir.&nbsp;</p>

	<p>İnfluenzaya iyi gelen doğal yöntemler maddeler halinde şöyle ifade edilebilir:</p>
	</li>
	<li>Tavuk suyu çorbası, sebze çorbası ve kelle paça içmek</li>
	<li>Sarımsak tüketmek&nbsp;</li>
	<li>Portakal, mandalina ve greyfurt gibi C vitamini içeren besinler veya takviyeler almak</li>
	<li>Nane-limon, ıhmlamur, ballı zencefil çayı ve karanfil çayı tüketmek</li>
	<li>Buhar solumak</li>
	<li>Tuzlu su ile gargara yapmak</li>
	<li>Bol bol su içmek</li>
	<li>Dinlenmek ve uyumak</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Mar 2025 15:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/03/influenza-nedir-influenza-belirtileri-nelerdir-1742476007.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’da Doğru Beslenme: Sahur ve İftar İçin Öneriler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ramazanda-dogru-beslenme-sahur-ve-iftar-icin-oneriler-21826</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ramazanda-dogru-beslenme-sahur-ve-iftar-icin-oneriler-21826</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ayında sağlıklı beslenmenin ipuçları: Sahurda kompleks karbonhidratlar, iftarda ise doğal şeker içeren gıdalar tercih edilmeli. Uzmanlar, oruç tutarken su alımına dikkat edilmesini ve aşırıya kaçmadan dengeli beslenilmesini tavsiye ediyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın dört bir yanında milyonlarca Müslümanın oruç tuttuğu Ramazan ayı, 28 Şubat'ı 1 Mart'a bağlayan gece ilk sahurla başladı. Oruç tutmaya yardımcı olacak sağlıklı beslenme önerileri, Ramazan boyunca hem fiziksel hem de ruhsal olarak daha güçlü kalmanızı sağlayabilir.</p>

<p>Ramazan'da sahur, güne doğru şekilde başlamak için önemlidir. Beslenme uzmanları, doğru gıdalarla sahura kalkmanın, gün boyunca açlık hissini engelleyebileceğini belirtiyor. Sahurda protein, karbonhidrat, vitamin ve mineral açısından zengin gıdalar tercih edilmelidir. Ayrıca yeterli su alımına da özen gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor.</p>

<p><strong>Sahurda Ne Yenmeli?</strong></p>

<p>Sahurda hafif, sağlıklı ve doyurucu bir kahvaltı önerilmektedir. Peynir, yumurta, domates, salatalık gibi taze sebzeler bu tür bir kahvaltının vazgeçilmezleri olabilir. Ayrıca çorba, zeytinyağında pişirilmiş sebzeler ve meyveler de sahur menüsünde yer alabilir. Beslenme uzmanları, özellikle kompleks karbonhidratların, yani kepekli ve lifli gıdaların tercih edilmesini öneriyor. Yulaf, tahıllı ekmekler ve tahıl gevrekleri gibi gıdalar, gün boyu enerji ihtiyacını karşılarken uzun süre tokluk hissi sağlayabilir.</p>

<p>Fasulye, bezelye ve nohut gibi lifli gıdaların da tok tutma özelliği yüksek olduğundan sahurda bu tür besinler tüketmek faydalı olabilir. Tuzlu yiyeceklerden ise oruç tutanların uzak durması tavsiye ediliyor, çünkü tuzlu yiyecekler susuzluğu artırabilir. Ayrıca, kafeinli içeceklerden de kaçınılması gerektiği belirtiliyor, çünkü kafein vücutta su kaybına yol açabiliyor.</p>

<p><strong>İftarda Ne Yenmeli</strong>?</p>

<p>İftarda, uzun bir oruç gününün ardından enerji depolarını hızlıca doldurmak için doğal şeker içeren yiyecekler tercih edilmelidir. Hurma ve su, iftar için ideal bir seçimdir; hurma hem enerji verir hem de vücudun su kaybını telafi eder. Çorba ise oruç açarken hafif bir başlangıç yapmanıza yardımcı olur, içeriğindeki fasulye, bakliyat, mercimek ve sebzelerle besin değeri yüksektir.</p>

<p>İftarda yediğiniz yiyeceklerin dengeli olması gerekir. Kepekli tahıllar, lifli sebzeler, meyveler, süt ürünleri ve protein kaynakları (et, balık, yumurta, fasulye) dengeli bir öğün için idealdir. Beslenme uzmanları, büyük bir öğün yerine iki küçük öğün tüketmenin kan şekerinin ani yükselmesini engelleyeceğini ve hazımsızlık riskini azaltacağını belirtiyor.</p>

<p><strong>Oruç Tutmanın Sağlık Üzerindeki Etkileri</strong></p>

<p>Oruç tutmanın, metabolizma üzerinde olumlu etkiler yarattığı ve bazı sağlık faydaları sunduğu bilinmektedir. Son yıllarda, aralıklı oruç diyeti kilo vermek için popüler bir seçenek haline gelmiştir. Bu diyette, belirli saat dilimlerinde yemek yenir ve vücut bu sürede yağ yakmaya başlar. Aralıklı oruç, daha düşük kan basıncı, kolesterol seviyeleri, azalan inflamasyon ve daha iyi insülin duyarlılığı gibi sağlık yararları sağlayabilir.</p>

<p>Bilimsel araştırmalar, Ramazan'da oruç tutmanın akciğer, kolorektal ve meme kanseri risklerini önemli ölçüde azalttığını da göstermektedir. Ayrıca, yapılan bir çalışma, oruç tutmayı olumlu metabolik değişiklikler ve azalan kronik hastalık riski ile ilişkilendirmektedir.</p>

<p><strong>Ramazan'da Kilo Kontrolü</strong></p>

<p>Beslenme uzmanları, Ramazan boyunca ortalama bir kilogramlık kilo kaybı yaşandığını belirtmektedir. Ancak, iftarda aşırıya kaçılması durumunda kilo artışı da söz konusu olabilir. İnsanların, iftar sofralarında sunulan çeşitlerden hepsini tüketme eğiliminde oldukları gözlemleniyor. Bu nedenle, uzmanlar, yavaş yemek ve ne kadar yemek gerektiğine dikkat etmek gerektiğini söylüyor. İftar sofrasında seçici olunması, sağlıklı ve dengeli beslenmeyi destekleyecektir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Mar 2025 13:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/03/ramazanda-dogru-beslenme-sahur-ve-iftar-icin-oneriler-1741256120.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeker hastaları oruç tutmak istiyorsa nelere dikkat etmeli?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/seker-hastalari-oruc-tutmak-istiyorsa-nelere-dikkat-etmeli-21804</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/seker-hastalari-oruc-tutmak-istiyorsa-nelere-dikkat-etmeli-21804</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Diyabet hastalarının yedikleri yiyecekler, aldıkları toplam kalori, karbonhidrat, lif, yağ, tuz ve şeker gibi detaylar konusunda daha dikkatli olmaları gerekir. Bunların hepsi kan şekeri seviyelerini etkileme potansiyeline sahiptir. Diyabet gibi kronik rahatsızlığı olan ve oruç tutmayı seçen herkes, sorun yaşamamak veya rahatsızlığının kötüleşmesini önlemek için doktor kontrollerini ihmal etmemeli, Ramazan ayı başlamadan oruç süreci ile ilgili doktoruyla detaylıca görüşmelidir. Ancak bu sayede kişilerin kronik bir rahatsızlığı olsa bile, doktor kontrolünde oldukları sürece güvenle oruç tutulabilirler. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Memorial Antalya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökhan Yazıcıoğlu, kan şekeri düşüklüğü “Hipoglisemi” hakkında bilgi verdi ve hangi şeker hastalarının nelere dikkat ederek oruç tutabileceğine dair önerilerde bulundu.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Oruç tutmak hipoglisemiye yol açabilir</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Şeker hastalarının gün içinde az ve sık yemek yemeleri, kan şekeri düzeylerini belirli bir seviyede tutabilmeleri için büyük önem taşır. Oruç nedeniyle uzun süre aç kalmak, kan şekeri seviyesinin tehlikeli sınırlara düşmesine neden olarak hipoglisemi ataklarına yol açabilir. Ayrıca oruç süresince susuz kalınmasından kaynaklanan dehidrasyon da şeker hastalarında sorun yaratabilir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Kan şekeri düşüklüğü yani hipoglisemi; bulanık görme, baş ağrısı, baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissi gibi belirtilerle kendini gösteren önemli bir sağlık sorunudur. Hipoglisemi, uygun müdahale yapılmadığı durumlarda bilinç kaybına neden olabilir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Her şeker hastasına oruç önerilmiyor</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Sağlıklı olan kişilerde kan şekeri düşüklüğü vücut tarafından normal seviyelere çıkarılabilirken, şeker hastalarında bu durum bilinç kaybolması gibi hayatı tehdit edebilen ciddi sonuçlara yol açabilir. Şeker hastalarının oruç tutması doktorunun onayı ve hastalığının durumuna bağlıdır. Özellikle şeker düşürücü bazı grup ilaçlar ve insülin kullanan hastaların oruç tutması sakıncalıdır.&nbsp; Şeker hastalarının oruç tutması hastalığın durumu, komplikasyonların olup olmaması, kullanılan ilaçlar gibi birçok faktör göz önüne alınarak uzman doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Doktor kontrolünde oruç tutulabilir</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Şeker hastalığının başlangıç aşamasında olan; günde yalnızca bir tek ve şeker düşüklüğüne neden olmayan ilaç kullanan hastaların oruç tutması, doktorlarından da onay alınarak mümkün olabilir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Oruç tutabilecek grupta yer alan şeker hastalarının Ramazan ayında herhangi bir sağlık sorunu yaşamamaları için dikkat etmesi gereken önemli noktalar şunlardır;</span></span></span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">İftar yemeğini uzun saatlere yayın</span></span></strong></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Şeker hastalarının kan şekeri seyrinde küçük dalgalanmalar olmalıdır. Oruç tutmanın getirdiği uzun süren açlık sonrasında iftarda çok hızlı yemek yemek kan şekerini birden ve hızlı bir şekilde yükselteceğinden zararlıdır. Bu nedenle iftarda zamana yayarak yemek yenmeli, iftara çorba ile başlanmalı, çorbadan sonra yemeye ara verilmelidir. Sulu sebze yemekleri tercih edilmeli ve aşırı ekmek tüketilmemelidir. </span></span></span></span></p>

<ol start="2">
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Sahurda ağır yiyeceklerden uzan durun</span></span></strong></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Sahurda ağır, vücudu zorlayacak yiyecekler tüketilmemelidir. Kahvaltılıklar tercih edilmelidir.</span></span></span></span></p>

<ol start="3">
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Sahura kadar sıvı tüketimine dikkat edin </span></span></strong></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Oruç nedeniyle oluşan sıvı kaybı, şeker hastalarında sıklıkla görülen yüksek tansiyon için kullanılan ilaçlar ile birlikte vücutta sıvı ve bazı önemli minerallerin eksikliğine yol açabilmektedir. İftardan sahura kadar geçen süre içinde sıvı tüketimi iyi ayarlanmalıdır. Vücudun sıvı ihtiyacı mümkün olduğunca sağlanmalıdır. Tuz kaybı da yerine konulmalıdır. Sıvı kaybının şeker hastalarında böbrek sorunlarını ortaya çıkarabildiği unutulmamalıdır.</span></span></span></span></p>

<ol start="4">
	<li><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Gün içinde kan şekerinizi birkaç defa ölçün</span></span></strong></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Şeker hastaları gün içinde birkaç defa, iftara kadar, kan şekeri ölçme cihazlarıyla şeker düzeylerini kontrol etmelidir. Şekerin düşme eğilimine girdiğini gördüğü takdirde de, gerekirse bir sağlık kurumuna başvurulmalıdır. </span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 13:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/03/seker-hastalari-oruc-tutmak-istiyorsa-nelere-dikkat-etmeli-1740999006.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uluslararası Epilepsi Günü: Farkındalık ve Dayanışma ile Epilepsiye Karşı Mücadele</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/uluslararasi-epilepsi-gunu-farkindalik-ve-dayanisma-ile-epilepsiye-karsi-mucadele-21745</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/uluslararasi-epilepsi-gunu-farkindalik-ve-dayanisma-ile-epilepsiye-karsi-mucadele-21745</guid>
                <description><![CDATA[Uluslararası Epilepsi Günü, epilepsi hakkında farkındalık oluşturmayı ve toplumsal destek sağlamayı hedefliyor. Epilepsi ile yaşayan bireylerin karşılaştığı sağlık ve sosyal zorlukları aşmak, doğru bilgi ve empati ile mümkün.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>10 Şubat Uluslararası Epilepsi Günü, epilepsi ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesini artırabilmek için farkındalık oluşturmanın önemini vurguluyor. Epilepsi hakkında doğru bilgilendirme ve toplumsal destekle, bu hastalıkla ilgili karşılaşılan zorlukların aşılması mümkün. Beyindeki anormal elektriksel aktivitelerle karakterize edilen epilepsi, nöbetlere yol açan bir nörolojik hastalıktır. Normalde belirli bir düzende gerçekleşen beyin hücrelerinin elektriksel aktiviteleri, epilepsiyle birlikte düzensizleşir ve nöbetlere sebep olur. Nöbetler, kasılmalar, bilinç kaybı, hissizlik ve göz kararması gibi farklı belirtilerle kendini gösterebilir.</p>

<p>Epilepsi: Tanımı&nbsp;Nedenleri ve Çeşitleri</p>

<p>Epilepsi, her yaşta görülebilen ancak özellikle çocukluk ve yaşlılık dönemlerinde daha sık karşılaşılan bir hastalıktır. Bu durum, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilse de, doğru tedavi ve yönetimle kontrol altına alınabilir. Epilepsinin nedenleri arasında genetik faktörler, beyin hasarı, travmalar, enfeksiyonlar, metabolik bozukluklar ve alkol ya da ilaç kullanımı gibi etkenler bulunmaktadır. Nöbetlerin türüne bağlı olarak epilepsi, fokal epilepsi (beynin belirli bir bölgesinde anormal elektriksel aktivite) ve jeneralize epilepsi (beynin her iki yarısını etkileyen nöbetler) olarak iki ana şekilde sınıflandırılabilir.</p>

<p>Toplumda Epilepsiye Dair Yanılgılar ve Sosyal Zorluklar</p>

<p>Epilepsi yalnızca fiziksel bir sağlık problemi değil, aynı zamanda toplumsal bir sorundur. Toplumda epilepsi hakkında hâlâ önemli bir farkındalık eksikliği bulunmaktadır. Her epilepsi hastasının deneyimi farklıdır ve nöbetlerin türü, süresi ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Ancak buna rağmen, toplumda epilepsiye dair pek çok yanlış anlama ve önyargı bulunmaktadır. Bu da epilepsi ile yaşayan bireylerin, yalnızca fiziksel sağlık sorunlarıyla değil, aynı zamanda sosyal dışlanma ve ayrımcılık gibi psikolojik engellerle de karşılaşmalarına yol açmaktadır.</p>

<p>Epilepsiyle Mücadelede Toplumsal Destek ve Dayanışmanın Önemi</p>

<p>Epilepsi, yalnızca sağlıkla ilgili bir sorun olmaktan çok daha fazlasıdır; toplumsal bir mesele olarak ele alınmalıdır. Epilepsi ile yaşayan bireylerin daha fazla destek alabilmesi ve toplumsal kabul görmesi için farkındalık artırılmalıdır. Ailelerin, arkadaşların ve işyerlerinin empati göstererek epilepsi hastalarına psikolojik destek sağlaması, bu kişilerin yaşam kalitesini iyileştirebilir ve toplumsal kabulü artırabilir.</p>

<p>Farkındalık Oluşturma ve Eğitimle Toplumsal Değişim Sağlanabilir</p>

<p>Epilepsi ile mücadele etmek sadece sağlık alanında bir konu değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur. Toplumun doğru bilgi edinmesi, yanlış bilinenler ve önyargılarla mücadele edilmesi için farkındalık artırıcı kampanyalar ve eğitim seminerleri büyük bir önem taşır. Medyanın ve sosyal medya kampanyalarının desteğiyle düzenlenen etkinlikler, epilepsi hakkında doğru bilgilere ulaşılmasını sağlayabilir ve toplumsal önyargıları yıkabilir.</p>

<p>Epilepsi ile Yaşamak: Hep Birlikte Daha Güçlü Olabiliriz</p>

<p>Dünya genelinde milyonlarca insan epilepsi ile yaşamaktadır. Epilepsi tedavi edilebilen bir hastalık olsa da, toplumsal engellerin ortadan kaldırılması, bu bireylerin yaşamlarını daha sağlıklı ve mutlu hale getirebilir. Epilepsi, sadece bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Epilepsi ile yaşayan bireylerin daha iyi bir yaşam sürebilmesi için hem tıbbi hem de psikolojik ve sosyal desteklerin güçlendirilmesi gereklidir. Uluslararası Epilepsi Günü'nde gerçekleştirilen farkındalık çalışmaları, toplumsal dayanışma ve desteği artırmaya yönelik önemli bir adım oluşturmaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Feb 2025 12:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/02/uluslararasi-epilepsi-gunu-farkindalik-ve-dayanisma-ile-epilepsiye-karsi-mucadele-1739180857.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çin&#039;deki HMPV Türkiye&#039;de Görüldü Mü? Uzmanlardan Kritik Açıklamalar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/cindeki-hmpv-turkiyede-goruldu-mu-uzmanlardan-kritik-aciklamalar-21678</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/cindeki-hmpv-turkiyede-goruldu-mu-uzmanlardan-kritik-aciklamalar-21678</guid>
                <description><![CDATA[Çin’de son günlerde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan İnsan Metapnömovirüsü (HMPV) vakalarının artışı dünya genelinde endişe yarattı. Türkiye’de de bu virüsle ilgili tarama çalışmaları sürerken, uzmanlar, HMPV'nin yeni bir virüs olmadığını ve mevsimsel artışların olağan olduğunu belirterek, panik yapılmaması gerektiğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çin’de son günlerde solunum yolu enfeksiyonlarına yol açan İnsan Metapnömovirüsü (HMPV) vakalarının artışı dünya genelinde endişe yarattı. Türkiye’de de bu virüsle ilgili tarama çalışmaları sürerken, uzmanlar, HMPV'nin yeni bir virüs olmadığını ve mevsimsel artışların olağan olduğunu belirterek, panik yapılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>HMPV, 2001 yılından beri bilinen bir virüs olup, özellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarına yol açmaktadır. Ancak bronşit ve ağır zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına da neden olabilir. Uzmanlar, bu virüsün döngüsel bir yapıya sahip olduğunu ve kış aylarında enfeksiyonlarda artış yaşanmasının normal olduğunu ifade etti.</p>

<p>Türkiye’de Sağlık Bakanlığı, bu virüsü düzenli olarak takip ederken&nbsp;ve ülke genelinde her bölgeden numuneler alarak tarama yaparken;&nbsp;şu ana kadar Türkiye'de HMPV ile ilgili endişe verici bir durumun olmadığı bildirildi.</p>

<p><strong>HMPV Nedir, Belirtileri Nedir ve Aşısı Var Mı?</strong></p>

<p>İnsan metapnömovirüsü, damlacık yoluyla bulaşan bir solunum yolu enfeksiyonudur. Belirtileri arasında soğuk algınlığı, öksürük, burun akıntısı, halsizlik ve ateş yer alır. HMPV, aynı zamanda bronşit ve ağır zatürre gibi daha ciddi alt solunum yolu enfeksiyonlarına da&nbsp;yol&nbsp;açabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 13:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2025/01/cindeki-hmpv-turkiyede-goruldu-mu-uzmanlardan-kritik-aciklamalar-1736333065.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Sağlık Örgütü Yeni Virüsü Duyurdu: Her İki Hastadan Biri Hayatını Kaybetti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/dunya-saglik-orgutu-yeni-virusu-duyurdu-her-iki-hastadan-biri-hayatini-kaybetti-21594</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/dunya-saglik-orgutu-yeni-virusu-duyurdu-her-iki-hastadan-biri-hayatini-kaybetti-21594</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü tarafından yeni yapılan açıklamaya göre 'Kanayan Göz' virüsü tespit edildi. Yeni başlayan salgın hastalıkta ölüm oranının yüzde 50 olduğu ve Ruanda'da şu ana kadar 15 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Dünya Sağlık Örgütü tarafından yeni yapılan açıklamaya göre 'Kanayan Göz' virüsü tespit edildi. Yeni başlayan salgın hastalıkta ölüm oranının yüzde 50 olduğu ve Ruanda'da şu ana kadar 15 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">DSÖ,<strong>&nbsp;'Kanayan Göz'&nbsp;</strong>virüsü hastalığının yayılım gösterdiğini belirterek hastalık konusunda uyarıda bulundu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Dünya Sağlık Örgütü, Afrika kıtasında başlayan<strong>&nbsp;'Kanayan Göz'</strong>&nbsp;(Bleeding eyes) virüsünün tespit edildiğini açıkladı. Yeni başlayan salgın hastalıkta ölüm oranının yüzde 50 olduğu ve Ruanda'da şu ana kadar 15 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Yüzde 50 ölüm oranıyla en tehlikeli virüsler arasında olduğu açıklanan hastalığın diğer ülkelere yayılmasından korkulduğu ifade edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Kanayan Göz (Bleeding eyes) hastalığı nedir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Afrika ülkelerinde yeni başlayan Kanayan Göz (Bleeding eyes) virüsünün yüzde 50 öldürücü olduğu açıklandı. Hastalık aynaya bakıldığında gözlerde başlayan kanama ile fark edildiği belirtildi. Kanayan Göz hastalığında&nbsp;<strong>ateş, titreme</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>grip</strong>&nbsp;semptomları görülürken bulaşan her iki hastadan birinin öldüğü doğrulandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Kanayan Göz (Bleeding eyes) hastalığı nerede görüldü?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Dünya Sağlık Örgütü,&nbsp;<strong>Kanayan Göz (Bleeding eyes)</strong>&nbsp;virüsünün Ruanda'da ilk kez tespit edildiğini ancak Afrika'ya yayılım gösterecek derecede bulaşıcı olduğunu ifade etti.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Dec 2024 13:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2024/12/dunya-saglik-orgutu-yeni-virusu-duyurdu-her-iki-hastadan-biri-hayatini-kaybetti-1733308587.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Domates Sebze Mi, Meyve Mi? Gerçekten Hangi Kategoride Yer Alıyor?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/domates-sebze-mi-meyve-mi-gercekten-hangi-kategoride-yer-aliyor-21437</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/domates-sebze-mi-meyve-mi-gercekten-hangi-kategoride-yer-aliyor-21437</guid>
                <description><![CDATA[Domates, mutfaklarda sebze olarak kullanılsa da botanik açıdan bir meyve olarak kabul ediliyor. Peki, domatesin gerçek tanımı nedir? Sebze mi, meyve mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Domates</span></strong><span style="font-size:14.0pt">, mutfaklarda sıkça karşılaşılan bir gıda maddesi olsa da, <strong>domatesin meyve mi sebze mi olduğu</strong> sorusu yıllardır kafa karıştırıcı bir tartışma konusu olmuştur. Birçok kişi, domatesin hangi kategoride yer aldığını tam olarak bilememektedir. Biz de bu yazıda, domatesin <strong>sebze mi, meyve mi</strong> olduğunu açıklığa kavuşturmak için derinlemesine bir inceleme yapıyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt"><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/domates1.jpg" style="height:320px; width:540px" /></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Domates Nedir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Domates</span></strong><span style="font-size:14.0pt"> (<em>Solanum lycopersicum</em>), <strong>patlıcangiller</strong> (Solanaceae) ailesine ait, <strong>Güney Amerika</strong> kökenli bir bitkidir. İnsanlar tarafından <strong>meyvesi</strong> yenebilen bir otsu bitki olarak tanınır. Domatesin en yaygın eş anlamlısı ise "kızanak"tır. Bu bitki, dünya çapında yetiştirilmekte olup, özellikle <strong>Akdeniz iklimi</strong> gibi ılıman bölgelerde verimli bir şekilde büyür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Domates Sebze Midir, Meyve Mi?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Domatesin <strong>meyve mi yoksa sebze mi olduğu</strong>, botanik ve mutfak perspektiflerine göre farklı şekillerde yorumlanabilir.</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Botanik Bakış Açısı</span></strong><span style="font-size:14.0pt">: <strong>Domates</strong>, bir <strong>meyve</strong> olarak kabul edilir. Çünkü, botanik anlamda meyve, çiçekten gelişen ve <strong>tohum taşıyan</strong> yapıdır. Domates, bu tanıma tamamen uyar. Domatesin içindeki tohumlar, onun meyve kategorisinde yer almasına neden olur.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Mutfak Bakış Açısı</span></strong><span style="font-size:14.0pt">: Ancak, mutfakta domates genellikle <strong>sebze</strong> gibi kullanılır. Tadı genellikle tatlıdan çok tuzludur ve yemeklerde, salatalarda, soslarda sebze olarak tüketilir. İşte bu yüzden birçok kişi <strong>domatesin sebze mi yoksa meyve mi</strong> olduğunu karıştırabilir.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Domatesin Tarihçesi ve Kökeni</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Domatesin kökeni, <strong>Güney ve Orta Amerika</strong>'ya dayanmaktadır. İlk olarak <strong>Meksika</strong>'da yetiştirilen domates, zamanla dünyanın dört bir yanına yayılmıştır. İlk başlarda küçük ve yeşil renkli olan domatesler, zaman içinde kırmızı, sarı ve mor gibi farklı renklerde gelişmiştir. Domatesin günümüzdeki popülerliği hem besin değeri hem de lezzeti ile artmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Domatesin Farklı Kullanım Alanları</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Günümüzde <strong>domates</strong>, mutfaklarda hem <strong>sebze</strong> olarak hem de <strong>meyve</strong> olarak çeşitli şekillerde kullanılmaktadır. Mutfakta sıklıkla <strong>sebze</strong> olarak yer bulmasına </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Nov 2024 18:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2024/11/domates-sebze-mi-meyve-mi-gercekten-hangi-kategoride-yer-aliyor-1731599554.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maymun Çiçeği Virüsü Nedir? Belirtileri Nelerdir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/maymun-cicegi-virusu-nedir-belirtileri-nelerdir-21268</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/maymun-cicegi-virusu-nedir-belirtileri-nelerdir-21268</guid>
                <description><![CDATA[Maymun çiçeği virüsü, mpox adlı virüsün neden olduğu, kaşıntılı deri döküntüsüyle ortaya çıkan, ateşe neden olan ve insandan insana bulaşabilen bir hastalıktır. Covid-19 pandemisinin etkilerinin henüz atılamadığı bir dönemde viral bir hastalık olarak ortaya çıkan maymun çiçeği virüsü şu günlerde (Ağustos 2024) acil durum ilanına neden olacak noktada Afrika'da pandemi haline gelmiştir. Deri döküntüsü, ateş, lenf düğümlerinde şişme, kas ağrıları ve solunum problemleri gibi belirtiler gösteren maymun çiçeği virüsü, insandan insana, bazen de hayvanlardan bulaşabilen bir virüstür. Özel bir tedavisi bulunmayan maymun çiçeği virüsü için kullanılan ilaçlar virüsün meydana getirdiği semptom ve şikayetleri hafifletmeye yöneliktir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Virüsü Nedir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü, daha çok orta ve batı Afrika'da rastlanılan, Ortopoksvirüs cinsine ait olup, insanlara genellikle enfekte bir kişi veya hayvanın cilt lezyonları ya da vücut sıvılarıyla doğrudan teması sonucu bulaşan zoonotik bir hastalıktır. Ateş, baş ağrısı, lenf bezlerinde şişme, kas ağrısı ve yorgunluk maymun çiçeği virüsünün neden olduğu belirtilerdir. Bir diğer tipik belirtisi olan döküntüler genellikle yüz, eller, ayaklar ve ağızda ortaya çıkıp, bir süre sonra&nbsp;içi sıvı dolu&nbsp;lezyonlara dönüşür.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Mpox virüsü, artık görülmeyen çiçek hastalığına neden olan&nbsp;variola virüsü ile aynı virüs ailesinin bir parçası olsa da, etkileri daha hafiftir ve nadiren ölümcüldür. "Maymun çiçeği hastalığı" olarak adlandırılsa da&nbsp;hastalığın kaynağı bilinmemektedir ancak daha çok görüldüğü bölge olan Afrika kemirgenleri ve insan olmayan primatların (maymunlar gibi) virüsü barındırdığı ve insanlara bulaştırabildiği bilinmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İlk insan vakası vakası 1970 yılında kayıtlara geçse de, Dünya bu virüsün adını 2022 salgını ile birlikte duymuştur.&nbsp;Genellikle 2-4 hafta süren belirtileri olan ve kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır. Yaygın belirtileri arasında ateş, kaşıntılı deri döküntüsü, lenf düğümlerinde şişme ve halsizlik olan maymun çiçeği virüsü, hastalığın şiddetine göre ağır vakalar ortaya çıkarabilir.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünün patojeni</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü, Poksviridae ailesinden Orthopoksvirus türüne ait çift sarmallı ve zarflı,&nbsp;bir DNA virüsüdür. İki farklı genetik bölümü olan bu virüsün Orta Afrika (Kongo Havzası) menşei de vardır ve&nbsp;daha bulaşıcı ve etkili olduğu bilinmektedir.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Virüsü Nasıl Bulaşır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü, bu virüs ile enfekte olmuş kişi ile öpüşme, cinsel birliktelik gibi ten tene temas,&nbsp;damlacıklar yoluyla yayılmasını sağlayan uzun süre yüz yüze yakın mesafede konuşma, virüslü kişinin dokunduğu giysi, çarşaf, havlu gibi eşyaların kullanılması yolu ile bulaşabilmektedir. Hayvanlardan ise enfekte olmuş hayvanın derisini yüzme, ısırılma, sıvı veya hayvan atığı ile doğrudan temas,&nbsp;çizik atması ve hayvanın etinin yenmesi yoluyla da&nbsp;hayvandan insana bulaşabilmektedir. Mpox virüsünün daha çok görülebileceği hayvanlar&nbsp;sincap, sıçan ve fare gibi küçük yabani hayvanlardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü şu yollarla bulaşır:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yüz yüze konuşma esnasında nefes alıp verme</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ten teması (dokunma, öpüşme, cinsel ilişki)</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Uzun süreli yakın temas ile birlikte&nbsp;solunum damlacıklarının yayılması</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yatak örtüleri gibi kontamine eşyalarla temas</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Anneden bebeğe bulaşma,&nbsp;gebelik&nbsp;ve doğum sırasında ve sonrası yakın temaslada çocuğa bulaşabilir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hayvanların salyaları, çırmalaması, ısırması veya o hayvanın etinin yenmesi de hayvandan insana bulaşma yoludur.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Virüsü Belirtileri Nelerdir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü&nbsp;belirtileri, döküntü,&nbsp;ateş, boğaz ağrısı, lenf düğümlerinde şişme,&nbsp;baş ağrısı&nbsp;ve kas ağrılarıdır. Hastalığın neden olduğu döküntüler kaşıntılı olup, genellikle yüz bölgesinde başlar, avuç içi ve ayak tabanları da dahil olmak üzere vücuda yayılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünün neden olduğu belirtiler şunları içerir:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yüzde, ağız içinde ve el, ayak, göğüs, genital bölge veya anüste&nbsp;sivilce veya kabarcıklara benzeyen döküntü.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Ateş</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Lenf düğümlerinde şişme</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Halsizlik</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kas&nbsp;ve&nbsp;sırt ağrısı</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Baş ağrısı</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Solunum yolları problemleri (<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/oksuruge-ne-iyi-gelir" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">öksürük</a>,&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/saglik-rehberi/burun-tikanikligi-neden-olur-burun-tikanikligina-ne-iyi-gelir" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">burun tıkanıklığı</a>)</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Üşüme ve titreme</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünde görülen döküntü, ağrılı olabilen düz, kırmızı şişlikler olarak ortaya çıkabilir. Daha sonra oluşan bu şişlikler&nbsp;irinle dolan&nbsp;kabarcıklara dönüşür ve daha sonra bu kabarcıklar kabuklanır ve düşer. Tüm süreç iki ila dört hafta sürebilir. Bu süreç&nbsp;tamamlanana, yani döküntüler kabuklanıp düşene&nbsp;kadar virüsü bulaştırabilir durumda olursunuz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü semptomları ne kadar sürede ortaya çıkar?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünün semptomları genellikle virüse kaptıktan&nbsp;sonraki 3 hafta içinde kendini gösterir ve kişi grip gibi mpox belirtilerinden birini göstermeye başladıysa&nbsp;genellikle 1-4 gün sonra kızarıklık gelişir. Hastalık ile ilgili veriler, kişilerin semptom göstermeye başlamadan 4 gün&nbsp;önce bile&nbsp;virüsü bulaştırabildiğini de göstermektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Virüsü Nasıl Teşhis Edilir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Suçiçeği,&nbsp;<a href="http://www.memorial.com.tr/hastaliklar/kizamik-belirtileri-nelerdir-kizamik-tedavisi-nasildir" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">kızamık</a>, bakteriyel deri enfeksiyonları,&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/uyuz-hastaligi-nedir-uyuz-hastaligi-belirtileri-nelerdir" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">uyuz</a>, uçuk,&nbsp;<a href="https://www.memorial.com.tr/hastaliklar/frengi-sifiliz-nedir" style="color:#0563c1; text-decoration:underline">frengi</a>&nbsp;gibi hastalıkların yarattığı belirtiler ile benzerlik gösterebilen semptomlar gösterdiği için maymun çiçeği virüsünü tespit etmek için test yapılması gerekir. Ciltte ortaya çıkan lezyon'dan alınan örnek doku ile yapılacak PCR (polimeraz zincir reaksiyonu) testi ile maymun çiçeği virüsü teşhis edilebilir.&nbsp;Eğer ciltte yara oluşmadı ise ve buradan örnek alınamadıysa, anal veya rektal sürüntü alınarak da&nbsp;test almak mümkündür.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bunun dışında bağışıklık sisteminizin antikor üretip, üretmediğini anlamak için için bir kan testi de istenebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Virüsünden Nasıl Korunulur?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sürveyans yani virüs konusunda sistematik gözlemler ve yeni vakaların hızlı tanımlanması, salgının kontrol altına alınması için kritik öneme sahiptir.&nbsp;Salgınları sırasında, enfekte kişilerle yakın temas, maymun çiçeği virüsü enfeksiyonu için en önemli risk faktörüdür.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü nadir görülmesine rağmen özellikle seyahat ederken yakalanma riskini en aza indirgemek için bu tedbirleri almak gerekmektedir:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Aşı olun (Çiçek hastalığı için geliştirilen aşılar ayrıca maymun çiçeğine karşı da koruma sağlar.)</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Virüsün belirtilerini gösteren kişilerden uzak durun, bilhassa cilt temasından kaçının.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hasta olduğunu bildiğiniz kişinin yatak takımlarına, havlularına veya giysilerine dokunmayın.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hasta olan biri ile temas ettiyseniz mutlaka ellerinizi sık sık sabun ve suyla yıkayın veya alkol bazlı el dezenfektan ile temizleyin.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Virüsü taşıyabilecek hayvanlardan kaçının.</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Virüsünün Tedavisi Nasıl Yapılır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Spesifik olarak maymun çiçeği virüsü için&nbsp;herhangi bir tedavi yoktur fakat çiçek hastalığına benzerliği nedeni ile&nbsp;çiçek hastalığına karşı korunmak için geliştirilen antiviral ilaçlar monkeypox'u&nbsp;tedavi etmek için kullanılabilir. Maymun çiçeği virüsünün bulaştığı bir kişide tedavinin amacı hastalıktan kaynaklı ağrı, oluşan yaralar gibi belirtileri kontrol edip, kaldırmaya yöneliktir.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Eğer hastalığın belirtilerini gösteriyorsanız hızlıca bir sağlık kuruluşuna başvurup, erken şekilde tedavi almanız oldukça önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği ve Su Çiçeği Hastalığı Arasındaki Fark Nedir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Birbirine benzeyen belirtiler içeren iki hastalığın bazı temel farkları vardır, bunlar ise şöyledir:</span></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Mpox bir ortopoks virüsü iken suçiçeği&nbsp;bir uçuk virüsüdür</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Su çiçeği çok daha bulaşıcıdır ve çok daha hızlı yayılır</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Suçiçeği genelde 2 hafta içinde iyileşirken, maymun çiçeğinin iyileşme periyodu 2-4 hafta arasıdır</span></span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun Çiçeği Hakkında Sık Sorulan Sorular&nbsp;</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü öldürür mü?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Çiçek hastalığına göre daha hafif seyreden maymun çiçeği virüsünde ölüm nadiren görülse de, evet ölümle sonuçlanan vakalarda bulunmaktadır. Ama semptomlarından birini göstermeniz durumunda hızlıca bir doktora görünmeniz durumunda iyileşme şansınızda yüksektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü ne kadar sürede iyileşir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünün iyileşme süresi, normal seyri olan yaklaşık iki ila dört haftadır.&nbsp;Virüse maruz kaldığınızda döküntülerin kuruyup düşmesi, hastalığın genelde geçtiği anlamını taşır.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">İnsandan insana bulaşma&nbsp;riskini azaltmak için neler yapılmalı?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) şimdilik edinilen bilgiler ışığında virüsün neden olduğu hastalığın belirtilerini gösteren insanlarla yakın temas kurulmamasını, bu hastaların izole edilmesi gerektiğini belirtmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Hayvandan insana bulaş riski nasıl azaltılabilir?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünden korunmak için hasta hayvanlarla ve dokularıyla temas edilmemesi konusunda özen gösterilmelidir. Temas edilecekse eldiven ve diğer koruyucu kıyafetler kesinlikle giyilmelidir. Mümkün olduğunca, insanların enfekte olan hayvanlardan uzak durması önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü yeni bir hastalık mıdır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Virüsün neden olduğu hastalık yeni değildir. Maymunlarda 1958’de görülen virüs kaynaklı hastalık, insanlarda ilk kez 1970 yılında Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde ortaya çıkmıştır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü neden önemli hale geldi?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Son dönemlerde 75 ülkede görülen vaka sayısı ile birlikte hastalığın daha fazla yayılma ihtimali maymun çiçeği virüsünü önemli hale getirmiş durumdadır. Afrika dışında görülün vaka sayısındaki hızlı artışa Dünya Sağlık Örgütü de dikkat çekmektedir. Türkiye’de de bugüne kadar sadece bir maymun çiçeği vakası bildirilmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Virüs en çok insanlara maymunlardan mı bulaşıyor?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İsminde ‘maymun’ kelimesinin olması virüsün sadece maymunlardan geçtiği algısına neden olmamalıdır. Hastalık maymunlardan daha çok fare ve sıçan gibi kemirgenlerle sincaplardan bulaşabilmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Cinsel temas ne kadar etkili?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü, damlacıkların "yakın temas" ile bulaşması sonucu kişiyi enfekte etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan açıklamada, maymun çiçeği virüsünün cinsel ilişki ile de yayıldığı belirtilmiştir. Bunun için korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılması gerektiği ifade edilirken, bu hastalığın sadece cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmemelidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü en çok nasıl bulaşır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">İnsanların topluca ve kalabalık halde gidebileceği kapalı mekanlar, toplu&nbsp;kullanılan kapalı havuzlar, sauna, buhar odaları, hamam ve jakuzilerden hastalığın bulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu alanlara mümkünse hastalık şüphesi taşıyanların gitmemesi gerekmektir. Özellikle hamamlarda hastalık şüphesi olanlardan yakın temas edilmemeli, köpük masajı ve kese gibi uygulamalar yapılmamalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsünün adı neden değişti, yeni adı ne oldu?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Kayıtlara girdiği ilk yılda&nbsp;maymun çiçeği virüsünün adı "ayrımcı ve damgalayıcı" olarak görüldüğü için&nbsp;Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tarafından&nbsp;Kasım 2022'de mpox olarak değiştirilmiştir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maymun çiçeği virüsü Türkiye'de var mı?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Resmi açıklamalara göre maymun çiçeği virüsünün 2022 yılında Türkiye'de bir kişide gördüğü açıklanmıştı ancak şuan için Türkiye'de bildirilmiş başka bir maymun çiçeği vakası bulunmamaktadır. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun maymun çiçeği virüsü ile ilgili yaptığı açıklamada da Türkiye için herhangi bir alarm durumunun söz konusu olmadığı ifade edilmiştir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 12:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2024/08/maymun-cicegi-virusu-nedir-belirtileri-nelerdir-1723714704.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak Havada Yaz Gribi Riski: Korunma Yöntemleri ve Önlemler Sıcak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/sicak-havada-yaz-gribi-riski-korunma-yontemleri-ve-onlemler-sicak-21254</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/sicak-havada-yaz-gribi-riski-korunma-yontemleri-ve-onlemler-sicak-21254</guid>
                <description><![CDATA[Yaz aylarında görülen enfeksiyonlardan biri olan, "yaz gribi" terimi, aslında gerçek bir grip türü değildir. Çünkü grip, genellikle kış aylarında ortaya çıkan viral bir enfeksiyondur. Bu nedenle, yaz aylarında ortaya çıkan hastalıklar, aslında grip ile ilgili değildir. Yaz aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonları genellikle soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit ve bademcik iltihabı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Bu enfeksiyonlar, genellikle virüslerin neden olduğu bulaşıcı hastalıklardır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz aylarında görülen enfeksiyonlardan biri olan, "yaz gribi" terimi, aslında gerçek bir grip türü değildir. Çünkü grip, genellikle kış aylarında ortaya çıkan viral&nbsp;bir enfeksiyondur. Bu nedenle, yaz aylarında ortaya çıkan hastalıklar, aslında grip ile ilgili değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonları genellikle soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit ve bademcik iltihabı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Bu enfeksiyonlar, genellikle virüslerin neden olduğu bulaşıcı hastalıklardır. Özellikle hava sıcaklıklarının arttığı ve insanların daha fazla açık havada vakit geçirdiği yaz aylarında, bu tür enfeksiyonların yayılma riski de artabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yaz Gribi Belirtileri ve Tanı Yöntemleri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz gribi olarak adlandırılan solunum yolu enfeksiyonları belirli semptomlara neden olabilir. Bu semptomlar, soğuk algınlığı ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarının tipik belirtileriyle benzerlik gösterebilir. İşte yaz gribinin yaygın belirtileri:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Burun akıntısı ve tıkanıklığı:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Burun akıntısı ve tıkanıklığı, yaz aylarında görülen enfeksiyonların ortak belirtilerindendir. Burnunuzdan berrak veya renkli bir akıntı gelebilir ve burun solunumu zorlaşabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Boğaz ağrısı:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Bademcik iltihabı veya farenjit nedeniyle boğaz ağrısı sık görülen bir semptomdur. Yutkunma sırasında rahatsızlık hissi oluşabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Öksürük:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Öksürük, solunum yolu enfeksiyonlarının bir diğer tipik belirtisidir. Kuru veya balgamlı öksürük şeklinde olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Baş ağrısı ve vücut ağrıları:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Enfeksiyonlar vücutta yaygın ağrılara ve baş ağrısına neden olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Halsizlik ve yorgunluk:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Vücudun enfeksiyonla savaşırken kendini yorgun hissetmesi yaygın bir durumdur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Ateş:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Bazı enfeksiyonlar ateşe neden olabilir. Ateş genellikle hafif veya orta dereceli olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz gribinin tanısı genellikle solunum yolu enfeksiyonlarının belirtilerine dayanarak konur. Tedavi, altta yatan nedenin tespitine bağlı olarak semptomlara yönelik destekleyici tedaviler ve/veya antibiyotiklerle sağlanır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yaz Gribi mi, Soğuk Algınlığı mı? Farkları ve Benzerlikleri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz gribi ve soğuk algınlığı, solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanan hastalıklardır ve benzer belirtiler gösterebilirler. Bunlar, genellikle virüslerin neden olduğu bulaşıcı üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. İşte yaz gribi ile soğuk algınlığı arasındaki farklar ve benzerlikler:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Mevsimsel fark:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Soğuk algınlığı, genellikle sonbahar ve kış aylarında daha yaygındır. Yaz aylarında soğuk algınlığı vakaları nadiren görülürken, diğer üst solunum yolu enfeksiyonları yaz aylarında da ortaya çıkabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Grip ve soğuk algınlığı:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Gerçek grip, mevsimsel grip olarak da adlandırılan influenza virüslerinin neden olduğu bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise genellikle rinovirüsler, koronavirüsler ve başka virüslerin neden olduğu bir hastalıktır. Yaz aylarında ortaya çıkan durumlar, grip ile ilgili değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Benzerlikler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Belirtiler:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Her iki durum da benzer semptomlar gösterebilir, örneğin burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluk gibi belirtiler ortak olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Viral enfeksiyonlar:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Hem yaz gribi olarak adlandırılan diğer solunum yolu enfeksiyonları hem de soğuk algınlığı, virüslerin neden olduğu bulaşıcı hastalıklardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz aylarında ortaya çıkan solunum yolu enfeksiyonları, yaz gribi olarak adlandırılır. Genellikle soğuk algınlığı ve benzeri virüslerin neden olduğu hastalıklardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yaz Gribine Karşı Bağışıklığı Güçlendirmenin Yolları</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz aylarında de bulaşıcı hastalıklardan korunmak ve bağışıklığı güçlendirmek önemlidir. Yaz aylarında görülen yaz gribi ve diğer hastalıklardan korunmak için aşağıdaki yöntemleri uygulayabilirsiniz:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Dengeli ve Sağlıklı Beslenme:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için beslenmenize dikkat edin. Bol miktarda meyve, sebze, tam tahıllar ve protein kaynakları tüketmek önemlidir. Antioksidan açısından zengin besinler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yeterli Su Tüketimi:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Vücut sağlığınız için düzenli olarak su içmeyi ihmal etmeyin. Vücut, düzgün bir şekilde işleyebilmek ve bağışıklık sistemi için suya ihtiyaç duyar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Düzenli Egzersiz:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Düzenli fiziksel aktivite bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir. Hafif egzersizler, yürüyüşler veya spor aktiviteleri yaparak vücudunuzu aktif tutun.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yeterli Uyku:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Yeterli ve kaliteli uyku almak, bağışıklık sisteminin doğru çalışmasını sağlar. Günde 7-9 saat uyku almak önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Stres Yönetimi:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Kronik stres bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Stresi azaltmak için meditasyon, yoga veya gevşeme teknikleri gibi yöntemlere başvurabilirsiniz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Elleri Sık Sık Yıkama:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Enfeksiyonları önlemek için ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkamak önemlidir, özellikle kalabalık ortamlardan sonra ve hasta kişilerle temas ettikten sonra ellerinizi yıkamak daha da önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Kalabalık Ortamlardan Kaçınma:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarının yayılma riskinin yüksek olduğu kalabalık yerlerden uzak durmaya çalışın.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Maske Kullanımı:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Salgın zamanlarında veya hastalık belirtileri olan kişilerle temas etmeniz gerektiğinde maske kullanmak, enfeksiyon riskini azaltabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Düzenli Sağlık Kontrolleri:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Sağlığınızı takip etmek ve erken teşhis için düzenli olarak doktor kontrolüne gitmek önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Unutmayın, bağışıklık sistemi kişiden kişiye değişiklik gösterebilir ve birkaç basit yöntemle anında güçlendirilemez. Ancak sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları uzun vadede bağışıklık sisteminizin daha güçlü olmasına yardımcı olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Sıcak Hava ve Yaz Gribi: Risk Faktörleri ve Önlemler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sıcak hava ve yaz ayları, bazı enfeksiyonların yayılma riskini etkileyebilir ve yaz gribi gibi bazı sağlık sorunlarını artırabilir. İşte sıcak hava ve yaz aylarında enfeksiyon riskini etkileyen faktörler ve alınabilecek önlemler:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Risk Faktörleri</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Kalabalık Ortamlar:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Yaz aylarında insanlar daha fazla açık havada vakit geçirir ve etkinlikler düzenlenir. Kalabalık etkinlikler ve toplu taşıma gibi yerlerde insanlar arasındaki yakın temasın artması, enfeksiyonların yayılma riskini artırabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Daha Az Hasta Olma Algısı:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Yaz aylarında insanlar genellikle daha az enfeksiyon riski olduğunu düşünerek daha az dikkatli olabilirler. Bu nedenle, kişisel hijyenin ve enfeksiyon önleme önlemlerinin göz ardı edilmesi enfeksiyon riskini artırabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Nemli ve Sıcak Hava:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Sıcak ve nemli hava, bazı virüslerin ve bakterilerin daha uzun süre havada kalmasına ve yüzeylerde hayatta kalmasına yardımcı olabilir. Bu, bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Önlemler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Kişisel Hijyen:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Sık sık elleri yıkamak, enfeksiyonların yayılma riskini azaltır. Özellikle kalabalık ortamlardan sonra, hasta kişilerle temas ettikten sonra veya burun, göz veya ağızla temas etmeden önce ellerinizi yıkamanız önemlidir.<strong> Maske Kullanımı:</strong>&nbsp;Salgın zamanlarında veya hastalık belirtileri olan kişilerle temas ettiğinizde maske kullanmak, enfeksiyon riskini azaltabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Kalabalık Ortamlardan Uzak Durma:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Gereksiz kalabalık etkinliklerden veya yerlerden kaçınmak, enfeksiyon yayılma riskini azaltabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;İmmünizasyon:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Grip aşısı gibi uygun aşıları olmak, mevsimsel enfeksiyonlar ve grip gibi hastalıklardan korunmada önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İyi Beslenme ve Hidrasyon:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Dengeli beslenme ve yeterli su içme, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;El Dezenfektanları:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;El dezenfektanları, su ve sabun bulunmadığı durumlarda ellerinizi temizlemek için kullanışlıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Düzenli Sağlık Kontrolleri:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Sağlığınızı takip etmek ve erken teşhis için düzenli olarak doktor kontrolüne gitmek önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Unutmayın ki sıcak hava ve yaz ayları, enfeksiyonlardan korunma ve sağlığınıza dikkat etme ihtiyacını azaltmaz. Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve enfeksiyon önleme önlemleri, her mevsimde önemlidir ve kişisel ve toplumsal sağlığın korunmasına katkı sağlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yaz Gribinin Enfeksiyon Yolları: Nasıl Bulaşır?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz aylarında solunum yolu enfeksiyonları ve diğer hastalıkların yayılma riski artabilir. Bu hastalıklar genellikle virüslerin neden olduğu bulaşıcı hastalıklardır ve çeşitli yollarla yayılabilirler. İşte solunum yolu enfeksiyonlarının (yaz gribi olarak anılanlar dahil) enfeksiyon yolları ve önleme yöntemleri:</span></span></span></p>

<ol>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Damlacık Yoluyla Bulaşma:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Hastalıklı kişiler öksürdüğünde, hapşırdığında veya konuştuğunda, ağız ve burunlarından salgılar havaya damlacıklar şeklinde yayılır. Sağlıklı bir kişi, havada asılı kalan bu damlacıkları soluyarak veya kontamine yüzeylere dokunarak enfeksiyon kapabilir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Eller Aracılığıyla Bulaşma:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Enfekte olmuş bir yüzeye dokunmanın ardından ellerinizi ağız, burun veya gözlerinize götürerek enfeksiyon kapma riski vardır. Virüsler ellerinize bulaşabilir ve ardından temas ettiğiniz yüzeylerde uzun süre hayatta kalabilir.</span></span></span></li>
	<li><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yakın Temas:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Hastalıklı kişilerle yakın temas (örneğin kucaklaşma veya öpüşme) enfeksiyon riskini artırabilir.</span></span></span></li>
</ol>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Unutmayın ki enfeksiyonlardan korunmak için kişisel hijyen ve enfeksiyon önleme önlemlerini uygulamak her mevsimde önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Yaz Gribi Tedavisi: İlaçlar ve Doğal Alternatifler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaz gribi ya da yaz aylarında görülen solunum yolu enfeksiyonları için tedavi yöntemleri mevcuttur. Bu hastalıkların tedavisi, semptomların şiddetine ve altta yatan nedenlere bağlı olarak değişebilir. Genellikle solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan doğal alternatiflerden bazıları şunlardır:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Doğal Alternatifler</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Bol Sıvı Tüketimi:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Sıcak içecekler, çorba ve su tüketimi, vücuttaki toksinleri atmayı kolaylaştırabilir ve nemli kalmanıza yardımcı olabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Bal ve Zencefil:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Bal, boğaz ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir. Zencefilin anti-enflamatuar özellikleri nedeniyle, öksürüğü ve boğaz ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Elma Sirkesi:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Elma sirkesi, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olabilir ve boğaz ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir. Ancak saf elma sirkesini içmeden önce suyla seyreltmek önemlidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:48px"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Bol Dinlenme:</span></strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;Vücudun enfeksiyonla savaşmasına yardımcı olmak için yeterli dinlenme çok önemlidir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Unutmayın, doğal alternatifler, semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir, ancak ciddi enfeksiyonlar için profesyonel tıbbi değerlendirme ve tedavi gerekebilir. Herhangi bir hastalık belirtisi görüldüğünde veya semptomlar şiddetliyse, bir sağlık uzmanına danışmak ve uygun tedaviyi almak önemlidir.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Aug 2024 12:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2024/08/havada-yaz-gribi-riski-korunma-yontemleri-ve-onlemler-sicak-1723283130.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni sistemde 1 hafta geride kaldı: Bakan Koca&#039;dan güzel haber</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/yeni-sistemde-1-hafta-geride-kaldi-bakan-kocadan-guzel-haber-21027</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/yeni-sistemde-1-hafta-geride-kaldi-bakan-kocadan-guzel-haber-21027</guid>
                <description><![CDATA[Merkezi Hekim Randevu Sisteminde yeni dönem startının üzerinden 1 hafta geçti. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, randevu sisteminde atılan yeni adımı yani onaylı randevu sistemini değerlendirdi. "Sadakat oranında, randevusuna gelen vatandaşın oranında önemli oranda artış olduğunu görüyoruz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"><span style="color:#505050">Merkezi Hekim Randevu Sisteminde yeni dönem startının üzerinden 1 hafta geçti. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, randevu sisteminde atılan yeni adımı yani onaylı randevu sistemini değerlendirdi. "Sadakat oranında, randevusuna gelen vatandaşın oranında önemli oranda artış olduğunu görüyoruz" dedi.</span></span></span></span></span></span></h2>
</div>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">ONAYLI RANDEVU SİSTEMİ'NDE 1 HAFTA GERİDE KALDI</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Hastanelerde onaylı randevu döneminde 1 hafta geride kaldı. Randevusuna sadık hastaların oranında artış görüldüğünü Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıkladı. Bakan, "Vatandaşımızı daha hızlı sağlık hizmetine eriştirmek için gayret ve çaba içindeyiz" ifadelerini kullandı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">"RANDEVUSUNA SADIK HASTA SAYISI ARTIYOR"</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sağlık Bakanı Koca, kabine toplantısı öncesi gazetecilerin sorularını yanıtladı. Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde atılan yeni adımı, yani onaylı randevu sistemini değerlendirdi. Şu anda sistemde sorunla karşılaşılmadığını belirtti. "Özellikle sadakatsizlik ve son dakika iptalleri sebebiyle kapasitemizin yüzde 30'unu kullanamıyorduk. Bu anlamda sadakat oranında, randevusuna gelen vatandaşımızın oranında önemli artış var. Yarın koordinasyon kurulu toplantımız var, değerlendireceğiz. 1 aylık sonuçları da gelecek ay açıklayacağız. Hastaneleri teker teker ziyaret ederek değerlendirmeler yapıp klinik değerlendirme noktasına kadar iniyoruz. Amaç vatandaşın sağlık hizmetinde tüm branşlarla erişimini sağlayana kadar. Bazı branşlarda sorunları görüyoruz. O branşlarla ilgili sorunu çözmek için çaba içindeyiz o sorunu çözene kadar mücadeleye devam" dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bakan Koca, "Şu an en öncelikli gündemimiz sağlık hizmeti talebi olan vatandaşlarımızın tamamının talebini en hızlı ve en uygun şekilde karşılamak. Bu konuyu çözene kadar daha öncelikli bir gündemimiz olmayacak. Çözüm var ve yakın zamanda daha iyi sonuçlar aldığımızı hep birlikte göreceğiz" diye konuştu.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 May 2024 13:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2024/05/yeni-sistemde-1-hafta-geride-kaldi-bakan-kocadan-guzel-haber-1716375093.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hipertansiyon Gençlerde De Hızla Artıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/hipertansiyon-genclerde-de-hizla-artiyor-21012</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/hipertansiyon-genclerde-de-hizla-artiyor-21012</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Atar damarlardaki kan basıncının çok yüksek olması anlamına gelen hipertansiyon tüm dünyada ve Türkiye'de kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre; dünyada 1.5 milyardan fazla kişi hipertansiyon hastası. Ülkemizde de neredeyse her 3 kişiden 1</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’</span></span><span style="font-size:14.0pt">ine &nbsp;hipertansiyon (140/90 mmHg veya daha yüksek) tanısı konuyor. Üstelik yapılan son çalışmalar hipertansiyonun 20 &nbsp;yaş grubundaki genç yetişkin popülasyonda, hatta çocuklarda bile giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Tedavi edilmediğinde kalp krizinden inmeye, beyin kanamasından böbrek yetersizliğine kadar ciddi sonuçlara yol açabilen hipertansiyon çoğu zaman belirtisiz seyrediyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,&nbsp;</strong>bu nedenle hiçbir yakınması olmasa &nbsp;da kan basıncının çocukluktan itibaren düzenli olarak ölçülmesi gerektiğine dikkat çekerek,&nbsp;</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“</span></span><span style="font-size:14.0pt">Hipertansiyonun önlenebilir bir hastalık olduğu ve her yaşta görülebildiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla kardiyovasküler hastalık &nbsp;riski yüksek olan çocuklarda, anne veya babasında hipertansiyon olan çocuklarda, yine kilolu veya obezite sorunu olan ve hareketsiz yaşam tarzına sahip gençlerde yılda en az bir kez kan basıncının kontrol edilmesi son derece önemlidir” diyor.&nbsp;<strong>Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,&nbsp;</strong>hipertansiyonun genç yaşlarda görülmesine yol açan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Aşırı tuz tüketmek</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Fazla tuz içeren fast food tarzı gıdaların ve aşırı işlenmiş ürünlerin sık sık tüketilmesi hipertansiyonun daha erken yaşlarda görülmesine neden olabiliyor. Yapılan araştırmalara göre, günde 5 gramdan fazla tuz tüketen kişilerin hipertansiyona yakalanma riski daha yüksek. Türkiye</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’</span></span><span style="font-size:14.0pt">de genel popülasyonda yapılan SALTURK çalışmasında, günlük tuz tüketimi yaklaşık 15 gram olarak saptandı. Hipertansiyon tanısı olan hastaların ise çok fazla tuzlu yiyeceklerden kaçınmaları ve günde 2 gramın altında kalmaya çalışmaları gerekiyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Obezite</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Çağımızın önemli bir sorunu olan ve genç nüfusta, hatta çocuklarda bile görülme sıklığı hızla artan obezite de hipertansiyona neden olan önemli bir etken. Sağlık Bakanlığı verileri, ülkemizde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 65</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’</span></span><span style="font-size:14.0pt">inin ideal değerlerin üzerinde bir vücut ağırlığına sahip olduğunu bildiriyor. Yapılan araştırmalar &nbsp;yüksek vücut kitle indeksi (&gt; 25 kg/m2) veya geniş bel/kalça oranına (&gt;0,85) sahip kişilerde hipertansiyon riskinin 3 kat<strong>&nbsp;</strong>artığını gösteriyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Hatalı beslenme alışkanlığı</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Gençlerde görülen yüksek tansiyonun bir diğer önemli sebebi, sağlıksız beslenme ve çabuk tüketilen besinlere (fast food) kayan yeme alışkanlığı. Yapılan çalışmalar, işlenmiş besinlerin, doymuş veya trans yağ oranı yüksek yiyeceklerin, rafine şekerin ve yine gençlerin beslenmelerinde daha az meyve ve sebzeye yer vermelerinin hipertansiyondaki sayısal artışla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper &nbsp;Karakuş,&nbsp;</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;"</span></span><span style="font-size:14.0pt">Yüksek tansiyon hastalarının ağırlıklı olarak sebze ve meyve, daha az yağlı besinler, tam tahıl ve sebze kaynaklı proteinler tüketmeleri çok önemlidir” diyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Hareketsiz yaşam</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Gençlerde egzersiz eksikliği de hipertansiyon gelişimine yol açabilen bir başka önemli etkeni oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş, yürümek, koşmak, yüzmek ve ağırlık kaldırmak gibi güç artıran fiziksel aktivitelerin yüksek tansiyonu önlemeye ve düşürmeye yardımcı olduğunu belirterek, &nbsp;</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“</span></span><span style="font-size:14.0pt">Dünya Sağlık Örgütü haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta &nbsp;aerobik egzersiz (veya haftada 75 dakika şiddetli aerobik egzersiz) ile haftada en az 2 gün güç geliştirme egzersizleri yapılmasını önermektedir” bilgisini veriyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Tütün ürünleri kullanmak</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sağlık Bakanlığı verileri; 15 yaş ve üzerindeki gençlerin yaklaşık yüzde 27</span><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">’</span></span><span style="font-size:14.0pt">sinin aktif sigara içicisi olduğunu bildiriyor.&nbsp;Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Karakuş,<strong>&nbsp;</strong>malign hipertansiyon olarak adlandırılan çok yüksek seviyelerdeki hipertansiyonun sigara tüketimiyle doğrudan ilişkisinin ortaya konduğuna işaret ederek, “Özellikle, hipertansiyonu olup sigara içenlerde malign hipertansiyona yakalanma riskinin sigara içmeyenlere göre 5 kat daha fazla olduğu kanıtlanmıştır. 2019 yılında yayınlanan Türk Hipertansiyon Uzlaşı raporu sigarayı bırakmanın kardiyovasküler riskini azaltmada en etkili önlemlerden biri olduğunu vurgulamıştır” diye konuşuyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Alkol tüketimi</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Yaygın inanışın aksine, kronik etanol tüketimi kan basıncını düşürmediği gibi erkekler için günde 20–30 gram ve kadınlar için 10–20 gram etanolün aşılması kardiyovasküler sorunların gelişme riskinin daha çok artmasıyla sonuçlanıyor. Araştırmalar, hipertansiyon tanısı olan gençlerde yüzde 54 oranında alkol tüketimi olduğunu gösteriyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">Anksiyete</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Gözlemsel çalışmalara göre, genç yetişkinlerde anksiyete tanısı sonrasında hipertansiyon gelişme riski daha yüksek. Otonom mekanizmalardaki değişikliklere daha uzun süre maruz kalmayla açıklanan bu durum, hipertansiyon tanısı alan genç hastalarda anksiyetenin erken tespitine ve yönetimine dikkat çekiyor.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 May 2024 11:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2024/05/hipertansiyon-genclerde-de-hizla-artiyor-1715761045.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nisa güzellik merkezi Keçiören&#039;de hizmete açıldı...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/nisa-guzellik-merkezi-keciorende-hizmete-acildi-20642</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/nisa-guzellik-merkezi-keciorende-hizmete-acildi-20642</guid>
                <description><![CDATA[Ankara'nın güzellik ve bakım alanında en kapsamlı merkezleri arasında olmakla yola çıkan Nisa güzellik merkezi Keçiören'de hizmet vermeye başladı. Danışanlaŕin almak istedikleri her hizmetin kendi alanında uzman eller tarafından sunulacağı merkez bu anlamda  da kalite olarak öne çıkıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1280" height="720" src="https://www.youtube.com/embed/91u36MIJMMs" title="Nisa Güzellik merkezi Keçiören&#39;de hizmete açıldı..." frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe><p>Ankaranın güzellik ve bakım alanında en kapsamlı merkezleri arasında olmakla yola çıkan Nisa güzellik merkezi keçiörende hizmet vermeye başladı.Danışanlaŕin almak istedikleri her hizmetin kendi alanında uzman eller tarafından sunulacağı merkez bu anlamda &nbsp;da kalite olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/nisa%202.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<p>İşletme sahiplerinden İbrahim Uslu Keçiören'de ilk olarak&nbsp; ağız ve diş sağlığı merkezini kurarak&nbsp;hizmet vermeye başladıklarını belirtirken, Nisa güzellik merkeziyle Keçiören'e ve Ankara'ya alanında iddialı ve önemli bir işletmeyi faaliyete geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Modern Tıp ile Alternatif tıbbı bir araya getirdiklerini söyleyen Uslu "1 aylık denememize dair Keçiören başta olmak üzere Ankara'nın genelinden çok büyük talep gördük. Nisa Güzellik merkezinde&nbsp;tuz odası, hacamat odası, buhar odası, sülük tedavisi, bayanların kullandığı bütün argümanlar, bölgesel zayıflama, lazer epilapsyon hepsi&nbsp;bir arada bulunmaktadır. İnşallah Keçiörenlilere daha iyi hizmet vermeye devam edeceğiz" dedi.&nbsp;</p>

<p>Açılışa Keçiören eski Belediye Başkanı Mustafa Ak, AK Parti Pursaklar ilçe Başkanı İbrahim Kopan, Dünya ve Olimpiyat halter şampiyonu Halil Mutlu ve çok sayıda davetli katıldı.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/nisa%203.jpg" style="height:428px; width:800px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Oct 2023 18:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/10/nisa-guzellik-merkezi-keciorende-hizmete-acildi-1697470523.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapılan Araştırmalarda Depresyon Ve Kaygının Kansere Sebep Olduğu Bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/yapilan-arastirmalarda-depresyon-ve-kayginin-kansere-sebep-oldugu-bulundu-20602</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/yapilan-arastirmalarda-depresyon-ve-kayginin-kansere-sebep-oldugu-bulundu-20602</guid>
                <description><![CDATA[Hollanda Groningen Üniversitesi'nin yaptığı araştırmalar sonucunda kansere sebep olan şeyler arasında depresyon ve kaygınında olacağı açıklandı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Groningen Üniversitesi'ne bağlı hastaneden araştırmacılar, depresyon ve kaygı ile kanser arasındaki ilişkiyi inceledi.</p>

<p>Çalışma kapsamında Kanada, İngiltere, Norveç ve Hollanda'dan 300 bin yetişkinin verileri analiz edildi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>ALKOLÜN SEBEP OLABİLECEĞİ KANSERLERLE BAĞLANTILI</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araştırmada depresyon ya da kaygılanma ile göğüs, kolon ya da alkolle ilişkili kanser türleri arasında bağlantı bulunmadığı belirlendi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>KANSERİN BÜYÜMESİNE NEDEN OLUYOR&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öte yandan, depresyon ya da kaygılanmanın, akciğer ve diğer sigara ile alkol kaynaklı kanserlerin gelişme riskini yüzde 6 artırdığına ancak bu risk faktörünün sigara ve alkol tüketimiyle vücut kitle indeksi hesaba katılınca daha düşük olduğuna işaret edildi.</p>

<p>Araştırma ekibinden Dr. Lonneke Van Tuijl, "Sonuçlarımız, depresyon ya da kaygı nedeniyle kendilerinde kanser gelişmiş olduğunu düşünenlere bir rahatlama olarak gelebilir ancak depresyon ya da kaygının akciğer ve diğer sigara kaynaklı kanserlerle ilişkisinin anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerekir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, Amerikan Kanser Topluluğu'nun Cancer dergisinde yayımlandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Aug 2023 17:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/08/yapilan-arastirmalarda-depresyon-ve-kayginin-kansere-sebep-oldugu-bulundu-1691678786.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yüzme Havuzları İdrar Yolu Enfeksiyonuna sebep olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/yuzme-havuzlari-idrar-yolu-enfeksiyonuna-sebep-olabilir-20594</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/yuzme-havuzlari-idrar-yolu-enfeksiyonuna-sebep-olabilir-20594</guid>
                <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle yüzme havuzlarına duyulan ilgide artış gösteriyor, serinlemek isteyenler havuz keyfi yaparak serinlerken ne yazık kı bazı sağlık sorunlarıyla da karşı karşıya kalınabiliyor. Nöroloji Doktoru  Prof. Dr. Yakup Ekmekçi verdiği bilgilerde hijenik olmayan havuzların pek çok sağlık sorununa sebep olabileceğini söyledi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HAVUZLAR PRK ÇOK SAĞLIK SORUNUNA SEBEP OLABİLİR</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Güven Hastanesi Nefroloji Bölümünden Prof. Dr. Yakup Ekmekçi, sıcak havalarda havuz kullanımlarında yoğunluk yaşandığını belirterek, "Özenle temizlenmeyen ve bakım kurallarına dikkat edilmeyen havuzlar sağlık açısından pek çok riski beraberinde getiriyor. Bu risklerin başında da idrar yolu enfeksiyonları geliyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Güven Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ekmekçi, sıcak havalardan bunalanların yaz aylarında havuzlara koşmasıyla havuz kullanımlarında yoğunluğun arttığını belirtirken pek çok kişinin kullanmasıyla birlikte özenle temizlenmeyen ve bakım kurallarına dikkat edilmeyen havuzlarda sağlık açısından pek çok riskin bulunduğunu ifade etti.</p>

<p>Risklerin başında idrar yolu enfeksiyonlarının geldiğini belirten Ekmekçi, idrar yolu enfeksiyonun genellikle hijyenik olmayan ve ortak kullanılan havuzlar nedeniyle ortaya çıktığını bildirdi.</p>

<p>Ekmekçi, enfeksiyonların, idrar yoluna yapılan operasyonlar, diyabet hastalığı, bağışıklık sistemi yetersizliği gibi nedenlerden de kaynaklanabildiğini belirtti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İDARAR YOLU ENFEKSİYONUNUN BELİRTİLERİ</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonun belirtilerini ise "idrarda yanma, sık idrara çıkma, bazen kötü kokulu ve bulanık idrar yapma, kanlı idrar, yüksek ateş, bel ve kasık ağrısı." şeklinde sıraladı.</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonunun, idrar yollarının çeşitli mikroorganizmalar ile enfekte olması hali olduğunu bildiren Ekmekçi, "İdrar yolu enfeksiyonları kadınlarda erkeklere göre daha sık görülüyor. Ayrıca yaşlılarda idrar yollarının normal yapısal bütünlüğünün bozulması idrar yolu enfeksiyonu için bir risk faktörüdür. Bunun dışında tıbbi nedenlerle idrar yollarında idrar sondası bulunanlarda da enfeksiyon daha fazla görülebilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>- "Hijyeninden emin olunmayan havuz ve lavabo gibi alanları kullanmamak yararlı olacaktır"</p>

<p>Prof. Dr. Yakup Ekmekçi, idrar yolu enfeksiyonlarının tedavilerinde öncelikli olarak hekim tarafından uygun görülen bir antibiyotik tedavisinin başlandığını belirtti.</p>

<p>Çoğu zaman ayaktan antibiyotik tedavisinin yeterli olduğunu ifade eden Ekmekçi, şunları kaydetti:</p>

<p>"Enfeksiyonu ciddi olan veya genel durumu bozuk olan yaşlı ya da bağışıklık sistemi zayıf hastalarda hastaneye yatış gerekebilir. Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan hastalarda bu durumun araştırılması gerekebilir. Sık enfeksiyona neden olabilecek yapısal idrar yolu bozukluklarının varlığında bazen cerrahi müdahalede gerebilir.</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonundan korunmak için bazı tedbirlerin alınması gerekiyor. Öncelikle hijyeninden emin olunmayan havuz ve lavabo gibi alanları kullanmamak yararlı olacaktır. Ayrıca sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren hastaların, havuza girdikten sonra idrar yapması önerilebilir. Bunun yanında özellikle kadın hastaların temizlik amacıyla genital bölgelerini sabun, duş jeli gibi kimyasal ürünlerle fazla miktarda travmatize ederek yıkamaları tavsiye edilmez. Bu işlem mevcut yararlı bakteriyel floranın bozulmasına neden olarak enfeksiyon riskini artırabilir."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Aug 2023 17:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/08/yuzme-havuzlari-idrar-yolu-enfeksiyonuna-sebep-olabilir-1690989135.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ev Kazaları Yüzünden Hastanelik Olan Çocuk Sayısı Çok Fazla</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ev-kazalari-yuzunden-hastanelik-olan-cocuk-sayisi-cok-fazla-20578</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ev-kazalari-yuzunden-hastanelik-olan-cocuk-sayisi-cok-fazla-20578</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk Acil Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Kağan Özkaya yaz aylarının da gelmesiyle artan ev kazalarına ilişkin bilgiler verdi, özellikle çocukların ev kazalarında ciddi yaralanmalara yol açacak kazalara neden olabileceğini belirten Özkaya kazaların sebeplerini, kritik yaş grubu, önlemler ve tedbirlerle ilgili bilgiler verdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Doç. Dr. Ahmet Kağan Özkaya Şunları Söyledi</span></p>

<p>Ev kazalarının tüm kazaların yaklaşık yarısını oluşturduğunu vurgulayan Özkaya, "Sağlık Bakanlığının verilerinde birçok çocuğun ev kazası nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurduğu ve bu başvuruların hatırı sayılır oranda ölümle sonuçlandığı belirtilmiştir" dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>EN SIK RASLANAN KAZALAR</p>

<p>Özkaya, ev kazalarının genellikle düşme, yanık ve zehirlenme gibi nedenlerle oluştuğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>

<p>"Okul öncesi yaş grubunda olan çocuklar ev kazaları için risk altındadır. Evde yaşayan birey sayısının çok olduğu evlerdeki çocukların ev kazası geçirme sıklığı da artar. Aşırı meraklı ve maceracı küçük yaştaki çocuklar da kazalara açıktır. Ağız yoluyla yabancı cisimleri, ilaç ve benzeri maddeleri tanımaya çalışırlar. Ayrıca, küçük çocukların kolayca dengelerini kaybedebilmeleri de düşme gibi kazalara zemin hazırlar. "</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>24 YAŞ ALTI ANNELERİN BEBEKLERİNDE KAZA RİSKİ DAHA FAZLA!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>"Genç annelerin özellikle de 24 yaşından küçük annelerin çocuklarının, ev kazalarına daha çok maruz kaldığını bilmekteyiz." ifadesini kullanan Özkaya, "Yine düşük sosyoekonomik gelir düzey de yanık, zehirlenme ve düşme gibi ev kazalarının oluşmasında etkilidir. Gelir düzeyinin düşük olmasıyla, evde güvenlik önlemlerinin alınması azalır. " diye konuştu.</p>

<p>Özkaya, sabah saatlerinde ev kazalarının daha çok olduğunu da aktararak, "Erkek çocukları oyun odalarında genellikle yaramazlık sonucu kazalara karışırken, kız çocukları genellikle oyun odası dışındaki mekanlarda kazaya uğramaktadır." diye konuştu.</p>

<p>YAZ AYLARINA DİKKAT, YÜKSEKTEN DÜŞME KAZALARI ARTIYOR</p>

<p>Düşmeler özellikle bebek ve küçük çocukların yataktan, mobilyalardan, puset, bebek arabaları, pencereden ve merdivenlerden düşmesiyle oluştuğunu anlatan Özkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Özellikle yaz aylarında çocukların ev dışına çıkmalarına bağlı yüksekten düşme oranları artar. Karadeniz'in engebeli arazilerindeki yapılara, yaz döneminde ülke içinden veya ülke dışından gelen çocukların uyum sağlama sorunu oluşur. Bu nedenle yüksekten düşme ve benzeri yaralanmalara maruziyetler artar."</p>

<p>Özkaya, yanma ile kazaların da daha çok yangın alalının içinde çocuğun kalması ya da sıcak su, sıvılar ile haşlanmasıyla oluştuğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>"İstemsiz, kaza eseri olarak ilaçlar, parafin, böcek ve tarım ilaçları gibi maddelerin alımı özellikle 5 yaş altındaki çocukların hayatını tehdit etmektedir. Yine evdeki kovalarda ve havuzlarda, ayrıca yiyecek veya oyuncak parçası gibi yabancı cisimlerin soluk borusuna kaçmasıyla boğulmalar görülebilir. Günlük yaşamda sıkça kullanılan temizlik maddelerinin özellikle de yakıcı özelliktekilerin içilmesiyle yemek ve soluk borusunda ciddi yanıklar ve darlıklar oluşabilir. "</p>

<p>EVDE ALINABİLECEK TEDBİRLER</p>

<p>Ayrıca evdeki kesici ve batıcı, bıçak, makas, iğne, kırılabilecek cam eşyalar, tornavida gibi cisimlerle de çocuklarda ciddi yaralanmaların oluşabileceğini ifade eden Özkaya, "Çocukların yaralanmalarını azaltabilmek için en etkili yöntem kazaları önlemektir. Bu amaçla, düşmeleri önlemek için evlerde merdiven başlarına güvenlik kapıları, koruyucu bağlar, yataklara yatak korkulukları takılabilir. Yangın için duman dedektörleri, yangın tüpü, yanıcı maddelerin kullanımının doğru bilinmesi, yangın anında kaçış planının tatbik edilmesi koruyucu güvenlik önlemlerindendir. " diye konuştu.</p>

<p>Özkaya, yemek pişirirken çocuğun kucağa alınmaması, temizlik ve ilaç gibi maddelerin kilitli dolaplarda ve orijinal ambalaj ile kutularının içinde saklanmasının önemli olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:</p>

<p>"Çocukların suda oynarken ebeveyn gözetiminde olması, banyo bitince küvet ve kovalardaki suyun boşaltılması, klozet kapaklarının kapalı olması, ev havuzlarında parmaklıkların bulunması diğer yapılabilecek önlemlerdir. Kazalardan korunmak için çocuklara bakmaktan sorumlu kişilere eğitim verilerek, evde alınabilecek güvenlik tedbirlerine özen gösterilmeli. Tedbirler alındığı halde de kazalar gelişebilir. O nedenle ilk yardım bilgileri hakkında çocuğa bakan kişilerin eğitilmesi en ideal olandır ve kaza durumunda ilk yardım eğitimleri doğrultusunda çocuğa müdahale yapılarak,112 aranmalı."</p>

<p>Genel olarak yaz aylarında düşme, travma, ev ve saha kazalarının arttığını belirten Doç. Dr. Özkaya, KTÜ Farabi Hastanesine de kış aylarına göre en az iki üç kat daha fazla bu olgularla başvuranları gözlemlediklerini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Jul 2023 16:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/07/ev-kazalari-yuzunden-hastanelik-olan-cocuk-sayisi-cok-fazla-1690466932.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan &#039;&#039;Sıcaklık&#039;&#039; uyarısı. Güneş Altında kalmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/uzmanlardan-sicaklik-uyarisi-gunes-altinda-kalmayin-20525</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/uzmanlardan-sicaklik-uyarisi-gunes-altinda-kalmayin-20525</guid>
                <description><![CDATA[Mevsim Normallerine Göre 5-10 Derece Yüksek Seyreden Sıcaklıklar Uzmanları Harekete Geçirdi. Bazı İllerde Sıcaklık Değerleri 40 Dereceyi Geçiyor . Yüksek Sıcaklık Değerleri En Çokta Yaşlılar, Bebekler, Kronik Hastalığı Olanlar Ve Yüksek Sıcaklığa Maruz Alanlarda Bulunan  Grupların  Sağlığını Etkiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Meteoroloji Genel Müdürlüğünün sıcaklıkların mevsim normallerinin 5-10 derece üzerine çıkacağı ve güney illerde 40 dereceyi aşabileceği uyarısında bulunmasının ardından kronik rahatsızlığı bulunanların dışarı çıkmamaları, güneş altında uzun süre çalışan tarım işçilerinin mesai saatlerine de yeni düzenleme yapılaması uyarısı yapıldı.</p>

<p>SICAKLIK DEĞERLERİ HER GEÇEN YIL ARTACAK</p>

<p>Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Üyesi Prof. Dr. Levent Özdemir, AA muhabirine, hava sıcaklıklarının oldukça yükseldiğini ve bu riskin her yıl giderek artacağını söyledi.</p>

<p>Yaşlılar, bebekler, kronik hastalığı olanlar ve yüksek sıcaklığa maruz alanlarda çalışanların sıcak havalarda risk altında olduğunu anlatan Özdemir, şöyle devam etti:</p>

<p>BU GRUPTAYSANIZ ÇOK DİKKAT EDİN</p>

<p>"Özellikle kalp hastalarının sıcağa maruz kalmaması gerekir. Eğer kalırlarsa mutlaka sıvı alımlarına özen göstermeleri ve susuz kalmamaları önemli. Kronik hastalığı olup özellikle kalp hastalığı olanlar sıcağı tolere edemiyorlar. Hastalarımızda ne yazık ki yaşam kaybı meydana gelebiliyor. Kronik rahatsızlığı olanlar özellikle kalp hastalığı, kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı olanlar yüksek sıcaklıklara maruz kalırlarsa ne yazık ki ölüm risklerinin arttığını biliyoruz."</p>

<p>Risk grubundaki insanların mümkün olduğunca sıcaklığın kontrol edildiği ortamlarda vakit geçirmelerini tavsiye eden Özdemir, "Eğer dışarı çıkacaklarsa sabahın erken saatlerinde veya akşam saatlerinde dışarı çıkmayı tercih etsinler. Özellikle öğle vaktinde oluşacak ısı dalgasından olumsuz şekilde etkilenebilirler ve bu durumu tolere edemeyebilirler. O yüzden kendileri için riskli. Ultraviyole ışınlarının yoğun olarak dik geldiği güneş ışınlarıyla birlikte etkisinin arttığı öğle saatlerinde dışarı çıkmaktan kaçınılması gerekiyor." diye konuştu.</p>

<p>TARLADA ÇALIŞANLAR DİKKAT</p>

<p>Prof. Dr. Özdemir, özellikle çiftçilerin işleri sebebiyle sıcak havaya mecburen maruz kaldıklarına işaret ederek, şunları söyledi:</p>

<p>"Yaz aylarında günün her saatinde mahsul toplanmasını da göz önüne alırsak uzun saatler açık havada sıcağa maruz kalanlar, özellikle çalışmalarını hava sıcaklığının çok yüksek olduğu saatlerden, günün ilk saatlerine veya akşamı saatlerine doğru kaydırmalı, koruyucu güneş kremi kullanmalı ve mutlaka her yarım saatte bir bardak su mutlaka tüketmeliler. Böylece sıvı açığının yerine konmasını sağlanacaktır. Sıcaktan koruması için mutlaka geniş, omuzları örten ve gölgeyi sağlayacak şekilde bir şapka takmalılar. Giysilerinin güneş ışınlarını yansıtıcı renkte ve özellikte olması gerekir. Daha çok ince pamuklu kumaşların ve bol giysilerin giyilmesi sağlıklı olacaktır. Buna mutlaka dikkat etmeleri gerekir."</p>

<p>Sıcak çarpmasına dikkat</p>

<p>Sıcağa bağlı olarak gelişen hastalıklarda acil sağlık hizmetlerine başvurulması gerektiğine işaret eden Özdemir, "Sıcağa bağlı olarak kızarıklıklar ortaya çıkabilir. Yanıklar, uzun süre güneş ışığına maruz kalanlarda görülebilir. Bunun yanında ısı krampları meydana gelebilir. Isı krampları midede, kollarda, bacaklarda görülür. Bu vücuttan suyla beraber mineral kaybının atımı sonucunda karşımıza çıkıyor. Ağrılı olabilir. Böyle durumlarda kişinin mutlaka serin bir yere alınıp yeterince sıvı alması sağlanmalı." ifadesini kullandı.</p>

<p>Özdemir, sıcağa bağlı olarak gelişen bir diğer önemli rahatsızlığın ise "sıcak çarpması" olduğuna dikkat çekerek "Sıcak çarpması gerçekleşince kişi baygınlık geçiriyor. Bilinci bundan etkileniyor. Vücut kendini korumak için deriye daha fazla kan pompalıyor ve böylece hayati organlara giden kan akımında azalma oluyor. Bunlarla beraber yine mide bulanması ve baş dönmesi gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Jul 2023 13:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/07/uzmanlardan-sicaklik-uyarisi-gunes-altinda-kalmayin-1689246814.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan  &quot;Asya kaplanı&quot; uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/uzmanlardan-asya-kaplani-uyarisi-20505</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/uzmanlardan-asya-kaplani-uyarisi-20505</guid>
                <description><![CDATA[Dang Humması, Sarı Humma, Chikungunya, Zika Be Batı Nil Virüsü Gibi Hastalık Etkenlerini Taşıyan "Asya kaplanı" , Uzmanlar Tarafından , Alerjisi Olan kişilerde Aşırı Reaksiona Yol Açabileceğini Belirttiler Kabarıklık, Sivilce Benzeri Şişlik Ve Plak Tarzında Görüntü Oluşabilir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Bengisu Ay, Asya kaplanı olarak bilinen istilacı sivrisinek türü hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Medipol'den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Ay, istilacı sivrisinek türünün Afrika ve Asya ülkeleri ile bazı Avrupa ülkelerinde bulunduğunu, ülkemizde ise Batı Karadeniz bölgesinde olabileceğini aktardı.</p>

<p>ISIRIĞIN ETKİLERİ</p>

<p>Ay, sivrisinek ısırığından sonra ısırık bölgesinde şiddetli kaşınma, birkaç saat içinde kabarıklık, sivilce benzeri şişlik ve plak tarzında görüntü oluşabileceğini belirtti.</p>

<p>Saldırgan bir sivrisinek türü olan Asya kaplan sivrisineğinin, Dang humması, sarı humma, chikungunya, Zika ve Batı Nil virüsü gibi hastalık etkenlerini taşıdığını bildiren Ay, "Bu hastalık türleri ülkemizde pek beklenmeyen hastalıklar ancak istilacı sineklerin çoğalmasıyla sıklığında artış yaşanabilir. Alerjik bünyeli kişilerde boğaz şişmesi, yayılmış kurdeşen, bayılma veya hırıltıyla hayatı tehdit edebilecek düzeye gelebilen alerjik reaksiyonlara neden olabilir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Asya kaplanı sivrisineğinin Türkiye’deki sivrisinek türlerinden daha farklı bir vücut yapısı ve biyolojiye sahip olduğundan ısırık sonrası oluşan cilt reaksiyonlarının daha alevli olacağını vurgulayan Ay, şunları kaydetti:</p>

<p>KORUNMA YOLLARI NELER?</p>

<p>"Sivrisineklerle mücadelenin iki basamağı var. Birincisi kamu kuruluşlarının sivrisinekler ve vektörlerle mücadelede alacağı önlemler ikincisi ise kişilerin bireysel alacağı önlemler. İlaçlama, kontrolsüz su birikintileri yok edilmeli ve çevre temizliği eksiksiz yapmalı. İnsanlar evlerinde sineklerin ortamlara girmesini önleyici pencere teli, cibinlik gibi bariyer önlemler almalı. Sivrisineklerin fazla olduğu saatlerde dışarıda bulunulmamalı ya da koruyucu ürünler vücuda sıkılmalı.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Jul 2023 12:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/07/uzmanlardan-asya-kaplani-uyarisi-1688723163.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar da miyop belirtisi nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/cocuklar-da-miyop-belirtisi-nedir-20489</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/cocuklar-da-miyop-belirtisi-nedir-20489</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda miyop belirtilerinden birisi de uzmanlara göre göz ovalamaktır. Doç.Dr Sevil Karaman "Çocuğunuz nesneleri yüzüne yakın tutuyor, ekrana çok yakın oturuyor ve gözünü sık sık ovalıyorsa zaman geçirmeden doktorunuza başvurun." ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuklarda miyop belirtilerinden birisi de uzmanlara göre göz ovalamaktır. Doç.Dr Sevil Karaman "Çocuğunuz nesneleri yüzüne yakın tutuyor, ekrana çok yakın oturuyor ve gözünü sık sık ovalıyorsa zaman geçirmeden doktorunuza başvurun." ifadelerini kullandı.</p>

<p>&nbsp;Medipol Mega Üniversite Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. Sevil Karaman, miyopun ekran bağımlılığı ile küçük yaşlara kadar indiğini belirterek, "Çocuğunuz nesneleri yüzüne yakın tutuyor, ekrana çok yakın oturuyor ve gözünü sık sık ovalıyorsa zaman geçirmeden doktorunuza başvurun." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Karaman, miyopinin 6 ila 13 yaşları arasında gelişmeye başladığını ancak artan ekran bağımlılığı ile küçük yaşlarda da görüldüğünü bildirdi.</p>

<p>MİYOP' UN SEBEPLERİ VE YAVAŞLATMA YÖNTEMLERİ</p>

<p>Ebeveynlerinde miyop öyküsü olan çocukların miyop olma olasılığının daha yüksek olduğunu aktaran Karaman, belirtileri "Nesneleri yüzlerine yakın tutma, ekrana çok yakın oturma, uzakta bulunan nesnelere ilgi göstermeme, daha iyi görebilmek için gözlerini kırpma veya tek gözünü kapama, sık sık göz ovma, aşırı göz kırpma ve sulanma" olarak açıkladı.</p>

<p>Doç. Dr. Karaman, gözleri gelişmekte olan bebek ve çocuklarda miyopinin hızla geliştiğini, ilerlemeyi yavaşlatmak için erken teşhisin çok önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Miyop, ekran bağımlılığı ile beraber küçük yaşlara kadar indi. Çocuğunuz nesneleri yüzüne yakın tutuyor, ekrana çok yakın oturuyor ve gözünü sık sık ovalıyorsa zaman geçirmeden doktorunuza başvurun. Ekran süresini sınırlamak ve açık havada zaman geçirmeyi teşvik etmek de miyopinin ilerlemesini yavaşlatabilir. Miyopide bebeklere ve küçük çocuklara genellikle gözlük reçete edilir, kontakt lens önerilmez. Yüksek gözlük numarasına sahip bazı çocuklarda ebeveyn denetimi altında kontakt lens kullanabilir. Kontakt lens kullanımı çocuk okul çağına geldiğinde olmalı."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Jul 2023 10:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/07/cocuklar-da-miyop-belirtisi-nedir-1688459435.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuğunuz uzun süre bilgisayar başındaysa dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/cocugunuz-uzun-sure-bilgisayar-basindaysa-dikkat-20449</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/cocugunuz-uzun-sure-bilgisayar-basindaysa-dikkat-20449</guid>
                <description><![CDATA[Uzun süre bilgisayar, tablet ve televizyon gibi ekran başında kalınmasının, özellikle çocukluk çağında obezite riskini artırdığı, bu nedenle, çocukların günde 1 saatten daha fazla ekrana maruz kalmaması gerektiğini bildirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, uzun süre bilgisayar, tablet ve televizyon gibi ekran başında kalınmasının, özellikle çocukluk çağında obezite riskini artırdığını, bu nedenle, çocukların günde 1 saatten daha fazla ekrana maruz kalmaması gerektiğini bildirdi.</p>

<p><strong>OBEZİTE HER GEÇEN GÜN ARTIYOR</strong></p>

<p>Dünya genelinde 2030'a kadar 1 milyon kişinin karşı karşıya kalabileceği belirtilen ve küresel bir halk sağlığı sorunu olan obezite, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde her geçen gün artış gösteriyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Asya, Afrika ve Avrupa'nın 6 ayrı bölgesinde yapılan ve 12 yıl süren çalışmada, obezite görülme sıklığında yüzde 10-30 arasında bir artış saptandı. DSÖ, 2030 yılına kadar 1 milyar kişinin "sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi" olarak tanımlanan obezite ile karşı karşıya kalacağını öngörüyor.</p>

<p><strong>TÜRKİYE OBEZİTENİN BAŞINI ÇEKİYOR</strong></p>

<p>DSÖ Avrupa Bölge Ofisi tarafından açıklanan 2022 Avrupa Obezite Raporu'na göre, Avrupa'daki yetişkinlerin yüzde 59'u ile yaklaşık her üç çocuktan biri aşırı kilolu ya da obez.</p>

<p>Aynı rapora göre, Türkiye, Avrupa'da obezitede ilk sırada yer alıyor. Türkiye'de yetişkinlerin yaklaşık yüzde 59'u aşırı kilo veya obezite sorunu ile karşı karşıya. Obezite görülme oranı erkeklerde yüzde 30, kadınlarda ise yüzde 40 civarında.</p>

<p><strong>HER ON KİŞİDEN BİRİNDE OBEZLİK GÖRÜNÜYOR</strong></p>

<p>Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Dekanı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Necmi İlhan, AA muhabirine, Türkiye'de de görülme sıklığı giderek artan obezite ile ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Türkiye Çocukluk Çağı Obezite Araştırması'nın, çocuklarda obezite oranının yükseldiğinin ortaya koyduğunu belirten İlhan, rapora göre, obezitesi bulunan çocuk oranının yüzde 8,3'ten 9,9'a yükseldiğini, yani yaklaşık olarak her 10 çocuktan birinin obez olduğunu aktardı.</p>

<p>İlhan, bu araştırmaya göre, "fazla kilolu" oranının ise yüzde 14,2'den yüzde 14,6'ya yükseldiğinin belirlendiğini kaydetti.</p>

<p>Prof. Dr. İlhan, Sağlık Bakanlığının Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması sonuçlarına göre de kadınların yüzde 53,1'inde, erkeklerin yüzde 31,7'sinde fiziksel aktivite düzeyinin düşük olduğunu dile getirdi.</p>

<p>İlhan, şöyle konuştu:</p>

<p>"Özellikle çocuklarda uzun süre hareketsizliğe neden olan televizyon izleme, tablet ve bilgisayar kullanımı, obezite riskini artırıyor. Çünkü, dijital teknolojilerin yaygın kullanılmasıyla çocukların ekran başında geçirdiği saat de artıyor. Bu durum, fiziksel aktivite düzeyini azaltırken buna bağlı obezite riskini ise artırıyor. Uzun süre ekran başında kalan çocukların hem algı seviyeleri azalıyor hem de metabolizmaları yetersiz fiziksel aktiviteye bağlı yavaşlıyor. Kas ve iskelet sağlığı açısından da risk taşıyan uzun süre bilgisayar, tablet ve televizyon gibi ekran başında kalınması, yeme alışkanlığını da bozduğundan, tüm bu etkenlere bağlı obezite gelişme riski çocukluk çağında artıyor. Bu nedenle, mutlaka çocukların günde 1 saatten daha fazla ekrana maruz kalmaması, fiziksel ve düşünsel sağlığın korunması için önem taşıyor. İlkokul 2. sınıf çocuklarında yapılan Bakanlığın Şişmanlık Araştırması'na göre de çocukların yüzde 36,2'si hafta içi günde 2 saatten fazla televizyon seyrediyor ya da bilgisayarla vakit geçiriyor. Bunun oran hafta sonu yüzde 69,9'u buluyor."</p>

<p><strong>OBEZİTE İLE BİRLİKTE GELEN HASTALIKLAR</strong></p>

<p>İlhan, obezitenin, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, inme, tip-2 diyabet, bazı kanser türleri, kas-eklem hastalıkları ve solunum sistemi hastalıkları gibi pek riski artırdığına dikkati çekti.</p>

<p>Tedavi edilmediği takdirde, obezitenin etkileri nedeniyle yaşam süresinin kısaldığını, yaşam kalitesinin bozulduğunu, doku ve organların olumsuz etkilendiğini söyleyen İlhan, obezitenin tıbbi beslenme (diyet), egzersiz, davranış değişikliği, ilaç ve cerrahi ile tedavi edilebildiğini belirtti.</p>

<p>Obeziteye karşı yetişkinlerin haftanın en az 5 günü ve günde 30 dakika orta şiddetli, çocuklukların ise günde en az 60 dakika orta ve yüksek şiddetli fiziksel aktivite yapmalarını öneren Prof. Dr. İlhan, şu tavsiyelerde bulundu:</p>

<p>"Besin gruplarında yer alan besinlerden sağlıklı seçim yapılabilmesi için besinlerin çeşitliliğine, yapısal özelliklerine, bireyin sağlık ve hastalık durumuna, yaşına ve cinsiyetine, fiziksel aktivite ve fizyolojik durumunun özelliklerine dayalı, besinlerin posa, yağ, tuz ve eklenmiş şeker içerikleri dikkate edilmesi gerekiyor."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 May 2023 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/05/cocugunuz-uzun-sure-bilgisayar-basindaysa-dikkat-1684745330.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem bölgesinde salgın riski var mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/deprem-bolgesinde-salgin-riski-var-mi-20310</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/deprem-bolgesinde-salgin-riski-var-mi-20310</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Hatay'da deprem bölgesindeki çalışmalara dair son durumu aktardı. Bakan Koca, "Afet bölgesinde olası bulaşıcı hastalıklarla ilgili riskler, erken uyarı sisteminin kurulmasıyla şu an kontrol altındadır "diye konuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Hatay’da kurulan Sahra Hastanesi’nde incelemelerde bulundu.</p>

<p>Bakan Koca, deprem felaketinin vurduğu kentlerde verilen sağlık çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi.</p>

<p>Devletin istisnasız bütün imkânlarıyla 6 Şubat sabahından beri bölgede olduğunu belirten Koca, şöyle konuştu:</p>

<p>*Bizler de afet gününden beri, depremden büyük hasar gören illerimizden biri olan Hatay’dayız. Burada ve tüm bölgede, insan gücünün sınırı neyse, onu zorluyor ve sağlık hizmeti sunuyoruz.</p>

<p>*Eşi görülmemiş bir afete maruz kalan illerimizdeki çalışmalarımızı; Kahramanmaraş’a, Gaziantep’e, Malatya’ya, Diyarbakır’a, Kilis’e; Şanlıurfa, Adıyaman, Osmaniye, Adana ve koordinasyon merkezimiz olan Hatay’a karşı görevlerimizi yaklaşık 100 bini aşkın sağlık çalışanı arkadaşımla sürdürüyoruz.</p>

<p>*Destek ekiplerimizle, sağlık ailemizle güçlü bir şekilde sahadayız. Ve acımızı da güce çevirmeye mecburuz.</p>

<p>Afet bölgesinde halen sabit birimlerle 13 bin olmak üzere 19 bin hekimin hizmet verdiğini anlatan Bakan Koca, şöyle konuştu:</p>

<p>*74 bin sağlık personeli ve diğer 47 bin personelle Sağlık Bakanlığı'nın bölgedeki personel sayısı yaklaşık 140 bindir. Diğer bir ifadeyle yaklaşık olarak bakanlığımızın ilgili her 10 personelinden biri afet bölgesindedir. İçiniz müsterih olsun.</p>

<p>*Bugün itibarıyla, 10 afet ilinde deprem sebebiyle halen yatan hasta sayısı 6 bin108, toplamda yatan hasta sayısı ise 21 bin 859’dur. Dün taburcu olan bin 607 hastayla birlikte, taburcu edilen toplam hasta sayısı 13 bin 612’dir.</p>

<p>*Sadece dün 902 cerrahi operasyon gerçekleştirilmiştir. Afetin ilk gününden itibaren gerçekleştirilen cerrahi operasyon sayısı 10 bin 601’dır.</p>

<p>*Hekimlerimizin tecrübesi sonucunda cerrahi operasyonlar ve acil müdahalelerde çok büyük başarılar ortaya konmuştur.</p>

<p>*Kendilerini hayatın devamına adayan sağlık çalışanı arkadaşlarıma sizler adına teşekkür ediyorum. Tüm birimlerimiz, adeta bir ameliyat masasının başındaki ekibe benzer şekilde, koordineli bir şekilde çalışıyorlar.</p>

<p><strong>‘AFET BÖLGESİNDE SERVİS YATAK DOLULUK ORANI YÜZDE 60'</strong></p>

<p>*Afetin yaşandığı 10 şehrimizin sağlık kurumlarında, bu sabah itibarıyla, aktif servis yatağı sayısı 20 bin 239, servis yatağı doluluk oranı yüzde 60’dır.</p>

<p>*Yoğun bakım yatak sayısı 3 bin 425, yoğun bakım doluluk oranımız yüzde 78’dir. Diyaliz kapasitemiz, hastamızın ihtiyacına cevap verecek düzeydedir.</p>

<p>*Bildiğiniz gibi, diyaliz kapasitesinin yeterliliği, göçük altından çıkarılan ve uzun süre susuz kalan hastalarımızın yaşayabileceği böbrek sorunları açısından son derece önemlidir.</p>

<p>*Deprem bölgesinden, çoğunluğu ilk günlerde olmak üzere, 51bin 152 hasta ve yaralı, hava ambulanslarla, uçak ve helikopterlerle, kara yolu ambulansları ve deniz araçlarıyla diğer şehirlerimizdeki hastanelerimize nakledildi.</p>

<p>*Bölgede halen görev başında olan ambulans sayısı bin 267’dir. Afet bölgesinde 114 Acil Müdahale Ünitesi ve pandemi döneminin de tecrübesiyle 25 sahra hastanesi kuruldu.</p>

<p>*Acil müdahale ünitelerimize 67 bin 598, sahra hastanelerimize 3 bin 459 hasta müracaatı oldu. Sahra hastanelerimizden 12’si, tomografi cihazına dek, gerekli tüm hastane teçhizatının bulunduğu, afet zamanına özel tam teşekküllü birer hastane özelliğindedir.</p>

<p>*Bu Hastanelerinin kurulmasıyla çevre illere hasta nakli azaldı. Faaliyetine ara vermeden devam eden sağlık kurumlarımız ve kurulan geçici hizmet alanlarıyla birlikte, sağlık hizmetlerinde hiçbir kapasite sorunu bulunmuyor.</p>

<p><strong>1 MİLYON KİŞİ MUAYENE EDİLDİ</strong></p>

<p>Depremden etkilenen şehirlerin başında gelen Hatay, Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş’ın toplam 906 köyünde, şu ana dek, 21 bin 515 hasta ve yaralıya sağlık hizmeti sunulduğu da vurgulayan Bakan Koca sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>*Bilindiği gibi, bu görevi, kurduğumuz Gezici Sağlık Hizmeti Birimlerimiz yürütmektedir. 100 ambulansımız halen köylerde sağlık taraması yapmaktadır. Afet bölgesinde 906 aile sağlığı merkezi, 2 bin 940 hekimle hizmet veriyor.</p>

<p>*Bu merkezlerimizle birlikte, birinci basamak sağlık kurumu sayısı 1000’i aşıyor. Sadece bu birinci basamak sağlık kurumlarımızda bugüne dek 220 bin 799 hastayla ilgilendik. Çadır kentlerde, depremzede vatandaşımızın hemen yanı başında, 94 sağlık merkezi kurmuş ve şu ana dek 7 bin 774 hastaya hizmet vermiş durumdayız.</p>

<p>*Bir süreliğine çadır veya konteyner kentlerde yaşayacak olan afetzedelerimiz için örneklerini hepinizin bildiği aile sağlığı merkezlerini kurmaya başladık.</p>

<p>*Yerleşim alanı nüfusuna göre kurulacak olan aile sağlığı merkezleri, tıpkı normal hayattaki örnekleriyle aynı işlevi görecek ve temel sağlık ihtiyaçlarını karşılayacak. Yeri gelmişken şu önemli bilgiyi dikkatinize sunmak istiyorum.</p>

<p>*Afetten etkilenen illerimizde birinci basamak sağlık hizmeti muayene sayısı ilk 12 günde 962 bin 482’ye ulaşmıştır. Bugünü de tahminen ilave edersek en az 1 milyon muayene diyebiliriz. Bu sayı, devletimizin sağlıktaki gücüdür.</p>

<p>*10 ilimiz adına, gönlünüz müsterih olsun. Depremde yaralanıp tedavi altına alınan hastalarımızın büyük kısmı taburcu edildi.</p>

<p>*Tıbbi desteğe ihtiyaç duyanlara bu desteği verdik. Başka sebeplere bağlı rahatsızlıkları olan ve tedaviye, bakıma ihtiyaç duyan hastalarımız için gerekli sağlık hizmetleri özenle veriliyor. Sağlık Bakanlığı olarak, afetten etkilenen şehirlerde, şu an öne çıkan görevimiz, halk sağlığını tehdit edebilecek şartlara karşı mücadele etmek, bulaşıcı hastalıkların önüne geçmek, hastaları hızla tedavi etmektir.</p>

<p>*Örnekler, deprem gibi afetlerden sonra, salgın hastalıkların can yakıcı olabildiğini göstermektedir. İnanıyorum ki, hayat şartları kolay olmasa da alacağımız tedbirlerle birlikte depremzede kardeşlerim de riske karşı hayata sarılacaklar.</p>

<p>*Suyun sağlıklı olması halk sağlığının başta gelen şartlarındandır. Bu amaçla afet bölgesinde, halk sağlığına yönelik çalışmalar kapsamında bakanlığımızca, şebeke suyunun gittiği yerler ile birlikte tankerle su verilmekte olan toplam bin 181 noktada klor ölçümü yapılmıştır.</p>

<p>*Afetin ilk gününden itibaren, deprem bölgesinde 8 bin 379 noktada bakiye klor ölçümü yapılmış, 6 bin 832 noktada bakiye klor oranı uygun, bin 547 noktada ise bakiye klor oranı yetersiz bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar üzerine, içme suyu olarak şişelenmiş suların kullanımı için çalışma başlatılmış, tankerlerle getirilen kullanım sularının da klorlanması yoluna gidilmiştir. Çevre temizliğinin sağlanması ve çadır kentlerde ihtiyaçlar için kullanılan ortak alanların bulaşıcı hastalıklara yol açmasının önlenmesi, atıkların toplanması halk sağlığı ve bulaşıcı hastalıkların, salgınların önlenmesi açısından son derece önemlidir.</p>

<p>*Tüm çadır kentlerimize halk sağlığı uzmanı görevlendirilmiştir, sağlık risklerinin kontrolü sağlanmaktadır. Salgına meydan vermemek, kurumların aldığı tedbirlerin yanı sıra, hijyene vereceğimiz önemle her birimizin görevidir.</p>

<p>0Bu bilgilerle birlikte, şu bakımdan müsterih olmanızı isterim: Afet bölgesinde olası bulaşıcı hastalıklarla ilgili riskler, bilimsel adı Sürveyans Sistemi olan erken uyarı sisteminin kurulması ile şu an kontrol altındadır. İshalli hastalıklar, döküntülü hastalıklar, sarılık, grip benzeri hastalıklar günlük olarak takip edilmekte, hastalık sinyalleri izlenmektedir.</p>

<p>*Halen sürdürülmekte olan sağlık taramalarında 5 bin 746 kişide barsak enfeksiyonuna, bin 483 kişide döküntü hastalıklarına, 103 kişide sarılığa, 61 bin 880 kişide grip benzeri hastalıklara rastlanmış ve tedavilerine hemen başlanmıştır.</p>

<p>*Solunum yolu hastalığı olan hasta sayısı yüksek olmakla birlikte bu tehdit edici değildir, hastalarımıza ilaçları teslim edilmiştir. Deprem şehirlerinde acil işlerimizden biri, gerekli aşıların yapılması olmuştur.</p>

<p>*Enkaz altından çıkarılan birçok yaralımız için zaruri olan, kesik ve yaralardan bulaşan tetanos hastalığına karşı gerekli aşılamalar yapılmaktadır.</p>

<p>“BU ŞEHİRLERDE İNSAN RUHU HASAR GÖRDÜ”</p>

<p>Deprem bölgesi insanlarının bir travma yaşadığını da anlatan Bakan Koca, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>*Bu şehirlerde insan ruhu hasar gördü. Başlattığımız ruhsal ve psikososyal destek hizmetlerinde 44 bin 200 kişiye ulaşmış durumdayız.</p>

<p>*Bu 10 şehirde vermekle yükümlü olduğumuz hizmet çok büyüktür. Bu acı günlerde yaşanan sevinçlerden de söz etmek isterim. Deprem bölgesinde, afetin ilk gününden bugüne dek, 6 bin 447 bebek dünyaya geldi. Her doğan çocuk bir umuttur.</p>

<p>*Dünya, doğan her bebekle adeta yeniden kurulur. Onlara hayırlı, uzun ömürler diliyorum. Yeni doğan bebeklere ve annelerine gerekli sağlık hizmeti aksatılmaksızın verilmektedir. Bölgede gebe izlem sayısı 10 bin 489, lohusa izlem sayısı 10 bin 56, bebek izlem sayısı 37 bin 586’dır. Yenidoğan tarama kapsamında 10 bin 113 topuk kanı alınmış ve 5 bin 152 bebeğin SMA taraması yapılmıştır.</p>

<p>*154 bin 212 doz aşı ile de çocukluk çağı bağışıklama hizmetlerine devam edilmiştir. Görüldüğü gibi rutin ama önemi büyük sağlık hizmetlerimiz aynen sürdürülmektedir. Bakanlığımızın çalışanı kahramanlarımıza, UMKE gönüllülerine birkaç cümle ayırmak istiyorum. Profesyonel gönüllü gücün ne büyük güç olduğunu bu afette tüm ekiplerde gördük. 10 ilimiz için göreve koşan tüm UMKE gönüllülerine teşekkür ediyorum.</p>

<p>*Enkaz altından çıkarılanlara ilk tıbbi müdahaleyi onlar yaptı. Bir yolunu bulduklarında aynı şeyi enkaz altındakiler için yapma cesaretini gösterdiler.</p>

<p>*Görevleri bitmiş değil. Burada hayat düzene girene kadar çalışmaya devam edecekler. Çadır kentlerde, konteyner kentlerdeler, köylerde sağlık taraması yapıyorlar, ilaç dağıtıyorlar. Depremin ilk gününden itibaren afetle mücadelede il bazında görevli olduğumuz, diğer 9 ilimize verilecek sağlık hizmetlerinin de koordinasyon merkezi olan Hatay, bu depremden en çok etkilenen, yerleşim alanının büyüklüğü ve afetzede sayısıyla ilk günden beri dikkat odağı olan şehirlerimizden biri.</p>

<p>*Afetzede sayısı yüksek, çadır ve konteyner hayatının da yaygın olduğu bu şehir, deprem sonrası başka risklere açık. Bunun gereği olarak, şu an itibarıyla salgın hastalıklara meydan vermeyecek şekilde hazırlık yapmış durumdayız.</p>

<p>*İl bazında sorumlu olduğumuz Hatay’da sağlıklı su temini, çöp ve çevre temizliği, kişisel ihtiyaçlar ile ortak kullanılan alanların hijyen işlemleri, ilaçlama çalışmaları başlatılmıştır.</p>

<p>*Sağlıklı içme suyu temini, çöplerin toplanması ve zararsız hale getirilmesi, çevre temizliği ve ilaçlama çalışmaları konusunda, şehrimiz Hatay’da geniş bir organizasyonu hayata geçirmiş durumdayız.</p>

<p>*Aralarında Konya, Antalya, Kocaeli, Denizli, Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir gibi büyükşehir belediyelerinin bulunduğu 37 il ve ilçe belediyemiz, üzerinde durduğum üç ana konuda, Amasya Valimiz koordinasyonuyla görev almışlardır.</p>

<p>*Afet bölgesinde olası bulaşıcı hastalıklarla ilgili riskler, şu an, Sürveyans Erken Uyarı Sisteminin kurulmasıyla, kontrol altında görünmektedir. Kolera ve tifo gibi hastalıklara rastlanmadı. Fakat bir iki ay zarfında havaların ısınmaya başlayacak olması sebebiyle, bölge halkı titizlik içinde, bizler teyakkuz halinde olmalıyız. Bir insan sesi ne büyük anlamlar yüklenebilir ve hayatın işareti ve hatta kendisi olabilirmiş. Arama ve kurtarma çalışmaları boyunca bunu çok derinden idrak ettik.</p>

<p>*Şu an, enkaz altında hayat emaresi artık azalmış ve umutların sonuna da yaklaşılmış olabilir, fakat bizler arama ve kurtarma çalışmalarına sonuna dek devam edeceğiz. Hatay’ımızda yıkılan 2 bin 947 enkaz binanın her birinde görevimizi eksiksiz şekilde tamamlayacağız.</p>

<p>*Son çalışmalarını yaptığımız 98 binanın enkazından umarım size yeni iyi haberler verebiliriz. Tarifini yapacak kelimeleri belki çok ileride bulabileceğimiz, belki o zamanlar bile isabetli kelimeleri bulması zor günlerdeyiz.</p>

<p>*Sayılar belki felaketin korkunçluğunu ifade edebilir ama kayıpların biricikliğini, bir kardeşi, bir anneyi, bir babayı, bir akrabayı ifade etmiyor. Etmesi mümkün değil. Şu günlerde, ancak yardımseverliğin diliyle anlaşabiliyoruz.</p>

<p>*Fakat devlet aklının, bütün duygularımızı içerdiğini hem de bunların üzerinde, kurucu, inşa edici, toparlayıcı bir güç olduğunu unutmamalıyız. 85 milyon insanımızın 13 milyonunu doğrudan etkileyen bu felaketin açtığı yaraları devlet ve millet olarak kapatacağız.</p>

<p>*Acılarımızı azaltacak, hayatın kapılarını açacağız. Şu 13 günde bunu gösterdik. Fakat bu felaketin, acısı sonradan artan sıcak yaraya benzediğini de unutmamalıyız. Afet nice hayatları aldı.</p>

<p>*Geride kalanların çoğunun elinde hayatlarından başka bir şey bulunmuyor. Onların acılarına kardeş olmalıyız. (DHA)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Feb 2023 15:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/02/deprem-bolgesinde-salgin-riski-var-mi-1676722823.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem sonrası 4 ila 30 güne dikkat...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/deprem-sonrasi-4-ila-30-gune-dikkat-20294</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/deprem-sonrasi-4-ila-30-gune-dikkat-20294</guid>
                <description><![CDATA[Kahramanmaraş depremleri sonrasında arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmaları devam ederken deprem bölgesinde enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele de gündeme geldi. Deprem sonrasındaki 4 ile 30’uncu günler arasında bulaşıcı hastalıkların ilk dalgasının ortaya çıkabileceği dönem olduğunu belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu dönemde gıda kaynaklı ve/veya su kaynaklı enfeksiyonlar veya damlacık yoluyla bulaşan enfeksiyonlar görülebilmektedir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kahramanmaraş depremleri sonrasında arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmaları devam ederken deprem bölgesinde enfeksiyon hastalıklarıyla mücadele de gündeme geldi. Deprem sonrasındaki 4 ile 30’uncu günler arasında bulaşıcı hastalıkların ilk dalgasının ortaya çıkabileceği dönem olduğunu belirten Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu dönemde gıda kaynaklı ve/veya su kaynaklı enfeksiyonlar veya damlacık yoluyla bulaşan enfeksiyonlar görülebilmektedir” uyarısında bulundu. El yıkama ve hijyene önem verilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Mamçu, içme suyu olarak kapalı paket su yoksa suyun kaynatılarak tüketilmesini tavsiye etti.</strong></p>

<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, deprem bölgesinde ortaya çıkabilecek enfeksiyon hastalıkları ve alınması gereken önlemlere ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Deprem bölgesinde pek çok nedene bağlı olarak enfeksiyon hastalıklarının ortaya çıkabileceğini ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Depremler, su ve temizlik imkanlarında aksamalara, geçici barınma yerlerinde farklı yerlerden gelmiş aşırı kalabalıklara, çok sayıda insanın kısa süre içinde yer değiştirmesine ve toprak, moloz, demir gibi maddelerle temas etmiş yaralanmalara yol açtığı için enfeksiyon hastalıkları riskini de artırır” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>4 ile 30’uncu gün arasında ilk dalga ortaya çıkabilir</strong></p>

<p>Deprem sonrası 4 ile 30’uncu günler arasında bulaşıcı hastalıkların ilk dalgasının ortaya çıkabileceği dönem olduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu dönemde gıda kaynaklı ve/veya su kaynaklı enfeksiyonlar veya damlacık yoluyla bulaşan enfeksiyonlar görülebilmektedir. 30’uncu günden sonra kuluçka süresi daha uzun olan enfeksiyon hastalıklarının veya kişilerde eskiden bulunan enfeksiyonların tekrar ortaya çıkması görülebilir” diye konuştu.</p>

<p><strong>En sık su ve yiyecek kaynaklı hastalıklar görülebilir</strong></p>

<p>Doğal afetlerden sonra afetzedelerin kaldığı barınma kamplarında en sık su ve yiyecek kaynaklı tifo, paratifo, kolera ve norovirüs gibi ishalli hastalıklar görülebileceğini ifade eden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu hastalıklar suyun kirlenmesi, kanalizasyon karışması veya suyun taşınması ve/veya depolanması sırasında kontaminasyonu ile olabilmektedir” dedi.</p>

<p><strong>Hepatit A ve Hepatit E riskine dikkat!</strong></p>

<p>Bunların yanı sıra sıklıkla fareler olmak üzere kemirgenlerin idrarının bulaştığı su, yiyecek tüketilmesi veya bulaş olmuş toprakla temas sonrasında leptospiroz gelişebildiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“Kanalizasyon veya atık suların içme ve kullanma sularına karışması ile hepatit A ve hepatit E vakaları da görülebilmektedir. Kalabalık ortamlar, havalandırma koşullarının kötü olması, kötü beslenme, kalabalık barınma kampları ve soğuk hava nedeni ile üst solunum yolu enfeksiyonları ve pnömoni (zatürre) görülebilmektedir. Depremzedeler içerisinde aşısız duyarlı kişilerin çok olması durumunda kızamık salgınları görülebilmektedir. Kalabalık ortamlarda hijyen eksikliği, yetersiz su tüketimi ve birbiri yatağında yatma gibi faktörlerin sonunda uyuz gelişebileceği de akılda tutulmalıdır.<strong>”</strong></p>

<p><strong>El yıkama ve temel hijyen önlemleri çok önemli</strong></p>

<p>Olası hastalıklardan korunmak için alınması gereken tedbirlere de değinen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “El yıkama ve temel kişisel hijyen önlemlerine uyulması, hastalıkların yayılmasını önler. Eller, yemeklerden veya gıda hazırlamadan önce, tuvalete gittikten veya hapşırık, öksürükten sonra ve görünür kirlenme olması halinde olmak üzere sık aralarla su ve sabunla yıkanmalı, görünür kirlenme yoksa alkol içeren solüsyonlarla 20 sn ovuşturulmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>Kapalı paket su yoksa su kaynatılarak tüketilmeli</strong></p>

<p>İçme suyu olarak mümkünse uygun şekilde şişelenmiş, kapalı suların tercih edilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Bu tür içme suyuna ulaşılamıyorsa, kaynamayla mikroplar öleceği için&nbsp;kaynatılıp soğutulmuş su da içilebilir. Kaynatma olanağı da yoksa var olan su, çamaşır suyuyla (klorla) dezenfekte edilip tüketilmelidir. Özellikle kalabalık, kapalı ortamlarda olmak üzere ağzı ve burnu kapatacak şekilde bir maske takılmalıdır. Yaralar temiz bakılmalı ve gerekli aşılar yapılmalıdır Bulunulan ortamın temizliği sağlanmalıdır” dedi.</p>

<p><strong>İshalli hastalıkları önlemek için…</strong></p>

<p>Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, deprem sonrası toplumda sağlıklı bir yaşamın sürdürülebilmesi için temiz içme suyunun, uygun tuvalet ve kanalizasyon alt yapısının, atıkların uygun şekilde yönetiminin ve gıda güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi. Dr. Mamçu, sözlerini “İshalli hastalıklar ve solunum yolu hastalıkları gibi birçok bulaşıcı hastalık, el yıkama, temiz su ve gıda tüketimi ile önlenebilir” uyarısıyla tamamladı.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Feb 2023 14:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2023/02/deprem-sonrasi-4-ila-30-gune-dikkat-1676374715.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Az bulunan ilaçlara ihracat yasağı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/az-bulunan-ilaclara-ihracat-yasagi-20023</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/az-bulunan-ilaclara-ihracat-yasagi-20023</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ilaç temini konusunda yaşanan zorluğu ilişkin bir açıklama yaptı. Bakan Koca, az bulunan ilaçlara ihracat yasağı getirildiğini duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Az bulunan ilaçlara ihracat yasağı</strong><br />
<br />
Piyasada halen az bulunan ilaçların ihracatına bir süreliğine ara verildi.&nbsp;</p>

<p>Açıklama Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'dan geldi. Koca, "İlaç temininde yaşanan zorluğu birlikte giderene dek, piyasada halen az bulunan ilaçların ihracatına bir süreliğine ara verdik.'' dedi.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Dec 2022 17:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/12/az-bulunan-ilaclara-ihracat-yasagi-1671288031.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Grip vakaları artan okulda eğitime 5 gün ara verildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/grip-vakalari-artan-okulda-egitime-5-gun-ara-verildi-19975</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/grip-vakalari-artan-okulda-egitime-5-gun-ara-verildi-19975</guid>
                <description><![CDATA[Isparta'nın Sütçüler ilçesinde, gribal enfeksiyon vakaları nedeniyle bir okulda eğitime 5 gün ara verildiği bildirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>Sütçüler’de gribal enfeksiyon nedeniyle bir okulda eğitime 5 gün ara verildi.</strong></p>

<p>Sütçüler Kaymakamlığı'ndan yapılan açıklamada, İlçe Hıfzısıhha Kurulu'nun kararına istinaden Çandır Köyü Oğuz Önder Anaokulu, İlkokulu ve Ortaokulu'nda artan gribal enfeksiyon vakaları nedeniyle 7 Aralık’tan itibaren 5 gün süreyle eğitim öğretime ara verildiği aktarıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Dec 2022 09:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/12/grip-vakalari-artan-okulda-egitime-5-gun-ara-verildi-1670395973.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Koca&#039;dan &#039;sahte doktor&#039; açıklaması</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-sahte-doktor-aciklamasi-19938</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-sahte-doktor-aciklamasi-19938</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Tekirdağ'daki "sahte doktor" olayına ilişkin müfettiş görevlendirildiğini hatırlatarak, birkaç gün içinde olayın netleşeceğini, buna göre alınacak tedbirlerin belirleneceğini kaydetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
'Müfettiş görevlendirdik biliyorsunuz, muhtemelen bir iki gün içinde olay daha net anlaşılmış olacak. Ona göre nasıl bir tedbir almamız gerektiği de netleşecek. Onu da zaten kamuoyuna duyuracağız'</p>

<p>Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Kabine Toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>

<p>"Tekirdağ'da sahte doktorun hastanede göreve başladığı" iddiasının sorulduğu Koca, "Müfettiş görevlendirdik biliyorsunuz, muhtemelen bir iki gün içinde olay daha net anlaşılmış olacak. Ona göre nasıl bir tedbir almamız gerektiği de netleşecek. Onu da zaten kamuoyuna duyuracağız." cevabını verdi.</p>

<p>"Bundan sonrasında başka bir örnek olup olmadığına dair diplomalar sorgulanacak mı?" sorusu üzerine Koca, "Göreve başlaması ve maaş alması gibi bir durum söz konusu değil. Bize herhangi bir belge beyanında bulunmuşluğu yok. Bu tamamen, hastanede uzman arkadaşa sahte belgelerle, sadece gözlemlemek amacıyla, kendisine inandırmış olduğu anlaşılıyor. Durum ortaya çıktığında gereken tedbir alınır." dedi.</p>

<p><strong>- "Bu durum müstakil bir örnektir"</strong></p>

<p>Türkiye'de sadece hekimler için değil, tüm diplomaların nasıl kontrol edileceğinin belli olduğunu ifade eden Koca, ayrıca Sağlık Bakanlığı veri tabanında da kayıt tutuklarını kaydetti.</p>

<p>Bakanlığın, güçlü bir bilişim altyapısının olduğunun altını çizen Bakan Koca, "Bu durum bizce müstakil bir örnektir. Gereğini yapacağız. Gözlem ve staj amaçlı talepler, il sağlık müdürlükleri aracılığı ile takip edilmelidir. Mevcut uygulamamız da budur. Olayı her boyutu ile değerlendiriyoruz." diye konuştu.</p>

<p><strong>- "Çin'deki Kovid-19 vakaları</strong></p>

<p>"Çin'de Kovid-19 nedeniyle tekrar kapanmalar olduğunun" hatırlatıldığı Koca, "Çin baştan beri çok katı karantina kuralları uyguluyor. Bu durum Çin devletinin mücadele yöntemi. Bizde ise durum farklı. Bizde böyle bir durum söz konusu değil. Vakalar 3 binlerde... Önümüzdeki dönemde de büyük bir artış olacağını düşünmüyorum. Çin'deki gibi bir tedbir alma durumumuz da asla söz konusu olmayacak." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>- "Diğer solunum yolu enfeksiyonları arttı"</strong></p>

<p>TURKOVAC aşısının bilimsel çalışmalarının dünya bilim literatürüne girdiğini, birçok çalışmanın saygın uluslararası dergilerde yayımlandığını anımsatan Koca, güvenli ve etkili olan bu aşıyı vatandaşların tereddüt etmeden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Öte yandan, diğer solunum yolu enfeksiyonlarının arttığına dikkati çeken Koca, şunları kaydetti:</p>

<p>"Koronavirüs ile diğer üst solunum yolu enfeksiyonları birbirine karışmış vaziyette. İnfluenza (grip) ve RSV vakaları daha yoğun görülmekte. Taramalarımızda artık üçlü solunum yolu paneli bakacağız. Yani tek bir kit ile Influenza A, Influenza B, Kovid-19 ve RSV aynı anda bakılacak. Artık bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunda, Kovid mi, RSV mi, Influenza A veya B mi, hangisi olduğunu, yerli üretim kitten öğrenebilme ve yaygın kullanma imkanımız olacak. O da muhtemelen bir ay içinde devreye girmiş, ilgili hastanelerde kullanılıyor olacak. Bu konuda Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığımızı görevlendirdim. Yerli imkanları değerlendirerek ülkemizde yerli multipatojen test kiti üretilecek ve çok kısa sürede yaygın kullanıma geçilecek."<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Nov 2022 13:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/11/bakan-kocadan-sahte-doktor-aciklamasi-1669718930.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İki haftalık corona virüs tablosu açıklandı </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/iki-haftalik-corona-virus-tablosu-aciklandi-19903</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/iki-haftalik-corona-virus-tablosu-aciklandi-19903</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'de 31 Ekim-13 Kasım haftasında 28 bin 808 kişinin corona virüs testi pozitif çıktı, 73 kişi yaşamını yitirdi. 17-30 Ekim tarihlerini kapsayan dönemde 22 bin 887 kişinin testi pozitif çıkmış, 64 kişi hayatını kaybetmişti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<br />
Sağlık Bakanlığı iki haftalık corona virüs tablosunu açıkladı.</p>

<p><strong>Türkiye'de 31 Ekim-13 Kasım haftasında 28 bin 808 kişinin corona virüs testi pozitif çıktı, 73 kişi yaşamını yitirdi.</strong></p>

<p>İki haftada iyileşen Covid hasta sayısı ise 16 bin 897 olarak açıklandı.&nbsp;</p>

<p>Salgının başından bu yana toplam vaka sayısı 17 milyon 005 bin 537, toplam can kaybı ise 101 bin 400 oldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Nov 2022 15:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/11/iki-haftalik-corona-virus-tablosu-aciklandi-1669033374.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2 ilde 126 öğrenci zehirlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/2-ilde-126-ogrenci-zehirlendi-19811</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/2-ilde-126-ogrenci-zehirlendi-19811</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'ın Efeler, Çine ve Köşk ilçelerinde 106 öğrenci, Erzincan'da da 20 öğrenci gıda zehirlenmesi şüphesiyle tedavi altına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Çine, Köşk Efeler'de taşımalı eğitim gören 106 öğrenci mide bulantısı şikayetiyle Çine Devlet Hastanesi ile Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne kaldırıldı.</p>

<p>Öğrencilerdin 97’si taburcu edildi, tedavisi devam eden öğrencilerin de hayati tehlikesinin bulunmadığı ifade edildi.</p>

<p>Efeler'de hazırlanan öğle yemeği menüsünde köfte ve makarna olduğu, öğrencilerin yedikleri gıdadan zehirlendikleri tahmin ediliyor.&nbsp;</p>

<p>Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce yemeklerden numune alındığı öğrenildi.</p>

<p>Öte yandan, olayla ilgili İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce inceleme başlatıldı.</p>

<p><strong>Erzincan'da da 20 öğrenci zehirlendi</strong><br />
<br />
Erzincan'da da, yatılı eğitim gören 20 lise öğrencisi, yüksek ateş, mide bulantısı, baş dönmesi ile kusma şikayeti nedeniyle hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>Ekipler, öğrencilerin tükettiği yiyeceklerden örnekler alarak incelemek üzere laboratuvara götürdü.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Nov 2022 07:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/11/2-ilde-126-ogrenci-zehirlendi-1667365241.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş tutulması 10 kişiyi hastanelik etti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/gunes-tutulmasi-10-kisiyi-hastanelik-etti-19794</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/gunes-tutulmasi-10-kisiyi-hastanelik-etti-19794</guid>
                <description><![CDATA[Van'da 25 Ekim'de meydana gelen güneş tutulmasını çıplak gözle izlediği tahmin edilen 10 vatandaşta görme kaybı oluştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>Van'da son iki gün içinde hastaneye başvuran 10 kişide görme bozukluklarına rastlandı.</strong></p>

<p>Hastaneye başvuranlar arasında çocuklar da var. Hastalar yamuk ve dalgalı görme, keskinlikte azalma gibi şikayetlerle doktora gitti.</p>

<p>Doktorlar güneş tutulmasına çıplak gözle bakılmaması konusunda bir kez daha uyardı.</p>

<p>Güneşe bağlı gözde oluşan hasarların kalıcı olabileceğine de vurgu yapılıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Oct 2022 16:23:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/10/gunes-tutulmasi-10-kisiyi-hastanelik-etti-1667049931.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MENOPOZUN OLUMSUZ ETKİLERİNİ AZALTAN 10 ADIM</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/menopozun-olumsuz-etkilerini-azaltan-10-adim-19728</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/menopozun-olumsuz-etkilerini-azaltan-10-adim-19728</guid>
                <description><![CDATA[Temel cinsiyet hormonlarından biri olan ve ‘kadınlık hormonu’ olarak da bilinen östrojenin azalmasıyla birlikte kadınlar yaşamlarının farklı bir evresine adım atıyor. Menopoz olarak adlandırılan bu dönemde, pek çok kadında çeşitli endişeler oluşabiliyor. Sürecin, bir hastalık ya da eksiklik olarak görülmemesi gerekiyor ve uzman yardımı ile daha konforlu atlatılması sağlanabiliyor. Kadınların rutin tetkiklerini yaptırması ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması, menopoz evresini sağlıklı ve mutlu geçirmeye katkı sağlıyor. Memorial Şişli Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Hazel Çağın Kuzey, “Dünya Menopoz Günü” nedeniyle menopoz süreci hakkında bilgi verdi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Östrojen tükendi, kadınlık bitti” anlayışından kurtulun</strong></p>

<p>Bir kadının 12 ay boyunca adet görmemesi anlamına gelen menopoz, adet döngülerinin sonunu işaret eden zamandır. Bu dönemde önce yumurtalıklardaki folikül miktarı ve östrojen üretimi azalır; östrojen üretiminin zamanla kesilmesine bağlı olarak yumurtalıklar küçülür ve adet döngüsü sona erer. Östrojenin varlığı; cilt elastikiyeti, genital bölgenin daha sağlıklı olması ve kalp damar hastalıkları riskini azaltması bakımından önemlidir. Ancak bu vücut için çok önemli olan hormonun tükenmesine bağlı olarak kadınlarda bazı hastalıklara yatkınlık da artar. Sıcak basması, odaklanmada zorluk, kemiklerde kırılganlık, depresyon, sinirlilik, vajinal kuruluk, damar sertliği ve cilt sorunları gibi problemler ortaya çıkabilir. Öncelikle “Östrojen tükendi, kadınlık bitti” anlayışından sıyrılmak önemlidir. Bu dönemi sağlıklı ve huzurlu geçirmek kişinin kendisine bağlıdır, kadınların bazı noktalara dikkat etmeleri önemlidir. &nbsp;</p>

<p><strong>Rutin muayenelerinize özen gösterin<br />
&nbsp;</strong>Menopoz sürecinde, özellikle kemikleri ve kasları güçlendirecek sporlar tercih edilmelidir. Çünkü menopoz döneminde östrojenin azalması ve tükenmesi kemikleri ve kasları olumsuz etkileyebilir. Bunun yanında bu dönemde metabolizma eskisi gibi hızlı çalışmadığından kilo verememe, kilo alma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle bir beslenme ve diyet uzmanından destek alınmalıdır. Menopoz süreciyle birlikte genital organda da değişiklikler olabilir. Vajinal kuruluk görülmesi doğaldır. Ayrıca idrar kaçırma gibi sorunlar oluşabilir. Bu nedenle kadınların menopoz öncesi ve menopoz sürecinde mutlaka yakından takip edilmesi gerekmektedir. Ayrıca menopoz ile birlikte kadın kanserlerine daha açık hale gelinebilir. Rutin jinekolojik muayenelerin ve testlerin yapılması kanserlerde erken teşhis ya da önleme açısından önemli bir rol oynamaktadır.&nbsp;</p>

<p><strong>Erken menopozda sık aralıklı kontrol<br />
&nbsp;</strong>Bazı kadınlar normalinden daha erken menopoz sürecini yaşayabilir. Genellikle 45 yaş öncesinde yaşanan menopoza ‘erken menopoz’ denilmektedir. Bazen bunun bir sebebi olmazken, otoimmün hastalıklar, radyoterapi-kemoterapi, enfeksiyonlar, kürtaj, aşırı şişmanlık ya da aşırı zayıflık, hipotiroidizm erken menopoz oluşturabilir. Bazı cerrahiler örneğin yumurtalıkların alınması da menopoza sebep olabilir. Erken menopoz olunursa östrojen tedavisi uygulanır. Ancak bu tedavi sürecindeyken kadın hastalıkları ve doğum uzmanıyla daha sık aralıklarla kontroller gerçekleştirilir.&nbsp;</p>

<p><strong>Hormon tedavisi kar zarar oranı hesaplanarak verilir</strong><br />
&nbsp;Menopoz döneminde hormon tedavileri eskisi kadar sık kullanılmamaktadır. Hormon tedavilerinin meme kanseri riskini artırabileceği ya da kalp damar sistemine olumsuz etki edebilmesi konusunda şüpheler hastalarda endişe kaynağı olabilmektedir. Bu risk çok yüksek olmasa da hormon tedavisi öncesi fayda ve zarar hesaplaması yapılmalıdır. &nbsp;</p>

<p><strong>Menopozun olumsuz etkilerini azaltmak için…</strong><br />
&nbsp;Menopozun kadınların üzerindeki olası olumsuz etkilerini azaltmanın yolları şöyle sıralanabilir:</p>

<ol>
	<li>Sağlıklı ve dengeli beslenin</li>
	<li>Kafein tüketimini azaltın</li>
	<li>Sıvı tüketimini artırın</li>
	<li>Baharatlı yiyeceklerden kaçının</li>
	<li>Egzersizlerinizi ihmal etmeyin. Yoga, pilates ve hafif ağırlıklı egzersizler yapın.</li>
	<li>Bitki çaylarından yararlanın. Adaçayı, çuha çiçeği gibi bitkiler östrojen içerir</li>
	<li>Menopozu doğal bir süreç olarak kabullenin</li>
	<li>Gerekirse psikolojik destek alın</li>
	<li>Düzenli uyuyun</li>
	<li>Stres oluşturacak ortamlardan uzaklaşın</li>
</ol>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Oct 2022 10:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/10/menopozun-olumsuz-etkilerini-azaltan-10-adim-1665991512.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda nezle, grip, farenjit ve bademcik enfeksiyonları hastalığının önlemi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/cocuklarda-nezle-grip-farenjit-ve-bademcik-enfeksiyonlari-hastaliginin-onlemi-19715</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/cocuklarda-nezle-grip-farenjit-ve-bademcik-enfeksiyonlari-hastaliginin-onlemi-19715</guid>
                <description><![CDATA[Havaların soğuması nedeniyle üşütme, toplu taşıma araçları ve okul servislerinde maskesiz yolculuk, kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması ve teneffüslerde koşup terledikten sonra terin soğuması derken nezle, grip ve boğaz enfeksiyonları giderek artıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" id="m_5065720341326669108template" style="width:600px">
	<tbody>
		<tr>
			<td style="vertical-align:top">
			<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:100%">
				<tbody>
					<tr>
						<td style="vertical-align:top">
						<p>Sonbahar ile birlikte havaların soğuması, kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması ve okulların da açılmasıyla özellikle nezle, grip, farenjit ve bademcik enfeksiyonları sık görülmeye başlandı.&nbsp;<strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış</strong>&nbsp;“Son günlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarına sıkça rastlamaktayız. Havaların soğuması nedeniyle üşütme, toplu taşıma araçları ve okul servislerinde maskesiz yolculuk, kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması ve teneffüslerde koşup terledikten sonra terin soğuması derken nezle, grip ve boğaz enfeksiyonları giderek artıyor. Doğru şekilde ve yeterli miktarda havalandırılmayan sınıflar da mikropların kolayca bulaş imkanı bulmasına yol açıyor” diyor. KBB Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış, sonbaharla birlikte çocuklarda en sık görülen hastalıkları ve alınması gereken 10 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.&nbsp;</p>

						<p><strong>Boğaz enfeksiyonlarına dikkat!</strong></p>

						<p>Son dönemde çocuklarda sık rastlanan boğaz enfeksiyonları yüzde 90 virüslerden, yüzde 10 oranında ise halk arasında beta mikrobu olarak da bilinen A grubu beta hemolitik streptokoklar sınıfından bir bakteriden kaynaklanıyor.&nbsp;<strong>Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Özlem Atmış</strong>&nbsp;yüksek ateş, boğaz ağrısı ve halsizlik şikayeti yapabilen boğaz enfeksiyonlarına basit bir sürüntü testi ile tanı konulabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Özellikle mevsimn geçişlerinde artan boğaz enfeksiyonlarına dikkat edilmelidir. Antibiyotik tedavisiyle kolaylıkla tedavi edilebilen boğaz enfeksiyonu, eğer gözden kaçırılır ve doğru tedavi uygulanmazsa kalp romatizması, böbrek iltihabı, eklem iltihabı gibi kronik problemlere yol açabilmektedir.”&nbsp;</p>

						<p><strong>Orta kulak enfeksiyonu sinsice ilerleyebiliyor!</strong></p>

						<p>Özellikle sonbahar ve kış aylarında çocuklarda sık görülen orta kulak enfeksiyonunun, doğrudan kulak ile ilgili bulgularla başlayabildiği gibi, boğaz enfeksiyonu veya üst solunum yolu enfeksiyonları sonrasında bakteri ve virüslerin östaki kanalı aracılığı ile orta kulağa taşınması sonucu oluşabildiğini de belirten Dr. Esin Özlem Atmış “Kulak enfeksiyonlarında şiddetli ağrı olabileceği gibi, hastalık sinsice ilerleyip işitmede azlığa neden olabilecek orta kulakta sıvı birikimi ile de izlenebilir” diyor. Geniz eti büyük olan çocuklarda orta kulak iltihabının daha sık görüldüğünü söyleyen Dr. Esin Özlem Atmış, yılda bir iki kez geçirilen orta kulak enfeksiyonunun normal kabul edilebileceğini, ancak daha fazla görülüyorsa geniz eti açısından da araştırılması gerektiğini belirtiyor. &nbsp;</p>

						<p><strong>Nezle, grip ve alerji birbirine karışabiliyor!&nbsp;</strong></p>

						<p>Sonbaharda alerjik şikayetlerin şeffaf burun akıntısı, burun tıkanıklığı, gözlerde sulanma ve kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıktığını, beraberinde sık hapşırma, halsizlik ve yorgunluk da olabildiğini belirten Dr. Esin Özlem Atmış, özellikle okul döneminin başlamasıyla besin alerjileri, solunum yolu alerjileri veya astım hastalarında tetiklenmeler yaşanabildiğine dikkat çekiyor. Alerjinin çoğunlukla nezle (soğuk algınlığı) ve grip gibi okul çağı çocuklarında bu mevsimde sık görülen hastalıklarla karıştırılabildiğini belirten Dr. Esin Özlem Atmış şöyle konuşuyor: “Nezle; basit üşütmeye bağlı gelişen şeffaf burun akıntısı, hafif ateş ve öksürük gibi semptomlarla giden viral enfeksiyonlara bağlı gelişen soğuk algınlığıdır. En sık görülen okul çağı enfeksiyonudur ve genelde basit önlemlerle düzelir. Grip ise İnfluenza virüsünün neden olduğu yüksek ateş, yaygın kas ağrıları, burun tıkanıklığı, belirgin halsizlik yapan daha ağır seyirli üst solunum yolu enfeksiyonudur. Gripte genellikle tedavi desteği gerekmektedir. Alerjik şikayetler kimi zaman nezle ve grip denilerek tedavi edilmediğinde ve önlem alınmadığında alerji hastalarında bağışıklık sisteminin zayıflayıp hastalıklara meyil artacağından bu hastalar riskli grupta sayılabilmektedir” diyor.&nbsp;</p>

						<p><strong>Çocukları hastalıklardan korumak için 10 önlem!</strong></p>

						<ul>
							<li>Sağlıklı ve dengeli beslenmesine özen gösterin, paketli gıdalardan uzak tutun.</li>
							<li>Gün içerisinde mutlaka yeterince su tüketmesini sağlayın.&nbsp;</li>
							<li>Gece uykusunun yeterli ve düzenli olmasına özen gösterin.&nbsp;</li>
							<li>Hekim önerisiyle D vitaminini ve demirini kontrol ettirerek, hekimin gerekli görmesi ve önerisi doğrultusunda takviye kullandırın. Gelişigüzel vitamin vermekten kaçının.</li>
							<li>Güçlü bağışıklık sistemine sahip olması için, doğal probiyotik desteğinden faydalanarak bağırsaklarının sağlıklı çalışması için kefir, yoğurt tükettirin.</li>
							<li>Sık sık el yıkama alışkanlığı kazandırın. Ellerini gün içerisinde özellikle gözlerine, ağzına götürmemesi konusunda eğitin.&nbsp;</li>
							<li>Maske kullanımı ile ilgili özen göstermesini sağlayın.</li>
							<li>Bulunduğu ortamın düzenli aralıklarla havalandırılması ve soğuk algınlığı belirtileri olan çocukların okula gönderilmemesine özen gösterin.&nbsp;</li>
							<li>Astım, kronik bronşit ve kronik kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olan çocukların grip mevsimi başlamadan grip aşı yaptırması da büyük fayda sağlıyor.&nbsp;</li>
							<li>Alerjisi olan çocukların mümkün olduğunca alerjenlerden (klor içerikli temizlik malzemeleri, dezenfektanlar vb) uzak kalmasına, temizlik sonrası ortamın mutlaka havalandırılmasına dikkat edin.&nbsp;</li>
						</ul>
						</td>
					</tr>
				</tbody>
			</table>
			</td>
		</tr>
		<tr>
			<td style="vertical-align:top">
			<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" style="width:100%">
				<tbody>
					<tr>
						<td style="vertical-align:top">&nbsp;</td>
					</tr>
				</tbody>
			</table>
			</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Oct 2022 17:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/10/cocuklarda-nezle-grip-farenjit-ve-bademcik-enfeksiyonlari-hastaliginin-onlemi-1665759530.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim Kurulu Üyesinden korkutan uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bilim-kurulu-uyesinden-korkutan-uyari-19711</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bilim-kurulu-uyesinden-korkutan-uyari-19711</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara, bu yıl grip vakalarında artış olabileceğine işaret ederek, "Grip, Kovid-19 nedeniyle son 2,5 yılda yoğun olarak görülmedi. Vücudumuz, hastalığı unutmuş gibi oldu. Bu nedenle ağır geçebilir, 65 yaş üzeri veya risk grubunda olanlar mutlaka grip aşılarını olmalı." uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Kara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgınında gelinen son durumu değerlendirdi.</p>

<p>Haftalık vaka sayılarında son dönemde düşüş yaşandığına dikkati çeken Kara, aşılamanın salgınla mücadelede çok ciddi bir avantaj sağladığını söyledi.</p>

<p>Salgının ilk döneminde 1 kişinin ortalama 2 kişiye Kovid-19 bulaştırdığını, Delta varyantı ile bu rakamın 6-7 kişiye çıktığını ve hastalığın bulaştırıcılığıyla öldürücülüğünün de arttığını anımsatan Kara, "Omicron varyantında ise ilk dönem, 1 kişi ortalama 8-10 kişiye hastalığı bulaştırıyordu. BA.4 ve BA.5 alt türlerinde ise 1 kişinin Kovid-19'u bulaştırma oranı ortalama 12-14 kişiye yükseldi. Yani bulaşıcılık ciddi şekilde arttı." dedi.</p>

<p><strong>"Aralık-ocak gibi tekrar çok yüksek vaka sayılarıyla karşılaşabiliriz."</strong></p>

<p>Kara, ağustosta birçok kişinin Kovid-19 geçirdiği bir dönemin yaşandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Kovid-19 şu an daha kolay bulaşıyor, daha hafif klinik tablolara neden oluyor fakat halen Kovid-19 nedeniyle ölümler yaşanıyor. Önümüzdeki dönem de aralık-ocak gibi tekrar çok yüksek vaka sayılarıyla karşılaşabiliriz. Kovid-19 tekrar ciddi kayıplara neden olabilir. Bunu düşünerek hareket ediyor olmamız lazım.</p>

<p>Özellikle BA.5 varyantındaki değişim, aşılarla elde ettiğimiz korunma süremizi kısalttı. Bunu şöyle örneklendirebiliriz; eskiden diyelim ki antikor seviyemiz 100'ken korunuyorsak Omicron ve BA.5'te bu rakamın 400 düzeyinde olması gerekiyor. Aşı olduktan sonra zaman içinde antikor seviyesi düşüyor, bu nedenle hatırlatma dozlarımızı mutlaka olmamız gerekiyor."</p>

<p>Kara, dünya genelinde 15 milyardan fazla Kovid-19 aşısı uygulandığını ve artık aşılarla ilgili tereddüt yaşanmaması gerektiğinin altını çizerek, "Lütfen zamanı gelen hatırlatma dozlarını aksatmadan olun, buna dikkat etmemiz ve bireysel olarak önlemlere de uymamız gereken dönem halen devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>-<strong> "Hem Kovid-19 hem de grip aşısı olunmalı"</strong></p>

<p>Şu an influenzanın (grip) arttığına dikkati çekerek, Kovid-19 aşısının gripten, grip aşısının da Kovid-19'dan korumasının söz konusu olmadığını vurgulayan Kara, "Kovid-19 ve influenza bir araya gelirse kişilerde çok daha ağır hastalığa neden oluyor. Ağır hastalıktan korunmak için hem Kovid-19 hem grip aşısının olunması gerekir." dedi.</p>

<p>Kara, pandemiye neden olan SARS-CoV-2'nin hakim şekilde gelmesi nedeniyle diğer virüslerin ortamda bulunamadığını, son 2-2,5 yılda bu nedenle ciddi anlamda influenza görülmediğini belirterek, "Şu anda durum farklı, eylül başından itibaren nezle, ateşli, boğaz ağrısıyla seyreden üst solunum yolu enfeksiyonları görülüyor. Bu durum şunu da gösteriyor; grip virüsü çok riskli şekilde gelebilir, ağır hastalıklara neden olabilir." diye konuştu.</p>

<p>- "Güney yarım küre bir gösterge"</p>

<p>Prof. Dr. Ateş Kara, kışı daha önce yaşayan güney karım küre ülkelerinin bu tip hastalıklar açısından her zaman bir gösterge olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bu sene güney yarım kürede, özellikle Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerde grip vakaları yüksek rakamlara çıktı. Bunu ülkemiz açısından da uyarıcı gibi düşünebiliriz. Çünkü son 2,5 yılda grip yoğun olarak görülmediği için vücudumuz hastalığı biraz unutmuş gibi oldu. Bu nedenle de grip ağır şekilde geçebilir. Yaşı 65'in üzerinde veya risk grubunda olan kişilerin bu yıl mutlaka grip aşılarını olmaları gerekir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Oct 2022 11:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/10/bilim-kurulu-uyesinden-korkutan-uyari-1665734887.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Koca&#039;dan vaka artışı uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-vaka-artisi-uyarisi-19691</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-vaka-artisi-uyarisi-19691</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, "Kovid-19 vaka sayıları şu anda 3 binlerde. 3-4 hafta sonra bizde de yükselişlerin olacağını tahmin ediyoruz. Başta büyüklerimiz ve riskli gruptakiler olmak üzere aşılarımızı olalım, hiçbir endişeye mahal vermeyelim." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Koca'dan Kovid-19 vakalarına ilişkin artış uyarısı<br />
"Kovid-19 vaka sayıları şu anda 3 binlerde. 3-4 hafta sonra bizde de yükselişlerin olacağını tahmin ediyoruz. Başta büyüklerimiz ve riskli gruptakiler olmak üzere aşılarımızı olalım, hiçbir endişeye mahal vermeyelim"- "(Özel hastanede yoğun bakımda kaydedilen görüntüler) Beyaz Reform'un başladığı, başta hekimler ve sağlık çalışanları olmak üzere motive oldukları, hastaya hizmetin giderek normalleştiği böyle bir dönemde, adeta buzdolabından çıkarırcasına, 9 ay önce olan bir görüntünün bugün servis edilmesinin de manidar olduğunu düşünüyoruz"</p>

<p>Dün gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Koca, Kovid-19'un artık grip gibi geçtiğini, korkulmaması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Ancak Almanya'da günlük vaka sayısının geçen hafta 140-150 binleri, İspanya, İtalya ve İngiltere'de 60-70 binleri gördüğünü ifade eden Koca, "Kovid-19 vaka sayıları şu anda 3 binlerde. 3-4 hafta sonra bizde de yükselişlerin olacağını tahmin ediyoruz. Vatandaşlarımızın tam uyumuyla dünyada salgın ile en iyi mücadele eden ülkelerden biri olduk. Bu olumlu durumumuzu sürdürmemiz lazım. Başta büyüklerimiz ve riskli gruptakiler olmak üzere aşılarımızı olalım, hiçbir endişeye mahal vermeyelim." diye konuştu.</p>

<p><strong>- "8 bine yakın hekim kamuya geçmek için müracaatta bulundu"</strong></p>

<p>Bakan Koca, yeni açılan Etlik Şehir Hastanesi'nde kadro eksikliği olduğu, bu sebeple nöbetlerin fazla olduğu iddialarına dair soru üzerine, hastanenin günlük 6 bin hastaya bakabilir duruma geldiğini belirtti.</p>

<p>Yeni bir hastane olduğu için hasta sayısı arttıkça kadroların tamamlanma planı yapıldığını dile getiren Koca, "Şu an 8 bine yakın hekim, açılan kamu kadrolarına geçmek için müracaatta bulundu. İki hafta içerisinde atamaları yapılacak. Onkoloji hastanemiz başta olmak üzere diğer hastanelerimiz de kapanmayacak." ifadelerini kullandı.</p>

<p>- Soruşturma açılan hastaneler</p>

<p>Geçen haftalarda ortaya çıkan görüntülerin ardından faaliyetleri durdurulan özel hastanelerin tekrar açılıp açılmayacağına ilişkin soru üzerine Koca, hastanelerin geçici olarak kapandığını dile getirdi.</p>

<p>Görüntülerin kabul edilemez olduğuna dikkati çeken Koca, şunları söyledi:</p>

<p>"Toplum vicdanını yaralayan görüntülerdi. Biz hemen hızlı aksiyon aldık, müfettişler görevlendirdik. Soruşturmanın erken dönemde bitmesini bekliyoruz. Her bir sağlık tesisimiz vatandaşımızın istifade ettiği nadide müesseselerdir. Hizmete yeniden açılması için en hızlı şekilde soruşturmayı tamamlamaya çalışıyoruz. Soruşturma bittikten sonra da zaten yapılması gereken neyse yapılmış olur. Beyaz Reform'un başladığı, başta hekimler ve sağlık çalışanları olmak üzere motive oldukları, hastaya hizmetin giderek normalleştiği böyle bir dönemde, adeta buzdolabından çıkarırcasına, 9 ay önce olan bir görüntünün bugün servis edilmesinin de manidar olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bunu da takip ettiğimiz bilinmeli. Bakanlık, olaydan videonun yayınlandığı gün haberdar oldu. O videoya ustalıkla yerleştirilmiş 'müfettişlerin rüşvet teklif ettiği' cümlesi geçiyor biliyorsunuz. Adeta 'Daha önce bakanlığın müfettişlerinin geldiği' iması verilmeye çalışılıyor. Bu cümlenin ustalıkla yerleştirildiğini düşünüyoruz."</p>

<p>- "Bakanlığa bildirim yapılmadığı için suçlu adeta gizlenmiş oluyor"</p>

<p>Olayın geçtiği hastaneye daha önce bakanlıktan müfettişin gönderilmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan Koca, o dönemde ilgili hastanenin kendi iç denetim işleyişiyle ilgili bir görevlendirme olduğunu anladıklarını aktardı.</p>

<p>"Hastane bu süreçte sorumluları işten çıkarmış ve suç duyurusunda bulunmuş. Buna rağmen neden kapatılması yönünde karar alındı?" sorusu üzerine Koca, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastane, olaydaki suçluları işten çıkarıyor ama bize bildirmiyor. Olay Bakanlığa bildirilmediği için belki de bu kişiler başka hastanelerde bu suçları işlemeye devam edecek. Bakanlık olarak benim bununla ilgili tedbir almam gerekiyor. Bakanlığa bildirim yapılmadığı için suçlu adeta gizlenmiş oluyor ve sağlık hizmetinde güven sorunu ortaya çıkıyor. Soruşturmanın selameti ve bu noktadaki ihmalden dolayı biz geçici kapatma kararı verdik. Hastane durumu Bakanlığa bildirmeliydi, savcılığa da suç duyurusunda bulunup bu kişileri işten çıkarmalıydı. Oysa olaydan dokuz ay sonra haberimiz oluyor. Hastane ilgilileri bilgilendirdiğini ifade ediyor ancak bu ilgililer her nasılsa Sağlık Bakanlığı değil. Görüntüleri kaydeden kişi şikayet ediliyor. Adli süreç işliyor, soruşturmamız da devam ediyor. Neticelenince gereği yapılacak. Konunun hem idari tarafını hem de oluşturulmak istenen algı tarafını yakından izliyoruz. Bizim görevimiz halkımıza güvenilir sağlık hizmeti sunmaktır. Beyaz Reform ile oluşan vatandaşımıza hizmet ikliminin baltalanmasına, sağlık çalışanları ile vatandaşımızın arasına girilmesine müsaade etmeyiz."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Oct 2022 13:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/10/bakan-kocadan-vaka-artisi-uyarisi-1665483967.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Koca&#039;dan korkutan uyarı...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-korkutan-uyari-19625</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-korkutan-uyari-19625</guid>
                <description><![CDATA[Kabine toplantısı sonrası açıklama yapan Sağlık Bakanı Koca, Avrupa'da olduğu gibi Türkiye'de de Covid-19 vaka sayılarının artabileceğini söyledi. Hatırlatma dozlarının önemine vurgu yapan Koca, salgının etkisini yitirdiğini belirtti. Grip aşılarının ülkeye ulaştığını ve dağıtımına başlandığını belirten Bakan Koca, "Yeterli miktarda grip aşımız mevcut" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bakan Koca'dan Covid uyarısı: Vaka sayıları artabilir</strong><br />
<br />
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>

<p>Koca, Covid-19 salgınından ne zaman çıkılacağına ilişkin soruyu yanıtlarken salgının henüz ortadan kalkmadığını ancak etkisini yitirdiğini söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin iki yıl önceye göre hastalıkta mücadelede çok önemli tecrübeler edindiğini kaydeden Koca, "Gerek aşı olma oranları gerek tedavide elde edilen başarı hastalığın etkisinin azalmasında etkili oldu" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"VAKA SAYILARINDA ARTIŞ OLABİLİR"</p>

<p>Dalgalı seyir izleyen hastalık nedeniyle belirli dönemlerde vaka sayılarında artış yaşandığını dile getiren Bakan Koca, "Avrupa'da vaka sayıları yeniden artmaya başladı. Bu durumun bize yansıması genellikle 3-4 hafta sonra oluyor. Bizde de vaka sayılarında artışlar olabilir. Dediğim gibi artık Covid ile yaşamayı öğrendik. Önemli bir tedbirimiz de aşılar. İleri yaştaki tüm vatandaşlarımızın hatırlatma dozu aşılarını olması son derece önemli. Covid-19 artık bir korku unsuru olmamalı. Riskli gruplarda hatırlatma dozlarını ihmal etmememiz önemli" dedi.</p>

<p>Aşılama sayısında düşüş olup olmadığı konusunda ise Koca, birincil aşılamada çok yüksek oranlara ulaştıklarını bildirdi.</p>

<p>"HATIRLATMA DOZLARINI İHMAL ETMEYİN"</p>

<p>Vatandaşların bu konuda büyük hassasiyet gösterdiğini ve salgının yıkıcı etkisini bertaraf ettiklerini kaydeden Koca, şöyle devam etti:</p>

<p>"Hatırlatma dozu aşılarında da bir sorun yok. İleri yaştaki vatandaşlarımız her zaman uyarılarımızı dikkate alarak aşılarını oldular. Riskli gruplardaki kişiler de hatırlatma dozlarını oluyorlar. Buradan bir kere daha çağrıda bulunayım. Risk grupları ve ileri yaştaki vatandaşlarımız hatırlatma dozlarını ihmal etmesinler. Kasım-aralık öncesi hazırlığımızı yapalım, büyüklerimize bir an önce aşılarını tamamlatalım. Ben kendim de dahil olmak üzere bütün aileme TURKOVAC aşısı yaptırdım. Aşı etkilerini de yan etkilerini de merkezi olarak takip ediyoruz. Aşı yan etkilerine yönelik tedbir gerektirecek özel bir durum tespit edilmedi."</p>

<p>"YETERLİ MİKTARDA GRİP AŞIMIZ MEVCUT"</p>

<p>Grip aşısına ilişkin de Koca, "Mevsimsel grip sebebiyle yapılacak olan grip aşıları ülkemize ulaştı ve aşı dağıtımına başlandı. Bu konuda da hazırlığımız tam. Yeterli miktarda grip aşımız mevcut" dedi.</p>

<p>Bakan Koca, "Kamu hastanelerine dönmek isteyen hekimlerin başvuru süreleri ne zaman bitiyor?" sorusuna da "Kamu hastanelerine dönmek isteyen hekimlerin başvuru sayısı 7 bini geçti. Açtığımız açıktan atama kadrolarına başvuru süresi 29 Eylül Perşembe günü sona eriyor. Talebin yoğunlaşarak artacağını düşünüyoruz" yanıtını verdi.</p>

<p>Etlik Şehir Hastanesinin açılmasıyla Ankara Onkoloji Hastanesinin kapanıp kapanmayacağı sorusu üzerine Koca, çarşamba günü Etlik Şehir Hastanesinin açılacağını ve Ankara'nın ikinci büyük hastane kompleksine kavuşacağını belirtti.</p>

<p>Mevcut hastanelerin hasta kabulüne devam edeceğini belirten Koca, "Onkoloji Hastanesi kapanmayacak. Bazıları ısrarla kapatacağımızı söylese de biz kapatmayacağız. Kapasite değişiklikleri olabilir, yenilenme çalışmaları olabilir ama hastanelerimiz hasta kabulüne devam edecek. Mevcut hastanelerimizin hiçbiri sağlık amacı dışında asla kullanılmayacak" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Sep 2022 12:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/09/bakan-kocadan-korkutan-uyari-1664272712.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakan Koca&#039;dan Ankara&#039;da iki hastanenin kapatılacağı iddialarına açıklama</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-ankarada-iki-hastanenin-kapatilacagi-iddialarina-aciklama-19594</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bakan-kocadan-ankarada-iki-hastanenin-kapatilacagi-iddialarina-aciklama-19594</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca; "Hastanenin açılışı sebebiyle Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kapatılacağı yönündeki iddialar asılsızdır. Kapatılacak hastanemiz yok, gurur duyulacak yeni bir hastanemiz var" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ankara Etlik Şehir Hastanesinin 28 Eylül'de açılacağını bildirdi.</p>

<p>Bakan Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Ankara Etlik Şehir Hastanesi 28 Eylül'de açılıyor. Bu hastanenin açılışı sebebiyle Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kapatılacağı yönündeki iddialar asılsızdır. Kapatılacak hastanemiz yok. Gurur duyulacak yeni bir hastanemiz var. Hayırlı olsun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 Sep 2022 16:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/09/bakan-kocadan-ankarada-iki-hastanenin-kapatilacagi-iddialarina-aciklama-1663766033.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eğitim Zili Çalarken Hayati Tehlike!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/egitim-zili-calarken-hayati-tehlike-19579</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/egitim-zili-calarken-hayati-tehlike-19579</guid>
                <description><![CDATA[Alerjik hastalıklar okul çağındaki çocuklarda sıklıkla görülür. Astım ve besin alerjisi bu hastalıklar içerisinde en sık rastlanan hastalıkları oluşturur. Besin alerji ve astım hastalığının çocuklar üzerindeki etkilerine bakıldığında; okula devam etme sürelerinde kayıp, dikkat dağınıklığı, odak sorunu, yaşam kalitesinde düşme ve okul başarısında gerileme gibi sorunlar gözlemlenmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gıda alerjisi olan çocuklarda anafilaksi durumları hayati tehlike içeren sağlık sorunlarının başında gelir. Çocukların vakitlerinin neredeyse tamamını geçirdikleri okullarda astım, besin alerjisi ve anafilaksi durumlarının yaşanmasına karşı çeşitli önlemler alınmalıdır.&nbsp;Çocuk Alerji ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı, Alerji Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, alınacak tedbirler ve okullardaki&nbsp;fiziksel şartların alerjik çocuğa göre düzenlenmesi sayesinde&nbsp;astım ve besin alerjisine sahip çocuklar için hayat kurtarıcı çözüm yollarının bulunabileceğini belirtti. Alerji Profesörü Ahmet Akçay, okullarda astımlı ve gıda alerjisi olan çocuklara yönelik yapılması gereken düzenlemelerle ilgili bilgilendirmelerde bulundu.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/1663573262_Haber_Go__rselleri__1_.jpg" style="height:365px; width:800px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Okullarda Besin Alerjisi Tehlikesi!</strong></p>

<p>Okul çağındaki çocukları bekleyen tehlikelerin başında besin alerjisi ve ölümcül tehlike taşıyan anafilaksi durumu gelmektedir. Kuruyemişler, süt ve süt ürünleri besin alerjilerine yol açan en temel gıdalardır. Okuldaki öğretmenlerin ve çalışanların çocuklardaki besin alerjisi durumundan haberdar olmaması ve anafilaksi durumlarında acil tedavi ilaçlarının bulunmaması, hayati tehlikenin ortaya çıkma ihtimalini arttırmaktadır. Prof. Dr. Ahmet Akçay: ‘Besin alerjisinin olduğu durumlarda, alerjenlerin ortaya çıkmaması için korunma tedbirleri kantin ve yemekhane çalışanları başta olmak üzere tüm okul görevlilerine anlatılmalıdır. Çocuğun alerjisi bulunduğu alerjen maddeyle temas eden eşyalar temizlenmeli ve gizli alerjenlerle alakalı gerekli bilgilendirmeler okul yönetimi tarafından sağlanmalıdır’ ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İlk Alerji ya da Anafilaksi Atakları Okulda Yaşanabilir!</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Akçay besin alerjisi olan çocukların ilk anafilaksi ya da alerji ataklarını okulda yaşayabileceği ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtti. Ve ekledi: ‘Bu sebeple anafilaksi ya da besin alerjisi belirtilerinin okul görevlileri tarafından erken tedavisinin yapılması için adrenalin oto-enjektör kullanımının bilinmesi çok önemlidir. Okullarda verilecek eğitimler ve hazırlanan broşürlerle hangi besinlerin gizli alerjen içerdiği konusunda bilgilendirme yapılmalıdır. Alerjen içeren besinin çok az miktarının hatta tozunun bile alerjik atakları tetikleyebileceği bilinmeli, bu doğrultuda önlemler alınmalıdır’.</p>

<p><strong>Astım Devamsızlığa Neden Oluyor!</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Akçay: ‘Astım, çocukların sosyal, fiziksel ve ruhsal açıdan gelişimlerini olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır. Yaşam kalitesinin düşmesine neden olmasının yanında dikkat eksikliğine yol açar. Okul çağındaki çocuklarda sıklıkla görülen astım, çocukluk döneminde hastane yatışlarına neden olabilen kronik bir rahatsızlıktır. Hastaneye yatış gerektirmeyen astım atakları çoğu zaman evde tedavi ve bolca dinlenme gerektirir. Buna bağlı olarak astım hastalığı çocuklarda okul günü kaybetme riskini arttırmaktadır’ ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Akçay, astım hastalığının doğru yönetimi sayesinde; astım kontrolünün sağlanmasının, günlük yaşam aktivitelerinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesinin ve ilaçlara bağlı yan etkilerin önlenmesinin mümkün olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>Bu Önlemler Hayat Kurtarır!</strong></p>

<p>Prof. Dr. Akçay, besin alerjisi ve astımlı çocuklara okullarda güvenli ve sağlıklı bir ortamın yaratılması için aşağıdaki önlemlerin sağlanması gerektiğini belirtti:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Öğretmenler ve diğer tüm okul çalışanları düzenli olarak astım ve alerjik hastalıklar hakkında bilgilendirilmelidir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Besin alerjisi veya astımlı çocuğun hastalık durumu okul yönetim ve yemekhane çalışanlarına bildirilmelidir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Okul yönetimi alerjik hastalığı bulunan çocuk hakkında hastalığının tanısını, gerekli tedavisini ve tetikleyicilerini bilmelidir.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Alerjik hastalıklara dair rahatlatıcı ve acil durum ilaçlarının ulaşılabilir ve hali hazırda olması sağlanmalıdır.&nbsp;</p>
	</li>
	<li>
	<p>Astım hastaları için çevresel alerjen kontrolü sağlanarak, iç ve dış hava kalitesinin yükseltilmesi önemlidir.</p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Sep 2022 10:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/09/egitim-zili-calarken-hayati-tehlike-1663574199.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aracınızın İç Havası, Çocuğunuzun Sağlığına ve Öğrenme Yeteneğine Zarar Verebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/aracinizin-ic-havasi-cocugunuzun-sagligina-ve-ogrenme-yetenegine-zarar-verebilir-19530</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/aracinizin-ic-havasi-cocugunuzun-sagligina-ve-ogrenme-yetenegine-zarar-verebilir-19530</guid>
                <description><![CDATA[Okulların açılmasına az bir zaman kaldı. Aracınızın veya çocuklarınızı okula taşıyan servis araçlarının iç hava kalitesinin dışarıdan daha iyi olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Çünkü arabaların içindeki hava, dışarıya göre 9 ila 12 kat daha kirli oluyor. Uzmanlar, arabalardaki iç hava kirliliğinin çocukların akciğerlerine ve öğrenme yeteneğine zarar verebileceğini söylüyor.
Abalıoğlu Holding bünyesinde faaliyet gösteren Hifyber, güvenli seyahat için araçların kabin hava filtrelerinde kullanılan filtrasyon medyasının nanofiber yapıda olması konusunda velileri ve sürücüleri uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Okullar açılıyor. Sizce çocuklarınızı okula götüren servis araçlarının veya özel aracınızın iç hava kalitesi yeterince güvenli mi? Kaliforniya'da yapılan bir araştırmaya göre bir çocuk gününün yüzde 10'unu okul servisinde geçiriyor; ancak çocuğun servis aracında geçirdiği süre kısa olsa da günlük hava kirleticilerine maruziyetini yüzde 33 arttırıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Arabaların&nbsp;içindeki hava, dışarıya göre 9 ila 12 kat daha kirli</strong></p>

<p>Etraflarındaki tüm araçlardan zehirli gazları toplayan arabaların içindeki hava, dışarıya göre 9 ila 12 kat daha kirli oluyor. Uzmanlar, arabalardaki iç hava kirliliğinin çocukların akciğerlerine ve öğrenme yeteneğine zarar verebileceğini söylüyor.&nbsp;</p>

<p>“Otomobil içerisinde ki sürücülerin ve yolcuların güvenli seyahat edebilmeleri için temiz hava dolaşımı sağlamak mümkün” diyen&nbsp;<strong>Hifyber Genel Müdürü Ahmet ÖZBECETEK</strong>, güvenli seyahat için araçların kabin hava filtrelerinde kullanılan filtrasyon medyasına dikkat çekiyor:&nbsp;</p>

<p>“Çevreden gelen emisyonların araba kabininde devridaim etmesinden dolayı arabaların iç havasındaki kirlilik yüksek oluyor. Bu nedenle seyahat süresince aracınızda soluduğunuz hava, uçucu organik bileşiklerden oluşuyor.&nbsp;</p>

<p>Günümüzde otomobillerin hava filtresi kabinlerinde kullanılan lifli hava filtreleri, çeşitli avantajlarına rağmen ultra ince toz partikülleri yakalamakta yetersiz kalıyor. Bu nedenle araba kabinlerinde temiz hava dolaşımı sağlamak için kabin hava filtrelerinde kullanılan filtrasyon medyasının nanoteknoloji kullanılarak geliştirilmesi gerekiyor.&nbsp;</p>

<p><strong>“Nanofiber Kabin Hava Filtresi Medyası” ile</strong>&nbsp;<strong>yüksek filtrasyon güvenliği</strong></p>

<p>Hifyber olarak bu sorunu çözmek için nanoteknoloji kullanarak, geliştirdiğimiz “Nanofiber Kabin Hava Filtresi Medyası”, kabin hava filtrelerinde yüksek filtrasyon verimi sağlayarak, ortam havasında bulunan; virüs, toz, polen gibi zararlı parçacıkların yüzde 90’ından fazlasını hapsediyor.</p>

<p><strong>Sürücü ve yolcuların sağlığını koruyor</strong></p>

<p>Filtrasyon medyasındaki nanofiberler, filtre basınç düşüşünde önemli bir artış olmadan filtre verimliliğinde iyileşme sağlayarak, mekanik filtrasyon sağlıyor. Böylece 0,05 mikron kalındığındaki partikülleri kolaylıkla filtre edebiliyor. Ayrıca virüs içeren su damlacıklarını hızlı bir şekilde yok edip, araç içerisindeki sürücü ve yolcuların sağlığını koruyor”<em>&nbsp;</em>diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Sep 2022 14:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/09/aracinizin-ic-havasi-cocugunuzun-sagligina-ve-ogrenme-yetenegine-zarar-verebilir-1662464069.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAĞLIK BAKANLIĞI 85 BİN PERSONEL ALIMI YAPIYOR! BAKAN KOCA AÇIKLADI!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakanligi-85-bin-personel-alimi-yapiyor-bakan-koca-acikladi-19479</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakanligi-85-bin-personel-alimi-yapiyor-bakan-koca-acikladi-19479</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı personel alımına ilişkin son dakika detayları araştırılıyor. Bakan Koca yaptığı açıklamada 85 bin yeni personel alımı yapacağını duyurdu. Peki Sağlık Bakanlığı 85 bin yeni personel alım şartları neler? Kimler başvuru yapabilir? İşte detaylar...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SAĞLIK BAKANI KOCA AÇIKLAMA YAPTI</strong></p>

<p>"Sayın Cumhurbaşkanımızın 14 Mart Tıp Bayramı'nda sağlık çalışanlarına verdiği 5 müjde, bugün itibarıyla, yine müjde değerinde yeni gelişmelerle tamamlandı. Camiamız adına kendilerine şükranlarımı sunuyorum." ifadelerini kullanan Koca, ayrıca sağlık çalışanlarının özlük hakları ve emeklilik şartlarının iyileştirilmesine yönelik katkılarından dolayı Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin'e teşekkürlerini iletti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/0x0-son-dakika-saglikci-ve-yakinina-buyuk-destek-saglik-calisani-ve-yakinlarina-ne-kadar-odeme-yapilacak-1608446191339.jpg" style="height:350px; width:700px" /></p>

<p>Aynı zamanda twitter hesabı üzerinden günlerdir müjdelerin yakın olduğunu duyurarak vatandaşı merakta bırakan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, beklenen haberi, <em><strong>"</strong></em><strong>Bakanlığımız, bu yıl 85 bin kadro açıyor. Yeni çalışma arkadaşlarımızın sayısı, bazı ülkelerin nüfusundan fazla. Sağlıkta 'Beyaz Reform'a destek kuvvet, 85 bin yeni çalışma arkadaşı! Görülmemiş başarılar için görülmemiş büyüklükte bir kadro açılıyor. Gözümüz aydın." </strong>ifadeleriyle duyurdu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/Ekran%20Resmi%202022-08-23%2013_34_16.png" style="height:212px; width:598px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><!-- esnek(yazı-içi-yeni) --></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Aug 2022 13:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/saglik-bakanligi-85-bin-personel-alimi-yapiyor-bakan-koca-acikladi-1661251024.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni salgın alarmı: Domates gribi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/yeni-salgin-alarmi-domates-gribi-19464</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/yeni-salgin-alarmi-domates-gribi-19464</guid>
                <description><![CDATA[Hindistan'da domates gribi olarak bilinen ve deride beliren ağrılı kırmızı kabarcıklardan adını alan yeni bir virüs ortaya çıktı ve şimdiye kadar beş yaşın altındaki onlarca çocuğu etkiledi. İşte Domates Çiçeği hastalığı hakkında tüm bilgiler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya, Covid-19 ve Maymun Çiçeği salgınlarıyla savaşırken Hindistan'dan yeni bir salgın alarmı geldi. Hindistan'da son derece bulaşıcı bir virüsün çocuklar arasında yayıldığı bildiriliyor.</p>

<p>Yeni salgın alarmı: Domates gribi (Domates gribi belirtileri neler?, bulaşıcı mı? tedavisi var mı?) -<br />
Domates gribi olarak bilinen hastalık ilk olarak bu yıl Mayıs ayında tespit edildi ve şimdiye kadar beş yaşın altındaki 82 çocuk hastalığa yakalandı.</p>

<p>Yeni salgın alarmı: Domates gribi (Domates gribi belirtileri neler?, bulaşıcı mı? tedavisi var mı?) -&nbsp;<br />
Adını deride oluşan kötü kırmızı kabarcıklardan alan domates gribi aynı zamanda yüksek ateş, kızarıklık ve yoğun eklem ağrılarına da neden oluyor.</p>

<p><strong>Yeni salgın alarmı: Domates gribi (Domates gribi belirtileri neler?, bulaşıcı mı? tedavisi var mı?)&nbsp;</strong><br />
Şimdiye kadar, Hindistan'ın Kerala eyaletinin Kollam bölgesi ve yakınlardaki Anchal, Aryankavu ve Neduvathur ile sınırlı kaldı ve yetkililer yayılmamasını sağlamak için tedbirler aldı.</p>

<p><strong>Yeni salgın alarmı: Domates gribi (Domates gribi belirtileri neler?, bulaşıcı mı? tedavisi var mı?)&nbsp;</strong><br />
<strong>DOMATES GRİBİ BULAŞICI MIDIR?</strong><br />
Hindistan'dan gelen bilgilere göre "domates gribi" hastalığının çok bulaşıcı olduğu belirtiliyor, teyit edilmiş vakalarla temas halinde olanlar bir hafta tecrit ediliyor.</p>

<p>Yeni salgın alarmı: Domates gribi (Domates gribi belirtileri neler?, bulaşıcı mı? tedavisi var mı?) -<br />
DOMATES GRİBİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?<br />
Domates gribinin en belirgin semptomu ciltte gözüken büyük kırmızı kabarcıklardır. Diğer semptomları ise yüksek ateş, yorgunluk, vücut ağrıları ve şiddetli eklem ağrılarıdır.</p>

<p>Yeni salgın alarmı: Domates gribi (Domates gribi belirtileri neler?, bulaşıcı mı? tedavisi var mı?) -<br />
<strong>DOMATES GRİBİNİN TEDAVİSİ VAR MI?</strong><br />
Ölümcül olmayan Domates Gribi'nin herhangi bir aşısı veya tedavisi bulunmuyor. Uzmanlar Domates gribi virüsüne karşı en etkili tedavinin bol sıvı almak ve istirahat etmek olduğunu belirtiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Aug 2022 10:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/yeni-salgin-alarmi-domates-gribi-1661154728.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’nin sağlık turizminde yıldızı parlıyor: 10 milyar dolar gelir!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/turkiyenin-saglik-turizminde-yildizi-parliyor-10-milyar-dolar-gelir-19459</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/turkiyenin-saglik-turizminde-yildizi-parliyor-10-milyar-dolar-gelir-19459</guid>
                <description><![CDATA[Yüksek kalite ve uygun fiyatı aynı anda sunan Türkiye’nin sağlık turizmindeki yıldızı parlıyor. 2023 hedefi olan 10 milyar dolar gelir çoktan geçildi. Sağlık turizmi sayesinde sadece bir hastadan yüzlerce otel turisti müşterisinden daha çok kazanmak mümkünken Türkiye, özellikle SPA’larıyla dünyada dikkat çekmeye başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Geçen yıla göre arttı</strong></p>

<p>Türkiye’nin sağlık turizmi başarısı hakkında bilgi veren Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Başkan Yardımcısı, Sanitas SPA Kurucu Ortağı Dr. &nbsp;Şebnem Akman Balta “Bu alanda bizim iddiamız en kaliteli ve en güncel tedaviyi vermek. Hizmet İhracatçıları Birliği verilerine göre 2021'de Türkiye'ye sağlık amaçlı 643 bin hasta geldi. Bu kişilerden 1,6 milyar dolarlık gelir elde edildi. 2022'nin ilk 6 ayında bu gelir geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 71 artış gösterdi. &nbsp;2023’te 1.5 milyon hastanın gelmesi hedefleniyor. Uluslararası Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitim Derneği’ne göre ise 2023 hedefimizin şu anda çok üstündeyiz, 10 milyar doları çoktan geçtik. Türkiye hem sahip olduğu sağlık hizmetleri hem de turizm güzellikleri açısından fark yaratıyor. Türkiye’ye gelip sağlık hizmeti alan bir kişi, unutulmaz bir tatil yaşayıp ülkesine geri dönüyor. Ayrıca bu turistlerin harcamaları diğer turistlere göre de çok yüksek. Bir hastadan, yüzlerce otel turistinden gelecek parayı kazanıyorsunuz” dedi.</p>

<p><strong>Yüzde 41’ini oluşturuyor</strong></p>

<p>SPA’ların sağlık turizmindeki yer hakkında ise Dr. Şebnem Akman Balta “Bugün 438,6 milyar dolara ulaşan wellness endüstrisinde konaklama tesisleri 93,4 milyar dolarla ilk sırayı alırken, wellness alışverişleri sıralamada 64,8 milyar dolar ile bulunuyor. Wellness endüstrisi içinde önemli bir paya sahip SPA da büyümesini sürdürüyor. SPA, wellness turizminin yüzde 41’ini oluşturuyor. SPA turizmi yıllık ortalama yüzde 11,1 büyürken, SPA gezi sayısı ise yılda ortalama yüzde 9,6 oranında büyüme kaydediyor. Ülkelerin iç turizmine bakıldığında SPA pazarı yüzde 25 oranla 108,1 milyar dolara ulaşıyor” diye konuştu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/1660900677_unnamed__13_.jpg" style="height:600px; width:800px" /></p>

<p><strong>‘İlk 5’i hedefliyoruz’</strong></p>

<p>Dünyadaki SPA konseptleri içerisinde sadece Türkiye’ye özgü olan Türk hamamının coğrafyamıza, kültürümüze özel bir SPA konsepti olduğuna dikkat çeken Balta, “Ülkemiz, dünya SPA ve wellness sektöründe Türk hamamı ile markalaşıp dünyadaki eşsiz deneyimlerden biri haline gelebilir. Markalaşmanın öneminden her turizm kongresinde veya Türk turizmini tanıtmak için yapılan toplantılarda konuşuyoruz. Özellikle tüm beş yıldızlı otellerimizde bulunan ve sadece bize özgü olan Türk hamamı ile dünyada markalaşmak daha kolay olacaktır. Aynı zamanda, çağın gereksinimlerine uygun bir şekilde Türk hamamını modernize etmek de çok önemli. Biz, Türkiye’de bulunan 13 şubemizde Türk hamamını günümüz koşullarına uyarlayarak yeni konseptler üretiyoruz, hamam ritüellerini zenginleştiriyoruz. Sağlık Turizmi sektöründe dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Amacımız ilk 5’e girebilmek olmalı. Türkiye’nin hak ettiği konumu elde edebilmesi için sektördeki tüm paydaşların doğru bir sıralama ile yer aldığı bir strateji geliştirilmeliyiz. Biz işte buna talibiz. Doğru adımlar atarsak Türkiye turizmde ve sağlıkta parlayan yıldız olur” ifadelerini kullandı.</p>

<p>2020’de pandemiye rağmen Türkiye’ye gelen sağlık turistlerinin sayısı 726 bin civarında olduğunu aktaran Balta, Türkiye’nin sağlık sektöründeki sermayesi ve güçlü altyapısı ile pandemide, sağlık kuruluşlarının kapasite ve niteliklerinin iyi durumda olduğunu kanıtladığını kaydetti. &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Aug 2022 11:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/turkiyenin-saglik-turizminde-yildizi-parliyor-10-milyar-dolar-gelir-1660983751.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı 1.356 Engelli Sürekli İşçi alacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakanligi-1356-engelli-surekli-isci-alacak-19426</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakanligi-1356-engelli-surekli-isci-alacak-19426</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığından:
1.356 ENGELLİ SÜREKLİ İŞÇİ ALIM İLANI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 uncu maddesi ve ilgili hükümleri ile mezkûr Kanuna&nbsp;dayanılarak çıkarılan Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve&nbsp;Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca Sağlık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında&nbsp;istihdam edilmek üzere 1.356 engelli sürekli işçi alımı yapılacaktır.<br />
2. Adaylar, ilanlara Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) esube.iskur.gov.tr adresinden ulaşabilir.<br />
3. Başvurular, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) esube.iskur.gov.tr adresi üzerinden&nbsp;15/08/2022 – 19/08/2022 tarihleri arasında elektronik (online) kullanıcı girişi yapılarak&nbsp;alınacaktır.&nbsp;<br />
4. Bakanlığımızın ihtiyaç duyduğu hizmet türlerinde/mesleklerinde alımların il düzeyinde&nbsp;karşılanması yoluna gidilecektir. Başvurularda, kişilerin Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sisteminde&nbsp;kayıtlı olan adresleri dikkate alınacaktır.&nbsp;Başvurular, ilgili mevzuat hükümlerine göre Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından&nbsp;alınacaktır.<br />
5. Adaylar, ilan edilen kadrolardan yalnızca bir işyerine başvuru yapacaktır.<br />
6. Sürekli işçi kadrolarının meslek ve kadro sayısına göre dağılımı aşağıda belirtilmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<table border="1">
	<tbody>
		<tr>
			<td>S.N.</td>
			<td>Unvanı</td>
			<td>Meslek Adı</td>
			<td>Kadro Sayısı</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>1</td>
			<td>Sürekli İşçi</td>
			<td>Temizlik Görevlisi</td>
			<td>1,356</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<p><br />
Kamuoyuna ilanen duyurulur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Aug 2022 18:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/saglik-bakanligi-1356-engelli-surekli-isci-alacak-1660577219.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bilimleri Üniversitesi 26 Sözleşmeli Personel alıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bilimleri-universitesi-26-sozlesmeli-personel-aliyor-19398</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bilimleri-universitesi-26-sozlesmeli-personel-aliyor-19398</guid>
                <description><![CDATA[Üniversitemizin İstanbul Hamidiye Külliyesi’nde ve Ankara Gülhane Külliyesi’nde bulunan birimlerde istihdam edilmek üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin (B) fıkrasına göre 06.06.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Kararnameye ekli 28.06.2007 tarih ve 26566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar' da yer alan Ek 2. maddenin (b) fıkrasına göre KPSS (B) grubu puan sırası esas alınmak suretiyle toplam 26 (yirmi altı) adet sözleşmeli personel alınacaktır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GENEL VE ARANAN ŞARTLAR</strong><br />
A) Başvuru yapacak adaylarda 657 sayılı Kanun'un 48. maddesinde aşağıda belirtilen genel şartlar ile aranan şartları sağlamalıdır.<br />
1- Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.<br />
2- Bu Kanun’un 41. maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak.<br />
3- Kamu haklarından mahrum bulunmamak.<br />
4- Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak.<br />
5- Erkek adaylar için askerlik durumu itibariyle; askerlikle ilgisi bulunmamak, askerlik çağına gelmemiş bulunmak, askerlik çağına gelmiş ise askerlik hizmetini yapmış olmak veya askerlik durumu ertelenmiş olmak.<br />
6- 657 sayılı Kanun'un 53. maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla görevini devamlı yapmasına, engel olabilecek akıl hastalığı ve vücut sakatlığı ile ilgili engeli bulunmamak.<br />
7- Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması olumlu olmak.<br />
8- Çeşitli KHK ile kamu görevinden çıkarılmamış olmak.<br />
9- Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına ilişkin Esasların Ek 6'ncı maddesi gereğince "İşe alınması açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması, işe alınma açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini sonradan kaybetmesi..." hallerinde hizmet sözleşmesi kurumca tek taraflı olarak feshedilir.<br />
10- Koruma ve Güvenlik Görevlisi kadrosuna başvuracak adaylar için aranan şartlar;<br />
10.1. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 10. maddesindeki şartları taşımak.<br />
10.2. Yapılacak görev gereği mesai saatleri dışında ve hafta sonları çalışmaya herhangi bir engeli olmamak.<br />
10.3. Nöbet usulü çalışmaya engel bir durumu bulunmamak.<br />
10.4. Güvenlik görevini devamlı yapmaya engel sağlık sorunu bulunmadığını sağlık kurulu raporunda psikiyatri muayenesi ve kanaati mutlaka yer alacak şekilde sağlık kurulu raporuyla belgelendirmek.&nbsp;<br />
10.5. Adayların yirmi dört saat esasına göre vardiyalı çalışmasına ve iç/dış mekânlarda çalışmasına engel durumu bulunmamak.<br />
10.6. İlana son başvuru tarihi itibari ile 35 (otuz beş) yaşını bitirmemiş olmak diğer bir ifade ile 36 (otuz altı) yaşından gün almamış olmak.<br />
10.7. 165 cm’den kısa olmamak.<br />
11- Destek Personeli (Temizlik) kadrosuna başvuracak adaylar için aranan şartlar;<br />
11.1. Temizlik görevini devamlı yapmasına engel olabilecek hastalık ve benzeri engelleri bulunmamak,<br />
B) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi gereğince, sözleşmeli olarak istihdam edilenler, hizmet sözleşmesine aykırı hareket etmesi nedeniyle kurumlarınca sözleşmeleri feshedilmesi veya sözleşme dönemi içerisinde Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen istisnalar hariç sözleşmeyi tek taraflı feshetmeleri halinde, fesih tarihinden itibaren bir yıl geçmedikçe kurumların sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilemezler.<br />
C) Herhangi bir Sosyal Güvenlik Kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı almıyor olmak.<br />
D) Başvuran adaylarda, ortaöğretim mezunları için 2020 KPSS P94, ön lisans mezunları için 2020 KPSS P93 lisans mezunları için 2020 KPSS P3 puanı esas alınacaktır<br />
E) Başvurularda "Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik” Hükümleri uygulanır.<br />
F) Üniversitemiz gerekli durumlarda ilanın her aşamasında iptal ve/veya değişiklik yapma hakkına sahiptir.<br />
<br />
<strong>G) DİĞER AÇIKLAMALAR VE ÖNEMLİ HUSUSLAR</strong><br />
G.1. Adaylarla hizmet sözleşmesi yapılacak olup, sözleşmede belirtilen şartları yerine getirmeyen adayların sözleşmeleri feshedilecektir.<br />
G.2. İdare ihtiyaca bağlı olarak görev yaptığı il içinde eğitim öğretimin verildiği farklı birimlere kurum içi görevlendirme yapma hakkına sahiptir.<br />
G.3. Adayların şartlarda belirtilen belge ve sertifikaların geçerlilik süresi dolmamış olması, üzerinde yanıltıcı bilgi eksikliği olmaması ve ilanın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihinden önce sahip olması gerekmektedir.<br />
<br />
<strong>BAŞVURU ŞEKLİ, YERİ VE ZAMANI</strong><br />
Başvuru yapmak isteyen adayların; http://www.sbu.edu.tr adresimizde bulunan Başvuru Talep Formu’nu bilgisayar ortamında doldurup, çıktısını alarak istenilen belgelerle birlikte ilanın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihi izleyen 15. gün mesai bitimine (17:00) kadar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı (Hamidiye Külliyesi, Tıbbiye Cad. No: 38 Selimiye, Üsküdar, İSTANBUL) adresine veya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Şube Müdürlüğüne (Ankara Gülhane Külliyesi Emrah Mah. 06018 Etlik/Keçiören/ANKARA) şahsen başvurmaları gerekmektedir.<br />
1- Adaylar sadece tek bir unvan için ilan numarası belirterek başvuru yapacaklardır. Birden fazla ilan numarası ile başvuru yapıldığı takdirde bütün başvuruları geçersiz sayılacaktır.<br />
2- Başvuru ve işlemler sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu veya başvurulan pozisyonun şartını taşımadığı sonradan tespit edilenler ile istenilen belgeleri ibraz etmeyenlerin müracaatları geçersiz sayılacak, atamaları yapılmış olsa dahi iptal edilecektir.<br />
3- Adayların yapacağı başvurularda başvuru formunun doğruluğu tamamen adayın sorumluluğundadır, istenilen belgeler, başvuru formu veya istenilen belgelerdeki gerekli olan yerlerde imza vb. eksikliklerden Üniversitemiz sorumlu değildir.&nbsp;<br />
<br />
<strong>İSTENİLEN BELGELER</strong><br />
1. Başvuru Talep Formu (<a href="http://www.sbu.edu.tr/" target="_blank">http://www.sbu.edu.tr</a>) adresinden alınacaktır.<br />
2. 2020 KPSS Sınav Sonuç Belgesi.<br />
3. Aslını başvuru sırasında ibraz edilmek şartı ile Nüfus Cüzdanı veya T.C. Kimlik Kartı fotokopisi.<br />
4. İkametgâh Belgesi (e-Devlet üzerinden alınan karekodlu belge kabul edilecektir).<br />
5. Diploma veya Geçici Mezuniyet Belgesinin Aslı veya Noter Onaylısı (e-Devlet üzerinden alınan karekodlu belge kabul edilecektir). (Diploma fotokopisi verilecek ise diplomanın aslı ya da noter onaylısı başvuru sırasında ibraz edilmelidir.)<br />
6. Adli Sicil Kaydı (e-Devlet üzerinden alınan karekodlu belge kabul edilecektir).<br />
7. Askerlik Durum Belgesi (Erkek adaylar için) (e-Devlet üzerinden alınan karekodlu belge kabul edilecektir.)<br />
8. Belgeler ve sertifikalar (Aslı veya e-Devlet üzerinden alınmış karekodlu belge kabul edilecektir.)<br />
9. Koruma ve Güvenlik Görevlisi için aslını başvuru sırasında ibraz edilmek şartı ile geçerli özel güvenlik görevlisi kimlik kartı fotokopisi.<br />
10. Koruma ve Güvenlik Görevlisi için görevini devamlı yapmaya engel sağlık sorunu bulunmadığını belgelendirmek için sağlık kurulu raporunda psikiyatri muayenesi mutlaka yer alacak şekilde tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporu. (Başvuru Sırasında İstenmeyecek Olup, Atanmaya Hak Kazanan Adaylardan İstenecektir.)<br />
11. Koruma ve Güvenlik Görevlisi için görevini devamlı yapmasına engel olabilecek psikiyatrik hastalığı, bedensel engeli, şaşılık, körlük, topallık, işitme kaybı, uzuv noksanlığı, kekemelik ve benzeri engeller bulunmadığına dair sağlık beyanı. (Beyan formuna https://www.sbu.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir)<br />
12. Temizlik Personeli için temizlik görevini devamlı yapmasına engel olabilecek hastalık ve benzeri engelleri bulunmadığına dair sağlık beyanı. (Beyan formuna https://www.sbu.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir)<br />
13. Büro personeli, destek personeli (temizlik), koruma ve güvenlik görevlisi, mühendis unvanlı kadrolara başvuracak adaylar için tam teşekküllü devlet hastanelerinden alınacak sağlık raporu. (Başvuru Sırasında İstenmeyecek Olup, Atanmaya Hak Kazanan Adaylardan İstenecektir.)<br />
14. Son 6 ay içinde çekilmiş vesikalık fotoğraf (2 Adet).<br />
<br />
<strong>BAŞVURU DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ DUYURULMASI</strong><br />
1. Atanmaya hak kazanan adaylara ilişkin asil ve asil adayların 2 katı kadar yedek aday listeleri, Üniversitemiz (http://www.sbu.edu.tr) internet adresinden ilan edilecektir.<br />
2. Atanmaya hak kazanan adaylardan başvuran olmadığı, aranan şartları taşımadığı sonradan tespit edildiği veya feragat ettiği kadro için yedek adaylardan KPSS 2020 (B) grubu başarı puanı dikkate alınarak sırasıyla yerleştirme yapılacaktır.<br />
3. KPSS' de yüksek puan almak, ilanda yer alan sözleşmeli pozisyona yerleştirmede tek başına hak kazandırmayacak olup pozisyon için belirtilen genel ve aranan şartlara sahip olmayan adaylar değerlendirmeye alınmayacaktır.&nbsp;<br />
4. Eksik veya yanlış beyanda bulunan veya yapmış olduğu beyanı belgelendiremeyen adayların başvuruları geçersiz sayılacaktır. Gerçeğe aykırı belge verenler ya da beyanda bulunanlar hakkında yasal işlem başlatılacak olup, atamaları yapılmış ise atamaları iptal edilecektir, bu kişilere Üniversitemiz tarafından bir bedel ödenmiş ise bu bedel yasal faizi ile birlikte tazmin edilecektir.<br />
5. Bu ilan tebliğ mahiyetinde olacağından, ayrıca tebligat yapılmayacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 15:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/saglik-bilimleri-universitesi-26-sozlesmeli-personel-aliyor-1659444195.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Koca maymun çiçeğiyle ilgili açıklama yaptı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakani-koca-maymun-cicegiyle-ilgili-aciklama-yapti-19392</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakani-koca-maymun-cicegiyle-ilgili-aciklama-yapti-19392</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ülkemizde şu ana kadar 5 maymun çiçeği vakası görüldüğünü söyledi. 4 hastanın iyileştiğini bir hastanın ise izole durumda olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Koca, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Kabine Toplantısı'nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.</p>

<p>Maymun çiçeği virüsüne ilişkin bir soru üzerine Bakan Koca, "Şu ana kadar ülkemizde 5 maymun çiçeği virüsü hastası tespit edildi. Bu 5 hastaya filyasyon yapıldı ve yakın çevresi izole edildi. 4 hastamız tamamen iyileşti ve taburcu edildi, bir hastamız ise izolasyonda." dedi.</p>

<p>Hastaların sağlık durumlarının iyi olduğunu ve bir sorunlarının bulunmadığını dile getiren Koca, "Ülkemiz açısından bir endemi ya da küresel anlamda bir pandemi riski taşımamaktadır." diye konuştu.</p>

<p>Kovid-19 salgınında, ortaya çıkan ilk varyantların daha güçlü ve hasar verici olduğunu kaydeden Koca, Omicron varyantının ise daha bulaşıcı olduğuna ancak hastalarda hafif seyrettiğine işaret etti. Bakan Koca, "Hatırlatma dozlarının yapılmasını şiddetle öneriyorum. Ayrıca özellikle ileri yaştaki vatandaşlarımızı mutlaka korumalıyız." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Bakan Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarına ilişkin soruya da "Yeni bir yönetmelik hazırladık. Adaleti temin etmeye, emeğe karşılığını vermeye odaklandık. Taslak ilgili kurumların görüşlerine açıldı. Yakında yayınlanarak 15 Ağustos'ta devreye girecek. Hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın memnuniyeti ile sorunlar daha kolay çözülecek." yanıtını verdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Aug 2022 11:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/saglik-bakani-koca-maymun-cicegiyle-ilgili-aciklama-yapti-1659430882.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAPANMA KAPIDA,  MASKELER TAKILMALI!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/kapanma-kapida-maskeler-takilmali-19374</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/kapanma-kapida-maskeler-takilmali-19374</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde ve Türkiye’de vakalar hızla artarken uzmanlardan uyarılar da gecikmiyor. Maske tekrar zorunlu mu olacak?  4. hatırlatma dozu aşıları yaptırılmalı mı? Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Dane Ediger, “Kapanma olsun istemiyorsak maskeler tekrar hayatımıza girmeli. 4. dozu belli bir yaşın üzerine öneriyoruz ama toplumun geneli için “illa 4 doz uygulanmalı” diye bir veri yok. Diğer yandan yapılan araştırmalar 4. doz aşıların ölüm riskini en az %54 oranında azalttığını ortaya koyduğu için aşılanmanın önemli olduğunu belirtmek gerek” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni tip koronavirüs görülen ülke ve bölgelerdeki vakalara ilişkin verilerin derlendiği "Worldometer" internet sitesine göre, dünya genelinde Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 6 milyon 404 bin 837'ye vaka sayısı 575 milyon 879 bin 848'e ulaştı. Ülkemizde de durum farksız. Vakalar hızla artıyor. Peki neler yapmalı? 4. Doz aşıların alerji riskini artırdığı doğru mu? Uzmanlar hatırlatma dozunun vurulmasını öneriyorlar mı? Yeniden maskeli yaşama mı döneceğiz?&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi Doç. Dr. Dane Ediger&nbsp;</strong>ülkemizde bir haftada vakaların ikiye katlandığı bilgisini vererek şunları söyledi:&nbsp;<em>“DSÖ, geçen aydan bu yana artışları belirtmişti. Ülkemizde 1 haftada vaka sayıları ikiye katlandı. Günlük 32 bin vaka önümüze çıkıyor artık. Bu artış, yeni dalganın büyüklüğünü gösteriyor. Belli önlemler alınmazsa yayılma oranı artacak ve sağlık sistemine binen yük de eşzamanlı olarak artmış olacak. Pandemiyi son iki yıldır yaşayan bireyler olarak mayıs ayında hafiflemeyle kendisi gösteren gevşeme durumu, özellikle kapalı mekanlar ve toplu taşımalarda maske zorunluluğunun getirilmesiyle son bulmalı. Hastanelerde bile maske takılmama durumunu gözlemlemiştik ama hastaneler ve toplu taşıma başta olmak üzere N95 maske kullanılmasını önermekteyiz.”&nbsp;</em></p>

<p><em><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/1659009040_covid_asi_4_doz_.jpg" style="height:450px; width:800px" /></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>“TOPLUMUN GENELİ İÇİN İLLA 4. DOZ UYGULANMALI DİYE BİR VERİ YOK, AMA…”</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>4. hatırlatma dozu aşıları hakkında da önemli bilgiler veren Dr. Ediger, ABD’de 50 yaş üzeri bireylerin 4. doz aşılarını olduklarında ölüm riskinin %42 azaldığını ortaya koyan araştırmaların olduğunu söyledi. Yine İsrail’de yapılan bir çalışmayı da aktaran Ediger, “60 yaş üzerindeki kişilere 3. Doz üzerinden 4 ay geçtikten sonra yapılan 4.doz aşı ile; ağır hasta olma durumunun %64,&nbsp;<strong>ölüm oranının da %78 azaldığı gözlendi</strong>” dedi. 50-60 yaşları gibi belli bir yaşın üzerindeki kişilerin aşı olması gerektiğini belirten Ediger, diğer yandan riskli durumları barındıran, kronik hastalığı olan bireylerin, bağışıklık yetmezliği bulunanların, son bir yılda kemoterapi alıp son 6 ayda ışın tedavisi alanlar ve organ nakli yaptıranların da yine aşı olması gerektiğinin altını çizdi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;“Toplumun geneli için illa 4. doz uygulansın diye bir veri yok”&nbsp;</strong>diyen Dr. Ediger, “Sağlıklı bir bireyin de mutlaka yaşlı ve kronik hastalığı olan aile bireyleriyle teması olduğunu düşünürsek genel olarak toplumda aşılanmayı teşvik ediyoruz. 3. doz aşıyı olanların oranı ülkemizde %27’lerde kaldı. Biz 4. dozu saydığımız kişilere önermenin dışında aşı olanların oranının artırılması gerektiğini de düşündüğümüzden aşıyı öneriyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>“KAPANMAK İSTEMİYORSAK MASKELER TEKRAR HAYATIMIZA GİRMELİ”</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Covid geçirenlerin 3 ay sonra kandaki antikor seviyesinin düşmesinden dolayı 4. doz hatırlatma aşısını yaptırabileceklerini ifade eden Ediger sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em>“Kış aylarında sokağa çıkma yasağının önüne geçmek için bugün önlem almak şart. Omicron’un semptomları, boğaz ağrısı, ateş, halsizlik, vücut ağrısı, üst solunum yolu semptomları olarak kendini gösteriyor ve izolasyon süreci olmayınca da bulaş riski artıyor. Bu semptomlar görüldüğü an mutlak suretle test yapılıp izolasyon sürecine girilmeli ve kapanma yaşansın istenilmiyorsa maskeler tekrar hayatımıza girmeli.”&nbsp;</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Hakkında:</strong></p>

<p>Ülkemizde alerji ve immünoloji alanında kurulan ilk dernek olan Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD), erişkin- çocuk alerji ve klinik immünoloji uzmanlarını bir çatı altında toplamaktadır. Alerji ve Klinik İmmünoloji biliminin ve hizmetinin ülkemizde gelişimine katkı sağlamayı ve alerjik – immünolojik hastalıklar konusunda toplumda farkındalık oluşturulmasını hedefleyen AİD, uluslararası katılımlı kongre ve bilimsel toplantılar gerçekleştirerek branş hekimlerinin ve ilişkili sağlık personelinin en yeni bilgiler ile güncellenmesi sağlanmaktadır. Uluslararası bilimsel kurumlarla (AAAAI, EAACI, SIAF, WAO) iş birliği yapan dernek bu iş birliklerinin ışığında uluslararası kurumların düzenlediği kongre ve kursları ülkemizde başarıyla gerçekleştirmiş, ülkemizi başarıyla temsil ederek biliminin ilerlemesine önemli bir katkı sunmuştur. Yine farkındalık yaratma misyonuyla öne çıkan dernek, üyeleri için bilimsel toplantılara katılımı için maddi destek sağlamakta dernek üyeleri dışında da bedelsiz bir şekilde kurs ve okul şeklinde çeşitli eğitim toplantıları düzenlenmektedir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Aug 2022 10:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/kapanma-kapida-maskeler-takilmali-1659338305.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrekleriniz Gerçekten Sağlıklı mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bobrekleriniz-gercekten-saglikli-mi-19372</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bobrekleriniz-gercekten-saglikli-mi-19372</guid>
                <description><![CDATA[Böbreklerin Sağlıklı Olup Olmadığını Görmek İçin İdrar Tahlili ve Kan Kreatin Değerlerine Birlikte Bakılmalı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em>Böbrek sağlığının başta kalp ve damar sistemi olmak üzere tüm organları etkilediğini söyleyen Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Abdullah Özkök, özellikle kronik böbrek hastalıklarının sinsi ilerlemesi nedeniyle hastaların semptomları göremediğini söyledi. Böbreklerin sağlıklı olup olmadığın görebilmek için kan kreatin değerleri ve idrar tahlilinin birlikte bakılması gerektiğine işaret etti.&nbsp;</em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Fazla tuz tüketiminden obeziteye, hareketsiz yaşamdan genetik etkenlere kadar birçok etken böbrek hastalıkları için zemin hazırlayabiliyor. Bununla birlikte iyi çalışmayan böbreklerin çok daha ciddi sorunlara neden olabileceğini söyleyen Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Abdullah Özkök, özellikle diyabet, hipertansiyon, taş hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olan kişilerin rutin olarak böbrek sağlığı açısından takibinin çok önemli olduğunu söyledi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>AİLESİNDE BÖBREK HASTALIĞI OLANLAR DİKKAT!</strong></p>

<p>Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Abdullah Özkök’ün verdiği bilgiye göre, toplumda en sık görülün böbrek hastalıklarının başında,&nbsp;şeker hastalığına bağlı gelişen diyabetik nefropati geliyor. Sağlıksız beslenme, obezitenin artması hareketsiz yaşam gibi birçok etkene bağlı olarak diyabet sıklığının giderek artmasının yakın gelecekte diyabetik nefropati vakalarında da artışa neden olabileceğine işaret eden Prof. Dr. Abdullah Özkök, böbrek hastalıklarıyla ilişkili diğer sorunlarla ilgili şu bilgileri verdi:&nbsp;</p>

<p>“Böbrek hastalığına yol açan İkinci en sık hastalık ise hipertansiyondur. Burada artan tuz tüketiminin çok kötü etkiler yarattığını söyleyebilirim. Türk Nefroloji Derneği kayıtlarına göre son dönem böbrek yetersizliği hastalarının yüzde 36’sında böbrek hastalığı sebebi şeker hastalığı, yüzde 26’sında ise hipertansiyondur. Diğer en sık sebepler glomerulonefritler, polikistik böbrek hastalığı ve böbrek taşlarını sayabiliriz. Polikistik böbrek hastalığı genetik bir hastalıktır, hastalığın genetik geçiş oranı yüksektir. Bundan dolayı ailenin bir bireyinde bu hastalık saptandığında, diğer aile bireylerinin de incelenmesi gerekir. Aynı şekilde bazı glomerulonefrit ve taş tipleri de genetik ve ailesel olarak geçebilmektedir. Bu yüzden ailede böbrek hastalığı olan kişilerin böbrek sağlığı açısından kontrol edilmesinde fayda vardır.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İYİ ÇALIŞMAYAN BÖBREKLER TÜM SİSTEMİ ETKİLİYOR</strong></p>

<p>Böbreklerin vücuttaki toksik maddelerin atılması, sıvı dengesi ve kan yapımını sağlayan hormonların salgılanması gibi önemli görevleri olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Abdullah Özkök, “İyi çalışmayan böbreklerin toksik maddelerin vücutta birikmesi, kalbin iyi kasılamaması, kalp etrafında sıvı birikmesi, damar tıkanıklıkları ve damar duvarında kireçlenme, vücutta fazla sıvı birikimine bağlı olarak akciğerlerde sıvı toplanması ve akciğer ödemi, yeterli hemoglobin üretilemediği için kansızlık gibi birçok sorunu da beraberinde getirecektir” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İLERİ EVRELERDE GERİ DÖNÜŞÜMSÜZ HASARA NEDEN OLUR</strong></p>

<p>Böbrek hastalıklarının en problemli yönünün çok sinsi ilerlemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Özkök, konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Böbrek hastalıklarında başlangıçta halsizlik, gece sık idrara çıkma gibi hafif şikayetler görülür. Diğer organları da etkileyen daha ciddi bulgular ortaya çıktığında ise genellikle hastalık çok ilerlemiş ve bazı hastalarda maalesef geri dönüşümü olmayan evreye geçmiş olur.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>“KAN KREATİN DEĞERİ TEK BAŞINA BÖBREKLERİN SAĞLIKLI OLDUĞUNU GÖSTERMEZ!”</strong></p>

<p>Böbrek hastalıklarının genellikle idrarda protein veya kan kaçağı şeklinde başlayarak en son evresinde süzme fonksiyonlarında bozukluğa ve kan kreatinin değerlerinde artışa neden olduğunu anlatan Prof. Dr. Abdullah Özkök, “Dolayısıyla idrar tahlili yapmadan sadece kan tahlillerindeki kreatinin değerlerine bakarak kimseye böbreklerin sağlıklı denilemez” dedi. Prof. Dr. Abdullah Özkök, bu nedenle çocukluk çağından başlayarak herkesin idrar tahlili ve kan kreatinin değerlerinin kontrol edilmesinin asemptomatik, belirti vermeyen böbrek hastalıklarının yakalanması açısından önem çok önemli olduğunun altını çizdi.&nbsp;</p>

<p>Prof. Özkök sözlerine şöyle devam etti: “Kan kreatinin değeriniz normal olabilir fakat çok ciddi böbrek hastalığınız olabilir. Bu yüzden basit tam idrar tahlilinin gözden kaçırılmaması ve kontrollerde mutlaka bakılması gereklidir. &nbsp;Kanda kreatinin değerinin, tam idrar tahliliniz ve üriner sistem ultrasonunuzun üçü birden normalse böbrek sağlığınız çok yüksek bir ihtimalle iyi olduğu söylenebilir. Bu üç tetkik de böbrek sağlığını değerlendirmede için çok önemlidir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>DİYABET HASTALARI YILDA BİR MUTLAKA BÖREKLERİNİ KONTROL ETTİRMELİ!</strong></p>

<p>Diyabet, hipertansiyon, taş hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olan kişilerin rutin olarak böbrek sağlığı açısından takibinin yapılması gerektiğinin altını çizen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Nefroloji uzmanı Prof. Dr. Abdullah Özkök, “Özellikle diyabet hastalarının hiçbir şikayetleri ve böbrek hastalığı olmasa bile en az yılda bir kez kanda kreatinin değeri, tam idrar tahlili ve idrarda albümin kaçağı açısından kontrol edilmesi gerekir. Bu hastalıklara bağlı böbrek tutulumu olan hastalar, hastalık durumlarına göre daha sık da takibe ihtiyaç duyabiliyor.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>TANSİYON NORMAL BİLE OLSA FAZLA TUZ BÖBREKLERİ&nbsp;</strong><strong>BOZABİLİR</strong></p>

<p>Toplumsal olarak böbrek sağlımızı korumak için öncelikle diyabet ve obeziteyle mücadele edilmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Abdullah Özkök, alınması gereken önlemler konusunda şunları anlattı: “Fruktoz ve glukoz şurubu içeren içeceklerden mümkün olduğunca uzak durmalıyız. Tuz tüketimini azaltmalıyız. Siz her ne kadar yemeklerinize tuz eklemiyorsanız da eğer fast-food ve hazır, işlenmiş gıda tüketiminiz fazlaysa, çok yüksek oranda tuz tüketiyorsunuz demektir. Tansiyon değeriniz normal olsa bile fazla tuz tüketimi böbrek sağlığı açısından sakıncalı olabilir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Aug 2022 09:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/08/bobrekleriniz-gercekten-saglikli-mi-1659337071.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koronavirüs vakaları artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/koronavirus-vakalari-artiyor-19366</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/koronavirus-vakalari-artiyor-19366</guid>
                <description><![CDATA[eKonsey Dahiliye Bölüm Sorumlusu Dr. Jan Klod Kayuka: “Alacağımız önlemlerle koronavirüs artışını durdurabiliriz”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kişiye özel sağlık tavsiyeleri veren Online Medikal Danışmanlık Platformu&nbsp;</strong><strong>eKonsey.com online sağlık platformu Dahiliye Bölüm Sorumlusu Dr. Jan Klod Kayuka, artan koronavirüs vakaları hakkında açıklamalarda bulundu. Son dönemlerde COVID-19 pandemisine ait yeni varyantların ortaya çıkması nedeniyle koronavirüs salgınını tekrardan gün yüzüne çıktığını belirten Dr. Kayuka, “Tedbirlerin azalması, vakaların artmasına neden oldu. Varyantları kontrol edemesek de kendi kendimize alacağımız önlemlerle bu artışı durdurabiliriz. Özellikle aşılarımızı yaptırılarak, hastalığa yakalanma riskini azaltabiliriz” dedi.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tibet Erdoğru tarafından kurulan ve kişiye özel sağlık sorunlarına yönelik tavsiye niteliğinde kararlar veren online medikal danışma platformu eKonsey.com, artış gösteren kişiye özel bakım talebine; bilgi, tecrübe ve çoklu bakış felsefesiyle benimsediği bütüncül tıbbi yaklaşımla yanıt veriyor. Online medikal danışma platformu eKonsey.com’un Dahiliye (İç Hastalıklar) Bölüm Sorumlusu Dr. Jan Klod Kayuka, yeni COVID-19 varyantları nedeniyle son haftalarda artan koronavirüs vakalarına karşı önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dr. Jan Klod Kayuka<strong>,&nbsp;</strong>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge’nin, Avrupa genelinde yaşanan COVID-19 vaka sayılarında son haftalarda görülen artış dolayısıyla sonbahardan itibaren virüsle mücadelenin iyice zorlaşabileceği uyarısında bulunduğunu söyledi.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>“ÜÇÜNCÜ DOZ AŞININ BIONTECH YAPTIRILMASI ÖNERİLİYOR”</strong></p>

<p>Son dönemlerde COVID-19 pandemisine ait yeni varyantların ortaya çıkması nedeniyle COVID-19 tekrar gündemimizde diyen Dr. Kayuka, “Ortaya çıkan BA.4 ve BA.5 alt varyantı önceki formlara benzemekle birlikte hasta etme etkenine sahip ciddi bir virüs. Toplumumuzda özellikle üçüncü doz aşıyı yaptıranlar arasında 18 yaşın üzerinde olanların sayısı, yüzde 33 civarında. Bu virüsün bizi hasta etme ihtimali çok daha yüksek. Salgının başlarında ölü bir virüs aşısı olan Sinovac aşısını yaptırdık. Bu nedenle de bu aşının hastalıktan koruma potansiyeli çok düşük. Dolayısıyla iki doz aşı yaptıranların hastalığa yakalanma riski daha yüksek olması nedeniyle üçüncü doz aşının Biontech yaptırılması öneriliyor” diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>“VARYANTLARI KONTROL EDEMESEK DE ÖNLEM ALMAK BIZIM ELİMİZDE”</strong></p>

<p>Tedbirlerin azalması ve özensiz davranılmasının vakaları artırdığını söyleyen Dr. Kayuka, “Varyantları kontrol edemiyoruz fakat önlem almak bizim elimizde. Vakaların artmasına rağmen vefat sayısının az olması ise mutasyonun bulaş özelliğinin artması öldürücülüğün ise azalmasına bağlı” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>DR. JAN KLOD KAYUKA KİMDİR?</strong></p>

<p>1965 yılında Antakya'da doğan Dr. Jan Klod Kayuka, 1988 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden dereceyle mezun oldu. İç hastalıkları uzmanlığını tamamlamasının ardından, kariyerine Paris Cochin Hastanesi’nde devam etti ve nadir hastalıklar, gastroenteroloji konularında çalışmalar yaptı. Dr. Kayuka, dünyada yayımlanmış 80 vakası olan 'Kaçış Sendromu' hastalığını Türkiye’de ilk teşhis eden doktor olarak da tanındı. Bu teşhisiyle birlikte, özellikle teşhisi zor hastalıklar konusunda başvurulan, önde gelen doktorlardan biri oldu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Jul 2022 14:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/07/koronavirus-vakalari-artiyor-1659179992.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUSTAFA YENEROĞLU’NDAN HASTA MAHPUSLAR AÇIKLAMASI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/mustafa-yeneroglundan-hasta-mahpuslar-aciklamasi-19334</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/mustafa-yeneroglundan-hasta-mahpuslar-aciklamasi-19334</guid>
                <description><![CDATA[‘Ağır hasta veya ileri derece engelli mahpusların cezaevinde tutulması zulümdür; Çevik Bir de Aysel Tuğluk da aynı zulmün mağduru’]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu, ağır hasta ve ileri derecede engelli mahpusların durumunu gündeme taşıdı. Emekli orgeneral Çevik Bir ile siyasetçi Aysel Tuğluk’un aynı zulmün mağduru olduğunu savunan Yeneroğlu</strong>&nbsp;<strong>Adli Tıp Kurumu üzerindeki siyasi baskılara tepki gösterdi. Yeneroğlu, acilen infaz hukuku reformu yapılmasını istedi.</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sivil toplumun yaptığı araştırmalara göre cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutuklu ya da hükümlünün bulunduğu bilgisini paylaşan Yeneroğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘Bir buçuk yılda en az 46 kişi hastalıktan hayatını kaybetti’</strong></p>

<p>“Bu kişiler arasında ağır hasta ve engellilik durumu olanlar ile yeme, içme gibi en temel kişisel ihtiyaçlarını dahi tek başlarına gideremeyenlerin olduğu biliniyor. Yalnızca 2021 yılının başından bu yana en az 46 kişi hastalıkları dolayısıyla hayatını kaybetti.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘Cezaevi koşulları hak ihlallerini beraberinde getiriyor’</strong></p>

<p>“Avrupa Konseyi tarafından yayımlanan 2021 Ceza İstatistikleri Raporu’nda en kalabalık cezaevlerinin Türkiye’de olduğu ve aynı zamanda yine Türkiye’nin tutuklu ve hükümlü mahpus sayısı bakımından da 47 ülke arasında ikinci sırada yer aldığı belirtiliyor. Ayrıca cezaevlerinin fiziksel koşulları ve sağlık hizmetlerine erişim konularında ciddi zorlukların yaşanması pek çok hak ihlalini de beraberinde getirmektedir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘Acil reform yapılmalı’</strong></p>

<p>“Ülkemizde acil bir şekilde infaz hukuku alanında reformların yapılması ve cezaevi koşullarının iyileştirilmesi yanında infaz erteleme konusunda insan haklarını temel alan bir yaklaşımın benimsenmesi hukuki ve vicdani bir yükümlülüktür. Her şeyden önce, tutuklu ve hükümlülerin hızlı ve etkili bir şekilde tedavi edilmelerini sağlayacak tedbirler alınmalıdır.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘ATK üzerindeki siyasi baskılara son verilmeli’</strong></p>

<p>“Öte yandan ATK’nın yapısında iyileştirilmeye gidilerek hızlı karar alınmasının önü açılmalı ve ATK üzerindeki siyasi baskılara son verilmelidir. Keyfî uygulamaların önüne geçilebilmesi için ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen mahpuslar açısından ağır ve somut bir tehlike oluşturmama kriterinin kapsamı mevzuatta açık bir şekilde çizilmeli ve siyasi suçluların kapsam dışında tutulmasına son verilmelidir.”&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘Adli Tıp Kurumu, siyasi saiklerle karar veriyor’</strong></p>

<p>“İnfaz Kanununun 16. maddesinde, akıl hastalığı ile diğer hastalıklara maruz kalmış veya cezaevinde kalamayacak derecede ağır hasta ve engelli olan mahpuslar için infazın ertelenmesine ilişkin düzenlemeler yer alıyor. Ancak bu madde kapsamında infaz erteleme kararı verilebilmesi için diğer hastalıklara yakalanmış olan mahpuslar bakımından infazın mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ettiğine dair Adli Tıp Kurumunca (ATK) hazırlanmış ya da onaylanmış bir rapor alınması gerekiyor. Aynı zamanda akıl hastalığı ile maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek olup bunun yanında toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmaması gereken mahpuslar için de yine ATK’dan alınacak rapor aranıyor. Uygulamada, bu durumların siyasi saiklerle değerlendirildiği ve keyfi kararlar verildiği görülmektedir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘ATK raporlarıyla ağır hasta mahpuslar mağdur ediliyor’</strong></p>

<p>“Hasta mahpuslar için hastaneler tarafından ‘hapishanede kalamaz’ raporları verilmesine rağmen ATK tarafından verilen aksi yöndeki raporlarla ağır hastalığı olan mahpuslar mağdur ediliyor. Örneğin çeşitli hastanelerde ileri düzey demans teşhisi konulan ve hayatını sürdürmek için başkalarına ihtiyaç duyduğu açıkça ifade edilen hükümlüler Çevik Bir ve Aysel Tuğluk hakkında ATK, bu kişilerin hayatlarını cezaevinde sürdürebileceklerini belirtti. Çevik Bir de Aysel Tuğluk da aynı zulmün mağduru.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘İnfaz ertelemesi yapılabilecekken yapılamıyor’</strong></p>

<p>“Benzer şekilde, yine 84 yaşında olan ve cezaevinde birçok kez kalp krizi geçiren hükümlü Mehmet Emin Özkan için hazırlanan hastane raporunda, sürekli hastalık ve demans durumu olduğu belirtilerek cezaevinde kalamayacağı ortaya konuldu. Ancak Özkan, ATK’nın haziran ayında verdiği aksi yöndeki raporu dolayısıyla cezaevinde tutulmaya devam ediyor. Belirtilen bu ve benzer durumda olan mahpusların infaz ertelenmesi yapılabilecekken ATK raporu doğrultusunda infaz ertelemeleri yapılamıyor.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘Necdet Erik’in tutuklanması vicdanları yaralamıştır’</strong></p>

<p>“Vicdanları yaralayan güncel başka bir örnek de elektrik çarpması sonucu iki kolu kesilen, vücudunun çeşitli yerlerinde derin yanıklar oluşan ve yatağa bağlı kalan tutuklu Necdet Erik’in cezaevine gönderilmesidir. Hakkında adli kontrol hükümleri uygulanabilecekken tutuklanması vicdanları yaralamıştır.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>‘İnsanların yaşam hakları dahi ellerinden alınıyor’</strong></p>

<p>“Ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyecek mahpuslarla ilgili olarak ifade edilen ‘toplum güvenliği bakımından ağır ve somut bir tehlike oluşturmama’ kriteri ise özellikle siyasi suçlular bakımından aleyhe yorumlanarak uygulamada keyfi kararlar alınıyor. Böylece, insanlık dışı ve kötü muamele yasağına aykırı şekilde bu kişiler cezaevlerinde tutulmaya devam ediliyor ve kimi hallerde insanların yaşam hakları dahi ellerinden alınıyor.”&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Jul 2022 14:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/07/mustafa-yeneroglundan-hasta-mahpuslar-aciklamas-1658919908.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanlığı&#039;ndan &#039;maymun çiçeği&#039; rehberi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakanligindan-maymun-cicegi-rehberi-19333</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakanligindan-maymun-cicegi-rehberi-19333</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 'Maymun Çiçeği' için bir rehber hazırladı. Rehberde bu virüsle temas halinde ne yapılması gerektiğinden karantina şartlarına kadar detaylı bilgiler yer alıyor. DSÖ, geçtiğimiz günlerde bu hastalık için 'küresel acil durum' ilan etmişti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başta Avrupa olmak üzere dünyada yayılmayı sürdüren maymun çiçeği salgınına karşı Sağlık Bakanlığı bir rehber hazırladı.<br />
Rehberde Maymun Çiçeği'nin; ateş, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, kızarıklık semptomları ve şişmiş lenf nodları ile kendini gösterdiği bir kez daha hatırlatıldı.</p>

<p><strong>&nbsp;<br />
AĞIR VAKALAR ORTAYA ÇIKABİLİR!</strong><br />
Genelde 2 ila 4 hafta süren semptomlarının olduğu ve kendini sınırlayan bir hastalık olduğu da raporda yer aldı. Ancak ağır vakaların da ortaya çıkabileceği belirtildi.&nbsp;</p>

<p>Maymun Çiçeği'nin,&nbsp;çiçek hastalığına benzediği de raporda yer aldı.&nbsp;</p>

<p>'Maymun Çiçeği, çiçek hastalığından daha az bulaşıcı ve daha az ciddi hastalığa neden olur'' denildi.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>İşte bakanlığın rehberinde yer alan diğer ayrıntılar..</strong><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p><br />
<strong>ÇİĞ ETE DİKKAT</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Çiğ ve az pişmiş enfekte hayvanların etleri ve enfekte hayvanların diğer hayvansal ürünlerini yemek olası bir risk faktörü.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>İnsandan insana bulaşma, enfekte kişiyle uzun süreli yakın temas, cilt lezyonları ile doğrudan bütünlüğü bozulmuş deri veya göz, burun, ağız mukozalarıyla temas veya yakın zamanda cilt lezyonlarına temas etmiş yatak çarşafı, havlu gibi yakın temastan kaynaklanabilir.</p>

<p><br />
<strong>Enfekte anneden bebeğe plasenta yoluyla geçebilir.</strong></p>

<p>Cinsel yolla bulaş bir diğer risk faktörü. Ancak ilişki sırasındaki yakın temas bulaşmanın nedeni de olabileceğinden cinsel yolla bulaşma bugün için netleşmemiştir.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>KULUÇKA SÜRESİ NE KADAR?</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Maymun çiçeğinin kuluçka süresi, riskli temastan semptomların başlangıcına kadar genellikle 6-14 gündür, ancak 5-21 gün arasında değişebilir.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>MAYMUN ÇİÇEĞİ BELİRTİLERİ NELER?</p>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Klinik tablo, ateş, yoğun baş ağrısı, lenf düğümlerinin şişmesi, sırt ağrısı, kas ağrıları ve yoğun halsizlik ile başlar.</p>

<p>Bu bulgular ilk 5 gün ön plandadır. Deri döküntüsü genellikle ateşin ortaya çıkmasından sonraki 1-3 gün içinde başlar.</p>

<p><strong>AVUÇLAR VE AYAK TABANLARI</strong></p>

<p>Vakaların yüzde 95’inde ellerin avuçlarını ve yüzde 75’inde ayak tabanlarını etkiler. Genital bölge ve kornea da etkilenir.</p>

<p>Klinik tabloda bazı kişilerde ışığa hassasiyet, üşüme, terleme de görülebilir.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Uçak, tren, otobüs gibi toplu taşımalarda vakanın hemen yanında oturan yolcular, evdeki izolasyonlarında hane halkı ile aynı ortamda bulunmadan kendilerini mümkünse ayrı bir odada izole edecekler.</p>

<p>Hane halkı ile aynı ortamda bulunulduğunda maske takılacak.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yaklaşık bir ay önce Türkiye'deki ilk Maymun Çiçeği vakasını duyurmuştu. Ancak bugüne kadar vakanın durumuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Jul 2022 13:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/07/saglik-bakanligindan-maymun-cicegi-rehberi-1658919524.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>eKonsey Dahiliye Bölüm Sorumlusu Dr. Jan Klod Kayuka:  Alacağımız önlemlerle koronavirüs artışını durdurabiliriz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ekonsey-dahiliye-bolum-sorumlusu-dr-jan-klod-kayuka-alacagimiz-onlemlerle-koronavirus-artisini-durdurabiliriz-19315</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ekonsey-dahiliye-bolum-sorumlusu-dr-jan-klod-kayuka-alacagimiz-onlemlerle-koronavirus-artisini-durdurabiliriz-19315</guid>
                <description><![CDATA[Kişiye özel sağlık tavsiyeleri veren Online Medikal Danışmanlık Platformu eKonsey.com online sağlık platformu Dahiliye Bölüm Sorumlusu Dr. Jan Klod Kayuka, artan koronavirüs vakaları hakkında açıklamalarda bulundu. Son dönemlerde COVID-19 pandemisine ait yeni varyantların ortaya çıkması nedeniyle koronavirüs salgınını tekrardan gün yüzüne çıktığını belirten Dr. Kayuka, “Tedbirlerin azalması, vakaların artmasına neden oldu. Varyantları kontrol edemesek de kendi kendimize alacağımız önlemlerle bu artışı durdurabiliriz. Özellikle aşılarımızı yaptırılarak, hastalığa yakalanma riskini azaltabiliriz” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemlerde COVID-19 pandemisine ait yeni varyantların ortaya çıkması nedeniyle COVID-19 tekrar gündemimizde diyen Dr. Kayuka, “Ortaya çıkan BA.4 ve BA.5 alt varyantı önceki formlara benzemekle birlikte hasta etme etkenine sahip ciddi bir virüs. Toplumumuzda özellikle üçüncü doz aşıyı yaptıranlar arasında 18 yaşın üzerinde olanların sayısı, yüzde 33 civarında. Bu virüsün bizi hasta etme ihtimali çok daha yüksek. Salgının başlarında ölü bir virüs aşısı olan Sinovac aşısını yaptırdık. Bu nedenle de bu aşının hastalıktan koruma potansiyeli çok düşük. Dolayısıyla iki doz aşı yaptıranların hastalığa yakalanma riski daha yüksek olması nedeniyle üçüncü doz aşının Biontech yaptırılması öneriliyor” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Jul 2022 11:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/07/ekonsey-dahiliye-bolum-sorumlusu-dr-jan-klod-kayuka-alacagimiz-onlemlerle-koronavirus-artisini-durdurabiliriz-1658824511.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pandemi hastanesinde &#039;yeni dalga&#039; önlemleri başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/pandemi-hastanesinde-yeni-dalga-onlemleri-basladi-19294</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/pandemi-hastanesinde-yeni-dalga-onlemleri-basladi-19294</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'nin en büyük pandemi hastanesi, Sancaktepe'deki Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nde yeniden Kovid hazırlıklarına geçildi. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ayaktan hasta başvurularının 3-4 kat arttığını ve günlük ayaktan başvuru sayılarının 200'lerden 900'lere çıktığını kaydeden Başhekim Doç. Dr. Alpaslan Tanoğlu, "Kovid'de yeni dalgaya girdik diyebilirim. Henüz hastaneye yatışlara çok büyük bir yansıması yok ancak önceki dalgalardan biliyoruz ki ayaktan başvurular bir süre sonra yatış ve yoğun bakımlara da yansıyor" dedi.</p>

<p>Türkiye'nin en büyük pandemi merkezi Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nde, çok değil bundan iki ay önce Kovid dışı servisler artırılarak pandemi sonrası normalleşmeye geçiş yapılmıştı. Ancak Avrupa'da başlayıp ülkemize de yansıyan vaka sayılarındaki artış nedeniyle, hastanede Kovid servisleri yeniden aktif edilmeye başlandı. Başhekim Doç. Dr. Alpaslan Tanoğlu, günlük ayaktan hasta başvuru sayılarının 3-4 kat arttığını kaydetti.&lt;/p&gt;</p>

<p><strong>GÜNLÜK 800 BAŞVURU, PCR POZİTİFLİĞİ DE ARTTI</strong><br />
Doç. Dr. Tanoğlu, "Kovid sonrası normalleşme sürecimiz bu dalgayla beraber yine önlem alarak hazırlık yapmamızı gerektirdi. Yeni bir dalgayla karşı karşıyayız gibi gözüküyor. Bir ay öncesine kadar Kovid sonrası yeni normale dönmüş durumdaydık. Burası da Anadolu yakasının en büyük pandemi hastanesi. Yeni poliklinikler, yeni 'temiz' servisler açmıştık. Dahiliyede, enfeksiyon hastalıklarında, göğüs hastalıklarında, hatta cerrahi servisler de dahil. Fakat son 15-20 gün içerisinde Avrupa'daki dalganın bize de geldiğini görmekteyiz, ayaktan başvuran hasta sayısında hızlı bir artış var Kendi hastanemizde bundan bir ay önce yaklaşık 200 civarında günlük hasta geliyordu. Bunların yaklaşık 100 civarında PCR testi yapılıyordu. Negatiflik daha fazlaydı, pozitifleri daha az görüyorduk. Fakat şu an itibariyle son birkaç güne baktığımızda 800-850 civarında hasta başvuruyor. Bunların yaklaşık 700-750'sine PCR testi gerekli oluyor. rakamlar bize yeni bir dalga ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor" dedi.&lt;/p&gt;</p>

<p><strong>50 YAŞ VE ÜSTÜ HASTALAR DA GÖRMEYE BAŞLADIK</strong><br />
Her yeni Kovid dalgası öncesi ayaktan hasta sayısında artış görüldüğünü, bu artışların yavaş yavaş yatışlara ve daha sonra da yoğun bakımlara yansıdığını kaydeden Doç. Dr. Tanoğlu, "Biz de bu nedenle tedbir olarak Kovid kliniklerine doğru dönüş yapmaya başladık. Gördüğümüz kadarıyla vakaların büyük çoğunluğu aşısızlar ya da aşılarını tamamlamamış olanlar. Yoğun bakımlara tam manada ciddi bir yansıma olmadı şimdilik. Genel olarak servislerde olsun, yoğun bakımlarda olsun, 60-65 yaş üstü kişiler, ek hastalığı olanlar, immünsüpresif dediğimiz bağışıklığı baskılayıcı hastalığı olan ya da bu tip ilaçları kullananlar ağırlıkta. Son günlerde 50 yaş ve üstündekilerde de yatış gözlemliyoruz. Yoğun bakımlara hasta yansıması olmasın, kayıplarımız olmasın diye şimdiden tedbirimizi almamız gerekiyor. Eksik aşısı olanların bir an önce hatırlatma dozlarını yaptırması gerekiyor" diye konuştu.&lt;/p&gt;</p>

<p><strong>BELİRTİLERİ DEĞİŞTİ, AKCİĞER TUTULUMU NADİR</strong></p>

<p>Yeni dalgayla beraber hastalığın belirtilerinde de bir değişim olduğuna işaret eden Tanoğlu, şu bilgileri verdi: "Mesela önceki dalgalarda sıkça şahit olduğumuz koku ve tat değişikliklerini daha az görüyoruz. Onun yerine boğaz ağrısı, öksürük, balgam çıkarma, ateşlenme, kas ağrıları gibi soğuk algınlığı tablosu daha ağır kendini gösteriyor. Bizim için sevindirici olan, akciğer tutulumlarının daha az görülmeye başlanması. Zaten yatışların da çok artmamasının en önemli sebeplerinden birisi bu. Akciğer tutulumu daha nadir ve daha hafif. Tamamen sağlıklı kişilerin kendini koruyarak riskli gruptaki insanlara hastalığın iyice yayılmasının önüne geçmemiz gerekiyor. Bu nedenle de kişisel tedbirleri vurguluyoruz. Yani kapalı ve kalabalık ortamlarda mutlaka maske takılmalı. Bu varyantın en önemli özelliği çok çabuk bulaşması. Yaz olması bizim için bir avantaj ama yine de kapalı mekanlarda uzun süre duruluyorsa, kalabalık alanlarda maske mutlaka takmak gerekiyor. Bazen bakıyoruz maalesef hastanemizde bile o dışardaki rahatlığı görüyoruz. Hasta ve yakınları hastanede dahi maske takmayabiliyor. Artık bu çok net bir uyarı ki hastanede sizleri korumak için maskeyi takmanızı istiyoruz"&nbsp;dedi</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Jul 2022 12:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/07/pandemi-hastanesinde-yeni-dalga-onlemleri-basladi-1658482040.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof.Dr.Tevfik Özlü&#039;den &#039;kapanma&#039; açıklaması</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/profdrtevfik-ozluden-kapanma-aciklamasi-19281</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/profdrtevfik-ozluden-kapanma-aciklamasi-19281</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, 2020- 2021’deki gibi tekrar kaotik bir ortama geri dönülmesine ihtiyaç olacağını düşünmediğini belirterek, "Yani zorunlu bir kapatma ya da o öyle bir ihtiyaç olacağını düşünmüyorum. Öyle bir şey gündemde değil" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, zorunlu kapanmaların gündemde olmadığını belirterek virüse karşı toplumsal bağışıklık oluştuğunu söyledi.<br />
Riskli grupların dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özlü, "Grip düşünün mesela. Daha önce grip geçirmiş olmanız sizin bir daha grip geçirmeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Bu da onun gibi. Yani bu oluşan bağışıklık bütünüyle sizi hasta olmaktan korumuyor ama yine de oluşan bağışıklığın hastalığın ağır seyretmesini engelleyici bir özelliği olduğunu sanıyorum, ben böyle inanıyorum. Çünkü toplumda bir bağışıklık oluştu. Yani gerek aşılamalardan dolayı gerek hastalığı geçirenlerden dolayı. Yeterli düzeyde olmasa bile bir bazal koruma oluştu. Bu hastalığın daha hafif seyretmesine yol açıyor. Bir de virüsün geçirdiği mutasyon da aynı yönde olunca bu iyi bir gelişme. Ben artık 2020- 2021’deki gibi tekrar kaotik bir ortama geri döneceğimizi düşünmüyorum. Kötü günlerin geride kaldığını düşünüyorum" diye konuştu.<br />
'Kapalı yerde maskesizlik risk'<br />
Risk gruplarının dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Özlü, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Bir de yüksek riskli ortamlar var. Mesela toplu taşıma bunlardan bir tanesi, asansörler bunlardan bir tanesi, kapalı, dar ve havalandırılmamış. Diğer insanların kullanımına açık. Böyle bir yerde maskesiz bulunmak riskli elbette. Onlara dikkat etmek lazım. Bir de tabii düğün, dernek, nişan, söz, mevlit, konserler, sinemalar, tiyatrolar, mitingler, ibadet yapılan yerler, kalabalık ortamlar. Buralarda maskeli olmak lazım. Dikkatli olmak lazım. Mesafeyi korumaya çalışmak lazım. Tekrar kapanma beklentim yok. Yani zorunlu bir kapatma ya da o öyle bir ihtiyaç olacağını düşünmüyorum. Öyle bir şey gündemde değil. Zaten tüm dünyada da böyle bir beklenti yok. Sadece bazı ülkelerden maske kullanımı konusunda tavsiyeler var. Onu zaten biz baştan beri yapıyoruz. Ben şu anda da maske kullanıyorum. Mesela hastanede sürekli maske kullanıyorum. Onun dışında böyle dar, kapalı, iyi havalandırılmamış sosyal alanlarda maske kullanmaya devam ediyorum” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Jul 2022 10:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/07/profdrtevfik-ozluden-kapanma-aciklamasi-1658388733.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Tijen ACAR; Fonksiyonel Tıp Kongresi İzmir&#039;de Yapılacak.</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/doc-dr-tijen-acar-fonksiyonel-tip-kongresi-izmirde-yapilacak-19239</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/doc-dr-tijen-acar-fonksiyonel-tip-kongresi-izmirde-yapilacak-19239</guid>
                <description><![CDATA[Ege Üniversitesinin ev sahipliğinde, Tıpta Multidisipliner Yaklaşım Derneği (MYDERN) ve Akademik Fonksiyonel Tıp Derneği (AFOT) iş birliği ile  “1.Ulusal Fonksiyonel Tıp Sempozyumu” düzenlenecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesinin ev sahipliğinde, Tıpta Multidisipliner Yaklaşım Derneği (MYDERN) ve Akademik Fonksiyonel Tıp Derneği (AFOT) iş birliği ile&nbsp; “1.Ulusal Fonksiyonel Tıp Sempozyumu” düzenlenecek.&nbsp;<br />
Sempozyumla ilgili açıklamada bulununa<br />
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Tijen Acar; 1. Ulusal Fonksiyonel Tıp Kongresinin Ege Üniversitesi Muhittin Erel Amfisinde yapılacak sempozyum, 1-2 Temmuz 2022 tarihlerinde gerçekleşeceğini belirtti.&nbsp;<br />
&nbsp;Sempozyumun açılış konuşmalarını EÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve MYDERN Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kıyan ile AFOT Başkanı Prof. Dr. Prof. Dr. Serkan Şener'in yapacağını söyleyen Doç. Dr. Tijen Acar; 1.Ulusal Fonksiyonel Tıp Sempozyumunun<br />
Multidisipliner özellik taşıdığını belirterek, diyetisyenlik, fonksiyonel tıp sağlık koçluğu ve spor alanında çalışan spor bilimci, spor danışmanı, antrenör, profesyonel ve amatör sporcuları bir araya getireceğini, bunun da oldukça değerli olduğunu ifade etti.</p>

<p>İki gün sürecek sempozyumda alanında uzman konuşmacılar “Türkiye’de ve dünyada fonksiyonel tıp”, “Fonksiyonel tıp (FT) nedir? Fonksiyonel tıpla nasıl tanıştım?”, “Bağırsaklarımıza biyokimyasal bakış”, “Fonksiyonel tıpta diyet yaklaşımları ve beslenme planları”, “Halk sağlığı için Fonksiyonel tıp”, “Çocuklarım için sağlıklı ürün seçimini nasıl yapabilirim?”, “Sağlıklı hormonlar için ne yapılmalı ne yapılmamalı”&nbsp; ve “Sağlıklı yaşam için sağlıklı beslenme” gibi farklı konularda sunumlar yapılacak.</p>

<p>Tıp alanında sunulan sağlık hizmet kalitesini artırmayı, toplum sağlığını korumak ve iyileştirmek için akademik bilgi alışverişini sağlamayı, farklı alanlarda çalışmalar yapan tıp mensupları arasında ilişkileri geliştirmeyi ve tıpta uzmanlık öğrencilerine multidisipliner yaklaşımla tıp alanına bütünsel bakış açısı kazandırmayı hedefleyen sempozyum ile ilgili detaylı bilgi “www. fonksiyoneltipsempozyumu.org” internet sitesinde yer alıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jun 2022 21:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/06/doc-dr-tijen-acar-fonksiyonel-tip-kongresi-izmirde-yapilacak-1656526887.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vur hastalığı hipertansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/vur-hastaligi-hipertansiyon-ve-bobrek-yetmezligine-neden-olabiliyor-19164</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/vur-hastaligi-hipertansiyon-ve-bobrek-yetmezligine-neden-olabiliyor-19164</guid>
                <description><![CDATA[idrar yolu enfeksiyonları böbreklerde geri dönüşü olmayan fonksiyon kaybına, hatta ileriki yaşlarda hipertansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olabileceğini kaydetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Medical Park Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Op. Dr. Akın Karagözoğlu Vur (Vezikoüreteral reflü) hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, idrar torbasındaki idrarın yukarı böbreğe doğru kaçması anlamına gelen Vur hastalığının idrarın dışarı çıkamaması durumunda idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğinin bildirdi.</p>

<p>Medical Park Gaziantep Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Karagözoğlu, idrar yolu enfeksiyonları böbreklerde geri dönüşü olmayan fonksiyon kaybına, hatta ileriki yaşlarda hipertansiyon ve böbrek yetmezliğine neden olabileceğini kaydetti.</p>

<p>Vur şiddetinin değişik derecelerde görülebileceğini aktaran Karagözoğlu, "Düşük dereceli idrar kaçaklarında takip yeterli iken yüksek dereceli idrar kaçaklarında endoskopi ile dolgu uygulaması yani kapalı yöntem ya da açık cerrahi müdahaleler yapılabilmektedir. Böbrek reflüsü her 100 bebekten 1'inde görülür. Bu oran diğer doğuştan anomalilerle karşılaştırıldığında oldukça yüksektir. Ayrıca eğer bir çocukta böbrek reflüsü saptandıysa ailenin diğer çocuklarında da reflü olma olasılığı çok yüksektir. Bu nedenle böbrek reflüsü tanısı alan çocukların kardeşleri ve ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren tüm çocukların mutlaka bir çocuk ürolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesi doğru olacaktır." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jun 2022 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/06/vur-hastaligi-hipertansiyon-ve-bobrek-yetmezligine-neden-olabiliyor-1655468716.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İngilizler Sultaniye Kaplıcalarına Akın Etti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ingilizler-sultaniye-kaplicalarina-akin-etti-19146</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ingilizler-sultaniye-kaplicalarina-akin-etti-19146</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="background-color:#f9f9f9"><span style="color:#030303">Dünyanın gözü Türkiye'de kaplıcalarıyla, doğasıyla, mavi deniziyle, misafirperver insanlarıyla gözlere hoş geldiğinden yabancı turistlerin akın ettiği Türkiye'ye tatil amaçlı gelen &nbsp;İngiliz Turistler ülkemizdeki sağlık turizminden yararlanmak amacıyla Muğla Köyceğiz’de bulunan Sultaniye Kaplıcalarında bulunan şifalı çamurda eğlenceli zamanlar yaşadı. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri"><span style="background-color:#f9f9f9"><span style="color:#030303">Turist kafilesinin rehberliğini ve tercümanlığını &nbsp;yapan görevliye turistlerin düşüncelerini ve hissettiklerini Redaktör Haber muhabirimiz sordu. tercümanın yanıtı şöyle “Kafilemizde bulunan İngiliz vatandaşlarından burayla ilgili daha önceden geldiklerini ve sağlık için ve eğlence için &nbsp;Sultaniye kaplıcalarının tercih edilebilir kadar güzel olduğunu ve çok beğendiklerini bu senede arkadaşlarını getirdikleri söylediler. Köyceğiz’in yemeklerinden de memnun kalan turistler burada çok keyifli bir vakit geçirmeye devam ettiler. </span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jun 2022 14:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/06/ingilizler-sultaniye-kaplicalarina-akin-etti-1655379609.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Korkulan oldu, Koranavirüs bitti. Maymun çiçeği virüsü İstanbul&#039;da görüldü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/korkulan-oldu-koranavirus-bitti-maymun-cicegi-virusu-istanbulda-goruldu-19098</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/korkulan-oldu-koranavirus-bitti-maymun-cicegi-virusu-istanbulda-goruldu-19098</guid>
                <description><![CDATA[Hastaneye götürülen ve Afgan uyruklu oldukları anlaşılan 3 kişinin maymun çiçeği olup olmadıklarının anlaşılması için test alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul'un Sultangazi Habibler Caddesi'nde bulunan eczaneye gelen yabancı uyruklu 2 kişi, ellerindeki yaraları gösterdi ve&nbsp;ilaç istedi. Eczacı yaraların, 'Maymun çiçeği' olabileceğinden şüphelenerek, sağlık ekiplerine haber verdi. 2 kişi eczaneden krem alarak çıktı. Polis ve sağlık ekipleri, eczaneden çıkarak ilerleyen 2 kişi ile yanlarındaki arkadaşlarını cadde üzerinde durdurdu. 3 kişi ambulansla hastanede götürüldü. Hataneye götürülen ve Afgan uyruklu oldukları anlaşılan 3 kişinin maymun çiçeği olup olmadıklarının anlaşılması için test alındı. Maymun çiçeği semptomu&nbsp;şöyle: Vücudun değişik bölgelerinde kaşıntı oluşmuş ise, Yanık sonrası oluşan baloncuklaşma gibi bir görüntü oluşmuşsa Dikkat böyle bir durumda kimse ile temasa geçmeğin ve Acil bir şekilde kendinizi sıtaril hale getirerek en yakın bir hastaneye başvurun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jun 2022 10:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/06/korkulan-oldu-koranavirus-bitti-maymun-cicegi-virusu-istanbulda-goruldu-1654328722.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tereyağı aldınız dikkat etmezseniz bakın neler oluyor?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/tereyagi-aldiniz-dikkat-etmezseniz-bakin-neler-oluyor-19097</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/tereyagi-aldiniz-dikkat-etmezseniz-bakin-neler-oluyor-19097</guid>
                <description><![CDATA[Dünyadaki kriz tabiki Türkiye'ye de yansıdı. Gıda ve Tarım ürünlerinin vazgeçilmez olması her zamankinden daha fazla ön plana çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyadaki kriz tabiki,Türkiye'ye de yansıdı. Gıda ve Tarım ürünlerinin vazgeçilmez olması her zamankinden daha fazla ön plana çıktı, enflansyon oranlarındaki artışlar ve üretimden tüketiciye gelirken ki fiyat oynamaları piyasaya sürülen sahte ürünler ile halkın sağlığı ile oynamaları çoğaldı. Süt ve süt ürünlerindeki yapılan sahtekarlıkların en başında olansa tereyağ oldu. Bakın bunu önlemek ve anlamak için ne yapılmalı, Fırsatçılardan korunmak git gide zora girsede fiyatların uçtuğu bu dönemde bizlerde elimizden geleni sağlığımız için yapmamız gerekiyor. Şimdi Tereyağı aldıktan sonra küçük bir parçasını kesin ve sıcak suyun içine bırakın. Eğerki bıraktığınız kadar Tereyağı kalıp halinde simetrik eriyorsa gerçek tereyağını buldunuz rahatça ekmeğinize sürün ve yeğin, yok sıcak suyun içerisinde parçalanmış bir halde oluşuyorsa lütfen yemeyin çünki vücudunuzun içindeki damarları tıkayıp kalp krizi riskinizi ciddi oranda artmasına neden olacak. Sağlıklı günler için sahtelerden uzak durun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Jun 2022 09:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/06/tereyagi-aldiniz-dikkat-etmezseniz-bakin-neler-oluyor-1654326601.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından her çocukta farklı belirtilerle ortaya çıkan anemi uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/uzmanindan-her-cocukta-farkli-belirtilerle-ortaya-cikan-anemi-uyarisi-18738</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/uzmanindan-her-cocukta-farkli-belirtilerle-ortaya-cikan-anemi-uyarisi-18738</guid>
                <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Işık Odaman Al:
- "Ülkemizde ve tüm dünyada demir eksikliği anemisi en sık görülen kansızlık türüdür. Okul öncesi dönemde çocukların yaklaşık yarısında, okul çağındaki çocukların ise 3'te 1'inde görülmektedir"
- "Küçük çocuklarda iştahsızlık, büyüme gelişme geriliği, tartı alamama, nöromotor gelişme geriliği, ağlarken morarma şeklinde olan katılma nöbetleri görülebilirken daha büyük çocuklarda halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, solukluk, okul başarısında azalma, dikkat dağınıklığı, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma gibi belirtilerle karşımıza çıkabilir"Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Işık Odaman Al:
- "Ülkemizde ve tüm dünyada demir eksikliği anemisi en sık görülen kansızlık türüdür. Okul öncesi dönemde çocukların yaklaşık yarısında, okul çağındaki çocukların ise 3'te 1'inde görülmektedir"
- "Küçük çocuklarda iştahsızlık, büyüme gelişme geriliği, tartı alamama, nöromotor gelişme geriliği, ağlarken morarma şeklinde olan katılma nöbetleri görülebilirken daha büyük çocuklarda halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, solukluk, okul başarısında azalma, dikkat dağınıklığı, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma gibi belirtilerle karşımıza çıkabilir"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Işık Odaman Al, Türkiye'de ve tüm dünyada demir eksikliği anemisinin en sık görülen kansızlık türü olduğunu, okul öncesi dönemde çocukların yaklaşık yarısında, okul çağındaki çocukların ise 3'te 1'inde görüldüğünü belirterek, "Küçük çocuklarda iştahsızlık, büyüme gelişme geriliği, tartı alamama, nöromotor gelişme geriliği, ağlarken morarma şeklinde olan katılma nöbetleri görülebilirken daha büyük çocuklarda halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, solukluk, okul başarısında azalma, dikkat dağınıklığı, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma gibi belirtilerle karşımıza çıkabilir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Işık Odaman Al, her çocukta farklı belirtilerle ortaya çıkan anemiye ilişkin yaptığı açıklamada, alyuvarlarımızda bulunan ve dokulara oksijen taşımakla görevli olan hemoglobinin, yaşa ve cinsiyete göre belirlenen değerin altında olması durumuna anemi denildiğini anımsattı.</p>

<p>Türkiye'de ve tüm dünyada demir eksikliği anemisinin en sık görülen kansızlık türü olduğunu belirten Al, şunları kaydetti:</p>

<p>"Okul öncesi dönemde çocukların yaklaşık yarısında, okul çağındaki çocukların ise 3'te 1'inde görülmektedir. En sık görüldüğü yaşlar ise 6 ay-24 ay arası ve ergenlik dönemindeki çocuklardır. Ülkemizde sık görülen diğer bir kansızlık türü ise Akdeniz anemisi taşıyıcılığıdır. Görülme sıklığı ülkemizde ortalama yüzde 2 civarında olup, Akdeniz ve Trakya bölgelerinde yüzde 15’lere kadar çıkmaktadır. Çocuklarda aneminin belirtileri çocuğun yaşına, aneminin derecesine ve gelişim hızına göre farklılık gösterir. Küçük çocuklarda iştahsızlık, büyüme gelişme geriliği, tartı alamama, nöromotor gelişme geriliği, ağlarken morarma şeklinde olan katılma nöbetleri görülebilirken daha büyük çocuklarda halsizlik, çabuk yorulma, baş dönmesi, solukluk, okul başarısında azalma, dikkat dağınıklığı, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma gibi belirtilerle karşımıza çıkabilir."</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Al, aneminin altında 3 temel nedenin olduğuna işaret ederek, tüm kan elemanları gibi alyuvarların da kemik iliğinde üretildiğini, çeşitli nedenlerle üretimin azalmış olmasının aneminin en sık nedeni olduğunu, ikinci nedenin kemik iliğinde yeterli üretim olurken alyuvarların yaşam süresinin kısalması ve dolaşımda çabuk parçalanması, üçüncü nedenin ise kan kaybına bağlı görülen anemi olduğunu bildirdi.</p>

<p>Üretimin azalması sonucu görülen kansızlığın nedenlerinin de birbirinden farklı olduğunu aktaran Al, "En sık neden besinsel eksikliklere bağlı olarak gördüğümüz demir eksikliği anemisi, B12 ve folik asit eksikliğine bağlı anemidir. Besinsel eksikliklerin yanında kan yapımının azalmasının bir diğer nedeni de karaciğer, böbrek ya da romatizmal hastalıklar gibi kronik hastalıkları olan çocuklarda görülen kansızlıktır. Bu çocuklarda mevcut olan kronik inflamasyon kan üretimini baskılar. Kan üretiminin azaldığı diğer nadir görülen neden ise, doğumsal ya da sonradan kazanılan nedenler ile kemik iliğinin yetersiz çalışması ve gerekli miktarda kan üretememesidir. Bu durum kemik iliği yetersizlikleri ve aplastik anemi olarak adlandırılmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>- "Hamilelikte annelere yeterli demir ve vitamin desteği sağlanmalı"</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Işık Odaman Al, anemi gelişimini önlemek için yapılması gerekenlere ilişkin şunları kaydetti:</p>

<p>"Öncelikle hamilelikte annelere yeterli demir ve vitamin desteği sağlanmalıdır. Erken ya da düşük doğum ağırlığında doğan bebeklere birinci aydan başlamak üzere, zamanında doğan bebeklere ise 4. aydan itibaren en az 1 yaşına kadar koruyucu demir desteğini vermeliyiz. Ek gıdaların başlanması ile demirden zengin olan kırmızı et, karaciğer, dalak, balık, yumurta, kuru baklagiller, üzüm pekmezi, koyu yeşil yapraklı besinlerden zengin beslenme özendirilmelidir. İnek sütü demir emilimini engellediği ve bağırsaklardan küçük kanamalar yoluyla kan kaybına neden olabildiği için 1 yaşından önce verilmemeli, 1 yaşından sonra ise günde 2 bardağı geçmeyecek şekilde verilmelidir. Demir emilimini azaltan çay-kahve gibi içeceklerden uzak durulmalıdır. Ergenlik dönemindeki kız çocuklarının kanama periyodları takip edilmeli, uzun süren ve fazla miktarda olan kanamalar tetkik edilmelidir. Akdeniz anemisi taşıyıcısı olan bireylerin evlenme döneminde eşlerinin de Akdeniz anemisi yönünden taranması ve farkındalığın artması önemlidir."</p>

<p>Hastalığın tedavisine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Al, demir eksikliği ya da B12 eksikliği gibi besinsel eksiklikler mevcut ise tedavinin bu vitamin ve elementlerin yerine konulması ile olduğunu aktardı.</p>

<p>Al, demir eksikliğinde çocuğun kilosuna göre hesaplanan demir miktarının damla, şurup ya da tablet formlarında olmak üzere günde 2 doz halinde reçete edildiğini, emilimin yeterli olması için yemekten 1-2 saat sonra aç karna ve demir emilimini artırdığını bildikleri C vitamini içeren taze sıkılmış portakal suyu ile verilebileceğini bildirdi.</p>

<p>Hemoglobin seviyesinin istenilen düzeye ulaşmasından sonra tedavinin daha düşük dozda olmak üzere 3 aya tamamlandığını anlatan Al, şunları kaydetti:</p>

<p>"Dişleri siyaha boyama, dışkı renginde koyulaşma, karın ağrısı, bulantı, kabızlık, ishal gibi yan etkiler nedeniyle kullanımda zorluklar yaşanabilir. Dişlerde boyanma geçicidir ancak önlemek amacıyla ilacın dişlerle temasını azaltacak şekilde verilmesi ya da ardından su içerilmesi faydalı olabilir. Bulantı, karın ağrısı nedeniyle ilacın kullanılamaması halinde mutlaka doktora başvurulması gerekir. Böyle durumlarda farklı demir preparatlarına geçilmesi şikâyetleri azaltabilir. Bulantı, karın ağrısı nedeniyle ilacın kullanılamaması halinde mutlaka doktora başvurulması gerekir. Böyle durumlarda da farklı demir preparatlarına geçilmesi şikayetleri azaltabilir. Ağızdan tedaviye uyumun mümkün olmadığı, demir tedavisine istenilen yanıtın alınamadığı durumlarda ya da demir emiliminin yeterli olmadığı kronik bağırsak hastalıklarında damar içi demir tedavisine geçilebilir. Anemisi olan çocukların beslenmeleri düzenlenmeli, verilen tedavi uygun şekilde kullanılmalı ve doktor kontrolleri düzenli olarak yapılmalıdır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Apr 2022 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/04/uzmanindan-her-cocukta-farkli-belirtilerle-ortaya-cikan-anemi-uyarisi-1651127740.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ameliyat olması risk taşıyan minik Mina&#039;nın safra yolu tıkanıklığı mıknatısla açıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ameliyat-olmasi-risk-tasiyan-minik-minanin-safra-yolu-tikanikligi-miknatisla-acildi-18282</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ameliyat-olmasi-risk-tasiyan-minik-minanin-safra-yolu-tikanikligi-miknatisla-acildi-18282</guid>
                <description><![CDATA[- Uygulamanın ardından sağlığına kavuşan 8 yaşındaki Mina Kara, okula başlayacağı günü heyecanla bekliyor
- Ankara Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ödemiş:
- "Mina'ya, daha önce erişkinlere yaptığımız ama bu yaşta bir çocuğa hiç yapmadığımız, bildiğimiz kadarıyla dünyada da bu yaştaki çocuğa hiç yapılmamış bir yöntem uyguladık"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>- AHMET SERTAN USUL - Safra yolu tıkanıklığı nedeniyle daha önce ameliyat olduğu için tekrar cerrahi operasyon geçirmesi risk taşıyan ve aynı hastalığın neden olduğu sağlık sorunları nedeniyle okula gidemeyen 8 yaşındaki Mina Kara, uygulanan mıknatıs yöntemiyle sağlığına kavuştu.</p>

<p>Doğuştan safra yolu kisti nedeniyle yaşamının büyük bölümünü hastanelerde geçiren Mina, hastalığının neden olduğu, sürekli devam eden ağrılar ve ateş nedeniyle okula da başlayamadı.</p>

<p>Daha önce ameliyat olmasına rağmen sağlığına kavuşamayan ve tekrar cerrahi operasyon yapılması risk taşıyan Mina'nın rahatsızlığı, Ankara Şehir Hastanesinde uygulanan mıknatıs yöntemiyle giderildi.</p>

<p>Uygulamaya ilişkin AA muhabirine bilgi veren Ankara Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ödemiş, rahatsızlığı nedeniyle 2 yıl önce ameliyat geçiren Mina'nın, buna rağmen safra yolunun açılamadığını ve safranın olması gerektiği gibi akamadığını söyledi.</p>

<p>Ödemiş, bu durumun Mina'da sağlık sorunlarına yol açtığını, beslenmesi ve gelişimini olumsuz etkilediğini belirterek, hastanın onlarca kez hastaneye yatırılması gerektiğini aktardı.</p>

<p>Daha sonra safranın dışarı atılabilmesi için karın bölgesinden bir yol açılarak, tüp bağlandığını anlatan Prof. Dr. Bülent Ödemiş, "Mina'nın karnından çıkan iki tüple yaşamaya başlamasının da farklı sıkıntıları olmuş. Çünkü bu durum oyun oynamasını, okula gitmesini, sosyal hayatını engellemiş." dedi.</p>

<p>- "Mıknatıslar birbirini çekerek kapalı safra kanalını açtı"</p>

<p>Ödemiş, bu sorunun çözümü için normalde tekrar cerrahi operasyon yapılması gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastanın yaşının küçük olmasından ve önceden aynı bölgeden ameliyat edilmesinden dolayı tekrar cerrahi operasyon sıkıntılı bir süreç olacaktı. Bu nedenle Mina'ya, daha önce erişkinlere yaptığımız ama bu yaşta bir çocuğa hiç yapmadığımız, bildiğimiz kadarıyla dünyada da bu yaştaki çocuğa hiç yapılmamış bir yöntem uyguladık. Bu durumu çözmek için Mina'ya mıknatıs kullandığımız bir operasyon yaptık. Mıknatıslardan birini, karın bölgesindeki safra yollarına giden kanaldan, diğer mıknatısı ise ağızdan uzun bir yol katederek safra yolunun açılması gereken bölgesine getirdik. Her iki mıknatısı orada bıraktık. Bunlar çok küçük ve çok güçlü mıknatıslar. Günler içinde mıknatıslar birbirini çektiler ve oradaki kapalı safra kanalını açtılar."</p>

<p>Prof. Dr. Bülent Ödemiş, Mina'nın operasyonun ardından sağlığına kavuştuğunu, karın bölgesindeki hortum ve tüplerin alındığını belirterek, "Mina'nın diğer çocuklar gibi normal hayatına devam edebilecek olmasından dolayı ekip olarak çok mutlu ve gururluyuz." ifadesini kullandı.</p>

<p>- "Artık tekrar dışarı çıkabildiğim için çok mutluyum"</p>

<p>Mina Kara da operasyondan önce karnının çok ağrıdığını ve yemek yedikten sonra kustuğunu anlatarak, "Hastayken arkadaşlarımla oynamayı, dışarı çıkmayı, parklara gitmeyi çok özlemiştim. Artık tekrar dışarı çıkabildiğim için çok mutluyum, kendimi iyi hissediyorum." diye konuştu.</p>

<p>Hastayken okula gidemediği için üzüldüğünü söyleyen Kara, "Okula başlayacağım için çok heyecanlıyım. Okulda arkadaşlarımla oyun oynayacağım, resim yapacağım, derslerime çalışacağım. Büyüdüğümde doktor olmak istiyorum. Doktor olup insanların hayatını kurtaracağım." dedi.</p>

<p>- "Kızım yeniden hayata tutundu"</p>

<p>Mina'nın annesi Tuba Kara da kızının daha önce karın ağrıları nedeniyle dışarı bile çıkamaz hale geldiğini belirterek, "Uygulanan yöntemin ardından kızım sağlığına kavuştu. Allah'a şükürler olsun kızım yeniden hayata tutundu. Hocalarımıza çok teşekkür ederim. Kızım okula gideceği için çok mutluyum." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Mina'nın babası Mete Kara ise daha önce kızının yemek yerken bile zorlandığını şu an ise rahatça beslenebildiğini dile getirerek, operasyonu yapan Prof. Dr. Bülent Ödemiş ve ekibine teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Mar 2022 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/03/ameliyat-olmasi-risk-tasiyan-minik-minanin-safra-yolu-tikanikligi-miknatisla-acildi-1647849586.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankara&#039;da nöroloji uzmanı Dr. Ebru Ergin, hastasının saldırısına uğradı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/ankarada-noroloji-uzmani-dr-ebru-ergin-hastasinin-saldirisina-ugradi-17694</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/ankarada-noroloji-uzmani-dr-ebru-ergin-hastasinin-saldirisina-ugradi-17694</guid>
                <description><![CDATA[Ankara'da nöroloji uzmanı Dr. Ebru Ergin, hastasına ilaç yazması için raporunu talep etmesi üzerine saldırıya uğradı. Kafası dafalarca masaya vurularak darbedilen Ergin gözetim altına alındı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde nöroloji uzmanı olarak görev yapan Dr. Ebru Ergin, hastasının şiddetine maruz kaldı. Hastasına ilaç yazması için raporunu talep etmesi üzerine saldırıya urayan Ergin, kafası defalarca masaya vurularak darbedildi. Dr. Ebru Ergin, beyin cerrahisi kliniğinde gözetim altına alındı. Ankara Tabip Odası olayı "Artık yeter sağlıkta şiddet&nbsp;sona ersin" başlığıyla duyurdu.</p>

<p>Olay sosyal medyada da tepki çekti, birçok kullanıcı failin cezalandırılması talebiyle paylaşımda bulundu, "Sağlıkta etkin şiddet yasasını ne zaman çıkaracaksınız" diye sordu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/Screenshot_9.png" style="height:501px; width:601px" /><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/Screenshot_10.png" style="height:382px; width:532px" /><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/55c0d3a4-0662-48b6-ac7d-556982d1e2a6.jpg" style="height:800px; width:542px" /></p>

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'da paylaşım yaptı. "Nörolog bir arkadaşımız, görevinin gereği bir davranışı üzerine insanlık dışı şiddete maruz kalmıştır" ifadelerini kullanan Bakan Koca, "Sağlık hizmeti verenleri koruyacak yasal düzenlemeler yakın. Şiddet suçlularını gözümüz uzun süreler görmeyecek. Yerleri hapistir" dedi.</p>

<p>Bakan Koca'nın paylaşımı şöye:</p>

<p>"Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde nörolog bir arkadaşımız, görevinin gereği bir davranışı üzerine insanlık dışı şiddete maruz kalmıştır. Sağlık hizmeti verenleri koruyacak yasal düzenlemeler yakın. Şiddet suçlularını gözümüz uzun süreler görmeyecek. Yerleri hapistir."</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/Screenshot_12.png" style="height:317px; width:539px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Feb 2022 10:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/02/ankarada-noroloji-uzmani-dr-ebru-ergin-hastasinin-saldirisina-ugradi-1645602120.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık çalışanları 1 günlük greve gidiyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-calisanlari-1-gunluk-greve-gidiyor-16863</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-calisanlari-1-gunluk-greve-gidiyor-16863</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma şartlarının sağlıksız, çalışma alanlarının güvensiz olduğunu öne süren sağlık çalışanları yarın greve çıkıyor. Türk Tabipler Birliği'nin öncülüğünde gerçekleştirilecek olan grev, 1 gün sürecek. Eylem süresince yoğun bakım, diyaliz, koronavirüs gibi acil ve riskli hastalara hizmet verilmeye devam edilecek. Diğer tüm hizmetler duracak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Çalışma şartlarının sağlıksız, çalışma alanlarının güvensiz olduğunu öne süren sağlık çalışanları yarın greve çıkıyor. Türk Tabipler Birliği'nin öncülüğünde gerçekleştirilecek olan grev, 1 gün sürecek. Eylem süresince yoğun bakım, diyaliz, koronavirüs gibi acil ve riskli hastalara hizmet verilmeye devam edilecek. Diğer tüm hizmetler duracak.</h2>

<p>Sağlık çalışanları, Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) öncülüğünde 8 Şubat Salı günü 1 günlük greve çıkıyor. Sağlık çalışanları, meslek örgütlerinin de desteklediği grevle çalışma şartları, çalışma alanları, ücretler, koronavirüsün meslek hastalığı sayılması, sağlıkta şiddete karşı etkin yasanın kabulüne kadar birçok sorunun çözümüne dikkat çekmek istiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>ACİL VE CİDDİ HASTALARIN TEDAVİLERİNE DEVAM EDİLECEK</h3>

<p>"Hakkımız olanı alana kadar mücadeleye devam" sloganı ile yola çıkacak olan sağlık çalışanları, greve çıkacakları 8 Şubat tarihinde acil hastalar, diyaliz hastaları, acil ve riskli gebeler, çocuk aciller, kanser hastaları, yoğun bakım hastalarının tedavilerine devam edecek. Ayrıca koronavirüs hastaları ve koronavirüs şüphesi ile sağlık kurum ve kuruluşlarına başvurular geri çevrilmeyerek.</p>

<p><img alt="Sağlık çalışanları 1 günlük greve gidiyor! Yarın sadece acil ve ciddi hastalara hizmet verilecek" src="https://foto.haberler.com/haber/2022/02/07/saglik-calisanlari-1-gunluk-greve-gidiyor-yarin-14718016_8504_m.jpg" style="height:360px; width:640px" /></p>

<h3>GREV GÜNÜ KİMLER SAĞLIK HİZMETİ ALABİLECEK?</h3>

<p>TTB, eylem süresince acil hastalar, diyaliz hastaları, acil ve riskli gebeler, çocuk aciller, kanser hastaları, yoğun bakım hastalarının bakımının aksamayacağını, yoğun bakım ve yatan hastaların tıbbi zarar görmemeleri için özel gayret gösterileceğini belirtti. TTB, sağlık hizmetinde aksama yaşanmaması için dikkat edilmesi gereken 8 maddeyi şöyle sıraladı:</p>

<p><strong>1)&nbsp;</strong>COVID-19 veya COVID-19 şüphesi ile başvuranların poliklinik ve klinik tedavilerine devam edilecek; diğer hastalarımıza nöbet düzeninde sağlık hizmeti verilecektir.</p>

<p><strong>2)</strong>&nbsp;Sağlık hizmeti sunulan tüm birimlerde, acil tanı ve tedavi endikasyonu olan hastaların bakımı aksatılmayacaktır. Acil servisler eylem süresince gerektiğinde görevli hekimlerce takviye edilecektir.</p>

<p><strong>3)</strong>&nbsp;Acil hizmetin verilebilmesi için sağlık kuruluşlarının acillerine ulaşımın istemeyerek de olsa engellenmemesi amacıyla (aciller önünde uygunsuz toplanma, yürüyüşler nedeniyle trafik akışında sıkıntıya yol açma ve acil hasta getiren araçların gelişini zorlaştırma/olanaksızlaştırma gibi durumlara izin verilmemeli) önlemler alınmalıdır. Bu hususta sağlık çalışanlarının ve hastaların güvenliği öncelikle kurum idarecilerindedir.</p>

<p><strong>4)</strong>&nbsp;Yoğun bakım hastalarının eylem nedeniyle tedavilerinde hiçbir aksamaya yol açılmaması için her zamanki duyarlılıkla hizmetin sürdürülmesine dikkat edilecektir.</p>

<p><strong>5)&nbsp;</strong>Acil ve riskli gebelere, diyaliz hastalarına ve kanser hastalarına sağlık hizmeti sunulmaya devam edilecektir.</p>

<p><strong>6)&nbsp;</strong>Servislerde yatarak tedavi görmekte olan hastaların her türlü tıbbi işleminin aksatılmadan yürütülmesini sağlayabilecek sayıda sağlık çalışanı, mesai dışı sürelerde (gece ve hafta sonu nöbetleri, vb.) olduğu gibi servislerde hazır bulunacaktır.</p>

<p><strong>7)</strong>&nbsp;Bütün sağlık çalışanları eylem boyunca hasta ve yakınlarına eylemin amacını açıklamalı, acil ve yatan hastalarımızın acı ve sıkıntılarına hürmet eden bir tarzla eylem sürdürülmelidir.</p>

<p><strong>8)</strong>&nbsp;Bu hususlar çağrıcı örgütlerin yöneticileri ve her birimdeki temsilcileri tarafından da takip edilecek ve belirtilen çerçevede gerçekleşmesi için çaba sarf edilecektir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Feb 2022 15:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/02/saglik-calisanlari-1-gunluk-greve-gidiyor-1644238978.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Negatif öğrenciler Covidli vatandaşların arasında mahsur kaldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/negatif-ogrenciler-covidli-vatandaslarin-arasinda-mahsur-kaldi-16497</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/negatif-ogrenciler-covidli-vatandaslarin-arasinda-mahsur-kaldi-16497</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Giresun'un Tirebolu ilçesinde test sonucu negatif çıkmasına rağmen öğrenciler yurtta mahsur kaldı.</p>

<p>Olay Giresun'un Tirebolu ilçesinde meydana geldi. Tirebolu İletişim Fakültesi'nde öğrenim gören KYK yurdundan barınma hizmet alan bir grup genç iddiaya göre arkadaşlarının test sonucu pozitif çıkmasıyla birlikte karantinaya alınarak covid hastalarının bulunduğu başka bir yurda trransfer edildi.</p>

<p>Şüphelenen öğrenciler, E.N.G. ile D.U. test yaptırmak için Tirebolu Devlet Hastanesi'ne gitti. Test sonucu negatif çıkan öğrenciler çıkacakları için sevinirken yurt görevlisi 7 gün mecburi karantinada kalmaları gerektiğini söyleyince umutlarını yitirdiler.</p>

<p>Covid hastaları ile birlikte yaşayan öğrenciler Covid olmamak için mücadele verirken seslerini sosyal medya hesabından duyurmaya çalıştılar.</p>

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu'na seslenen öğrenciler iki doz aşılarının olduğunu testlerinin de&nbsp;negatif çıktığı halde karantinada kaldıklarını dile getirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/Screenshot_14.png" style="height:405px; width:592px" /></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Jan 2022 11:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/01/negatif-ogrenciler-covidli-vatandaslarin-arasinda-mahsur-kaldi-1642236968.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Omicron&#039;un Delta ve griple belirtileri benzer, bulaşıcılığı hızlı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/omicronun-delta-ve-griple-belirtileri-benzer-bulasiciligi-hizli-16454</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/omicronun-delta-ve-griple-belirtileri-benzer-bulasiciligi-hizli-16454</guid>
                <description><![CDATA[Kovid-19'un Delta ve Omicron varyantı ile son zamanlarda sıkça görülen influenza (grip) virüsünün belirtileri birbirine oldukça benziyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Son günlerde&nbsp;Kovid-19'un Delta varyantının yanı sıra&nbsp;Omicron&nbsp;varyantı İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde vaka artışlarına sebep oldu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/ARALIK%202021_OCAK%202022_omicron-B.jpg" style="height:800px; width:800px" /></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Ayrıca tüm Türkiye'de mevsimsel grip vakalarında da artış yaşandı. Bu durum, akıllara bu hastalıkların semptomları arasındaki fark ve benzerliklerin neler olduğu sorusunu getirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, üç hastalığın semptomlarının neler olduğu ve hangi sıklıkla görüldüğüne ilişkin AA muhabirine açıklamada bulundu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Gribin sık görülen belirtilerinin öksürük, boğaz ağrısı, ateş, burun akıntısı, halsizlik, baş ağrısı, eklem ağrısı ve nefes darlığı olduğunu aktaran Oğuztürk, hapşırığın az görülen, koku ve tat kaybının ise çok az görülen belirtilerden olduğunu ifade etti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Prof. Dr. Oğuztürk, Omicron varyantının sık görülen semptomlarının başında da öksürük, boğaz ağrısı, hapşırık, burun akıntısı, halsizlik, baş ağrısı, eklem ağrısı ve nefes darlığının geldiğini, ateşin az görülen, koku ve tat kaybının ise çok az görülen belirtilerinden olduğunu kaydetti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Delta varyantında ise öksürük, boğaz ağrısı, ateş, halsizlik, baş ağrısı, eklem ağrısı, nefes darlığı şikayetlerinin sık görüldüğüne dikkati çeken Oğuztürk, hapşırık, burun akıntısı ile koku ve tat kaybının az görülen semptomlardan olduğunu aktardı.</span></span></p>

<h3><strong><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Şikayetler başladığı andan itibaren PCR testi yaptırılması çok önemli"</span></span></strong></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Oğuztürk, Kovid-19'un iki varyantı ile mevsimsel gribin semptomlarının birbirine çok benzediğine dikkati çekerek şöyle konuştu:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; "Üç hastalığın da belirtileri birbirine çok benziyor. Bu nedenle ayırt etmek oldukça zor ve her hastada farklı semptomlar ve şikayetler gözlemliyoruz. Dolayısıyla şikayetler başladığı andan itibaren PCR testi yaptırılması çok önemli. Özellikle Omicron varyantı çok hızlı yayıldığı için erken dönemde test yaptırılması ve izole olunması pek çok kişinin hastalığa yakalanmasını engellemiş oluyor."</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Hekimlerin "Hastalık yoktur hasta vardır" prensibi doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayan Oğuztürk, bu nedenle hastayı farklı bakış açılarıyla değerlendirmek zorunda olduklarını, çünkü hiç ummadıkları anda şikayet ve semptomların ortaya çıkabileceğini ifade etti.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Jan 2022 09:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/01/omicronun-delta-ve-griple-belirtileri-benzer-bulasiciligi-hizli-1641452484.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fahrettin Koca: Pozitif vakaların karantina süresi 7 gün olarak belirlenmiştir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/fahrettin-koca-pozitif-vakalarin-karantina-suresi-7-gun-olarak-belirlenmistir-16453</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/fahrettin-koca-pozitif-vakalarin-karantina-suresi-7-gun-olarak-belirlenmistir-16453</guid>
                <description><![CDATA[Bakan Koca, Koronavirüs Bilim Kurulunun, "Pozitif vakaların karantina süresi 7 gün olarak belirlenmiştir. 7'nci günden sonra hafif ya da hiç semptom göstermeyen kişiler için karantina süresi sona erer. Pozitif vakalar." kararlarını aldığını duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, video konferans yöntemiyle düzenlenen Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı'nın ardından yaptığı yazılı açıklamada, vaka sayılarının ve buna bağlı olarak kişisel korunmanın öneminin arttığını belirterek, kalabalık ortamlardan uzak durulması çağrısında bulundu.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><iframe frameborder="0" longdesc="https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1478782042536034307?s=20" scrolling="no" src="https://twitter.com/drfahrettinkoca/status/1478782042536034307?s=20"></iframe></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Kurulun, salgının seyri, karantina kuralları, tedbirler ve aşı programı gündemiyle toplandığını aktaran Koca, Omicron varyantının beklendiği gibi önemli vaka artışına neden olduğunu aktardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Vaka sayılarındaki artışın ise hastanelere henüz benzer oranda yansımadığını, Omicron varyantının en çok yayıldığı İstanbul'da da hastane yükünde belirgin artış gözlemlenmediğini belirten Koca, diğer varyantlarla karşılaştırıldığında Omicron'un daha az hasta ettiğini söyleyebilmek için yeterli veri olmadığını, bununla birlikte mevcut işaretlerin endişeye yol açmadığını vurguladı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; "Karantina sürelerinin mevcut koşullar dikkate alındığında yeniden düzenlenmesinin uygun olacağına karar verildiğini" açıklayan Koca, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; "Pozitif vakaların karantina süresi 7 gün olarak belirlenmiştir. 7'nci günden sonra hafif ya da hiç semptom göstermeyen kişiler için karantina süresi sona erer. Pozitif vakalar 5'inci gün test yaptırmaları durumunda ve test sonucu negatife dönmüşse karantina süresi sona erer. Temaslı kişiler son 3 ay içinde hatırlatma dozu aşısını olmuş ya da hastalığı geçirmiş ise karantinaya alınmaz. Semptom takibi yaparak maske kullanımı ile günlük yaşamına devam eder. Aşısız ya da hatırlatma dozu aşısı üzerinden 3 ay geçmiş temaslı kişiler 7 gün karantinaya alınır. Semptom takibi yapılır. 5. gün test yaptırıp negatif olan kişiler karantinayı erken sona erdirebilirler."</span></span></p>

<h3><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Vatandaşlarımızın hatırlatma dozu aşılarını olması son derece önemlidir"</strong></span></span></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Yeni durumda kişisel tedbirlerin öneminin arttığını, kişisel koruyucu ekipman kullanımı, kapalı ve havalandırması kısıtlı ortamlarda uzun süre geçirilmemesi ve sosyal mesafeye dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Koca, salgının yönetimi açısından hatırlatma dozu aşılarının da öneminin arttığına dikkati çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; Koca, "Mevcut aşı programımıza uygun olarak vatandaşlarımızın hatırlatma dozu aşılarını olması son derece önemlidir. Aşı olmuş kişilerin virüse karşı koruma altında olduğu, hastalığa yakalansa bile hastalığı hafif geçirdiği unutulmamalıdır." ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalabalık toplantılar, ev içi kalabalık ve uzun süreli buluşmalar, havalandırması sınırlı eğlence mekanları, maskesiz uzun zaman geçirilen restoran ve kafeteryaların vakaların kolay bulaştığı ortamlar olduğuna dikkati çeken Koca, bu ortamlarda maske kullanımından taviz verilmemesi ve mümkün olan en fazla sosyal mesafeye uyulması gerektiğini vurguladı.</span></span></p>

<h3><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>"Okullarımızda yüz yüze eğitim devam edecektir"</strong></span></span></h3>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bakan Koca, yüz yüze eğitimle ilgili alınan kararlara da değinerek şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Eğitim kurumlarımızda alınması gereken tedbirleri içeren çalışma rehberine tam riayet edilerek hareket edilmelidir. Okullarımızda maske kullanımı, hijyen kurallarına uyum ve ortam havalandırma kurallarına tam uyum gerekmektedir. Okullarımızda yüz yüze eğitim devam edecektir. Ülkemizdeki tüm müesseseler kapanmadan okullarımız kapanmayacaktır. Tedbirlere uyarak eğitime devam edilecektir."</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Jan 2022 09:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2022/01/fahrettin-koca-pozitif-vakalarin-karantina-suresi-7-gun-olarak-belirlenmistir-1641451524.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIRŞEHİR&#039;DE DOKTOR ATAMALARI YAPILDI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/kirsehirde-doktor-atamalari-yapildi-16382</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/kirsehirde-doktor-atamalari-yapildi-16382</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kırşehir Ak Parti İl Başkanı Seher Ünsal, Sağlık Bakanlığı ile yaptığı görüşmeler neticesinde Sağlık İl Müdürlüğüne bağlı sağlık tesislerinde yaşanan doktor eksikliğini dile getirerek eksik olan branşlarda tabip’lerin ilimize gelmesini sağladı.</p>

<p>Son günlerde Kırşehir’de hizmet veren hekimlerin yönetimsel sıkıntıları sebep göstererek art arda ilimizden ayrılması nedeniyle doktor açığı ortaya çıkmıştı. Vatandaşların özelikle belli branşlarda randevu alamadıkları ve bu yüzden civar illerde muayene olmaya gittikleri hususunda sıklıkla şikayetlerini dile getirmesine Ak Parti İl Başkanı Seher Ünsal kayıtsız kalmayarak konuyu Sağlık Bakanlığı ile görüştü.</p>

<p>Bakanlık yetkilileri ile görüşen Ünsal, acil öncelikli branşlar başta olmak üzere bir çok hekimin Kırşehir’e atanmasını sağladı. Sağlık Bakanlığından ilerki günlerde ilimize gerekli branşlarda daha fazla doktor takviyesi sözü alan Ünsal’ ın girişimleri ile bugün itibari ile sağlığa kazandırılan branşlarına göre hekim listesi şu şekilde;</p>

<p>Kırşehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne</p>

<p>1 çocuk cerrahisi uzmanı</p>

<p>1 göğüs cerrahisi uzmanı</p>

<p>1 yoğunbakım uzmanı</p>

<p>1 tıbbî patoloji uzmanı</p>

<p>1 tıbbî biyokimya uzmanı</p>

<p>Kaman Devlet Hastanesine</p>

<p>1 kardiyoloji uzmanı</p>

<p>2 tabip</p>

<p>Mucur Devlet Hastanesine</p>

<p>1 çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı</p>

<p>1 aile hekimliği uzmanı</p>

<p>İl Ambulans Servisi Başhekimliğine</p>

<p>1 tabip</p>

<p>Ünsal yapılan atamalar sonrası&nbsp; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca’ya teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Dec 2021 11:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/12/kirsehirde-doktor-atamalari-yapildi-1640248214.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Omicron Vakası Hangi İllerde</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/omicron-vakasi-hangi-illerde-16333</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/omicron-vakasi-hangi-illerde-16333</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1145" height="644" src="https://www.youtube.com/embed/8QL7gJRAeAY" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe><p>Türkiye’de Omicron Varyantı Görüldü Sağlık Bakanı Koca’nın sondakika açıklamasına göre Türkiye’de Omicron varyantı görüldü. Bakan Koca “Omicron varyantı evet bizde var, vatandaşımız tedirgin olmasın, ön bilgilerle bulaşıcılığın düşük olduğunu düşünüyoruz.” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Türkiye’de 6 kişide görülen Omicron varyantının biri İstanbul’da olduğu belirtildi. Omicron varyantı etkisini başta Avrupa olmak üzere tüm dünyada hissettirmeye başladı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), omicron varyantı nedeniyle henüz bir ölümün gerçekleşmediğini duyurdu.</p>

<p>Omicron belirtileri arasında kuru öksürük, yüksek ateş, gece terleme ve çok fazla vücutta ağrı yaşanıyor. Omicron varyantı belirtileri arasında aşırı halsizlik gibi olağandışı belirtiler de görülüyor. Vakaların genelinde tat ve koku kaybı sık yaşanmıyor.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Dec 2021 23:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/12/omicron-vakasi-hangi-illerde-1639254434.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>40 bin sağlıkçı ataması başlıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/40-bin-saglikci-atamasi-basliyor-16113</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/40-bin-saglikci-atamasi-basliyor-16113</guid>
                <description><![CDATA[Geçtiğimiz pazartesi günü kabine toplantısının ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 40 bin yeni sağlık personeli alımının yapılacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu müjdesi sonrası ise  gözler, atama için takvime çevrilmişti. Bugünkü Resmi Gazete kararıyla atama takvimi de yayınlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Yayınlanan takvime göre ise başvuru tarihinden kura çekimine kadar yer alan bilgiler şu şekilde;</p>

<h2><strong>İLK BAŞVURU YARIN</strong></h2>

<p>Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde yer alan Personel Bilgi Sistemi üzerinden yapılacak başvurular 12 Kasım'da başlayıp, 16 Kasım'da sona erecek.</p>

<h2><strong>SONUÇ VE KURA TARİHLERİ</strong></h2>

<p>16 Kasım'da sona erecek başvuruların değerlendirme sonuçları, 24 Kasım'da bakanlığın internet sitesinden ilan edilecek. Kura çekimi ise 2 Aralık'ta yapılacak.</p>

<p>Atamaya esas evrak, 17 Aralık Cuma saat 18.00'e kadar alınacak.</p>

<h2>KİMLER BAŞVURU YAPABİLECEK</h2>

<p>Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlar için, uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi ve eczacı kadrolarına uygun adaylar başvurabilecek</p>

<p>Kurada eczacı unvanlı adaylar için iki ayrı yerleştirme yapılacak, diğer unvan ve branşlar için sadece ikinci yerleştirme işlemi uygulanacak.</p>

<p>Birinci yerleştirmede Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu için yabancı dil yeterliliğine sahip ve doktora programlarından mezun olmuş eczacı unvanlı personel alımı yapılacak.</p>

<p>İkinci yerleştirmede ise Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları için eczacı, uzman diş tabibi, diş tabibi, tabip ve uzman tabip unvanında personel alımı gerçekleştirilecek.</p>

<h2>BAŞVURULAR NASIL YAPILACAK</h2>

<p>Başvurular, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğünün "https://yhgm.saglik.gov.tr" internet sitesinde yer alan Personel Bilgi Sistemi (PBS) üzerinden, e-Devlet Kapısı kimlik doğrulama sistemiyle girilerek kura takviminde belirtilen sürelerde yapılacak.</p>

<h2>KURA YERİ VE SAATİ</h2>

<p>Kura yeri ve saati aynı internet adresinden ilan edilecek. Adaylar, kura takviminde belirtilen tarihler arasında PBS üzerinden başvuru formunu elektronik ortamda dolduracak, tercihlerini kaydedip kesinleştirecek. Kesinleştirme işleminden sonra başvuru bilgileri ve tercihlerde değişiklik yapılamayacak. Kesinleştirilmeyen başvurular ise dikkate alınmayacak. Kesinleştirilen başvuru formu fiziki evrak olarak ayrıca gönderilmeyecek.</p>

<h2>BAŞVURUDA DİKKAT EDİLECEKLER VE ARANAN ŞARTLAR</h2>

<p>2527 sayılı Kanun kapsamındaki Türk soylu yabancıların, resmi kurumlardan alınan Türk soylu olduklarına dair belgeyi başvuru sistemi üzerinden elektronik ortamda kaydetmeleri gerekecek.</p>

<p>Eczacı dışındaki diğer unvan ve branşa sahip adaylar, sadece ikinci yerleştirme için tercih yapabilecek ve en fazla 10 tercihte bulunabilecek. Genel kurayla yerleşmek istediğini belirten adaylar, tercihlerinin gelmemesi halinde boş kalan münhallere genel kurayla yerleştirilecek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2021/11/11/saglik_2566.jpg" title="40 bin sağlıkçı atamasında takvim belli oldu #1"><img alt="40 bin sağlıkçı atamasında takvim belli oldu #1" src="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2021/11/11/saglik_2566.jpg" style="height:635px; width:1200px" /></a></p>

<p>Kura müracaatında bulunup başvurusunu iptal ettirmek isteyenler, 17 Kasım'dan 30 Kasım saat 18.00'e kadar PBS üzerinden elektronik ortamda bunu yapabilecek. Bu kişiler, bu kuraya yeniden başvuruda bulunamayacak.<br />
İnceleme neticesinde uygun görülmeyen başvurular, ret gerekçeleriyle, tebligat yerine geçmek üzere PBS üzerinden ilan edilecek. Elektronik ortamda itirazlar alınacak ve sonuçlar PBS üzerinden açıklanacak.</p>

<p>Devlet memurluğundan çekilen ve çekilmiş sayılanların yeniden atanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 97. maddesindeki süreler dikkate alınacak. Ancak bu durumda bulunanlardan, kuranın son başvuru tarihi itibarıyla engel hallerinin bitimine bir ay kalanların müracaatları kabul edilecek.<br />
Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları kadrolarına yerleşen adayların atama tebligatında, adayın başvuruda belirttiği adres esas alınacak. Kura sonucu herhangi bir kadro veya pozisyona yerleşenler, bunun ilanından itibaren bir yıl süreyle tekrar kuraya başvuramayacak.</p>

<p>İlan metninde belirtilen şartlara uymayan adayların başvuruları kabul edilmeyecek. Başvuruları sehven kabul edilip kurayla yerleştirilmiş olanların atamaları yapılmayacak, yapılmış olsa dahi iptal edilecek. Belgeleri eksik olan veya hatalı başvuruda bulunan adayların da müracaatları geçersiz sayılacak.<br />
Kura sonrasında kadrolara yerleşen adaylar, haklarında yapılacak arşiv araştırması sonuçlandıktan sonra atanacak. Arşiv araştırması olumsuz sonuçlananların ataması yapılmayacak, yapılmış olsa dahi iptal edilecek.</p>

<p>5335 sayılı Kanun kapsamında, emekli olan tabip ve uzman tabipler, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluş kadrolarını tercih ederek başvurabilecek. Ancak aynı kanun gereği emekli tabip ve uzman tabiplerin, Sağlık Bakanlığı tesisleri dışındaki kurumlara yerleşseler dahi atamaları gerçekleştirilmeyecek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2021/11/11/saglik_8264.jpg" title="40 bin sağlıkçı atamasında takvim belli oldu #2"><img alt="40 bin sağlıkçı atamasında takvim belli oldu #2" src="https://icdn.ensonhaber.com/resimler/diger/kok/2021/11/11/saglik_8264.jpg" style="height:675px; width:1200px" /></a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Nov 2021 11:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/11/40-bin-saglikci-atamasi-basliyor-1636620980.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>125 Vatandaş başka canlara umut olacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/125-vatandas-baska-canlara-umut-olacak-16111</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/125-vatandas-baska-canlara-umut-olacak-16111</guid>
                <description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Başkent Üniversitesi “3-9 Kasım Organ ve Doku Bağışı Haftası” kapsamında bir ilke imza atarak organ ve doku bağışı konusunda iş birliği yaptı. Büyükşehir Belediyesinin Kızılay’daki sağlık kabininde düzenlenen bağış kampanyasına 125 vatandaş katılarak organ bağışında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="926" height="521" src="https://www.youtube.com/embed/oLkP9t7S3Ck" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe><p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkent Üniversitesi iş birliğiyle&nbsp;<strong>“3-9 Kasım&nbsp;Organ&nbsp;ve Doku&nbsp;Bağışı&nbsp;Haftası”</strong>nda&nbsp;<strong>“Organ Bağışı Kampanyası”</strong>&nbsp;düzenledi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Başkent’te&nbsp;organ&nbsp;ve doku&nbsp;bağışı&nbsp;konusunda farkındalık oluşturmak ve bağışçı sayısını artırmak için Büyükşehir Belediyesine ait Kızılay Metro çıkışında bulunan sağlık kabininde başlatılan&nbsp;<strong>“Organ&nbsp;Bağışı&nbsp;Kampanyası”</strong>na vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>125 VATANDAŞ KAMPANYAYA KATILARAK DESTEK VERDİ</strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Kampanya sona ererken, 125 vatandaş Büyükşehir Belediyesi ve Başkent Üniversitesi tarafından düzenlenen kampanyaya katılarak organ ve doku bağışında bulundu.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gelecek yıllarda kampanyayı Başkent’in merkezinde ve ilçelerinde de yaygınlaştırmayı planladıklarını belirten Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşler Daire Başkanı Seyfettin Aslan,<strong>&nbsp;“Ankara Kızılay’da Başkent Üniversitesi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz ‘Organ ve Doku Bağışı Haftası nedeniyle başlattığımız Organ Bağışı Kampanyamıza 125 vatandaşımızdan organ bağışı aldık. Etkinliğimiz gelecek yıllarda artarak devam edecek”&nbsp;</strong>dedi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkent Üniversitesi Hastanesi Transplantasyon Koordinatörü Hatice Akkoç&nbsp;da kampanyaya ev sahipliği yapan Büyükşehir Belediyesine teşekkür ederek,&nbsp;<strong>“Standımızın amacı hem organ bağışı toplamak hem de organ bağışı konusunda vatandaşlarımızı bilgilendirmekti. Biz kampanyanın etkili olduğunu düşünüyoruz. Farkındalık yaratmak bizim için önemliydi. Bunu da gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz. Ulaşabildiğimiz vatandaşlarımıza ‘bir organ bir hayat’ diyerek gereken mesajı verdik”&nbsp;</strong>ifadelerini kullandı.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Nov 2021 10:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/11/125-vatandas-baska-canlara-umut-olacak-1636616748.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Koca sosyal medya hesabından duyurdu: Okullar kapanacak mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakani-koca-sosyal-medya-hesabindan-duyurdu-okullar-kapanacak-mi-16090</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/saglik-bakani-koca-sosyal-medya-hesabindan-duyurdu-okullar-kapanacak-mi-16090</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, okulların kapanması ihtimalinin bulunduğunu belirten haberlerle ilgili açıklama yaptı. Bilim Kurulunun gündeminde olup olmadığına dair net bilgiler aktardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, okulların kapanması ihtimalinin bulunduğunu belirten haberlerle ilgili açıklama yaptı. Bilim Kurulunun gündeminde olup olmadığına dair net bilgiler aktardı.</p>

<p>SOSYAL MEDYA HESABINDAN DUYURDU</p>

<p><strong>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Okulların kapanması ihtimalinden söz eden bir habere rastladım. Haber yanlıştır. Bilim Kurulumuzun böyle bir gündemi yok. Kurul üyesi bir arkadaşımızın aşının önemini vurgularken seçtiği ifade yanlış anlaşılmış. Öğrencilerimize başarı dolu haftalar diliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Nov 2021 14:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/11/saglik-bakani-koca-sosyal-medya-hesabindan-duyurdu-okullar-kapanacak-mi-1635765732.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fizyoterapist ve Refleks Terapist  Gamze Şenbursa Fethiyelilerle buluşuyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/fizyoterapist-ve-refleks-terapist-gamze-senbursa-fethiyelilerle-bulusuyor-14909</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/fizyoterapist-ve-refleks-terapist-gamze-senbursa-fethiyelilerle-bulusuyor-14909</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fizyoterapist ve Refleks Terapist Gamze Şenbursa Fethiye’de yaşayan yerli ve yabancı sakinlerin omurga problemleri, postür bozuklukları, omuz, Sırt, diz ağrıları, migren, yüz felci ve stres gibi hastalıklarla ilgili soruları yanıtlayacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fethiye belediyesi ev sahipliğinde 4 Eylül Cumartesi günü Özer Olgun Kültür Merkezinde gerçekleşecek olan “Sağlıklı Yaşam Etkinliği” katılımcılara ücretsiz olacak. Covid-19 önlemleri alınarak yapılacak etkinlikte katılımcılar önceden kayıt yaptırmaları gerekecek. Etkinliğe katılacak katıımcılar hastalıklarıyla ilgili kafalarında soru işareti oluşturacak pek çok konunun cevabını Fizyoterapist ve Refleks Terapist Gamze Şenbursa’dan alacak. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Aug 2021 17:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/08/fizyoterapist-ve-refleks-terapist-gamze-senbursa-fethiyelilerle-bulusuyor-1629987026.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bugün 17 Nisan Dünya Hemofili Günü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bugun-17-nisan-dunya-hemofili-gunu-10844</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bugun-17-nisan-dunya-hemofili-gunu-10844</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de 6 bin kişi, nadir görülen ve genetik geçişli kronik bir kanama hastalığı olan hemofili ile yaşıyor. Hayat boyu süren hemofili, her 10.000 kişiden 1’inde görülüyor. Dünyada 32 yıldır hemofili alanında Ar-Ge faaliyetlerini aralıksız sürdüren Novo Nordisk, 20 yıldır da Türkiye’deki hemofilili bireylerin hayat kalitesini artırabilmek için çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe yön veren tedavilerle insan hayatını iyileştirmeyi amaçladıklarını belirten Novo Nordisk Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem, ”Hemofili alanındaki çalışmalarımız ile hastalığın daha iyi kontrol altına alınmasında elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Dünyanın en büyük vakfı yönetimindeki sağlık firması olarak, hemofili alanına verdiğimiz söz budur” dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:center”><em><strong><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>Türkiye’de 6 bin kişi, nadir görülen ve genetik geçişli kronik bir kanama hastalığı olan hemofili ile yaşıyor. Hayat boyu süren hemofili, her 10.000 kişiden 1’inde görülüyor. Dünyada 32 yıldır hemofili alanında Ar-Ge faaliyetlerini aralıksız sürdüren Novo Nordisk, 20 yıldır da Türkiye’deki hemofilili bireylerin hayat kalitesini artırabilmek için çalışmalarını sürdürüyor. Geleceğe yön veren tedavilerle insan hayatını iyileştirmeyi amaçladıklarını belirten Novo Nordisk Başkan Yardımcısı ve Türkiye Genel Müdürü Dr. Burak Cem, ”Hemofili alanındaki çalışmalarımız ile hastalığın daha iyi kontrol altına alınmasında elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz. Dünyanın en büyük vakfı yönetimindeki sağlık firması olarak, hemofili alanına verdiğimiz söz budur” dedi</span></strong></em></p>

<p><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>Genetik geçişli, kronik bir kanama bozukluğu olan Hemofili, nadir görülen ve hayat boyu süren bir hastalıktır. Dünyada yaklaşık 420 bin, Türkiye’de ise 6 binden fazla hemofili hastası bulunuyor. </span><span style=”color:black; font-family:verdana,sans-serif”>Bu bireylerde, hayat boyu süren bir kanamaya eğilim söz konusu olup kanamaları önlemek için önerilen tedavilerin sürekli olarak uygulanması gerekiyor. Tedavilerini düzenli olarak yürüten hemofilili bireylerin, kaliteli bir hayat sürdürebilmesi ise günümüzde mümkün. </span></p>

<p><strong><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>”32 Yıldır Hemofilili Bireyler İçin Çalışıyoruz”</span></strong></p>

<p><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>Dünyada 32 yıldır hemofilili bireylerin kaliteli bir hayat yaşayabilmeleri için Ar-Ge faaliyetlerini aralıksız sürdüren Novo Nordisk, 20 yıldır da Türkiye’de hemofili ile mücadele etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Dr. Burak Cem, ”Farklı tedavi seçenekleri ile hemofili alanına gönül vermiş tüm paydaşlarla, hemofilili bireylerin hayatını değiştirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. İyileştirilmiş eklem sağlığı ve hareketliliğin, hemofilili bireylerin sınırlarını ortadan kaldırmak için gerekli olduğuna inanıyoruz” dedi. Dr. Burak Cem,<strong> </strong>hastalık ve bu alandaki çalışmaları ile ilgili şu bilgileri verdi: </span></p>

<p><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>”Hemofili, diğer dallara göre daha az sağlık çalışanın uzmanlaştığı, tedavisinin tecrübe gerektirdiği bir hastalık. Hemofilili bireyler yaşamlarında engellerle karşılaşıyor. Bu kişilerin yüzde 89’unun hastalıktan kaynaklı ağrılarının yaşamlarını kısıtladığı, yüzde 48’inin ileride bir aile kurmakla ilgili endişelerinin olduğu, yüzde 80’inin ise iş bulmakla ilgili sıkıntı yaşadığı biliniyor.</span></p>

<p><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>Novo Nordisk olarak, nadir görülen kanama bozuklukları için tedavi çözümleri üretmeye olan adanmışlığımızı, rekombinant faktörler ve faktör dışı tedavi seçeneklerimizin yanı sıra, yürüttüğümüz AR-GE çalışmalarıyla da aktif olarak sürdürüyoruz.”</span></p>

<p><strong><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>Novo Nordisk Türkiye Biyofarma İş Ünitesi’nin Yöneticisi Pınar Dumlu ise</span></strong><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>, Novo Nordisk’in hemofili tedavisini geliştirmek dışında, hastaların hayatını geliştirmek için de çalışmalar yaptığını söyleyerek, yapılan faaliyetlere değindi:</span></p>

<p><strong><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>”</span></strong><span style=”font-family:verdana,sans-serif”>Novo Nordisk’in k&acirc;r amacı gütmeyen Uluslararası Novo Nordisk Hemofili Vakfı aracılığı ile 2005 yılında kurulan ve hemofili ile nadir görülen kanama bozuklukları için faaliyetlerini sürdüren bir organizasyonu var. Bugüne kadar 73 ülkede 250 eğitim ve gelişim programına destek verildi. Bu destekler sayesinde 41.500 sağlık personeli eğitildi ve 42.500’den fazla hemofilili bireye ulaşıldı. Ayrıca Dünya Hemofili Federasyonu ve Avrupa Hemofili Konsorsiyumu gibi hasta STK’larıyla da işbirlikleri var. Novo Nordisk, HERO (Hemofili Deneyimi, Sonucu ve Fırsatlar) adında uluslararası bir platformu koşulsuz olarak destekliyor. Ülkemizde toplumsal bilinç seviyesinde birçok değerli çaba ile önemli gelişmeler sağlandı. Sağlık profesyonelleri, dernekler ve ilaç firmalarının girişimleri ile son yıllarda çok yol kat edildi. Eğitim ile bilincin artacağına böylelikle teşhis, tanı ve tedavi yöntemlerinin iyileşeceğine ve dolayısıyla tedaviye ihtiyacı olan tüm hastaların yaşam kalitesinin artacağına inanıyoruz.”</span></p>

<p><strong><span style=”font-family:apis for office,sans-serif”> </span></strong></p>
<br>Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Apr 2021 15:38:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/bugun-17-nisan-dunya-hemofili-gunu-1618663107.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>”Koronavirüs’te tek çözüm tam kapanma”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/koronaviruste-tek-cozum-tam-kapanma-10835</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/koronaviruste-tek-cozum-tam-kapanma-10835</guid>
                <description><![CDATA[Yeni tip Koronavirüs’ün ülkemizdeki seyrini değerlendiren Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, “Tam kapanma yapmadan hasta sayılarını düşürmemiz mümkün değil.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Gazeteci Özay Şendir, Radyo Trafik’te yayınlanan “İnce Ayar” programında uzman konuklarla trafik hariç gündemi konuşmayı sürdürüyor. Programın ilk konuğu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, salgında gelinen son noktayı değerlendirdi, önemli uyarılarda bulundu. </p>
<p><strong>İNGİLİZ VARYANTI DAHA MI KOLAY BULAŞIYOR?</strong></p>
<p>Son dönemde artan vaka sayılarının yüksekliğine dikkati çeken Okur bunu, koronavirüsün şekil değiştiren hali olan İngiliz varyantının çok bulaşıcı olmasına bağladı. Bu varyantın kliniklerinin de daha gürültülü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Okur, “Semptomları ağır görülüyor. Ateş, öksürük, baş ağrısı çok fazla oluyor. Çok yoğun bir hastane başvurusu var. İngiliz varyantının ilk virüsten çok farkı yok. PCR testi ile anlaşılamadığına yönelik iddialar doğru değil. Şu anki hastaların yüzde 75’i İngiliz varyantlı virüsten kaynaklı. Virüs tamamen değişti.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“OKULLARIN AÇILMASI GEREKSİZDİ”</strong></p>
<p>Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, son dönemde koronavirüs görülen çocuk sayısının artmasının İngiliz varyantı ile ilgisi olmadığını anlattı. Okulların açılmasının çocuklara virüs bulaşmasına neden olduğunu kaydeden Okur, “Çocuklar hastalığı aldı, taşıdı, bulaştırdı ama İngiliz varyantı ile ilgisi yok. Bizim ülkemiz için okulların açılması gereksizdi. Çocuklar ailelerine, aileler çevrelerine virüsü bulaştırdı.” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p><strong>“KALABALIK ORTAMLARDA RİSK ARTAR, AÇIK HAVADA RİSK AZ”</strong></p>
<p>Virüs yükünün önemine de vurgu yapan Hacer Kuzu Okur, kalabalık ortamda hastalıklı insan oranının fazla olması düşünüldüğünden kapalı mekanlarda ne kadar az kalınırsa hasta olma riskinin azalacağını bildirdi. “Dışarıda tek başınıza dolaşırken bir risk olmaz.” diyen Prof. Dr. Okur, “Toplu taşıma araçlarında ya da büyük bir restoranda bulaş oranı artabiliyor. Virüs yükü gerçekten önemli, temasların minimize edilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“TAM KAPANMA YAPMADAN HASTA SAYILARINI DÜŞÜREMEYİZ”</strong></p>
<p>Toplu taşıma araçlarının yeni getirilen düzenlemelere rağmen çok kalabalık,  herkesin mesafeye dikkat etmesinin ise imkansız olduğunun altını çizen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur, “Tam kapanma yapmadan hasta sayılarını düşürmemiz mümkün değil. Şu anki önlemlerin etkisi olacaktır ama virüsün yayılımını mevcut kısıtlamalarla tamamen durduramayız.” açıklamasını yaptı. </p>
<p><strong>PROF. DR. ERASLAN: “EĞİTİM BİLİM KURULU OLUŞTURULMALI”</strong></p>
<p>Özay Şendir, “İnce Ayar” programında SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan ile ise pandemi koşullarında eğitimi konuştu. Ortada bir karmaşa olduğunu savunan Eraslan, “Milli Eğitim Bakanlığı ısrarla yüz yüze sınav yapmayı istedi. Öğretmenler aşılanmadı, okulda çalışan yardımcı personeller de aşılanmadı. Planlamaya alınması ayrı, aşılama yapmak ayrıdır. Öğretmenler dertli. Eğitim Bilim Kurulu oluşturulmasını savunduk ama olmadı. Bu kurul kurulmalı ve eğitimde ne yapılacağına bilim kurulu karar vermeli. Söylediklerimizi kimseyi duymuyor.” dedi.</p>
<p><strong>“ALINAN KARARLARLA VİRÜSÜN YAYILIMINI HIZLANDIRIYORUZ”</strong></p>
<p>Kontrol altına alınmayan her türlü kalabalığın problem teşkil edeceğini belirten Prof. Dr. Eraslan, sözlerini “Çocukların okullara giriş ve çıkışları, teneffüslerde yaptıkları bir risktir. 8 ve 12. Sınıf öğrencileri toplu taşıma kullanarak okula gidecek. Başka şehirlerde okuyan öğrenciler var. Bir planlama eksikliği var. Virüsün yayılımını bu şekilde hızlandırıyoruz.” şeklinde tamamladı. </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Apr 2021 15:34:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/koronaviruste-tek-cozum-tam-kapanma-1618662888.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de vaka sayısı düşmüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/izmirde-vaka-sayisi-dusmuyor-10833</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/izmirde-vaka-sayisi-dusmuyor-10833</guid>
                <description><![CDATA[İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, kent özelinde Koronavirüs’le ilgili vakalarda 1 haftadır düşüşün olmadığını söylerken, tedbirlerin sertleşeceğinin sinyalini verdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İZMİR (İGFA) - </strong>Vali Yavuz Selim Köşger, İçişleri Bakanlığının "Kısmi Kapanma" konulu genelgesi doğrultusunda uygulanan sokağa çıkma kısıtlaması kapsamında gerçekleştirilen "dinamik denetime" katıldı.</p>
<p>Manisa’dan kente giriş istikametinde polis ve jandarmanın ortak denetim yaptığı Sabuncubeli'ndeki uygulama noktasında ekiplerce durdurulan sürücülere uyarılarda bulunan Köşger, kontrollerin süreceğini ve 10-15 günlük süreçte sonuçların gözlemleneceğini dile getirdi.<strong>AŞILAMA AĞUSTOSTA YÜZDE 50’Yİ BULACAK</strong></p>
<p>Rakamların düşmemesi halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi daha da sert tedbirlerin gelme ihtimalinin bulunduğunu hatırlatan Yavuz Selim Köşger, “İzmir özelinde Koronavirüs ile ilgili vakaların stabil gittiğini bir haftadır gözlemliyoruz ama bir düşüş yok. Aşağı yukarı aynı rakamlar her gün geliyor. Aşılama faaliyetleri seri olarak devam ediyor. Ağustos ayı itibariyle İzmir'de de yüzde 50'yi bulmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Apr 2021 15:34:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/izmirde-vaka-sayisi-dusmuyor-1618662864.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>REFRAKTİF CERRAHİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/refraktif-cerrahi-10403</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/refraktif-cerrahi-10403</guid>
                <description><![CDATA[Mayagöz hastanesi Başhekimi Op. Dr. Filiz Avşin Özdemir Sarıoğlu Redaktör haber dergisine kişinin gözlüklerinden, kontakt lenslerinden kurtulması için yapılan tüm cerrahi girişimleri kapsayan Refraktif cerrahi'yi anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İşte, Mayagöz hastanesi Başhekimi Op. Dr. Filiz Avşin Özdemir Sarıoğlu'nun o yazısı;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Refraktif cerrahi, kişinin gözlüklerinden , kontakt lenslerinden kurtulması için yapılan tüm cerrahi girişimleri kapsar. Bunlar; excimer laser, fakik göz içi lensleri ve trifokal göz içi lensleri olarak 3 ana gruba ayrılabilir. Kişinin hangi yöntem için uygun olduğunu bir çok parametre belirler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>ÖNCELLİKLE YAŞ…</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">18 yaşından küçük kişilere işlem uygulanmaz, bunun da nedeni rafraksiyonun halen değişken olabilmesidir. Eğer kişi 18 yaşını geçmiş ve refraksiyonu stabil ise gözlük&nbsp; numarası, yaşı, göz yapısı ile ilgili değerlendirmeler yapılır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özellikle 35-40 yaş altı bireylerde eğer göz yapısı (kornea dokusu) uygunsa, ileri derecede sistemik hastalığı (dm, romatolojik hastalıklar, görme bozukluğuna neden olabilecek bir sistemik hst) yoksa excimer laser en iyi tedavi seçeneğidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tabiki excimer laser de kendi içinde alt gruplara ayrılmaktadır. Yüzeyel ablasyon yapan yöntemle; Lasek, PRK, No Touch ve derin ablasyon yapan yöntemler; FemtoLasik, Intralase, Smile gibi. Smile dışındakiler 1990’dan günümüze çok yaygın olarak kullanılan yöntemlerdir. Bura da da hangi yöntemi kullanacağımız kişinin göz yapısına göre vereceğimiz bir karardır.&nbsp; Örneğin kornea yüzeyi asimetrik, ince veya dik ise derin değil yüzeyel yöntemleri tercih ederiz. Ya da numarası yüksek ise kornea yeterli kalınlığa sahip ise tam tersi derin ablasyon yapan yöntemleri tercih ederiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Excimer laser ile tedavi uygun hasta seçimi ve uygun yöntemle ile hem ülkemizde hem de dünya genelinde uygulanan en başarılı cerrahi girişimlerden bir tanesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Refraktif cerrahide 2 yöntemden daha bahsetmiştik. Fakik göz içi lensleri ve trifokal göz içi lensleri….</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer gözlüklerinden kurtulmak isteyen kişi 35 yaşının altında ancak göz yapısı excimer laser için uygun değilse işte o zaman bu lensleri öneriyoruz. Bu lensler, günlük kullandığımız kontakt lenslerin göz içine yerleştirilecek şekilde hazırlanmış olanlarıdır. Doğal göz içi lensinin önüne, irisin de arkasına yerleştirilir. Bu lensleri yerleştirirken en önemli&nbsp; kriter, bu lenslerin yerleşeceği alanın yeterli derinliğe sahip olmasıdır. Eğer kişi bu lens için de uygun değilse veya 40 yaşının üzerinde ve gözlüklerinden kurtulmak istiyorsa üçüncü refraktif cerrahi seçeneği gündeme gelir, trifokal göz içi lensleri...</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><img alt="" src="https://www.redaktorhaber.com/public/images/detay/filiz%20sar%C4%B1o%C4%9Flu%202.jpeg" style="height:672px; width:766px" /></span></span></p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Akıllı göz içi lensi</span></span></strong></em></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüzde, akıllı lens, Hi Tech lens olarak da bilinen trifokal göz içi lenslerinde amaç, 40 yaşından sonra olan presbiopi dediğimiz yakın ara mesafe gözlük ihtiyacını da ortadan kaldırmaktır. 40 yaşından önce kendi lensiniz yakından uzağa uyum yapabilirken ( fotoğraf makinesindeki lensler gibi ) 40 yaş ile beraber akomadasyon dediğimiz uyum yeteneği bozulur, yaş ilerledikçe de artar. İşte böyle bir durumda gözlüklerde kurtulmak için en güzel tedavi seçeneği trifokal göz içi lensleridir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen genç hastalarımız çeşitli mecralardan duydukları bu göz içi lensi için başvururlar. Genç yaş grubunda doğal lensimiz sağlıklı ise diğer refraktif cerrahi yöntemleriyle tedavi edebiliyorsak trifokal lensleri tercih etmeyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özetle gözlüklerden kurtulmak için birçok seçeneğimiz var. Tercih edeceğimiz cerrahi işlem kişiye ve göze özeldir. Bir kişiye önerilen başka bir kişiye önerilmeyebilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Apr 2021 09:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/refraktif-cerrahi-1617690334.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağışıklığınızı Güçlü Tutmak için C Vitamini Takviyesi Alın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/bagisikliginizi-guclu-tutmak-icin-c-vitamini-takviyesi-alin-10365</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/bagisikliginizi-guclu-tutmak-icin-c-vitamini-takviyesi-alin-10365</guid>
                <description><![CDATA[Suda çözünen vitaminler arasında yer alan C vitamini, immün sistemin kuvvetlenmesine yardımcı olurken; aynı zamanda yorgunluk ve bitkinliğin azalmasına da destek oluyor. Mevsim geçişlerinde, bağışıklığı güçlü tutmak için C vitamini takviyesi alınması gerektiğinin altını çizen Eczacı Ayşen Dincer,  4 Nisan C Vitamini Günü özelinde önemli bilgiler paylaşıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:center”><strong><span style=”font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px”>Suda çözünen vitaminler arasında yer alan C vitamini, immün sistemin kuvvetlenmesine yardımcı olurken; aynı zamanda yorgunluk ve bitkinliğin azalmasına da destek oluyor. Mevsim geçişlerinde, bağışıklığı güçlü tutmak için C vitamini takviyesi alınması gerektiğinin altını çizen Eczacı Ayşen Dincer,  4 Nisan C Vitamini Günü özelinde önemli bilgiler paylaşıyor.</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px”>Düzenli ve doğru beslenememek, günlük vitamin ihtiyacının tam olarak karşılanamamasına sebep oluyor. Suda çözünen ve vücutta depolanmayan bir vitamin olduğu için günlük C vitamini ihtiyacının karşılanmasında, takviye alınması gerekliliğini savunan Eczacı Ayşen Dincer, C vitamini eksikliğinin, kişilerde; yorgunluktan eklem ağrılarına, diş eti kanamasından yaraların geç iyileşmesine kadar birçok sorun doğurduğunu belirtiyor. </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px”>Günlük ihtiyacınız kadar C vitamini desteği alın</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px”>Özellikle mevsim geçişleri ve dengesiz hava şartlarına bağlı olarak artan; grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmak ve bağışıklığı güçlü tutmak için C vitamininin büyük öneme sahip olduğunu söyleyen Ayşen Dincer, hastalanmadan önce önlem alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: <em>&lsquo;’Sağlıklı bir yaşam sürmek ve bağışıklığı her daim güçlü tutmak için düzenli ve sağlıklı beslenmek gereklidir. Günümüzde, tükettiğimiz gıdaların besin değerlerinin düşük olması nedeniyle; ihtiyaç duyduğumuz vitamini dışarıdan belirli desteklerle karşılamak durumunda kalıyoruz. Mevsimsel değişikliklerle de ihtiyaçlarımız doğru oranda artıyor. Multivitamin kullanıyor olsak da yeterli dozda C vitamini alamadığımızı söyleyebilirim, günlük 1000mg dozluk ihtiyacın tamamlanması için C vitamininin ayrıca alınıyor olması gereklidir. C vitamini, aynı zamanda suda çözünen bir vitamindir. Yani vücutta depolanamaz, her gün yeniden vücuda alınması gerekir.’’</em></span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px”>C vitamini ile daha enerjik hissedin</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:calibri,sans-serif; font-size:15px”>Özellikle kemiklerin ve cildin fonksiyonlarının devamı için gerekli olan kolajen oluşumunda görev alan C vitamini aynı zamanda; kendinizi daha enerjik hissetmenize yardımcı oluyor. Çinko ile birlikte kullanıldığında bağışıklığı daha da güçlendiren vitamininin; yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilere iyi geldiğini söyleyen Ayşen Dincer, C vitaminin diğer faydalarını şöyle sıralıyor:</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<ul>
	<li><span style=”font-size:15px”>C vitamini bir antioksidandır. Bu özelliği ile serbest radikallerin vücudumuza verdiği zararları geciktirir ve önler. </span></li>
	<li><span style=”font-size:15px”>Demir emiliminde de C vitaminin önemi çok büyüktür, birlikte alındığında demirin etkinliğini arttırır. </span></li>
	<li><span style=”font-size:15px”>Ayrıca enerji oluşum metabolizmasına katkıda bulunur, yorgunluğu ve bitkinliği azaltır.</span></li>
	<li> </li>
</ul>
<br>Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Apr 2021 19:50:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/bagisikliginizi-guclu-tutmak-icin-c-vitamini-takviyesi-alin-1617555053.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat kurtarmak için gece-gündüz çalışan sağlıkçılar bu açıklamayı hak etmiyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/hayat-kurtarmak-icin-gece-gunduz-calisan-saglikcilar-bu-aciklamayi-hak-etmiyor-10364</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/hayat-kurtarmak-icin-gece-gunduz-calisan-saglikcilar-bu-aciklamayi-hak-etmiyor-10364</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, ”Sağlık çalışanları evinde hastalanıyor” açıklamasına yanıt verdi. Koronavirüsün, 130’a yakın ülkede sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak tanımlandığını belirten Akarken, ”Hayat kurtarmak için kendi canlarını hiçe sayan yüzbinlerce sağlık çalışanının özlük haklarını vermemek için bu denli talihsiz açıklamaların yapılması koronavirüs ile mücadeleye zarar veriyor. Sağlık çalışanları bakanın bu sözlerini hiç hak etmiyor” ifadelerini kullandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:center”><strong><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:19px”>Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un, ”Sağlık çalışanları evinde hastalanıyor” açıklamasına yanıt verdi. Koronavirüsün, 130’a yakın ülkede sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak tanımlandığını belirten Akarken, ”Hayat kurtarmak için kendi canlarını hiçe sayan yüzbinlerce sağlık çalışanının özlük haklarını vermemek için bu denli talihsiz açıklamaların yapılması koronavirüs ile mücadeleye zarar veriyor. Sağlık çalışanları bakanın bu sözlerini hiç hak etmiyor” ifadelerini kullandı. </span></strong></p>

<p style=”text-align:center”><strong><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:19px”> </span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”>Türk Tabipler Odası’nın verilerine göre pandeminin başlangıcından bugüne <strong>140 binin</strong> üzerinde sağlık çalışanı koronavirüse yakalandı.  <strong>391 sağlık çalışanı</strong> koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti. <strong>Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken</strong>, yüzbinlerce sağlık çalışanının bir yıl boyunca doğru düzgün evine bile gidemediğini, 24 saati aşan sürelerde çalıştığını buna rağmen sağlık sisteminin çökmemesi ve hayat kurtarmak için hep aynı özveride çalıştıklarını belirterek <strong>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un</strong>, <em>”Sağlık çalışanları evinde hastalanıyor”</em> açıklamasına yanıt verdi. </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”>Genel Başkan Akarken, ”Hayat kurtarmak için kendi canlarını hiçe sayan yüzbinlerce sağlık çalışanının özlük haklarını vermemek amacıyla yapılan bu talihsiz açıklama koronavirüs ile mücadeleye zarar veriyor. Sağlık çalışanları Sayın Selçuk’un bu sözlerini hiç hak etmiyor” ifadelerini kullandı. </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”>”KORONAVİRÜSÜN MESLEK HASTALIĞI OLDUĞUNU 130 ÜLKE TANIYOR” </span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”>”Dünya Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) tavsiyesiyle <strong>130’a yakın ülke</strong>, sağlık çalışanları, gıda tedarik zincirinin devamını sağlayan meslek grupları, güvenlik güçleri gibi kritik görevleri üstlenen çalışanların özlük haklarını korumak için koronavirüsü &lsquo;meslek hastalığı’ olarak tanımladı.” diyen <strong>SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, </strong>”Türkiye ise ne yazık ki bu 130 ülke arasında bulunmuyor. Özlük haklarının korunmasını isteyen sağlık çalışanlarının bu talebini temelsiz bir iddia ile hiçe sayan <strong>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk</strong>, binbir zorlukla hayat kurtarmaya uğraşan sağlık çalışanlarını hedef gösteriyor” açıklamalarında bulundu. </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”>”VAKA SAYILARI 40 BİNİN ÜZERİNDEYKEN NASIL EVDE OLABİLİRİZ” </span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-family:cambria,serif; font-size:16px”>Türkiye’de vaka sayılarının bir anda katlanarak arttığını ve bunun nedenleri üzerinde durulması gerektiğine dikkat çeken <strong>Genel Başkan Akarken</strong>, ”Türkiye’de sağlık alanında yaşanan personel eksikliği yeni bir gerçek değil. Yeniden normalleşmeyle katlanarak artmaya başlayan vaka sayıları son bir senedir büyük emekler sarf eden sağlık çalışanlarının omuzlarına daha fazla yük bindirdi. Sağlık sisteminin çökmemesi için insan-üstü çaba gösteren meslektaşlarımız nasıl evlerinde virüse yakalanmış olabilirler? Böyle bir gerçek olsa bile bu kaç kişi için geçerlidir? 130 ülkenin tanıdığı bir hakkı Türkiye nasıl görmezden gelebilir? Sağlıkçıları sadece haklarını istiyorlar diye hedef göstermek ne kadar doğrudur? Sayın Bakan bizce tüm sağlık çalışanlarından özür dilemelidir” şeklinde konuştu. </span></p>
<br>Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Apr 2021 19:50:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/hayat-kurtarmak-icin-gece-gunduz-calisan-saglikcilar-bu-aciklamayi-hak-etmiyor-1617555044.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bir iş yeri için en önemli sermaye güven sermayesidir”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/prof-dr-nevzat-tarhan-bir-is-yeri-icin-en-onemli-sermaye-guven-sermayesidir-10347</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/prof-dr-nevzat-tarhan-bir-is-yeri-icin-en-onemli-sermaye-guven-sermayesidir-10347</guid>
                <description><![CDATA[Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 2. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Öğrenci Kongresi’nde alanında uzman isimler bir araya geldi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iş sağlığı ve güvenliğinin yaşam içindeki yerini ve önemini vurgulayarak ”Şu anda bir insan ve bir iş yeri için en önemli sermaye güven sermayesidir. Güven sermayesi zayıf kurumlarda verimlilik düşer ve sağlık giderleri artar, güvenli iş ortamı yoksa personel değişimi çok olur” dedi. İş Sağlığı ve Güvenliği eğitiminin önemine de işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İSG eğitiminin açıköğretim ile olmayacağının altını çizdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:center”><strong>Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen 2. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Öğrenci Kongresi’nde alanında uzman isimler bir araya geldi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, iş sağlığı ve güvenliğinin yaşam içindeki yerini ve önemini vurgulayarak ”Şu anda bir insan ve bir iş yeri için en önemli sermaye güven sermayesidir. Güven sermayesi zayıf kurumlarda verimlilik düşer ve sağlık giderleri artar, güvenli iş ortamı yoksa personel değişimi çok olur” dedi. İş Sağlığı ve Güvenliği eğitiminin önemine de işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İSG eğitiminin açıköğretim ile olmayacağının altını çizdi.</strong></p>

<p style=”text-align:center”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Üsküdar Üniversitesi İş Güvenliği, İş Sağlığı ve Çevre Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSGÜMER) ev sahipliğinde Beykoz Üniversitesi, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi  ve MESKA Vakfı tarafından gerçekleştirilen 2. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Öğrenci Kongresi’nde alanında uzman isimler iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin pek çok konuda sunum yaptı. Kongre pandemi koşulları kapsamında çevrimiçi düzenlendi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan: ”Bu kongrelerin 5 yıldan daha sık aralıklarla yapılması gerekir”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Öğretim Üyesi, İSG Bölüm Başkanı, ÜSGÜMER Müdürü ve MESKA Vakfı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, açılış konuşmasında kongrenin ilkinin 21- 22 Mayıs 2015 tarihinde Bingöl Üniversitesi’nde gerçekleştirildiğini söyledi. Kongreye ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirten Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, bu tür kongrelerin 5 yıldan daha sık aralıklarla yapılması gerektiğini söyledi. Kongrenin verimli geçeceğine inandığını kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, bu alanda eğitim gören öğrencilerin makale yazımını öğrenmelerinin de önemli olduğunu kaydetti.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan: ”Öğrencilerimize yatırım yapıyoruz”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkililerine de kongreye katılım ve desteklerinden dolayı teşekkür eden Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan, ilkinden farklı olarak bu yıl Covid-19 etkileri olduğunu kaydederek ”Salgının birçok konuda etkileri oldu. Bu konuda da yine bazı öğrencilerimizin makaleleri var, bunları da dinleyeceğiz. Gelecekte iş sağlığı güvenliği profesyonelleri arasında yer alacak değerli öğrencilerimiz, sanayi konularında edindikleri bilgiler, bugünkü kaynağı oluşturmaktadır. Biz aslında insana yatırım yapıyoruz, öğrencimize yatırım yapıyoruz, bunun için sağlıklı bir ortamda iyi bir ortamda onların ileride daha başarılı olmaları bize her zaman mutlu edecektir” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”> </span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Şefik Dursun: ”İş Sağlığı ve Güvenliği alanında yeterli eleman yetiştirilmesi gerekiyor”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”> </span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şefik Dursun, iş sağlığı güvenliğinin lisans eğitiminin Türkiye’de bir elin parmağı sayısı kadar bile olmadığını belirterek ”Vakıf üniversiteleri içerisinde Sağlık Fakültesi olarak biz YÖK’ün tanıdığı bütün bölümleri de yürütüyor olmaktan dolayı mutluyum. Şu anda iş sağlığı güvenliğinin Türkiye’de önemi, geçmiş zamanlara göre daha şuurlu bir şekilde yaklaşıldığı için daha güzel bir konumda. Tabii teknoloji hayata, hayatın değişik alanlarında uygulanınca teknolojinin getirdiği bazı riskleri de ne olabileceği insan sağlığı açısından, korunma açısından, güvenlik açısından, bunların da elbette bir akademik performansla değerlendirilip, yeterli eleman yetiştirilmesi gerekiyor” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Şefik Dursun, İş Sağlığı ve Güvenliği alanındaki eğitimlerin yüz yüze yapılmasının önemine de işare ederek ”Bu alanda bazı problemlerin de olduğunu düşünüyorum. Mesela uzaktan eğitimle sertifika vermek ve iş sağlığı güvenliği elemanı yetiştirmek gibi uygulamaları duyuyorum. Bir akademisyen olarak arkadaşlarımın yaptığı çalışmayı görüyorum. Bu alan uzaktan eğitimle olabilecek, yani laboratuvara girmeden, uygulamaya girmeden olabilecek bir eğitim olamayacağını düşünüyorum” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: ”İlk önce tedavi güvenliği sağlanmalı”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında iş sağlığı ve güvenliğinin hayatın her alanında çok önemli bir yeri olduğunu söyledi. </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>İş sağlığı ve güvenliği konusunun ne kadar önemli olduğunu meslek hayatının ilk yıllarında Erzincan’daki askeri hastanede görevliyken yaşadığı bir olay ile anladığını kaydeden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir askere yapılan ameliyatta oksijen yerine nitrojen azot gazı verildiğini, gencin pek çok önemli sağlık sorunu yaşadığını söyledi. </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: ”Güvenlik kültürü sadece lafta kalmamalı, uygulanmalı”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Sağlık güvenliği zincirinde, kalite yönetiminde tedavi güvenliğinin en önemli konu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ”Tedavi güvenliği sağlanamıyorsa yapılanlar boşa gider. Askeri kurumlardaki bütün atölyelerde, her tarafta &lsquo;Önce güvenlik, sonra hizmet’ diye yazar. Bizim askeri kurumlarımız kültür oluşmuş kurumlardır. Çünkü Osmanlı’da hiç kapanmayan birkaç müesseseden biridir. Bu sözü hastanemizde her yere ilkesel olarak yazdırdık. Bu güvenlik uygulamalarının ısrarla üzerinde duruyoruz. Bir güvenlik olgusu olduğu zaman, hatta bazen ramak kalma olguları oluyor. Tam bir tehlike durumunda hasta intihar etmek ya da kaçmak üzere oluyor ve hemen fark ediliyor. Ramak kalma vakalarını bile olgu olarak yazıyoruz. Güvenlik kalite yönetiminde bir yazılım sistemimiz var. Orada düzeltici ve geliştirici faaliyet olarak onları alıp yeni gelenlerin bunları okuyup öğrenmesini sağlıyor. Bu şekilde bir güvenlik kültürü oluşturmaya çalışıyoruz, ilkemizi uyguluyoruz. Güvenlik kültürü sadece lafta kalan bir durum değil.  Muhakkak uygulanması da gerekir” diye konuştu.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: ”İş güvenliği sağlanan yerde çalışan güvende hissediyor”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Rüştü Uçan’ın kongreye katılanları çok acı bir gerçekle yüzleştirdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ”Türkiye’de 10 misli daha fazla ölümlü iş kazası var. Bu Türkiye’ye yakışmıyor, biz insana değer vermeyi bilen ve sevgi medeniyeti kurmuş bir milletiz. Böyle bir medeniyette bu hoyratlık bize göre değil, bu olmamalı. Bazı işverenler iş güvenliği yatırımını ilk başta masraf gibi görüyor.  Fakat şuna benziyor, bir insan yatırım yapar bir silah alır. Belki ömür boyu kullanmaz ama lazım olduğu zaman da müthiş işe yarar. Bu iş güvenliği de öyledir. Yangın tüpleri ve yangın merdivenleri de öyle. Bütün bunlar iş yerinin güvenli ortam olması veya iş yerinde sadece çalışanların çıkarına değildir. Çalışan orada kaza ve hastalık azaldığı zaman kendilerini güvende hissediyor. Şu anda bir insan ve bir iş yeri için en önemli sermaye güven sermayesidir. Güven sermayesi zayıf kurumlarda verimlilik düşer ve sağlık giderleri artar, güvenli iş ortamı yoksa personel değişimi çok olur. İnsanlar kendi güvende hissetmediği için her sabah korkarak gelir ve böyle oldukça daha çok kaza olur” diye konuştu.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: ”Empati yapılırsa iş kazaları azalır”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>İnsan psikolojisi ile ilgilenen biri olarak incelediğinde en çok kaza yapanların empati yoksunu kişiler olduğuna işaret eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ”Bir iş yerinde çalışırken iş yeri patronu &lsquo;bu çalışan benim çocuğum,  kardeşim veya akrabam olsa onun başına bir kaza gelmemesi için ne yapmam lazım?’ diye düşünürse empati yapmış olur. Bir insan empati yapabilirse kaza ihtimali daha da azalıyor. Onun için tıpta biz cerrahlara güvenlik kültürü olarak söyle öğretilir; Annenin çocuğu tutması vardır ya incitmeden, şefkatli ama koruyarak tutar.  Bir hastayı böyle tutmamız ve böyle ele almamız lazım.  Onu koruyarak, şefkatle yaklaşarak yaklaşmak gerekir ama bu tabii ki her dediğine evet demek anlamına gelmiyor. Doğru olanı yapıp hayır diyebilmeyi de başarabiliyoruz” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: ”İş sağlığı güvenliği eğitimi uzaktan olmaz”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ”Güvenliğin bir kültür olduğunu biliyoruz” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>”Bizim kültürümüzde hani Türk filmlerinde vardır ya her şey bittikten sonra lambaları yana yana en sonunda polis gelir. Bizdeki güvenlik kültürü biraz Yeşilçam filmlerindeki sahnelere benziyor.  Gerçi Amerikan filmlerinde de öyle oluyor. Maalesef iş güvenliğinde de öyle oluyor. Gerçi eskiye göre azaldı. İş sağlığı güvenliği birimlerinin çoğalması ve bu bilincin, kültürün oluşması önemli. Özellikle burada bir sitemim var.  Bunu birçok yerde de söyledim. İş sağlığı güvenliği açıktan öğretim ile olmaz. Bir bomba eğitimi, yangın eğitimi, bir iş kazası eğitimi uzaktan olmaz. Bizim kendi üniversitemizde kurduğumuz laboratuvarlar var. Uzaktan öğrenim olur, eğitim olmaz. İş sağlığı güvenliği eğitimi uygulaması büyük bir alan. Uygulamaya gitmeyenlerin diplomalarını vicdanen rahatsız olmadan nasıl göğsünü gere gere imzalayabiliyorlar. Uygulama bilmeyen ISG uzmanı olmamalı. Bundan dolayı da bakanlık herkesi, açık öğrenim ile gelenleri nerden gelirse sertifikada belli standart oluşturuyor. Yaş da kuru da eşit kabul ediliyor. Maalesef böyle bir sistem de var.”</span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”> </span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Nevzat Tarhan: ”İSG’de liderlik çok önemli”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Güvenlik kültürünün Türkiye’de oluşmadığını ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan,<strong> </strong> ”Güvenlik kültürü aslında reaktif bir kültür değildir. Olay hemen olduğu zaman olayı çözmek değil itfaiyeci modeli ile yaklaşacağız. Olayı hemen söndüreceğiz, soğutacağız ve ondan sonra kök nedeni araştıracağız. Kimin ihmali var, kim neyi neden yapmamış? Bunlara bakılacak, dersler çıkarılacak. Çıkarılan derslere göre proaktif olmak gerekiyor. İş sağlığı güvenliğinde de liderlik çok önemli.   Liderlerin bu sorumluluğu hissederek hareket etmeleri gerekir. Ben güvenli çalışma ortamının olduğu, güvenlik kültürünün daha yaygın olması ile ilgili bu kendi tecrübelerimi aktarmaya çalıştım. Bütün katılımcılara teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum.  Genç arkadaşlarımızın bu konuyu sahiplenmesi çok önemli. Burada öğrendiğiniz bilgi bir gün büyük bir felaket önleyebilir. Onun için bilgi en büyük rehberimizdir. Bilgi sahibi olarak, düşünerek hareket etme ölçüsü olmalı” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Prof. Dr. Muhsin Kar: ”İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi için önemli çalışmalar yürütülmektedir”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”> </span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi  Rektörü Prof. Dr. Muhsin Kar ise açılış konuşmasında iş sağlığı ve güvenliğinin  dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün önemi artan bir alan olan olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Muhsin Kar, ”Özünde çalışanı korumak olan bu alanın ihmal edilmesi birçok soruna yol açmakta ve bu durum işletmelerde, ülke ekonomilerinde kaynakların etkin, verimli ve sağlık kullanımını engellemekte bu da çok büyük kayıplara yol açmaktadır. Bugün dünyada olduğu gibi ülkemizde de iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi için önemli çalışmalar yürütülmekte ve başta Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren genel müdürlüğümüz olmak üzere üniversiteler, lgili kurumlar ve sivil toplum kuruluşları, yeni ve bilimsel çalışmalara dayalı faaliyetler gerçekleştirmekte bizi mutlu ediyor. Özellikle politika yapım süreçleri ile akademik birikimin dahil edilmesinin çok önemli olduğunu belirtmek isterim</span><span style=”font-size:15px”>” dedi</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Orhan Koç: ”Çalışma hayatında yaşlı popülasyon artıyor</span></strong><span style=”font-size:15px”>”</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Orhan Koç ise açılış konuşmasında engelli ve yaşlı konusunun iş sağlığı ile ilişkisine değindi. Bu konunun iş sağlığı ile ilgisinin biraz uzak gibi görünse de önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Orhan Koç,  ”Ama dünya yaşlanıyor. Bugün gelişmiş ülkelerde, Japonya’da 3 kişiden biri yaşlı, ülkemizde de 10 kişiden biri yaşlı. Çalışma hayatında da 55 yaş üstü diye ifade edebileceğimiz, yaşlı popülasyon artıyor emeklilik yaşı 65 oldu. Bir 10 sene sonra kamuda veya özel sektörde ciddi manada yaşlı çalışan işçiler olacak, memurlar olacak. Tabii yaşlı ile ilgili iş sağlığı güvenliği açısından, meslek hastalıkları açısından, yeni gelişmeleri yeni tedbirleri onları anlatabilmek, onlarda davranış değişikliği geliştirebilmek yeni teknolojiye adapte edebilmek çok önemli” dedi. </span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Engelli Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü olarak tanıya dayalı, rapora dayalı engellilikle oluşturdukları bir ulusal engellilik veri tabanı olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Orhan Koç, ”Bugün 2 milyon 888 bin engelli birey var kayıtlı olan. Bunlar rapor almış ve 40’ın üzerinde çoğu, engelli olan bireyler” diyerek engelli bireylerin iş yaşamında daha fazla yer alması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Uzm. Dr. Orhan Koç, ”Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda 2007’de kamuda engelli istihdamı 10 binler civarındayken şimdi 60 bin engelli kardeşimiz kamuda çalışıyor. Yani bunlar iş yerlerinde çalışıyor. Bunlar adliyede çalışıyor, Sağlık Bakanlığı’nda çalışıyor, üniversitemizde çalışıyor ve bu engelli kardeşlerimizin engel durumlarına göre yapmamız gerekenler var. Yine hakeza 100 bini aşkın engelli kardeşimiz özel sektörde çalışıyor” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Cafer Uzunkaya: ”Pandemide yaşanan can kaybından daha fazla kayıp iş sağlığı alanında yaşanıyor”</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Cafer Uzunkaya ise içerisinde bulunduğumuz pandemi sürecinde tüm devletlerin milletleriyle seferber olduklarını, bu süreçte 2,5 milyon insanın hayatını kaybettiğini söyledi. Oysa ki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili rakamlara bakıldığında Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) rakamlarına göre her yıl 3 milyon insanın iş kazaları ve meslek hastalıkları sebebiyle hayatını kaybettiğine dikkat çeken Cafer Uzunkaya, ”Yine bu rakamlara baktığımızda, istatistiklerinin bile doğru dürüst tutulmadığı meslek hastalıkları konusuna baktığımızda da 3 milyar olan çalışma gücünün 200 milyonluk kesiminin meslek hastalıkları ile karşı karşıya kaldığı gerçeğini unutmamamız lazım. Ne demek istiyoruz, aslında biz pandemik ve alarm durumunu iş sağlığı ve güvenliği ile dünya olarak yaşamaktayız” dedi.</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Cafer Uzunkaya, Türkiye’nin 2012 yılında çıkardığı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun çalışma hayatı açısından bir devrim niteliğinde olduğunu kaydetti.</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Kongre iki gün sürecek</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>2. Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Öğrenci Kongresi’nin öğleden sonra bölümündeki ilk oturumu Turkcell İş Güvenliği Müdürü Dr. Selkan Alkan’ın başkanlığında gerçekleşti. Öğretim Görevlisi Efari Bahçıvan’ın ”İş Güvenliğinde Liderlik” başlıklı konuşmasıyla konuk konuşmacı olarak katıldığı oturumda; ”Sağlık Emniyet Güvenlik”, ”Senaryo Bazlı İSG Uygulamaları”, ”İlkyardım Yönetmeliğine Göre Verilen İlk Yardım Eğitiminin Kalitesi ve Çalışanlar Üzerindeki Etkisinin Ölçümü”, ”Yükseköğretim Kurumlarının COVID-19 Sürecine Yaklaşımı, İstanbul Örneği”, ”Covid-19 Çalışma Ortamının Çalışanların İş Stresi ve Yaşam Kalitesine Etkisi”, ”Biyolojik Risk Etmeni Olarak Covid-19 Virüsünün Bulaş Yollarının İncelenmesi” başlıklı oturumlarda Beykoz Üniversitesi’nden Sena Şülekoğlu, Üsküdar Üniversitesi’nden Şeymanur Aksöz ve Nagehan Demir, Merve Karamustafa, Miray Mutaf ve Nuray Özen konuşmacı olarak yer aldı.</span></p>

<p style=”text-align:justify”><br />
<span style=”font-size:15px”>Kongrenin ilk gününde İSGAM Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ömer Volkan Gök başkanlığında gerçekleşen ikinci oturumunda birbirinden önemli konular hakkında görüşler paylaşıldı. ”Ozonla Dezenfeksiyon İşleminde Ortam Maruziyetlerinin İş Sağlığı ve Güvenliği Yönünden Değerlendirilmesi”, ”Türkiye’de İş Kazalarının En Çok Yaşandığı Sektörlerin İncelenmesi ve Çözüm Önerileri”, ”Asbest Maruziyetinde İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri”, ”Mermer İşlemede İş Sağlığı ve Güvenliği” konulu sunumlarını Gülçer Özcan, Ayşin Günçü, Tuğba Taşkın ve Mehmet Dede paylaştı. </span><span style=”font-size:15px”>Beykoz Üniversitesi’nden Sena Şülekoğlu, Üsküdar Üniversitesi’nden Şeymanur Aksöz ve Nagehan Demir, Merve Karamustafa, Miray Mutaf ve Nuray Özen konuşmacı olarak yer aldı.</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Müge Ensari’nin oturum başkanlığını yaptığı günün son oturumunda ise Şeyma Nur Sarı, Gülşah Küçüksavcı, Nagihan Demir, Mustafa Gençtürk ve Hülya Aytar konuşmacı olarak yer aldı. Bu oturumda ise ”İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları İle Çalışanlar Arasındaki İletişim Sorunları ve Çözüm Önerileri”, ”Makine Risk Değerlendirmesinin Çalışma Hayatına Entegrasyonu”, ”Kilitleme/ Etiketleme”, ”İnsan Odaklı Aydınlatma”, ”Sektörel Bazda İş Kazası ve Meslek Hastalıkları Analizi” konuları ele alındı.</span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><strong><span style=”font-size:15px”>Kongrenin ikinci gününde de kapsamlı konular ele alınacak</span></strong></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>İki gün sürecek olan kongrenin 4 Nisan 2021 Pazar günü gerçekleşecek oturumları ise Üsküdar Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Serap Tepe, Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Serenay Çalış ve Semin A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Öymez Semin’in başkanlığında yapılacak. </span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:15px”>Yarınki oturumlarda ise aşağıdaki konular ele alınacak: ”Yükseköğretim Kurumlarında İş Sağlığı ve Güvenliğine Yaklaşım, İstanbul Örneği”, ”Küresel İklim Değişikliğine Uyum: Akıllı Tarım Uygulamaları ve İş Sağlığı ve Güvenliği”, ”Wellbeing / İyi Olma Halinin İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Değerlendirilmesi”, ”Endüstriyel Mutfaklarda Karşılaşılan Risklerin Değerlendirilmesi ve Üç Farklı Kazanın Kök Neden Analizi Yöntemiyle İncelenmesi”, ”Papyon Modeli Risk Değerlendirme Metodu Kullanılarak Proaktif ve Reaktif Önlemlerin Belirlenmesi, Depo Örneği”, ”İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Lisans Programı Müfredatlarının Karşılaştırılması: Akreditasyon Sürecine Katkı”, ”İş yerlerinde Acil Durum Planlarının Uygulanmasında Yaşanan Sorunlar”, ”Evde İş Sağlığı ve Güvenliği”,  ”İş Sağlığı &amp; Güvenliği ve Etik”, ”Mobbingin İş Sağlığı ve Güvenliği Üzerine Etkileri”, ”Kimyasal Üretiminde İş Sağlığı ve Güvenliğinin Süreç İyileştirmeye Etkisi”, ”Kimyasal Üretiminde İş Sağlığı ve Güvenliğinin Ürün Güvenliğine Etkisi”, ”Anatomi Laboratuvarının Kimyasal Risk Etmenlerinden Formaldehit Konulu Anatomi Tezlerin Analizi”, ”Tekstil Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği ve Risk Değerlendirmesi”,  ”Psikososyal Riskler Kapsamında Çalışma Ortamında Mobbinge Maruz Kalan Çalışanların Mobbinge Yönelik Yaklaşımları, Görevsel Performansları ve Sorunları” ”Yükseköğretim Kurumları İçı̇n Afet ve Acı̇l Durum Yönetı̇mı̇ Planları Hazırlık Çalışmaları: Bursa Uludağ Üniversitesi Örneği”, ”Covid-19 Salgını Sürecinde Hastane Ortamlarının İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Değerlendirilmesi”, ”Sağlık Sektöründe Covid-19 Öncesi ve Sonrası İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamalarının Karşılaştırmalı Analizi: Ankara Örneği”, ”Temel İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Uzaktan Eğitim Yolu İle Verilmesi: Uludağ Üniversitesi Örneği”, ”Otomobil Ses ve Isı İzolasyon Parçaları Üretimi Yapan Bir Fabrikada Karşılaşılan, İş Kazaları ve Ramak Kala Olaylarının İncelenmesi”, ”İnşaat Sektöründe Çalışanların Kişisel Koruyucu Donanımlara Verdikleri Önemin Araştırılması”, ”Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği”, ”Nano Malzemelerin Analitik Analizi”, ”Atıksu Arıtma Tesislerinde İş Sağlığı ve Güvenliği”.</span></p>
<br>Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Apr 2021 19:46:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/prof-dr-nevzat-tarhan-bir-is-yeri-icin-en-onemli-sermaye-guven-sermayesidir-1617554773.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyarbakır’da vaka alarmı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/diyarbakirda-vaka-alarmi-10334</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/diyarbakirda-vaka-alarmi-10334</guid>
                <description><![CDATA[Diyarbakır Valisi ve Belediye Başkan Vekili Münir Karaloğlu, son 15 günde kentte artan Koronavirüs vaka sayıları nedeniyle “Aman Dikkat” uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>DİYARBAKIR (İGFA) - </strong>Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, salgın sona erene kadar belirlenen ve uygulaması oldukça basit olan maske, mesafe ve temizlik kuralına herkesin dikkat etmesinin önemine değinerek, şunları kaydetti: “Sevgili Diyarbakırlılar; Aman Dikkat! Maalesef, son 15 gün içinde, pozitif vaka sayımız yüzbinde 20’lerden yüzbinde 60’lara çıktı. Evet, havalar ısınıyor, herkes kendini dışarı atmak istiyor ancak, Hep beraber sağlığımızı korumalıyız.”</p>
<p><strong>MAVİ MESAJ</strong></p>
<p>Valilik ve Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Bakanlığı’nın Koronavirüs salgınıyla ilgili il bazlı açıklamalarında, sarı kategoride orta riskli kentler arasında yer alan Diyarbakır’da, vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışmaları devam ediyor.</p>
<p>Salgının, kentte sosyal yaşamın kesintiye uğratmaması için herkesin üzerine düşen sorumluluğu hatırlatmak amacıyla geçen hafta billboardlara “AMAN DİKKAT Mavi olmak için kurallara titizlikle uyalım” afişlerini aşan Büyükşehir Belediyesi, vatandaşı, daha dikkatli davranmalarını sağlamak amacıyla el broşürleriyle bilgilendirecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Apr 2021 19:43:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/04/diyarbakirda-vaka-alarmi-1617554592.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyarbakır’da İLYAD eğitimi aldılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/diyarbakirda-ilyad-egitimi-aldilar-10152</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/diyarbakirda-ilyad-egitimi-aldilar-10152</guid>
                <description><![CDATA[Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü’nün sağlık personeline yönelik ”İleri Yaşam Desteği (İLYAD)” eğitimi sona erdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<strong>DİYARBAKIR (İGFA) -</strong> Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı'na bağlı Bölge Eğitim Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından yapılan İLYAD eğitimi tamamlandı. Eşit, kaliteli ve daha etkin bir acil sağlık hizmeti sunulması amacıyla başlayan sağlık perosneline yönelik eğitimlere Siirt'ten gelen katılımcılar da eşlik etti. COVID-19 pandemisi nedeniyle maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına azami şekilde uyularak tamamlandı.  ]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Mar 2021 15:41:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/diyarbakirda-ilyad-egitimi-aldilar-1617194472.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Batman’da çocuklar ameliyattan korkmayacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/batmanda-cocuklar-ameliyattan-korkmayacak-10149</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/batmanda-cocuklar-ameliyattan-korkmayacak-10149</guid>
                <description><![CDATA[Batman Belediyesi, “Benim Hastanem” projesi kapsamında Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 6 adet akülü araç hediye etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BATMAN (İGFA) -</strong> Batman'da İl Sağlık Müdürlüğü ile ortak yürütülen proje kapsamında Batman Belediyesi, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bulunan çocukların hastalıkları süresince eğlenceli vakit geçirmelerini sağlamak amacıyla 6 adet akülü araç hediye etti. </p>
<h4>ÇOCUK OYUN ODASI DA AÇILDI</h4>
<p>Çocuklara öz güven oluşturmak ve çocuk cerrahi servisindeki çocukların moral ve motivasyonunu artırmak amacıyla hediye edilen akülü araçların tesliminde konuşan Batman Belediye Başkan Yardımcısı Ali Osman Bilgili, çocuk oyun odasının da açılışını gerçekleştirdi. </p>
<p>İl Sağlık Müdürü Dr. Hakan Pamukçu, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Süleyman Öden ve idarecilerin hazır bulunduğu programda çocuk oyun bölümünün açılış kurdelesini kesen Başkan Yardımcısı Bilgili, bu gibi hizmetlerin sosyal getirisinin yüksek olduğunu belirterek, Batmanlılar için her türlü çalışmaya destek vermeye devam edeceklerini söyledi. </p>
<p>Çocukların olduğu kadar ailelerin de oldukça ilgisini çeken akülü arabalardaki miniklerin eğlencesine ebeveynleri de ortak oldu.</p>
<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Mar 2021 15:40:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/batmanda-cocuklar-ameliyattan-korkmayacak-1617194433.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşam konforuna panik atak freni</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/yasam-konforuna-panik-atak-freni-10081</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/yasam-konforuna-panik-atak-freni-10081</guid>
                <description><![CDATA[Panik atağın aniden başlayan ve 10 dakikada en yüksek düzeye çıkan korku ve kaygı olduğunu ifade eden Özel Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psk. Dildade Demirören, “Birçok ruhsal ve bedensel rahatsızlık, panik atağa benzer belirtiler gösterebilir. Belirtiler mevcut ise hekim tarafından değerlendirilmeli” uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) - </strong>Panik atak, aniden başlayan ve düzenli olarak ortaya çıkan bir korku hissi ve anksiyete bozukluğu olmaktadır. Panik atağın aniden başlayan ve 10 dakikada en yüksek düzeye çıkan korku ve kaygı olduğunu ifade eden Özel Esentepe Hastanesi Klinik Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Psk. Dildade Demirören, “Birçok ruhsal ve bedensel rahatsızlık panik atağa benzer belirtiler gösterebilmektedir. Bu nedenle belirtiler mevcut ise öncelikle bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir” uyarısında bulundu.</p>
<p>Her insanın belli zamanlarda korku ve panik hissi yaşayabileceğini söyleyen Demirören, “Bu his gergin, stresli veya tehlikeli durumlarda beynin verdiği doğal bir tepkidir. Fakat panik atak bozukluğu olan bir kişi anksiyete, panik, korku ve stres duygularını hem düzenli olarak hem de genellikle sebepsiz yere hisseder” dedi.</p>
<p><strong>KALABALIK AÇIK ALAN VE MEKAN KORKULARI</strong></p>
<p>Bazı insanlarda panik atağın yanında, ‘agorafobi’ olarak adlandırılan kalabalık açık alan ve mekân korkusunun da eşlik edebileceğine dikkat çeken Uzm. Psk. Dildade Demirören, “Agorafobinin nedeni, kişinin atak anında içinde bulunduğu durum ve panikten çıkamayacağını hissetmesinden dolayı ortaya çıkmaktadır” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong></strong>Panik atak belirtilerinin kolayca başka hastalıkların belirtileri ile karıştırılabileceğini söyleyen Demirören, semptomlara dikkat edilmesi ve iyi analize edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Panik atak belirtileri hakkında açıklamalarda bulunan Uzm. Psk. Dildade Demirören, şöyle devam etti: “Panik atak rahatsızlığında en yaygın olarak görülen belirtiler arasında çarpıntı, kalp atışlarının duyulması, terleme ve sıcak basması, titreme veya sarsılma, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bulantı veya karın ağrısı, baş dönmesi, sersemlik, kontrolünü kaybetme hissi, uyuşma, ölüm korkusu ve ürperme bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Tedavi edilmeyen panik atağın yaşam konforunu ciddi anlamda bozabileceğine dikkat çeken Demirören, “Panik atak, kişinin sosyal hayatını olumsuz etkilemektedir. Özellikle yoğun korku ve kaygı hissi yaşam kalitesini düşürür” dedi. Panik atağın tek başına bir hastalık olmadığını dile getiren Demirören, hekim tarafından değerlendirme yapıldıktan sonra psikolog veya psikiyatri desteği alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p>
<p></p>
<p> </p>
<p> </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Mar 2021 13:04:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/yasam-konforuna-panik-atak-freni-1617098647.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Spor sonrası meyve suyu ile enerji kazanın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/spor-sonrasi-meyve-suyu-ile-enerji-kazanin-10009</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/spor-sonrasi-meyve-suyu-ile-enerji-kazanin-10009</guid>
                <description><![CDATA[Sağlıklı bir yaşam için sporu hayatımıza katmamız gerektiğini belirten uzmanlar, yapılan egzersizlerin ardından kaybedilen enerji ve minerallerin bir bardak meyve suyu içerek geri kazanılabileceğini vurguladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL (İGFA) -</strong> Spor esnasında vücudumuz normal rutinine nazaran çok daha fazla enerji harcar. Yapılan egzersizler sonucunda vücuttan belli miktarda minerallerin terle dışarı atıldığını belirten uzmanlar, kaybedilen enerji, sıvı ve mineralleri yerine koyabilmek ve oluşan kas ağrılarını azaltabilmek için spor sonrası bir bardak meyve suyu tüketimini önerdi. </p>
<p>Nuh Naci Yazgan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, meyve sularının vücudun sıvı gereksinimini karşılamanın yanı sıra, içeriğindeki antioksidan ve mineraller ile hücrelerin yaşamsal faaliyetlerinin ve vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesine yardımcı olacağını söyledi. Aynı zamanda meyve sularında bulunan meyvenin kendisinden gelen doğal şekerler verdikleri enerji sayesinde vücudun zinde kalmasına yardımcı olduğunu kaydeden Prof. Dr. İnanç, egzersiz yapanlar ve sporcular için önemli bir besin öğesi olan potasyum kaynakları arasında sebze ve meyvelerin bulunduğunu kaydetti. İnanç, “Özellikle yaz aylarında içilen bir bardak meyve suyu, egzersiz sonrasında kaybedilen sıvı ve minerallerin geri kazanılmasına yardımcı oluyor” dedi. </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Mar 2021 14:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/spor-sonrasi-meyve-suyu-ile-enerji-kazanin-1617015840.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Madde kullanımı yaşlılarda artış gösterdi! (ÖZEL)</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/madde-kullanimi-yaslilarda-artis-gosterdi-ozel-9979</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/madde-kullanimi-yaslilarda-artis-gosterdi-ozel-9979</guid>
                <description><![CDATA[Uyuşturucu madde kullanımı her geçen gün artarken, pandemi ile birlikte madde kullanım yaşı da değişti. Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği Başkanı Yahya Öger, bağımlılık yaşının değiştiğini belirterek, ilerleyen yaş gruplarında kullanımın arttığını, 15-25 olan yaş grubu 40-60 yaş aralığına ilerlediğini öne sürdü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yağmur ENSARİ (DİYARBAKIR YENİGÜN)</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu (INBC) 2020 Raporu, yaşlı nüfus arasında uyuşturucu madde bağımlılığının arttığına işaret etti. Son 10 yılda yaşlı nüfusta madde kullanımın oranının genç nüfusa göre daha hızlı ilerlediğinin vurgulandığı raporda pandemi ile birlikte madde kullanımının arttığı da belirtildi.</p>
<p>Yeşil Yıldız Bağımlılıklarla Mücadele Derneği Başkanı Yahya Öger, uyuşturucu madde kullanımı yaşının 15-25 grubundan 40-60 yaş aralığına çıktığını söyleyerek, pandemi nedeniyle yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle daha bağımlıların daha tehlikeli ve ucuz kimyasallara yöneldiğini söyledi.</p>
<h4><strong>'BAĞIMLILIK YAŞI ARTTI'</strong></h4>
<p>Öger, madde kullanım yaşının arttığını vurgulayarak,“COVID-19’dan kaynaklı madde ve alkol tüketimi son araştırmaya göre dünyada hızlı şekilde artış gösterdi. Özellikle yaş gurubunun ilerleyen yaşlarda kullanımının daha fazla olduğu tespit edildi. Stres, kaygı, depresyon madde ve alkol kullanımını tetikledi. Daha önce 15-25 yaş arası iken pandemiyle birlikte 40-60 yaş arası özellikle erkek kullanıcıların dünyada artış gösterdiği son yapılan çalışmada ortaya çıktı” diye konuştu.</p>
<h4><strong>'PANDEMİ TEHLİKELİ KİMYASALLARA YÖNELTTİ'</strong></h4>
<p>Pandemi nedeniyle ekonomik sıkıntı yaşayan bağımlıların daha tehlikeli ve ucuz kimyasallara yöndeldiğini dile getiren Yahya Öger, “Hint keneviri kullanımı özellikle güvenlik güçlerinin operasyonları neticesinde ciddi manada yakalandı. Eroin ve kokain maddelerinin yurtdışından Türkiye’ye girişi güvenlik güçleri tarafından operasyonlarla engellendiği için yurtiçinde kristal diye tabir ettiğimiz metamfetamin kullanımının artış gösterdiğini görüyoruz. Metamfetaminler neredeyse kullanıcılar tarafından artık merdiven altında üretilecek duruma geldi. Çok ucuz olmasından ve erişimin kolaylığı kristal kullanımını hızlı bir şekilde arttırdı. Kristal kullanımı uyuşturucu maddeler içinde tedavisi en zor olan ve ciddi manada kullanıcı bireye ölüm tehlikesi getiren kimyasallardan oluşmaktadır” dedi.<strong></strong></p>
<p>Uyuşturucudan kaynaklı ölüm vakaları konusunda ellerinde net veriler olmadığına dikkati çeken Öger, uyuşturucu kullanım etkisinden kaynaklı cinayet, cinsel taciz ve tecavüz, kadın karşı şiddet uygulanmasında bu maddelerin etkili olduğunu öne sürdü.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Mar 2021 10:58:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/madde-kullanimi-yaslilarda-artis-gosterdi-ozel-1617004724.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>60 yaş üstü için aşı randevusu açıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/60-yas-ustu-icin-asi-randevusu-acildi-9955</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/60-yas-ustu-icin-asi-randevusu-acildi-9955</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter hesabından 60 yaş üzeri bireylerin de aşı randevusu alabileceğini duyurdu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>BURSA (İGFA) </strong>- Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda COVID-19 aşı programında yeni gruba geçildiğini duyurdu. Koca, "Aşısı sisteme tanımlanmış olan vatandaşlarımız 60 yaş üzeri vatandaşlarımız eşleri ile birlikte randevu alarak aşılarını olabilecekler. Ayrıca bazı risk grupları da programa dahil edildi" bilgisini paylaştı.Hatırlanacağı gibi, Türkiye genelinde 12 Şubat'tan itibaren 65 yaş ve üzerindeki kişilerin aşılanmasına başlanmıştı.</p>
<p></p>
<h4>ADIM ADIM AŞI RANDEVUSU </h4>
<p>Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı "Nasıl aşı olurum?" rehberine göre, COVID-19 aşısını olmak için ilk olarak e-Nabız hesabına giriş yapmak gerekiyor. Sağlık Bakanlığı, e-Nabız uygulamasına Covid-19 aşı durumu bilgilendirme özelliği ekledi. Burada "Covid-19 Aşı Durumu" menüsüne tıklandığında, aşı öncelik durumu görülebiliyor.</p>
<p>Mobil uygulama kullanmayan veya internete sahip olmayan kişilerin kısa mesaj (SMS) yöntemiyle de aşı öncelik durumu sorgulanabiliyor. Aralarında boşluk bırakarak, "AŞI", T.C. Kimlik Numarası ve kişinin kimlik seri numarasının son 4 hanesini 2023'e SMS olarak göndermek gerekiyor.</p>
<p>Öncelikli gruplar arasında yer alanların Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) uygulamasıyla randevu alması gerekiyor. MHRS ile hem aile hekiminden, hem de kamu, özel ve üniversite hastanelerinden aşı randevusu alınabiliyor.Randevu bilgileri kısa mesaj (SMS) ile kişinin cep telefonuna gönderiliyor.</p>
<p>Sağlık Bakanlığı, aşı uygulama noktalarında kalabalık oluşmaması için, randevu saatinden 15 dakika önce gidilmesinin yeterli olduğunu belirtiyor ve maske kullanımına dikkat etmek konusunda uyarıyor. Aşının ikinci dozu için randevu, aşıyı uygulayan sağlık biriminden ya da yine MHRS üzerinden alınabiliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Mar 2021 17:48:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/60-yas-ustu-icin-asi-randevusu-acildi-1616942913.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyarbakır’da çaresiz aile çocuklarının SMA tedavisi için destek arıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/diyarbakirda-caresiz-aile-cocuklarinin-sma-tedavisi-icin-destek-ariyor-9865</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/diyarbakirda-caresiz-aile-cocuklarinin-sma-tedavisi-icin-destek-ariyor-9865</guid>
                <description><![CDATA[Diyarbakır’da SMA Tip 1 ile mücadele eden Ebubekir Acar ve Zeynep Acar çiftinin çocuğu Meryem’in SMA tedavisi olabilmesi için 2,4 milyon dolara ihtiyaç var. Tedavi masraflarını karşılayamayan aile gerekli parayı biriktirmeye çalışıyor. ”Hastalık çocuklarımızın suçu değil” diyen Baba Acar, ”Çocuklarımızı gözden çıkarmasınlar. Ekim ayında yardım kampanyası başlattık ama yüzde ikiye yeni ulaştık” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yağmur ENSARİ (DİYARBAKIR YENİGÜN)-</strong></p>
<p>Türkiye’deki  SpinalMüskülerAtrofi (SMA) hastası bebeklerden yalnızca biri olan 3 çocuklu Acar ailesinin 3 yaşındaki kızı Meryem Acar, hayata tutunmak için yurtdışında tedavi görmeyi bekliyor. Henüz 6 aylıkken SMA Tip 1 tanısı konan Meryem bebeğin hayata tutunması için 2,4 milyon dolar gerekli.</p>
<p>Türkiye’de uygulanamayan tedavi için yurtdışına gidecek olan aile tedavi masrafını karşılamak için sosyal medyadan yardım kampanyası başlatıldı. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında başlatılan kampanyanın yüzde 2’ye ulaştığını söyleyen baba Ebubekir Acar, “Türkiye’de tedavi imkânı bulamıyoruz. Kampanya çok yavaş ilerlediği için bir ilerleme sağlayamıyoruz. Kızımın hayata tutunması için tedavi görmesi gerekiyor. Hastalık bizim seçimimiz değil, kızımın tedavi görmesini istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Çocuklarımız gözden çıkarılmasın’</strong></p>
<p>Hastalık sürecinin sıkıntılı ilerlediğini ve Meryem’in hayatta kalması için çaba sarf ettiklerini belirten Acar, “Kızım solunum cihazına bağlı yaşıyor. Beslenmesi burnundan midesine inen hortumla sağlanıyor. Henüz 3 yaşında olmasına rağmen kızım makineye bağlı bir hayat yaşıyor. Çocuklarımız gözden çıkarılmasın. Her gün, her dakika ölümü yaşıyoruz. Hastalık kızımın veya bizim isteğimiz, suçumuz değil. Küçücük bedeniyle sırtlandığı yük çok ağır. Çocuklarımız gözlerimizin önünde hastalıkla mücadele ediyorlar ama elimizden bir şey gelmiyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Türkiye’de tedavi imkânı yok’</strong></p>
<p>Türkiye’de tedavi olamadıklarını anlatan Acar, yüzde 1’lik ihtimali bile denemek istediklerini belirterek, çocuğun gözleri önünde acı çektiğini söyledi.</p>
<p><strong>‘Medikal destekler yetersiz kalıyor’</strong></p>
<p>Yutkunma refleksi olmadığı için düzenli olarak boğaz temizliği yapıldığını söyleyen Acar, “Yutkunamadığı sürekli boğaz temizliğinin yapılması gerekiyor. Bakanlık tarafından medikal destek veriyor ama yetersiz kalıyor. Temizlik için günlük 1 tane, yıllık toplam 365 tane tek hortum veriliyor ancak kızım boğulma tehlikesi yaşadığı için bazı günler 6 hatta 10 tane bile kullandığımız oluyor. Tanesini 2 liradan aldığımı temizleme ekipmanları ciddi maddi külfete neden oluyor. Bu konuda da ne yazık ki gerekli ve yeterli desteği göremiyoruz. Türkiye’de uygulanamayan tedavi yöntemi daha az gelişmiş ülkelerde uygulanıyor. Aileler olarak çocuklarımızın tedavi edilmesini talep ediyoruz” dedi.</p>
<p></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Mar 2021 16:28:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/diyarbakirda-caresiz-aile-cocuklarinin-sma-tedavisi-icin-destek-ariyor-1616765305.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>COVID-19 salgını tüberküloz kontrolünü etkiledi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://redaktorhaber.com/haber/covid-19-salgini-tuberkuloz-kontrolunu-etkiledi-9804</link>
                <guid>https://redaktorhaber.com/haber/covid-19-salgini-tuberkuloz-kontrolunu-etkiledi-9804</guid>
                <description><![CDATA[Pandemi dönemi Türkiye’de de tüberküloz kontrolünü olumsuz etkiledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<strong>BURSA (İGFA) - </strong>Dünya Tüberküloz günü dolayısıyla açıklama yapan Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı,  Dünya Sağlık Örgütü ve birçok araştırıcı tarafından COVID-19 salgınının, veremle savaşa etkilerinin araştırıldığının altını çizdi. Araştırmalara göre son 1 yılda tüberküloz kontrolünün ciddi sorunlar yaşattığını ifade eden Remzi Karşı, Verem Savaşı Dispanserleri'nde yapılan muayene sayısının, korumaya alınan kişi sayısı, yapılan temaslı muayene sayısı ve bakteriyolojik inceleme sayıları yaklaşık yüzde 40 düzeyinde azaldığını söyledi. Yeni kaydedilen tüberkülozlu hasta sayısının yüzde 26 oranında azaldığını belirten Karşı, tüberküloz kontrolündeki bu olumsuz etkilerin başlıca nedenlerinin hastaların sağlık kurumlarına başvurmaması, sağlık kurumlarına geç başvurması, sağlık kurumlarının da COVID-19 dışındaki hastalıklara yeterince zaman ayıramamasından ötürü tüberküloz test ve tanı işlemlerinin yapılma oranındaki düşüşü de beraberinde getirdiğini öne sürdü. COVID-19 salgınının tüberkülozla mücadelede 5-8 yıllık bir gerilemeye neden olabileceğini öne süren Dr. Remzi Karşı, tüberkülozun bulaştırıcı bir hastalık olduğuna dikkati çekerek, “Tüberküloz hastasının solunum yoluyla havaya saçtığı mikroplar, sağlıklı kişiler tarafından nefes ile alınarak akciğerlerine yerleşebilir. Akciğere gelen mikrop ya vücutta hapsedilir ve sessiz bir enfeksiyon olarak kalır ya da hastalık yapar. Sessiz enfeksiyon olanların onda biri ileri bir tarihte hastalanabilir. En sık akciğerleri tutar. Diğer organlarda da hastalık yapabilir. Tanısı, mikrobun gösterilmesi ile konulur. Tedavisi vardır, her hasta iyileştirilir. Dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinde sessiz tüberküloz enfeksiyonu vardır" diye konuştu.Dr. Karşı, Türkiye’de başarılı bir verem savaşı programı yürütüldüğüne vurgu yaparak, Sağlık Bakanlığı, hastaneler, verem savaşı dispanserleri, aile hekimleri, laboratuvarlar yanında derneklerin ve diğer kuruluşların çalışmaları önem taşıdığını söyledi.]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Mar 2021 10:00:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://redaktorhaber.com/images/haberler/2021/03/covid-19-salgini-tuberkuloz-kontrolunu-etkiledi-1616655659.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
